Reklam Ver

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’nin yıllık çiğ süt üretimi 18.5 milyon ton. Çiğ süt üretiminin yaklaşık 10 milyon tonu sanayiciler,mandıralar ve diğer alıcılar tarafından satın alınarak işleniyor.Bu sütün alımında fiyat,kalite,ödemeler ve daha bir çok konuda sorunlar yaşanıyor. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu sorunları çözmek,en azından azaltmak için çiğ süt alım ve satımına sözleşme zorunluluğu getirdi.
Bu amaçla hazırlanan “Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelik” 16 Nisan 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Yönetmelik ne getiriyor?
Özellikle alıcılar açısından sözleşme yapılmasını zorunlu kılıyor. Sözleşme yapmadan çiğ süt alanlara cezai yaptırımlar getiriliyor.
Çiğ süt üreticileri veya üretici örgütleriyle alıcılar arasında yapılacak sözleşme ile fiyat konusunda çözüm öngörüyor. Sözleşmede kesin olarak bir fiyat yazılması gerekiyor. Bu fiyat için belli kriterler öngörülüyor. Üretici veya üretici örgütü ile alıcı, çiğ sütün fiyatını pazarlık ile belirleyip sözleşmeye yazabilir. Veya, çiğ sütteki koloni sayısı, somatik hücre sayısı, süt yağı ve protein oranlarını dikkate alarak kalite ve içeriğe göre bir fiyat belirleyebilirler. Süt yem paritesine göre veya Ulusal Süt Konseyi’nin ilan ettiği referans fiyatına göre bir fiyat belirleyip sözleşmeye yazılacak. Yani fiyat yazılmayan sözleşme olmayacak.
Sözleşme yapıldıktan sonra zorunlu sebepler dışında süt alımından vazgeçilemeyecek. Alıcılar bu güne kadar üreticiye “elimde yeterince süt veya süt tozu var, süt almayacağım” diyerek çiğ süt fiyatını düşürüyordu. Sözleşme uygulaması ile teslim edilecek ve alınacak çiğ sütün dönemler itibari ile asgari ve azami miktarı, fiyatı, soğutma ve hizmet bedeli, kalite ve miktar primi, muayene ve kabul şartları ile çiğ süt alım satımıyla ilgili ödeme yöntemi belirtilecek ve alıcı sütü almak zorunda olacak. Bu da üreticiyi koruyan bir uygulama olacak.
Sanayici ve diğer alıcılar açısından bakıldığında, yaptıkları sözleşme ile istikrarlı hammadde temin edecekler. Kimden ne kadar,ne zaman ve hangi kalitede süt alacaklarını önceden belirleyecekleri için üretimlerini buna uygun yönlendirebilecekler.
Sözleşmenin çiğ süt üreticilerine getirdiği en önemli değişikliklerden birisi, yem ve diğer girdileri sağlayan alıcılara karşı üreticinin korunması. Uzun bir süreden beri üreticiden süt alan sanayiciler “yemini benden almazsan sütünü almam” diyerek ürettiği yemi adeta zorla üreticiye satıyor. Aldığı süt ile sattığı yem için bir parite yoktu. Yönetmelikte: “Sözleşmede, nakit avans veya çiğ sütün üretiminde kullanılan her türlü girdinin alıcı tarafından üretici/üretici örgütüne verilmesi kararlaştırılabilir. Bu durumda avans tutarı ve girdi bedeli süt bedelinden mahsup edilecek ve üreticiye kesif yem verilecekse süt/yem paritesi 1,3’ün altında olamayacak.” deniliyor. Bu üreticiyi koruyan bir uygulama olacak.
Özetle çiğ süt alım ve satımında sözleşmeli uygulamaya geçilmesi sektörde bir çok soruna çözüm getirecek gibi görünüyor. Ancak, geçmişteki deneyimler gösteriyor ki, yönetmelik,yasa çıkarmak sorun değil. Asıl iş uygulamada. Kağıt üzerinde her şey çok iyi görünse de uygulama biçimi çok önemli. Uygulamada bu yönetmeliğin nasıl sonuçlar doğuracağını görmek gerekir. Bakanlığın sistemi çok iyi denetlemesi gerekiyor. Sözleşme yapılmayan üretici veya sözleşme kapsamı dışındaki süt ne olacak? Bu konuda bir açıklık yok. Diyelim ki, 3 ton sütü olan bir üretici ile 1.5 tonluk kısmı için sözleşme yapılırsa kalan 500 kilo ne olacak? Üretici bunu nasıl satacak? Bu sorulara yanıt verecek düzenlemeye ihtiyaç var.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız