Reklam Ver

Piyasada ithal et yerli et rekabeti yaşanıyor. Kimi marketler, kasaplar yüzde yüz yerli et satmakla övünürken kimileri daha ucuz diye ithal eti tercih ediyor.
Hükümet bu rekabette bütün kurumlarıyla ithal etçileri destekliyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Et ve Balık Kurumu, Tarım Kredi Kooperatifleri ithalat için canla başla çalışıyor.
Bu organizasyonun en tepesindeki Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, gazeteci arkadaşlarımızla sohbet toplantısında “ithal et gayet sağlıklı bende yedim” diyerek desteğini esirgemedi.
Bakanın verdiği mesaj çok açık. Tüketicilere diyor ki, hiç kuşku duymadan, korkmadan ithal et yiyebilirsiniz.
Bakanın bu tek cümlelik sözlerinin arkasında açıklanmayan, söylenmeyen fakat toplumun aylardır yaşadığı, gördüğü büyük bir mesaj daha var.
Bakan diyor ki: Biz 8 yıllık icraatımızla hayvancılık desteklerini 80 milyon liradan 1.2 milyar liraya çıkardık. Fakat, hayvancılık politikamız iflas etti. İthalata mahkum olduk.
Başlangıçta “yeterince hayvanımız var, ithalata gerek yok” diye açıklamalar yaptık. Fakat Sayın Başbakanımız piyasayı çok iyi takip ediyor. Bize inanmadı. “Et pahalı” diyerek ithalat için talimat verdi. Talimat Başbakan’dan olunca uymamak olmaz. Hemen hazırlıklara başladık. Et ve Balık Kurumu’na aceleyle ihale yaptırdık. Zamanlamayı iyi hesaplayamamışız. İhale ile 10 günde hayvanların Türkiye’ye getirilemeyeceğini anlayınca ilk iki ihaleyi iptal ettik.
Açıkça söylemem gerekir ki, bakanlık olarak et ithalatını kesinlikle istemedik. Dedik ki, canlı hayvan ithal edelim ki, burada islami şartlara uygun kesilsin. Vatandaşlarımız kendi gözleriyle görsün. Bizim kasaplar bu işten para kazansın. Hayvanın derisi ve gerisi bize kalsın.
İthalata canlı kasaplık hayvanla başladık. Hayvanlar gelmeden muhalefet bizi et ithal etmekle suçladı. Biz de onlara dedik ki, bir gram et ithal etmedik,etmeyeceğiz. Et değil canlı hayvan ithal ediyoruz.
Canlı kasaplık hayvanlarımız gelince sevinçle kestik ve marketlere dağıttık. Fakat et fiyatını düşüremedik.
Bürokratlarımla birlikte besicileri spekülatör ilan ettik. Fakat fiyat yine düşmedi. Bunun üzerine besi hayvanı ithalatına karar verdik.
Besicilere biz ithalat yapıyoruz ama yetmiyor. Vergileri indirelim sizde ithalata başlayın diye mesaj yolladık. Memleketin yurtsever evlatları Avrupa’ya,Uruguay’a, Avusturalya’ ya dağıldı. Herkes hayvan seçmeye gitti. Gittikleri ülkelerde fiyatları yükselttiler. Fakat bizim fiyat seviyemize getiremediler. Oradaki tüketiciler “Türkleri istemiyoruz” diye feryat figan etse de ithalata azimle devam ettik. Fiyat yine düşmedi.
Son çare olarak et ithalatına karar verdik. Daha önce “kesinlikle et ithal etmeyeceğiz” demiştik. Et yiyemeyen halkımız balık hafızalı olunca söylediklerimizi unutmuştur diyerek tüm vergileri indirdik. Bir yandan bakanlığımız bir yandan özel sektörümüz canlı hayvan, besi hayvanı, damızlık, koyun, kuzu, taze et, dondurulmuş et ne bulduysak ithal ediyoruz. İthalat kapılarını sonuna kadar açtık. Yine de başarılı olamadık. Et fiyatı düşmüyor be kardeşim.
Hayvancılığa yatırım yapmak isteyenlere sıfır faizli kredi vermeye karar verdik. Fakat, girişimcilerimiz parayı alıyor, hayvan bulamıyor. Damızlık ithalatına da kapıları açtık verdiğimiz kredi ile yurtdışından hayvan ithal ediyorlar. Bazı münafıklar “verdiğiniz kredi yurtdışındaki üreticilere gidiyor” dese de aldırmamak lazım.
Biz ithalatla uğraşırken arkadaşlar gelip, kurban bayramı yaklaşıyor ne yapacağız diye sordular. Bizde kurbanımızı alır keseriz dedik. Arkadaşların yüzü asıldı. Sıkıntılı, endişeli bir bekleyiş içerisindeler. Ne var diye sorunca, “kurbanlık yok efendim” dediler. Kesilecek kurbanlık yok. Meraklanmayın, nasıl olsa kapıları sonuna kadar açtık kurbanlıkları da ithal ederiz.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez kurbanlıkları da biz ithal ettik. Bir taşla iki kuş vuracağız. Hem vatandaşa kurbanlık getireceğiz hem de et fiyatını düşüreceğiz.
Kurbanda 2.5 milyon koyun, 500 bin büyükbaş hayvan kesilecek. Herkes bol bol et yiyecek ve bayramdan sonra kimse et almazsa fiyat düşer.
Sorunu tam çözecekken arkadaşlar uyardılar, vatandaş ithal ete kuşkuyla bakıyormuş. Bu vatandaşlar da hem et fiyatının düşmesini istiyor. Hem de ithal et yemiyor.
Yapacak bir şey yok. Bakan olarak “ithal et gayet sağlıklı, bende yedim” deyince herkes bize güvenir ve ithal et yemeye başlar.
Daha önce Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, radyasyonlu çayları içmiş, bakana bir şey olmadığı gibi vatandaşın çay tüketimi artmıştı.
Allah’ın izni ile ithal et tüketimi de artacak ve biz bu badireyi de atlatıp koltuğumuzu sağlama alacağız. Veteriner hekim olarak hayvancılığı bu noktaya getirdikten sonra istifa etmek aklımın köşesinden bile geçmez. Kim ki, istifa edeceğimi söylüyorsa, yalandır,iftiradır.
Sevgili okur, yukarıda yazılanların gerçekle ilgisi yoktur! Bu olaylar Türkiye’de yaşanmadı.Tamamen hayal ürünüdür.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 72. yıldönümünde 10 Kasım 2010’da saygıyla ve özlemle kaleme alındı. Sakın ola inanmayın.
Zaten siz bu satırları okurken biz Silivri’de olacağız. Hemen yanlış anlamayın.Kalmaya değil, dostum, kardeşim Mustafa Balbay’ın gazeteciliğe başlamasının 30.yılını hep birlikte kutlayacağız!
Haftaya bayram. Kurban bayramınızı kutlar,sağlık ve mutluluklar dileriz.

Reklam Ver

4 YORUMLAR

  1. bu sene kurbanliklar cok palalli idi Türkiyede acilen tarim ve hayvancilik reformu gerekiyor
    hayvancilikta seferberlik yapiilmasi sart
    ama nasil hükümet her ciftciye masaya yatiracak kimin ne kadar tarim arazisi var hayvancilik yapa bilirmi ciftlik kura bilirmi diye incelemeye alacak sifir faizli kradiyi dondurup ciftlik yapip sifir faIZLI kradi ile satacak
    TARIM GÖNÜLÜLERI NIYE BÖYLE BIR PROJE HAZIRLAMIYOR
    ITAL ETTIGIMIZ HAYVANLARA KENDIMIZ YETISTIREMEZMIYIZ

  2. İthal etin sağlıklı olup olmadığını size şöyle izah edeyim..

    Ben 1993 yılından beri et üzerine imalat yapıyorum ve şimdi et ihracatı ve ıthalatı ile uğraşıyorum. Avrupada yani polonyada bizim imalathanemize 10 yıldır her hafta olmak üzere mübalasız her cuma yani cuma namazına gider gibi veteriner gelir ve ben dahil personelimin tırnaklarından tutun dişlerine kadar kontrol ederler. :)) 2000 yılların başlarında türklerin çok yaşadığı bazı alman bölgelerinde et işleme üzerine faaliyatlar artınca tabiki buna paralel usulsüzlükler ve haksız rekabette artı ama hükümet hemen radikal önlemler aldı ve HACCP denen gıda işleme kontrol sistemini bütün işletmelerde mecburi kıldı. Bune neden anlatıyorum hiçbie alman veya polonyalı veteriner bizim anaduludo olduğu bibi yol kenarlarına ,açık havada, kasapların önünde yapılan kesimleri ve üzerlerinse atsineğinden tutunda güvercin pisliğine kadar herşeyin gezindiği kesimleri kesinlikle onaylamaz.. Kısacı ithal et bence türkiyedeki bazı bölgelerdeki kasapları yaptıkları kesimlerden çok daha sağlıklı… Numan Öztürk http://www.agrofood-turk.pl/ bu sayfadan sertikalaraımıza bakabilirsiniz.

    Saygılarımla

  3. Sen türkiyede geçen 5 sene içerisinde ilk önce süt üreticisini, sonra koyuncuyu bitir şimdide fellik fellik dışarılarda hayvan ara et fiyatını düşürücem diye çabala dur. kredileri ver onlarıda zaten para babası olan işadamları kullansın bekle dur etfiyatı düşer ! En başta yapılması gerekeni sonda yapmayın artık lütfen köylerdeki süt üreticilerini kalkındırın başka türlü ne süt bulabilirsiniz nede et taşıma su ile değirmen dönmez ! ne kadar sağlıklı sağlıksız bir yorum yapamıycağım ama bu ülkede damızlık birliklerini de siz bitirmedinizmi ? artık iyi düşünün adımlarınızı akıllı başlı yerlere atın bugün ucuza aldığınız ithal hayvanları gelecek yıllarda bu fiyatlara bulamazsınız ona göre

  4. Bakın et fiyatları öyle damdan düşer gibi paaat diye düşmez hele hele de Türkiyede hiç düşmez ve düşmeyecektirde. Türkiyede et ticaretini tekeline almış insanların feryadı hemen yükseldi. Onun için yok ithal et serbestlemiş de yine de fiyatları düşmemiş yok kasap rafa ithal et koymuş da ama yerli et diye satmış mış bunlar hikaye. Hemen bir suçlu bulup ihaleyi yüklemeyelim.Türkiyede hayvancılık işsiz kesimin yani yapacak hiçbir şeyi olamayan insanların 2 inek 10 davar alıp hayvancılık yapmasından ibaret kalmıştır. Buna hayvancılık denmez, siz buna hayvancılık derseniz kıravatlı et tacirleri yada hayvancılığı tekeline almış bazı kesim yani şu an en çok feryat eden kitle , bu kesim üzerine her zaman spekülasyonlar oluşturabilir. O yüzden öce hayvancılığın felsefesini değiştirin. Çıkıp ordan yok bilmem ne müdürü yada başkanı kimsenin hakkını aramaz sadece etiket yapmak için iki gazeteci çağırıp biraz güzel latife eder tamam . Bizim zavallı köylümüz de bunları lider bilirler. Kimse kusura bakmasın Türkiyede kimse kimsenin hakkını korumaz yada koruyamaz Dünyada böyle bi şey yok. Türkiyede her yer oda olmuş ama hiçbir faaliyet yok dernek başkanı ,oda başkanı bilmem ne başkanı , herkez kendi koltuğunun peşinde. Türkiyenin sosyokültürel yapısı ve coğrafi konumu gereği Et kesimi yada kurban, adak vs gibi konular insanların gözünde tabulaştırılmış ve devleştirilmiş insanları et yemekten mahrum etmek için yüzlerce safsata uydurulmuş. Fazla detaya girmeden bazı arkadaşlar her konuda Avrupadan ithal edilen etleri kalite ve hijyen bakımdan Türkiyedeki etlerden daha yüksek kalitede olduğunu bilmedikleri için insanlarımızı haksız yere yanıltıyorlar. Neden ithal ete öcü gibi bakılıyor. En zengin doğal bitkisel yapıya sahip olan avrupa coğrafyasında hayvanların otlanması için milyonlarca hektar yeşil arazi, hijenik ve saglıklı kesim ortamlarının oluşturulası için kararlı ve rüşvet yemez kontrol mekanizmaları, hayvan beslemesinde kullanılan faktörler yem, su, elektrik ve diğer teçhisatların ucuz olması maliyeti dahada düşürdüğü için , insanların birbirlerine olan güvenleri yeterli olduğu için , hile ve hurda bilmedikleri için ve buna benzer sayabileceğimiz birçok etkenlerin Türkiye sadece yarısına sahip. Onun için kedi ulaşamadığı ciğere bilmem ne dermiş, yok avrupada İslami usule göre kesim yapılmıyormuş , yok hayvanların ne yediği bilinmiyormuş.. Kaç tane kasap türkiyeden gelmişte acaba avrupadaki entegre tesisleri görmüş? Dünya globalleşirken biz hala Arap-avrupai diyebileceğim bir felesefe ile konuya yaklaşırsak, Değil avrupa yanı başımızdaki küçücük ülkeler kadar bile dünyada et tüketebilen ülke olamayız. Ya Avrupalı olalım ya Araplaşalım her ikisi birden olunmaz. Bunlar olayın psikoljik etkenleri diğer etkenlerini de saydım bildiğim kadarıyla. İthal eti sevebilmek için önce etin ithal edildiği ülke insanlarını sevmek lazım örf adetlerini. Biz diyoruz ki hem Avrupa öcü hem de bize et ihraç ediyor. O zaman kapatın kapıyı pencereyi hiçbir ülkeye ne ihracat ne ithalat yapın Ekmek arası un yiyerek beslenin 50 yıl sonrada dünyanın ucuz iş gücü ülkesi olun şimdiki Çin Halk Cumhuriyetinin olduğu gibi mesela.. Şaka bir yana bence et ithalatı sıfır gümrükle olmalı tabi dürüst ve namuslu denetim ve idari mekanizmaların kontrolu dahilinde. Yolunuz düşerse buyurun gelin Polonyada ki imalathanemizi görün.
    Her şeye her zaman ve her yerde sahip olunmaz ülkemizde de dünya ülkelerinin hayretle baktığı biz de çok ucuz ama onlarda çok pahalı olan bir sürü şey var ama konu et olunca ve insanlarında doğuş itibarı ile etobur yapıya sahip olmaları olayın büyümesine sebep oluyor.

    Saygılarımla
    Dr. Numan Öztürk

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız