Fındık üreticisi bir türlü gülemiyor

Reklam Ver

Türkiye’nin en çok okunan ekonomi yazarı Güngör Uras, bugünkü Milliyet’te görüşlerimizi kaynak göstererek fındıktaki gelişmeleri yazdı. Uras’ın yazısı şöyle.

Güngör Uras/ Olayların İçinden- Milliyet
Her yıl yeni bir ‘strateji’ açıklanıyor ama fındıkta rekolte yüksek de olsa, düşük de olsa üretici
gülemiyor. Fiyatın serbest piyasada oluşması normal. Normal olmayan, fındıkta üreticilerin çok ve güçsüz, alıcıların ise az ve güçlü olması.
Her yıl temmuz ayı sona ererken “Fındık bol-fındık az” haberleri gündeme gelir. Ardından hükümet “yeni fındık stratejisi”ni açıklar. Ne var ki otuz yıldır her yıl açıklanan “yeni fındık stratejisi”ne rağmen fındık sorunu çözülemedi. Tersine, daha da karmaşık hale geldi.
Fındık, Ordu-Giresun ve Trabzon’un ürünüdür. Karadeniz Bölgesi’nde, bu 3 ilin sarp yamaçlarında sadece fındık yetişir. Bu bölge insanının ana geçim kaynağıdır. O nedenle bu bölgede yaşayan üreticinin desteklenmesi zorunludur. 
–  Eskiden fındık sadece bu 3 ilde yetiştirilirdi. 1960-1965 döneminde 3 ilin üretimdeki payı yüzde 87’ye, 1975-1980 döneminde yüzde 70’e düştü. Şimdi toplam üretimde bu 3 ilin payı sadece yüzde 50 oranında.
–  Fındık yetiştiren il sayısı 3’ten 39’a, fındık ekim alanı 220 bin hektardan 700 bin hektara, yıllık fındık üretimi 80-90 bin tondan 700-800 bin tona yükseldi. 
–  Şimdilerde Türkiye’nin batısında düz ve sulak yerlerde fındık yetiştiriliyor. Karadeniz yamaçlarında dönümde verim 80-100 kg iken, Batı’da düz ve sulak arazilerde verim 150-200 kg. 
–  Her yıl 500 bin ton kabuklu, 250 bin ton iç fındığa talep var. 220 bin ton iç fındığı yurtdışındaki çikolatacılar, pastacılar satın alıyor. 30 bin ton iç fındık içeride tüketiliyor.
Bu nedenle yılda 500 bin ton kabuklu (250 bin ton iç) fındıktan fazla fındık üretilirse, fındık fiyatları düşüyor. Fındık elde kalıyor. 
–  Fındığın en büyük alıcısı, yurtdışındaki 8-10 yabancı firma. İçeride alım yapanlar onların ortak olduğu şirketler veya onların büyüklü küçüklü 800 dolayındaki tüccarı.
Alıcı sayısı sınırlı olduğu için bu alıcılar, Türkiye’deki üretim miktarını gözleyerek yurtdışında alım fiyatını belirliyor.
Genişleme sonucu yıllık kabuklu fındık üretimi ortalama 600-650 bin tona yükseldi. 2004’te don olduğunda üretim 350 bin tona düştü. 2008 yılında rekor bir üretim gerçekleşti. 800 bin ton fındık üretildi.

Ürün azalıyor, çoğalıyor…
Üretici, ihracatçı ve Tarım Bakanlığı temsilcisinin de yer aldığı Ulusal Fındık Konseyi’nin 2009 ürün tahmini 410 bin tondur. Tarım Bakanlığı’nın tahmini 500 bin ton olarak açıklandı. Şişirilmiş bu rekolte, yıllık ortalama 200-225 bin ton iç fındık ihraç eden tüccarın ve iç piyasanın talebini karşılayacak ölçüdedir.
Hükümetler ürünün bol olduğu yıllarda ortaya çıkan sorunların baskısı altında ezilir. Yıllardır fındıkta ürün fazlası nedeniyle bütçeden büyük ödemeler yapılır. Önce Fiskobirlik’in zararları karşılanıyordu. Şimdilerde Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) zararının karşılanması zorunluluğu var.
Hükümet, 2006 yılında Fiskobirlik’i devre dışı bıraktı, TMO’yu fındık alımıyla görevlendirdi. Hükümet, TMO’ya zararlarına karşılık bu yılın ilk 4 ayında 1 milyar 209 milyon TL para verdi. TMO depolarında 535 bin ton satılamayan fındık var.

Üretici sesini duyuramıyor
Yeni ürün döneminin fındığının piyasaya inmesine 15-20 gün kala, hükümet “Yeni Fındık Stratejisi” açıkladı. Bu strateji “yeni değil, yıllanmış, eskimiş, bir türlü uygulanamayan bir strateji”dir. Strateji, düz ve sulak alanlarda fındık üretiminin yasaklanmasını, 176 bin hektara yayılan fındıklıklarını sökenlere para ödemesini hedef alıyor.
Hükümetler 1983 yılından bu yana fındık dikim alanlarının daraltılması için kanun çıkarır, kararname çıkarır. Ama buna rağmen fındık dikim alanları genişler. Daha önce Dünya Bankası alternatif ürün projesi kapsamında fındığını sökecek çiftçilere dekara 200 dolar ödeneceği açıklandı. Fakat, fındıklığını söken olmadı.
Tarım uzmanı Ali Ekber Yıldırım, hükümetin açıklanan politika tedbirleri ile fındıkta piyasayı düzenleyen, üreticiyi koruyan tüm tedbirleri yok ettiğine işaret ediyor. Çünkü yeni strateji kararı ile Fiskobirlik ve TMO devre dışı kaldı. Fındık üreticisi ihracatçı veya tüccarın fiyatını kabul etmek zorunda. Piyasa düzenleyicisi bir kurum veya kuruluş olmadığı için piyasayı ihracatçı ve tüccar yönlendirecek.
İlke olarak fiyatın serbest piyasada oluşması normaldir. Normal olmayan, fındıkta üretici sayısının çok ve üreticinin güçsüz olmasına karşılık alıcı sayısının az ve alıcının güçlü olmasıdır. Bunun sonucu olarak da alıcı istediği fiyatı dikte etme imkânını elinde tutmaktadır.
Son bir not: Fındıkta üretici, özellikle tek ürün seçeneği fındık olan Karadenizli üretici güçsüz olduğu için ve teşkilatlanamadığı için sesini duyuramıyor. Buna karşılık ihracatçı ve tüccar, hükümetlerle çok iyi diyalog kurabiliyor.
Kamuoyunu kendi görüşleri çizgisinde yönlendirebiliyor. Sonuç ortada. “Yeni Fındık Stratejisi” diye adlandırılan hükümet kararı, ihracatçıların ve tüccarın uzun süredir savunduğu görüş ve önerilerdir. Üreticinin görüşü alınmamıştır. Üreticinin sesinin çıkmaması memnuniyetten değildir. Üretici sesini duyuramamaktadır.

Fındık üreticisi bir türlü gülemiyor
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

1 Yorum

  1. Fındık üreticisinin kazanması için ilk önce fındığına bakması sahiplenmesi lazım. Dedeler zamanında ekmiş fındığı sene boyunca bakma bakma sonra git topla fındığı sonra fındık güzel olmadı de. Sadece o işle geçinenler var her türlü bakımını masrafını yapıyolar karşılığını alıyolar…

    Samsun

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız