Reklam Ver

Amerika’dan ithal edilen pirinçte (çeltikte)Genetiği Değiştirilmiş Organizma(GDO) tespit edildiği iddiası tam bir ay tartışıldı. Skandal üzerine skandal yaşandı. Bakanlar, siyasetçiler ve nihayetinde Başbakan olaya müdahil oldu. İnsanlar mağduriyet yaşadı. Bilim yara aldı. Zaten kafası karışık olan tüketicinin kafası iyice karıştı, güveni sarsıldı. Pirinç tüketimi düştü.Bütün bu tartışmalardan sonra geçen bir aylık süreçte somut bir sonuca varıldı mı?

Somut bir sonuca varmak bir yana GDO konusunda kuşku ve endişeler daha da arttı.
O süreci tekrar hatırlamakta yarar var.
Bir ihbar üzerine Amerika’dan Mersin Limanı’na ithal edilen binlerce ton pirinçte yapılan analizler sonucunda GDO tespit edildiği ve cumhuriyet savcılığının soruşturma açtığı bildirildi.
İthalatı yapan 3 firmaya yönelik operasyonlar yapıldı. Firma yöneticileri gözaltına alındı. Sonra tutuklandı ve daha sonra da serbest bırakıldı. Türkiye’nin bu alanda tanınmış 3 büyük firması/markası onarılması güç olan çok büyük zarara uğradı.
Pirinçte GDO olup olmadığı tartışılırken hükümetin iki bakanı karşı karşıya geldi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı pirincin GDO’lu olduğunu ısrarla savundu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ise GDO’lu pirinç olmadığını söyledi. Bu tartışma sürerken Hayati Yazıcı Trakya’da da GDO’lu pirinç yakalandığını açıkladı.
Pirincin elde edildiği çeltiğin en fazla üretildiği Trakya Bölgesi’nin milletvekili olan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu elinde pilav tabağı, yanında Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ile “yerli pirinci yiyebilirsiniz” diyerek toplumun bu tür kriz dönemlerinde pek alıştığı bir görüntü verdi.
Bir süre sonra Bakan Hayati Yazıcı, “pardon” dedi. “GDO’lu pirinç konusunda hata oldu” diye açıklama yaptı. Normal ülkelerde istifayla sonuçlanacak böyle bir vahim hatayı tereyağlı pirinç pilavı tarifi vererek geçiştirdi. Bakanlar “tereyağlı pirinç pilavı” yiyerek barışırken mahkemenin bilirkişi olarak tayin ettiği İstanbul Teknik Üniversitesi’nin raporu bomba gibi patladı. Raporda pirinçte iki farklı GDO geni tespit edildiği ifade ediliyordu.
Bakanları ofsaytta bırakan bu rapor, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı kızdırdı.
Baştan beri sessizliğini koruyan Başbakan Erdoğan duruma müdahil oldu. Ankara Kızılcahamam’da partisinin basına kapalı toplantısında bu konuda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’i fırçaladığı haberi basına tek sütun da olsa yansıdı.
Hükümete yakınlığıyla bilinen Sabah Gazetesi’nde 8 Mayıs’ta yayınlanan habere göre, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kamuoyuna yansıyan ve ithal pirinçte GDO tespit edildiği belirtilen analiz raporu karşısında Bakan Eker’in gerekli duruşu sergilemediği ve kamuoyunu yönlendirmediği için Başbakan tarafından eleştirildi.
Bakan Eker, Kızılcahamam toplantısından sonra atağa geçti. İstanbul Teknik Üniversitesi analiz raporunun yanlış olduğunu söyledi. Bununla da yetinmedi, üniversite yönetiminin raporu yalanlayacağını duyurdu.
Aynı saatlerde İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü, kendi raporunu yalanlayan bir açıklama yaptı. Raporu yazan öğretim üyesi açığa alındı.
Bilim yara aldı. Yapılan analizler sorgulandı.
Greenpeace Ankara’ya Tarım Bakanına GDO’lu pirinçle yapılan pilavı ikram etmeye gitti. Tereyağlı olmadığı için olsa gerek pilavı kimse yemedi. Greenpeace, daha önce “yemezler” demişti.
Bu süreci en iyi değerlendiren Amerika’nın üst düzey yetkilileri oldu. Fırsattan yararlanarak Türkiye’nin GDO’lu ürünlere kapılarını açması için yoğun lobi çalışmaları yaptılar.
Bütün bu gelişmeler yaşanırken tüketicinin zaten karışık olan kafası iyice karıştı. Pirinç tüketimi azaldı. İthal pirinç “yerli” diye satıldı.
Şimdi herkes bir birine soruyor “biz ne yiyeceğiz.”
Bütün bu sürecin yaşanmasına neden olan ve GDO’lu pirinç ithal etmekle suçlanan o firmalardan birinin yöneticisi ile konuştuk.
Anlattıkları özetle şöyle:”
“Yaklaşık 40 yıldır ithalat yapıyoruz. Ömrümde karakola hiç gitmedim. İlk kez bu olay nedeniyle gittim. Tutuklandım. Gerçekler ortaya çıkınca serbest kaldık. İddia ediyoruz bizim ürünümüz tertemiz. İsteyen istediği yerde analiz yapsın. Ama doğru analiz yapılsın. Uzun taneli pirinçle kısa taneli pirinci bilen analiz yapsın. Biz uzun taneli pirinç ithalatı hiç yapmadık. Yıllar önce yapılan bir çalışmayı getirip bize bağladılar. Bizim ithal ettiğimiz orta tanelidir. Almanya’da analizini yaptırdık. Temiz çıktı. Ürünü aldığımız firma dünyaca ünlü bir firma. Dünyanın her yerine mal satıyor. Bize verdikleri ürünün GDO’ suz olduğuna dair belgeleri var. Malımızı yüklediğimiz gemide Türkiye’de çok tanınan, bilinen iki firmanın ürünü varmış. Birisi GDO’lu soya küspesi, diğeri soya fasulyesi. Buradan bir bulaşıklık olabilir mi diye düşünüyoruz. Bizim hiç kimseyle bir sorunumuz yok. Kamuoyunda bilinen, güvenilen markamız var. Çok büyük zarara uğradık. Zulme uğradık. Bunu hak etmedik.”
Özetle, GDO’lu pirinç tartışmasının üzerinden tam bir ay geçti. Çok kötü bir kriz yönetimi ile karşı karşıyayız. Bilgi kirliliği had safhada. Bakanlar “pirinçte GDO yok” diyor. İthalatçı firmalar GDO’lu pirinç ithal etmek suçuyla yargılanıyor. Yargı elbette en doğru kararı verecektir. Fakat, kendinizi bir an için bu insanların yerine koyun. Ya gerçekten GDO yoksa bu insanların uğradığı maddi zarar bir yana, sarsılan itibarını, onurunu kim tazmin edecek?

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız