Reklam Ver

Fındık kavgası yine alevlendi. Kavganın nedeni Toprak Mahsulleri Ofisi(TMO)’nin deposundaki 4 yıl öncesine ait fındıkları satışa çıkarması. Fındık fiyatını düşürmeye yönelik bir operasyon olarak kabul edilen bu satış ihracatçılarla üreticileri karşı karşıya getirdi. İddialar, karşılıklı tehditler, suçlamalar havada uçuşuyor.
Kavganın gerçek nedeni nedir?
Kavganın gerçek nedeni fındık üretiminin iç piyasanın ve ihracatı karşılayacak miktarda olmaması ve buna bağlı olarak oluşan fiyattır.
Türkiye, dünya fındık üretiminin yüzde 75’ini tek başına karşılıyor. Son 10 yılın iç fındık ihracat ortalaması 230 bin ton. Bazı yıllar 255 bin ton bazı yıllar 200 bin ton iç fındık ihraç ediliyor. Fakat, ortalaması 230 bin ton. Bunun karşılığı 460 bin ton kabuklu fındık demektir. 2011-2012 sezonunda Türkiye’nin kabuklu fındık üretimi 440 bin ton olarak tahmin ediliyor. Bu üretim miktarı tek başına ihracata bile yetmeyecektir. Kaldı ki, yıllık ortalama 100 bin ton kabuklu fındık iç piyasada tüketiliyor. İhracat ve iç tüketim için en az 550 bin ton kabuklu fındığa ihtiyaç var.
TMO, 2011 sezonu öncesinde 20 Haziran 2011’de stoklarındaki 2008 ürünü fındığı satışa çıkardı. Üretimin az olacağını ve fiyatların artacağını gören bir çok ihracatçı, sanayici 2008 fındığı kilosu 4.8 liradan satın aldı ve deposuna koydu. Ofis, 28 Temmuz’da fındık fiyatını 1 lira artırdı. Bu artış 2012 fındık fiyatının biraz daha yüksek oluşmasını sağladı. Bu nedenle o dönemde ihracatçılar bu karara çok sert tepki gösterdi. Fakat, işini bilen, fiyatın artacağını tahmin eden ihracatçı ihtiyacı olan fındığı satın aldı. Sezon başladıktan sonra TMO fındık satışını durdurdu.
Giresun Ziraat Odası Başkanı Özer Akbaşlı, ihracatçıların o dönemden bugüne TMO’dan 80 bin tondan fazla 2008 ürünü fındık satın aldığını söylüyor. 1 Şubat 2012 itibariyle açıklanan ihracat rakamlarında ise, 2008 ürünü 500 ton fındık ihraç edildiği bilgisine yer veriliyor. Özer Akbaşlı haklı olarak soruyor; TMO’dan alınan 80 bin tonun üzerindeki fındık nereye gitti? Bu fındık depolarda mı, yoksa 2011 ürünü olarak ihraç mı edildi?
Eğer 2008 ürünü fındık 2011 ürünü diye ihraç edildiyse, yıllardan beri milyonlarca dolarlık tanıtımla dünyaya tanıtılan Türk fındığının imajına zarar vermez mi?
Özer Akbaşlı’ nın bu açıklamaları fındıktaki kavgayı alevlendirdi. İhracatçılar önce basın bülteni ile daha sonra gazete ilanları ile Akbaşlı’yı hedef alan açıklamalar yaptı. Kavga büyüdü.
Bugüne geldiğimizde, TMO’nun deposunda 107 bin ton kabuklu fındık var. Bu fındığın 100 bin tonu 2008, 7 bin tonu ise 2007 yılına ait. Başka bir deyimle eski fındık. Depolama koşulları ne olursa olsun 4 yıl öncesinin fındığı ile taze fındık aynı olmaz, olamaz. Her tüketici taze fındığı tercih eder. Şimdi akla gelen ilk soru şu?
Depodaki eski fındıklar ne olacak?
İç piyasaya mı verilecek, ihraç mı edilecek?
Özer Akbaşlı’nın iddia ettiği gibi yeni fındığın içine yedirilerek iç piyasaya ya da ihracata mı sunulacak?
Yukarıda da belirttiğimiz gibi,kavganın asıl nedeni fındık fiyatı. Üretim yeterli olsa veya fazla olsaydı, kimse depodaki eski fındıkları konuşmayacaktı. Üretim yetersizliği fındık fiyatını beklentilerin üstüne çıkardı. Kabuklu fındığın kilosu 7.5 liraya ulaştı. Bu fiyat, ihracatçıların kabul edeceği bir fiyat değil. Bu nedenle önce “ihraç edilecek fındık bulamıyoruz” haberleri gazetelere servis edilerek TMO’nun piyasaya müdahale etmesi istendi.
TMO ise, fındık ihracatında geçen yılın aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 26 düşüş olduğu bahanesiyle piyasaya müdahale kararı aldı. Elindeki fındığı satışa çıkardı. Oysa, değer bakımında bir düşüş yok. Yani fiyat yükseldiği için Türkiye daha az fındık ihraç ederek aynı miktarda dövizi kazanıyor.
Rakamlar çok açık. Karadeniz Fındık İhracatçıları Birliği’nin verilerine göre, Eylül 2010-Ocak 2011 döneminde 155 bin ton iç fındık ihraç edilerek 914 milyon dolar döviz girdisi sağlanırken bu sezon aynı dönemde 114 bin ton iç fındık ihraç edilerek 900 milyon dolar döviz girdisi elde edildi. Türkiye, yaklaşık 50 bin ton daha az iç fındık ihraç ederek aynı dövizi kazanmışken piyasaya müdahale etmenin ülkeye ne yararı olabilir? Bu müdahaleden kazançlı çıkacak olan dışarıdaki fındık alıcıları ve içerideki bir avuç ihracatçıdır.
TMO,16 Ocak 2012 itibariyle deposundaki fındığın satışına başladı. “İhraç edecek fındık bulamıyoruz” diyenlerin asıl derdinin fındık bulamamak değil, fındık fiyatını düşürmek olduğu geçen bir aylık sürede anlaşıldı. Fındık bulamamak sorunu olsaydı, TMO’nun deposundaki fındık bir günde satılırdı. Yaklaşık bir ay oldu satılan fındık miktarı sadece 1900 ton. Fakat, kabuklu fındığın kilosu piyasaya yapılan müdahale ile 7.5 liradan 6.5 liranın altına düştü. Fındığı satanların fiyatı düştü,ihracat fiyatında bir düşüş yok.
Böyle bir operasyondan sonra serbest piyasadan söz edilebilir mi?
Kafa karıştıran bir başka soru ise şu: Hükümet, 12 Haziran 2011’de ülke genelinde yapılan milletvekili seçiminden bir gün önce Bakanlar Kurulu Kararı ile TMO’nun stoklarından Fiskobirlik’e fındık satma kararı aldı. Seçimden bir gün önce alınan bu kararın en önemli şartı, Fiskobirlik’e verilen fındığın sadece yağ imalatında kullanılacak olması. Fiskobirlik’e 28 bin ton fındığın ve her ay 2 bin 500 ton olmak üzere fındığın kilosu 1.1 liradan verilmesi ve oluşacak görev zararının Hazine tarafından karşılanması kararlaştırıldı. Bu kapsamda Fiskobirlik’e bugüne kadar 10 bin ton fındık verildi. Fiskobirlik bu fındığı sadece yağ imalatında kullanabiliyor. Amaç üreticiyi desteklemekse Fiskobirlik’e neden yağ yapma şartı ile fındık veriliyor? Yoksa bu fındık sadece yağ imalatında kullanılabilecek kalitede midir? Eğer öyleyse 2008 ürünü fındığının tamamı yağ imalatında kullanılması gerekmez mi?
Özetle, fındıkta olan kavga bir kez daha alevlendi. Kaybeden yine üretici ve ülke oldu. Kazananlar ise yine değişmedi.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız