Fındık üreticisi “avans”tan dertli

Reklam Ver

Dünya Gazetesi/ 28.7.2008
Karadeniz Bölgesi’nin önemli gelir kaynağı fındıkta sorunlar devam ediyor. Yeni sezon
yaklaşırken sektörün sorunlarının çözümü için sık sık bir araya gelen sektör
temsilcileri ortak noktada buluşmakta zorlanıyor.
DÜNYA Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın da konuşmacı olarak katıldığı
Giresun ve Ordu’da yapılan “Giresun-Ordu Çizgisi: Fındık İçin Ortak Bir Gelecek”
konulu sempozyum da ortak görüş bu güne kadar uygulanan yanlış politikaların sektörde
sıkıntı yarattığı, avans fiyat uygulamasının çözüm olmadığı, bölge ekonomisi için
alternatif ürünlerin belirlenmesi gerektiği, alivre satışların fiyatlara baskı
yaptığı yönünde. Öte yandan Ordu Ziraat Odası Başkanı Necat Avcı üretici temsilcileri
olarak önceki hafta TMO ve sektör temsilcilerinin Ankara’da bir araya geldiği ve
Ulusal Fındık Konseyi’nin (UFK) avans fiyat verilsin önerisine katılmadıklarını
söyledi.
Sektörde uzlaşı şart
Herkesin fındığa kendi penceresinden baktığını ifade eden Gazetemiz DÜNYA’nın Tarım
Yazarı Ali Ekber Yıldırım
2008 ürünü için önerilen avans fiyatın fındıkta
uygulanamayacağını söyledi. Avans fiyatın zeytinyağı, pamuk, ayçiçeği gibi ürünlerde
uygulandığını belirten Yıldırım, “Fındıkta arz fazlası ürünü TMO ve FİSKOBİRLİK
alacaklar ise fındıkta net bir fiyat açıklaması gerekir. Avans fiyat açıklanırsa
ürünün tamamının fiyatını kim verecek. UFK’nın verdiği rakam yanıltıcıdır” dedi.
Bölge fındık üreticisinin mağduriyetinin önlenmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım,
“Üretici olmadan sanayici, sanayici olmadan da üreticinin olmaz. Bu iki kesim bir
birini tamamlıyor. Taraflar arasında uzlaşı şart” dedi.
Alternatif ürüne yönelmeli
Giresun Valisi Mustafa Taşkesen, Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinden biri olan
fındığın iç tüketimini arttırmanın, dış pazarı genişletmenin, işlenmiş fındık
üretimini ve ihracatını geliştirmenin, yaşanan sorunun çözümünün birinci yöntemini
oluşturduğunu söyledi. Fındık tarımının belirlenmiş bölgelerle sınırlı tutulması, bu
konudaki yasal düzenlemelerin etkin uygulanmasının, gerçek üretici denilen ve geliri
sadece fındığa bağlı üreticinin mağdur olmaması açısından önemli olduğunu anlatan
Taşkesen, şöyle devam etti: “Bu amaçla, fındık üretimi yasak olan arazilerde fındık
bahçeleri oluşturulmasının mutlaka önüne geçilmesi, alternatif ürün yetiştiriciliğinin
teşvik edilmesi şart. Eğer ‘hemen çözüm’ tutkusuna esir olmazsak, bu alanda yapılan
çalışmalardan sonuç alabiliriz. Fındık meselesini bölgemizin genel kalkınma
sorunundan ayrı düşünmek imkansızlığıdır. En çok şikayet edilen konu aşırı üretim ise
şüphesiz ki bunun temelinde bölgedeki ekonomik aktivitenin çeşitlendirilemeyişi ve
bunun neticesinde bölge insanının fındığa bağımlı hale gelişi vardır. Esas sorun da
budur.”
“Şantaj dönemi bitmeli”
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. İhsan Çetin de fındıkta yaşanan sorunların
temelinde ekonomik neden olduğunu, rasyonel aklın, konuya ekonomi biliminin kuralları
içerisinde bir yaklaşım ön gördüğünü söyledi. Bir piyasa ürününün sorunlarını politik
şantajlarla çözmeye kalkmanın soruna çözüm getirmeyeceği gibi sorunun aynı zamanda
kangrenleşmesine de yol açacağını belirten Çetin, “Amaç yöredeki fındık üreticisinin
gelirini dolayısıyla refah düzeyini artırmaktır. Bu amaç için öngörülen ve
uygulanacak olan politikaların tümü araçtır. Yani fındığa verilecek yüksek taban
fiyatı da bir araçtır. Eğer gelirin ve refahın artmasını sağlayacaksa bu doğru, fakat
fakirleşmeye yol açacaksa yanlış bir araçtır” dedi.
Türkiye’nin uyguladığı yanlış politikaların rakip ülkelerdeki üretimi teşvik ettiğini
söyleyen Çetin, “Sonuç olarak geleneksel fındık üretimi yapanlar da artık bilmelidir
ki, şantaj dönemi daha uzun süre devam etmeyecektir. Kendi sorunlarına gerçekçi
teşhisler koyup akılcı çözümler üretemezlerse topladıkları fındığın maliyeti
gelirinden yüksek olacaktır” diye konuştu.
“Uluslararası rekabet şansımız düşüyor”
Fındık tarımı bilimsel yapılmadığını ifade eden Prof. Dr. S. Zeki Bostan ise,
Türkiye’nin fındık verim düzeyinin İtalya ve ABD gibi üretici ülkelerinden düşük
olduğunu belirterek “Türkiye’de bir dekar alandan 93.9 kilogram fındık alınırken,
Dünya Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre ABD’de 249 kg, Fransa’da 194 kg, İtalya’da
163 kg,Yunanistan’da 159 kg ve Gürcistan’da 143 kg fındık alınmıştır. Türkiye’nin
birim alandan diğer üretici ülkelere göre daha düşük verim alması, uluslararası
piyasalardaki rekabet şansını düşürmektedir” dedi.
Alivre satış olduğu sürece sorunlar bitmez
Alivre satışlarının fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu söyleyen Ordu Üniversitesi
(ODÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan
Karadeniz’de, alivre satışlar sürdüğü sürece fındık da sorunların çözülmeyeceğini
savundu.
Fındık stratejik bir üründür
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin arazilerin eğilimli olması nedeniyle fındığın
alternatifinin olmayacağını söyleyen Karadeniz, “Arz fazlalığının sebebinin de yeni
bölgelerde aranması gerekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde arazilerin eğimli olması
nedeniyle fındık, erozyonla mücadelede uygun bir bitki olası, meyve kabuğundan ve
ağacından yakacak olarak yararlanılması bölge ve dolayısıyla ülkemiz için stratejik
önemi olan bir meyve türümüzdür. Ancak günümüzde, fındıktaki üretim fazlalığı
Giresun, Trabzon ve Ordu’da aranmaktadır. Söz konusu bu illerde yetiştirilen
fındıklar dünya pazarında ‘Giresun kalitesi’ ya da ‘Türk fındık kalitesi’ olarak
ısrarla aranmaktadır. Dolayısıyla fındık alanlarının daraltılması ya da alternatif
ürünler arayışının ağırlıklı olarak, yeni üretim bölgesi olan Samsun, Sinop,
Kastamonu, Düzce, Zonguldak, Bartın, Sakarya ve Kocaeli illerinde yoğunlaştırılması
önemle üzerinde durulması gereken bir konudur” şeklinde konuştu.
Gerçek üretici desteklenmeli
Alivre’nin yasal bir ticaret türü olduğunu belirten Ordu Ticaret ve Sanayi Odası
Başkanı Ömer Aydın ise, “Alivre yasal bir ticaret türüdür ve sadece fındık da değil,
her şeyde ticaret anlamında alivre vardır. Bugün yapılması gereken piyasaların
düzenlenerek gerçek üreticinin desteklenmesi ve fındığın serbest piyasa koşullarına
bırakarak arz ve talebe göre fındık ticaretinin seyri sağlanmalı. TMO geçmişte FSK’ın
yaptığı hataları yaparak son 2 yılda yapmış olduğu emekleri heba etmiştir. Gerek TMO
gerekse FKB yanlış politikalardan dönmelidir” şeklinde konuştu.
Devlet desteği olmadan fiyat belirlenemez
UFK’nin fındıkta devlet desteğinin olmaması yönündeki raporlarına üretici
temsilcileri olarak şiddetle karşı olduklarını belirten Ordu Ziraat Odası Başkanı
Necat Avcı, devletin fındıkta kesinlikle destekleyici bir taraf olması gerektiğini
kaydetti. Avcı, “Fındıkta devlet desteği olmadan fındık fiyatının oluşması mümkün
değil. Üretici temsilcileri olarak ikinci önceliğimiz nasıl alınacağı ve bununla
ilgili altyapı çalışmalarının yapılıp yapılmadığıdır. Şu an devlet alacağı fındığın
kriterlerini belirleme noktasında çalışmalarını sürdürüyor” dedi. Avcı, konuşmalarına
şu sözleriyle devam etti: “2008 sezonuna yönelik olarak kısa dönemde izlenmesi
gereken önerileri içeren ve Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker’e sunulan 14 Nisan 2008
tarihli UFK raporunu genel anlamda da desteklememize rağmen son günlerde kamuoyunda
UFK Fındık Raporu olarak sunulan raporu kabul etmemiz mümkün değil. UFK’nin tüm
tarafları tarafından kabul gören 14 Nisan 2008 tarihli raporla son günlerde basında
da yer alan rapor aynı değil. UFK raporu olarak sunulan ve sadece avans fiyatını
içeren öneri UFK’nın tüm taraflarının önerisi olmayıp yıllardır sektörden ekonomik
kazanç sağlayan çıkar gruplarının söylem haline getirdiği modelin UFK maskesi adı
altında sunumudur. “

Fındık üreticisi “avans”tan dertli
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız