Reklam Ver

Abdurrahman Yıldırım / Haber Türk
Ali Ekber Yıldırım, Dünya Gazetesi’nde iki gündür Türkiye’nin tarım politikasındaki önemli bir değişikliği yazıyor. “Tarımda Havza Devrimi” diye başlamış. İki günlük enformasyonu görünce yapılmak istenenlerin tarımda köklü değişiklikler getirdiğini, ancak bunun kapsamının sınırlı kalacağını gördüm. Yani “Havza Devrimi” sözü yerini bulmuş, yoksa “Tarımda Devrim” abartılı olurdu.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 3 yıldan beri sürdürdüğü “Türkiye’nin Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli” ana hatları ile şu değişiklikleri içeriyor:
? Türkiye 30 ayrı üretim bölgesi olarak tanımlanıyor. Havza adı verilen bu üretim bölgeleri ekolojik olarak aynı veya benzer yerlerden oluşuyor. Bu havzaların tespiti ve en uygun ürünün belirlenmesi, yeni tarımsal yapının en önemli dayanaklarından biri. Yeni teşvikler bu havzalar bazında verilecek.
? Havzalarda farklı üretimlere farklı teşvikler verilecek. Bu yolla bazı ürünlerin teşviği artırılacak, bazılarınınki azaltılacak. Sonuçta Türkiye’nin gıda ihtiyacı ve ihracat olanakları göz önünde bulundurularak bir üretim planlamasına gidilecek. Ekonomik değeri olmayan, Türkiye’nin ihtiyacından fazla ve ihraç edilmeyen ürünler ya da katma değeri az ürünlerden vazgeçilecek.
? Üretim planlaması ile ithal edilen tarımsal ürünlere daha yüksek teşvik verilecek. Bu açıdan yeni sistemde en çok teşvik yağlı tohumlar, ayçiçeği, soya, kanola, aspir ve pamuk ürünlerine sağlanacak. Bu ürünlere verilen teşvikler yüzde 300’den fazla artırılacak. Çaya verilen teşvik
de bir kattan fazla artırılıyor.
? Yeni havza modeli önümüzdeki günlerde Başbakan Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker tarafından kamuoyuna açıklanacak. Uygulama 2010’dan itibaren kademeli şekilde başlayacak.
? Öncelik halen primle desteklenen 16 ürüne verilecek. Gelecek yıldan itibaren havza desteği alacak 16 ürün arpa, aspir, ayçiçeği, buğday, çavdar, çay, çeltik, kuru fasulye, kanola, mercimek, mısır, nohut, pamuk, soya, yulaf ve zeytin olacak.
? Üretim planlaması ve toprağa uygun üretimle 5.3 milyar liralık ekstra ekonomik değer yaratılacak. Bu, hem katma değeri daha yüksek ürünlere yönelinmesi hem de verimlilik artışıyla sağlanacak.
Modelin eksiklikleri ise madalyonun ikinci yüzünde.
Yeni sistemin de eksikliği çok
Yeni model, tarımın en sorunlu alanlarına dokunmuyor. En azından 2010 yılında başlayacak uygulamada bu sorunlu alanlar yok. Fındık, tütün, şeker pancarı tarımın en sorunlu ürünleri. Bu alanlar acil ve radikal değişiklikleri gerektiriyor. Fındık alanlarını sınırlamayan, hatta fındığın sökülmesini teşvik etmeyen bir sistem değişikliği, önemli ölçüde eksik kalmış demektir.
? Aynı durum geniş bir üretici kesimini ilgilendiren şeker pancarı ve tütün için de geçerli.
? Meyve ve sebzeye ile balıkçılığa da yer verilmemiş. En azından şimdilik… Bu da yeni modelin alanını ve etkisini sınırlıyor.
? Buğdayda teşviğin düşürülmesi düşündürücü. Nüfus artış hızı ve küresel ısınmanın etkisiyle buğdayın bir stratejik ürün olduğu kabul ediliyorsa, ihtiyacın sınırında gezen bir üretim gelecek yıllarda risk doğurmaz mı?
? Yine sık sık üretim açığı verdiğimiz ve ithalat yapmak zorunda kaldığımız mısırın teşviği de azaltılıyor. Bu da ilginç bir gelişme.
? Buna karşılık ihtiyacımızın fazlasını ürettiğimiz ve ihraç olanağımızın bulunmadığı çaya teşviğin artırılması herhalde siyasi olsa gerek.
DEVRİM LAZIM: Bütün eksikliklerine karşılık yapılan çok önemli bir iş. Yıllarca ihmal edilen ve bir arpa boyu yol alınamayan tarımda yeniden yapılanmanın gerçekleştirilmesi sadece nüfusun üçte birini doğrudan ilgilendirmiyor. Onları üretim ve gelir yönüyle elbette ilgilendiriyor. Ama kentlerde yaşayan tüm insanları, hatta yeme eylemi içindeki tüm canlı11lan da yakından etkiliyor. Hem kalite olarak hem parasal olarak…
Tarımda değişim veya reformun ötesinde, aslında devrim yapmak lazımdı. Ama kim yapacak? Öyle bir hükümeti şimdiye kadar göremedik.
SONUÇ: “Izdırap hakikatin yoludur.” A. Maurois

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız