Reklam Ver

Hasan Tahsin Kocabaş/Yenigün Gazetesi
Bilmiyordum ya da dikkatimden kaçmış… Evdeki günlük takvimde ilgimi çekti. Dün yani 14 Haziran Türkiye’de “toprak” bayramıymış. Bu “bayram” Cumhuriyet tarihinde topraksız köylünün toprak sahibi yapılması için TBMM’de 11 Haziran 1945’de çıkarılan kanunun ardından kararlaştırılmış. 15 Haziran 1945’de yasalaşan Toprak Bayramı Kanunu’nda   “Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun kabul edildiği 11 Haziran tarihini takip eden pazar günü her yıl Toprak Bayramı olarak kutlanır” yazıyor. Yani dün gerçekten de toprak bayramı…
Ama bir ayrıntı var. Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu artık yürürlükte değil.  Bayram “geçerli mi” bilmiyorum, öğrenemedim.Lakin çok ilginç… Türkiye’de tarım toprakları hızla yok olurken eğer Toprak Kanunu hala yürürlükteyse inanın gülerim. Ama “ağlanacak” halimize gülerim…Gazetelere baktım, internette dolaştım 2009 yılı Toprak Bayramı ile ilgili bir etkinlik falan göremedim. Hem görsem de neye yarar ki…
Ortalarda bir söylentidir gidiyor… Meclis’te zeytinlik alanlarla ilgili akıllara ziyan bir çalışma varmış Ziraat Mühendisleri Odası’nın web sayfasında bakın ne yazıyor: “3573 sayılı zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerinin aşılattırılması hakkında yasa’nın 20. maddesinde (değişik: 28.02.1995 – 4086/5 md.): ‘zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede, zeytinyağı fabrikaları hariç, zeytinliklerin vejetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez’ şeklinde düzenlenmiştir. Bu alanlarda bakanlığın iznine bağlı olarak yalnızca zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi olanaklıdır. Bu yasayla, zeytinlik alanlarda yerleşim ve sanayi tesisleri yapılması yasaklanmıştır. Maden tasarısı ile getirilen değişiklik sonucu 600 bin hektar olan zeytinlikler önemli ölçüde zarar görecektir.”
Ayrıntıları mutlaka öğreneceğim…
Yani hangi “insan evladı” zeytinin, üzümün, kirazın ve suyun yerine “sanayi” ya da “maden” tercih eder ki “aklı” varsa? Dünyanın hızla su ve sağlıklı gıda yokluğuna gittiğini bile bile hala üç kuruşluk kârlar için nasıl vazgeçilebilir ki güzelim ağaçlardan, zeytinden, üzümden ve de “hayat” olan sudan?
Ayrıntıları mutlaka öğreneceğim mutlaka…
Ziraat Mühendisleri Odası’nın İzmir Şubesi var, oraya gideceğim,  üniversiteye başvuracağım. Ama illaki öğreneceğim. Küreselleşme sömürgeciliğinde birileri hem içten hem dıştan tarım arazilerini, tohumculuğu, zeytinciliği ciddi ciddi “yok etmeye mi” çalışıyor? Başta Tariş Zeytin Başkanı Cahit Çetin olmak üzere bir şeyler yapılıyor mu, eylem ve tavır konuluyor mu bilmiyorum.
Açıkçası geç öğrendim konuyu.
İzmir’de bu konularda otorite üstat olan tek meslektaşım, “harbi” gazeteci Ali Ekber Yıldırım’la da mutlaka konuşacağım. Zaten tarım konusunda “en dürüst” tavrı Ali Ekber Yıldırım’dan başka kim gösteriyor ki? En azından ben bilmiyorum. Tabii sabahları EGE TV’de program yapan kardeşim Özgür Hancıoğlu’nu unutmuş değilim.
Başıma “yine yeni” bir dert olmak üzereyim galiba, ne dersiniz? SİT dalgasına alenen “kelle avcılığı” yapanların bu kez “zeytin ve zeytin alanları” dediğim için belki de “son darbeyi” indireceğini bile bile kafaya taktım bunu…
Ama önce doğru dürüst bilgileneyim de sizi de becerebilirsem “uyandırmaya” çalışayım…
Ne yazık ki gündemdeki “naylon konuların” yüzünden ayağımızın altından kayan toprağı hissetmiyoruz galiba…

15. 6 2009

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız