Reklam Ver

Türkiye’nin en çok okunan ekonomi yazarlarından Güngör Uras Milliyet ve Dünya Gazetesi’nde fındık konusunda yazdığı yazısında haberimizdeki bilgilere de yer verdi. Güngör Uras’ın Milliyet Gazetesi’ndeki”Fındıkçının kaderi yabancının elinde” ve Dünya Gazetesi’ndeki “”fındık üreticisini kim koruyacak” yazılarını paylaşıyoruz.

Fındıkçının kaderi yabancının elinde
Fındıkta fiyatın serbest piyasada oluşması gayet normal. Üreticinin çok sayıda ve güçsüz olmasına karşılık, alıcının az sayıda ve güçlü olması ise anormal. Bu şartlarda Türk devi İtalyanlara satılıyor
Olayların içinden/Güngör Uras
Fındık, Rize’den İzmit’e, Türkiye’de çok ailenin geçim kaynağıdır. Fındık Türkiye’nin dünya pazarında hâkimiyeti elinde bulundurduğu tek üründür.
Fındık bir zamanlar sadece Giresun, Ordu ve Trabzon’da yetiştirilirdi. 1960-1965 döneminde 3 ilin üretimdeki payı yüzde 87 idi. 1975-1980 döneminde yüzde 70’e düştü. Şimdi toplam üretimde bu 3 ilin payı sadece yüzde 50 oranında.
Rize’den İzmit’e fındık yetiştiren il sayısı 3’ten 39’a, fındık ekim alanı 220 bin hektardan 700 bin hektara, yıllık fındık üretimi 80-90 bin tondan 700-750 bin tona yükseldi.
Şimdilerde düz ve sulak yerlerde bile fındık yetiştiriliyor. Karadeniz yamaçlarında dönümde verim 80-100 kg iken, Batı’da düz ve sulak arazilerde verim 150-200 kg. Yaklaşık 400 bin aile geçimini fındık satarak sağlıyor.
Fındık dikim alanlarının genişlemesi, sulak alanlarda fındık yetiştirilmesi sonucu fındık üretimi hızla arttı.  
700-750 bin ton kabuklu fındık üretim kapasitesi oluştu. İki kilo kabuklu fındıktan bir kilo iç fındık çıkıyor. Yılda 600-650 bin ton kabuklu, 300-325 bin ton iç fındık üretimi gerçekleşiyor. İç tüketim 50 bin ton dolayında. Her yıl en az 250 bin -300 bin ton iç fındık ihraç ediyoruz. Fındık ihracatından 1.7 milyar dolar gelir elde ediyoruz.
Fındığın en büyük alıcısı, yurtdışındaki
8-10 yabancı firma. İçeride alivre alım yapanlar onların ortak olduğu şirketler veya onların büyüklü küçüklü 800 dolayındaki tüccarı.
Yabancı ile üretici karşı karşıya
Alıcı sayısı sınırlı olduğu için bu alıcılar, Türkiye’deki üretim miktarını gözleyerek yurtdışında alım fiyatını belirliyor. Bu fiyat
(iş olsun-formalite yerine getirilsin denilerek) Hamburg Borsası’na tescil ettiriliyor. Böylece fiyat (güya) Hamburg Borsası’nda oluşmuş oluyor(!)
Bir zamanlar fındıkta fiyat oluşumunda, ihracatta Fiskobirlik (Fındık Satış Kooperatifleri Birliği) hâkim durumda idi. Fiskobirlik, üreticinin ürününü yok pahasına satmasını önlerdi.
Fiskobirlik 1938 yılında kuruldu. 50 fındık satış kooperatifinin birliğidir. Doğru-yanlış fındık üretiminin, alım-satımının ihracatının içinde oldu. 200 bin ton kabuklu depolama kapasitesi vardı.
Karadeniz Bölgesi’nde 12 ilde
50 kooperatifi ve yaklaşık 250 bin fındık üreticisi aileyi şemsiyesi altında toplayan dev bir kuruluş haline gelmişti.
Fındık üreticisi neden sahipsiz?
Dünya Bankası bir rapora dayalı olarak tarım satış kooperatiflerinin ve birliklerinin kapatılmasını emretti. Bu emir üzerine, ana tarım ürünlerini pazarlayan birlikler çökertildi. Bu çerçevede Hükümet, 2006 yılında Fiskobirlik’i devre dışı bıraktı, TMO’yu fındık alımıyla görevlendirdi. Bir süre sonra TMO da fındık alımlarını sonlandırdı.
Fiskobirlik, üretim tahmini yaparak, piyasa açılmadan kabuklu fındık fiyatını belirliyordu. Bu fiyat genelde piyasa fiyatını oluşturuyordu. Tüccar bu fiyatı vermezse, üretici fındığı Fiskobirlik’e satıyordu.
Fiskobirlik’ten sonra piyasa düzenleyicisi bir kurum veya kuruluş olmadığı için piyasayı ihracatçı ve tüccar yönlendirir hale geldi. Fındık üreticisi, bu durumda ihracatçı veya tüccarın fiyatını kabul etmek zorunda kaldı.
İlke olarak fiyatın serbest piyasada oluşması normaldir. Normal olmayan, fındıkta üretici sayısının çok ve üreticinin güçsüz olmasına karşılık alıcı sayısının az ve alıcının güçlü olmasıdır. Bunun sonucu olarak da alıcı istediği fiyatı dikte etme imkânını elinde tutmaktadır.
Fındık konusunun gündeme gelmesinin nedeni, Türkiye’nin en büyük fındık ihracatçısı Oltan Gıda’nın bir yabancı firmaya (Ferrero/Nutella) satılmak üzere olması.
Fındıkta olan biteni iyi izleyen Ali Ekber Yıldırım, bu satış sonunda her yıl piyasaya çıkan fındığın en az yüzde 85’ini satın alan ihracatçı firmaların yarısının yabancıların kontrolüne geçeceğini, yeni satın alma ve ortaklıkların da sırada olduğunu belirtiyor.

DÜNYA Gazetesi’ndeki yazısı

Fındık üreticisini kim koruyacak?
Tevfik GÜNGÖR / OLAYLARIN İÇİNDEN
Türkiye’nin en büyük fındık ihracatçısı Oltan Gıda’nın İtalyan Ferrero grubuna satılması önemli bir gelişmedir. Bu bir yerli pazarlama grubun yabancı gruba satılmasının ötesinde, Türkiye’de fındık sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili oluşumun bir parçasıdır. 
Fındık üreticisinin bundan sonra muhatabı kim olacak? Fındık fiyatı nasıl belirlenecek? Fındık ihracatını kim yapacak? 
Ali Ekber Yıldırım, DÜNYA’daki yazılarında bu satışla Türkiye’nin yıllık 1.7 milyar dolarlık fındık ihracatının yaklaşık yarısının yabancı sermeyeli şirketlerin kontrolüne geçtiğini, önümüzdeki dönemde yabancı sermayenin fındık sektörüne ilgisinin artması ve yeni satın almaların veya ortaklıkların yaşanmasının sürpriz olmayacağını belirtti. 
Fındık bizim dünya pazarında büyük payımız olan ender tarım ürünü. Bu üründe üretici dağınık ve güçsüz. Fiyat oluşumunda ve üreticiyi korumada Fiskobirlik etkendi. 
Fiskobirlik çökertildi. Pazarda ihracatçı ve tüccarlar tek başlarına kaldı. Şimdi pazarın yabancı alıcıların hakimiyetine geçmek üzere olduğu anlaşılıyor. 
Ali Ekber Yıldırım’ın, “Fındık Türkiye’de üretiliyor, borsası Hamburg’da” sözü, bir anlamda gerçek oldu. Dünya fındığının yüzde 75’ini üreten Türkiye, fiyatı belirleme ve piyasayı düzenleme gücünü büyük ölçüde yitiriyor. Böylece Türkiye’de üretilen fındığın fiyatında, ihracatında yabancı sermeyeli şirketlerin etkisi artacak diyor. 
Eskiden fındık sadece 3 ilde yetiştirilirdi. 1960-1965 döneminde 3 ilin üretimdeki payı yüzde 87 idi. 1975-1980 döneminde yüzde 70’e düştü. Şimdi toplam üretimde bu 3 ilin payı sadece yüzde 50 oranında. 
Fındık yetiştirilen il sayısı 3’ten 39’a, fındık ekim alanı 220 bin hektardan 700 bin hektara, yıllık fındık üretimi 80-90 bin tondan 700-750 bin tona yükseldi. 
Şimdilerde Türkiye’nin batısında düz ve sulak yerlerde fındık yetiştiriliyor. Karadeniz yamaçlarında dönümde verim 80-100 kg iken, Batı’da düz ve sulak arazilerde verim 150-200 kg. 
Eskiden fındık alım satımında üreticiyi koruyan ve destekleyen bir kuruluş olarak Fiskobirlik vardı. 
Fiskobirlik 1938 yılında kuruldu. 50 fındık satış kooperatifinin birliğiydi. 1938 yılından bu yana doğru-yanlış fındık üretiminin, alım-satımının, ihracatının içinde oldu. 200 bin ton kabuklu depolama kapasitesi var. Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk’ün, “Belli başlı ürünlerimizi ilgilendiren birlikler kurulmalıdır” direktifi üzerine 1938 yılında toplanan I.Ulusal Fındık Kongresi ‘nde fındık ürününü değerlendirmek için fındık satış kooperatifleri kurulması ve daha sonra da bunların bir birlik şemsiyesi altında toplanması kararlaştırıldı. Fındık Satış Kooperatifleri Birliği, Karadeniz Bölgesi’nde 12 ilde 50 kooperatifi ve yaklaşık 250 bin fındık üreticisini şemsiyesi altında toplayan dev bir kuruluş haline geldi. 
Dünya Bankası bir rapor hazırlatarak, bu rapora dayalı olarak tarım satış kooperatiflerinin ve birliklerinin tasfiye edilmesini emretti. Bu emir üzerine, ana tarım ürünlerini pazarlayan birlikler, tesisler teker teker çökertildi. Hükümet, 2006 yılında Fiskobirlik’i devre dışı bıraktı, TMO’yu fındık alımıyla görevlendirdi. Bir süre sonra TMO de fındık alımlarını sonlandırdı. 
Fiskobirlik şemsiyesi altındaki 50 kooperatifin 250 bin üretici üyesi vardı. Her yıl sayıları 30 ile 70 bin arasında değişen üretici, ürününü Fiskobirlik’e satardı. Bunlar Fiskobirlik’ten başka alıcı bilmezdi. 
Fiskobirlik fındık fiyatında düzenleyici kuruluş olarak çalışırdı. Fiskobirlik, üretim tahmini yaparak, piyasa açılmadan kabuklu fındık fiyatını belirliyordu. Bu fiyat genelde piyasa fiyatını oluşturuyordu. Tüccar bu fiyatı vermezse, üretici fındığı Fiskobirlik’e satıyordu. 
Fiskobirlik’in 200 bin ton fındığı stokta saklayacak depoları, fındık kırma ve işleme tesisleri vardı. 
Fiskobirlik, ihracat yapılamayacak ölçüde yüksek fiyat vermişse, fındık depoda kalıyor, denize dökülüyor, yakılıyor veya yağ oluyordu. 
Fiskobirlik ve bağlı kooperatifler fındık alım ve satımlarını 1964 yılına kadar kendi nam ve hesaplarına yaptılar. Daha sonra 1994 yılına kadarki dönemde alım satım doğrudan veya dolaylı olarak hazine adına yapıldı. 
1994 yılından 2000 yılına kadarki alım satımı ise Fiskobirlik DFİF fonundan kredi kullanarak yaptı. 
2002 yılında da Bakanlar Kurulu kararı ile Hazine adına fındık alımı yapıldı. 2003 yılından itibaren Fiskobirlik alım satımı kendi imkanlarıyla kendi nam ve hesabına yapıyor. Büyük sarsıntı geçiren, büyük borç yükü altında ezilen, bir çok tesisini elden çıkarmak zorunda kalan Fiskobirlik, fındık pazarında etkin olamıyor. 
Fındık dikim alanlarının genişlemesi, sulak alanlarda fındık yetiştirilmesi sonucu fındık üretimi hızla arttı. 700-750 bin ton kabuklu fındık üretim kapasitesi oluştu. İki kilo kabuklu fındıktan bir kilo iç fındık çıkıyor. Yılda 600-650 bin ton kabuklu, 300-325 bin ton iç fındık üretimi gerçekleşiyor. İç tüketim 50 bin ton dolayında. Her yıl en az 250 bin- 300 bin ton iç fındık ihraç ediyoruz. 
Fındığın en büyük alıcısı, yurtdışındaki 8-10 yabancı firma. İçeride alivre alım yapanlar, onların ortak olduğu şirketler veya onların büyüklü küçüklü 800 dolayındaki tüccarı. 
Alıcı sayısı sınırlı olduğu için bu alıcılar, Türkiye’deki üretim miktarını gözleyerek yurtdışında alım fiyatını belirliyor. Bu fiyat (iş olsun- formalite yerine getirilsin diyerek) Hamburg Borsası’na tescil ettiriliyor. Böylece fiyat (güya) Hamburg Borsası’nda oluşmuş oluyor (!) 
Şimdilerde tartışılması gereken Oltan Gıda’nın yabancılar tarafından satın alınmasının ötesinde, bundan böyle fındık fiyatlarının oluşmasında ve de ihracatta yabancı alıcıların rolünün ne olacağı, üreticinin nasıl korunacağıdır.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız