Reklam Ver

inekBundan 5 yıl önce dönemin Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü, “Hayvancılık Stratejisi 2005-2013” başlıklı bir belgeyi kamuoyuna açıkladı. Bu belge ile Türkiye’nin 8 yıllık hayvancılık politikası, hedefleri belirlendi.
Neydi o hedefler?
1- Kültür ırkı sağmal inek sayısı 4.6 milyon baştan 6 milyon başa çıkarılacak.
2- Çiğ süt üretimi 10 milyon tondan 23 milyon tona ulaşacak.
3- Kişi başına süt tüketimi 150 kilodan 250 kiloya çıkarılacak
4- Endüstride işlenen süt oranı yüzde 20’den yüzde 80’in üzerine ulaşacak.
5- Kırmızı et üretimi 800 bin tondan 1.3 milyon tona çıkarılacak.
6- Kişi başına kırmızı et tüketimi 10 kilodan 16 kiloya çıkarılacak.
7- Yem bitkileri ekim alanı 1.2 milyon hektardan 4 milyon hektara, ot üretimi 23 milyon tondan 70 milyon tona çıkarılacak.
Daha pek çok hedefi içeren Hayvancılık Strateji Belgesi, AKP Hükümeti tarafından kabul edildi. O dönemde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Sami Güçlü, yaklaşık 5 ay sonra görevden alındı. Yerine Mehdi Eker atandı.
Bakan değişse de hükümet değişmedi. Bugüne kadar aksi bir açıklama yapılmadığına göre Hayvancılık Strateji Belgesi hala uygulamada.
Geçen 5 yıllık süreçte hayvancılık ile ilgili yeni yatırımlar yapıldı. Verilen destek miktarları hem çeşitlendirildi hem de artırıldı. Fakat, 8 yıllık dönemi kapsayan ve 5 yılı geride kalan Hayvancılık Strateji Belgesi ile belirlenen hedeflere ulaşmak olanaksız. Bazı hedeflere ulaşmak bir yana 5 yıl öncesine göre ciddi gerileme var.
Sadece süt üretim verilerine bakarak bu hedeflere ulaşmanın ne kadar zor ve olanaksız olduğunu görmek mümkün. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Hayvancılık Stratejisi’nin açıklandığı 2005’te 11 milyon 108 bin ton olan çiğ süt üretimi, 2007’de 12 milyon 327 bin tona ulaşsa da 2008’de 7 milyon 723 bin tona geriledi. Bugün üretim ile ilgili çelişkili veriler var. Çiğ süt üretiminin 8 ile 9 milyon ton arasında olduğu tahmin ediliyor. Her halükarda üç yıl içinde süt üretiminin yaklaşık 3 kat artarak 23 milyon tona ulaşması mümkün mü?
Çiğ süt fiyatının düşmesi, yem fiyatının yükselmesi nedeniyle son iki yılda yaklaşık 1 milyon süt hayvanı kesildi. Süt hayvanının kesilmesi sadece süt üretimini düşürmedi. Buzağı doğumu azaldı. Ayrıca, pek çok besi işletmesi kapandı. Hayvan varlığı hızla eridi. Buna bağlı olarak et ve süt üretiminde ve kişi başına tüketimde ciddi bir düşüş oldu. Bugün kırmızı et üretimi 1.3 milyon tonluk hedefin çok çok gerisinde.
Bir yandan nüfus artarken bir yandan et ve süt üretiminin düşmesi kişi başına tüketimi düşürüyor. Tüketim hedeflerine de ulaşmak mümkün değil.
Günlerdir et ve süt fiyatının çok yüksek olduğu tartışılıyor. Büyük zorluklarla ayakta kalmayı başaran üreticiler adeta suçlanıyor. Hiç kimse Tarım Bakanlığı’nın 8 yıllık strateji belgesinin neden uygulanmadığını sorgulamıyor.
Et ve süt fiyatı biraz yükselince “hayvan ithal edelim” lobisi harekete geçiyor. Hayvan ithal edince sorun çözülecek gibi sunuluyor. Oysa, bugün yaşanan sorunların kaynağında hayvan ithalatı var. Bugüne kadar yüz binlerce hayvan ithal edildi. Nerede bu hayvanlar?
Yapılan her ithalat hayvancılığı biraz daha geriye götürüyor. Kaldı ki, 100 baş üzeri işletme kuranlar zaten hayvan ithal ediyor. Fakat bu işin ticaretini yapmak isteyenler, en başta da Tarım Kredi Kooperatifleri’nin çiftçilerden talep toplayarak ithalat yapacağını duyurması hayvancılığa yapılacak en büyük kötülük olur.
Son günlerde pek çok süt sanayicisi üreticiden aldığı çiğ sütün fiyatını 10-15 kuruş düşürdü. Fiyat, 90 kuruştan 80 kuruşa düştü. Bazı bölgelerde daha da düşük. Çiğ süt fiyatı 40 – 50 kuruşa düşerse süt hayvanlarının bir kısmı daha kesime gidecek.Hayvan sayısı azalacak, et ve süt fiyatı bugünkünden çok daha yüksek olacak.
Bir başka tehlikeli süreç yaşanıyor. Büyük süt sanayicileri çiğ süt fiyatı ile oynayarak küçük süt işletmelerini ve mandıraları piyasadan çekilmeye zorluyor. Yapılan fiyat spekülasyonunun bir amacı da bu. Büyük sanayici çiğ süt üreticisini kendisine bağımlı hale getirmek ve sütün tek alıcısı olmak istiyor. Bu şekilde devam ederse bir iki yıl içinde yerel süt işletmeleri ve mandıralar piyasadan süt almak yerine büyük işletmelerden almak zorunda kalacak. Bu da Türkiye’deki çiğ süt piyasasını birkaç büyük işletmenin tekeline bırakacak. Şu sıralar bu oyunun provası yapılıyor.
Özetle, süt ve ette yaşanan sorunlar ithalatla çözülecek sorunlar değil. Hayvancılık sektörünün siyaset üstü gerçek bir stratejiye ihtiyacı var. Bakan değiştikçe değişmeyen, bürokrat değiştikçe değişmeyen bir stratejiye.

Reklam Ver

4 YORUMLAR

  1. Sanayiciler Dünyanın en pahalı sütünü içtiğimizi söylüyor. Bir çok üretici örgütü süt fiyatlarının yeterli düzeyde olduğunun altını çiziyor! Daha fazla yükselmesinin sakıncalarından bahsediyor ve daha fazla yükselmesini üreticinin istemediğini belirtiyor.
    Dünyadaki süt fiyatları ile karşılaştırma yapılıyor. Türkiye’deki süt fiyatları, çeşitli ülkelerdeki süt fiyatlarının 2-3 katına yükselmiş görünüyor!..
    Süt birliklerinin ihale fiyatları 0,83 TL düzeyine çıkmış. Döviz olarak ifade edildiğinde 0,50-0,60 $ bir fiyat olarak görülüyor ki Avrupa’da bu düzeyde bir fiyat oluşmamış.
    Gerçekten de süt fiyatları yüksek mi? İzafi kavramlar olarak yüksek veya düşük olarak tanımlanabilir. Önemli olan neye göre yüksek, neye göre düşüktür! Bunun ortaya konulması yol haritalarının belirlenmesinde önem taşımaktadır.
    …………………….
    bu değerlendirmede önemli bir yanlışlık bulunmaktadır. Bu değerlendirme hatası süt fiyatlarından değil de kur politikasından kaynaklanıyor olabilir mi?
    …………………
    Tüm zamanların en düşük süt fiyatı 2009 yılında oluşmuş, yılın ilk yarısında 0,52-0,53 TL olarak dibe vururken, üçüncü çeyrekte ancak 0,60 düzeyini bulabilmiş ve 2009 yılı Aralık ayında 0,71 TL ile kapanmıştır. 2009 yılı aylar ortalaması süt fiyatı 0,58 ile tarihinin en düşük yılını yaşamıştır. 2009 yılı ortalama fiyatı 1998 yılına kadar bir çok yılın ortalama fiyatının yarısından daha düşük süt fiyatını ifade etmektedir.

  2. ithal edelim ithal edelim baska bir laf yok ithal edıldıgı vakıt koylunun elındekı malı dusecek bunu kımse hesaplamıyor herkes buyuk fırmaları dusunuyor kucuk koyluyu dusunen hıc yok bence turkıyenın hayvanı turkıyeye yetıyor ama buyuk besıcıler dengeyı bozmak ıcın bılerek ellerındekı hayvanları piyasaya cıkarmıyor bu apacık belli ewet ortada bir bozukluk var ama bu hayvan yoklugundan degıl buyuk mandıra olsun besıciler olsun bunların dengeyı bozmak ıstemesınden kaynaklanıyor ve bunuda galiba basarıyorlar…..

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız