Reklam Ver

Gıda krizi atlatılmadan, dünya, çok daha büyük ve etkileri bakımından yıkıcı bir ekonomik kriz yaşamaya başladı. Krizin, 1929 ekonomik buhranından daha büyük olduğu ve kapitalizmin sonunun geldiği ifade ediliyor.
Henüz yeterince konuşulmasa, yazılmasa da yaşanan ekonomik krizin tarım ve gıda sektörüne çok büyük etkileri olacaktır.
Tarım ve hayvancılık konusundaki çalışmaları ve duyarlılığı ile bilinen Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı dostumuz krizin tarıma etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda bir çalışma yaptı. Aydınlatıcı ve yararlı olacağı inancı ile bu çalışmayı özetleyerek paylaşıyoruz:
“Türkiye tarımı, ABD ve AB gibi ülkelerin güdümünde olan örgütler aracılığıyla, özellikle 1980’li yıllardan sonra uygulanagelen yeni-liberal politikalarla açmaza girmiştir. Girdi üreten ve dağıtan, fiyat düzenleyicisi olan, kredi sağlayan ve alt yapı hizmetleri üreten tarımsal KİT’ler özelleştirilmiş, üretimden daha çok üretimsizliği amaçlayan desteklemeler devreye sokulmuş, kırsal kesimin örgütlenmesi engellenmiştir. Bunun sonucu olarak Türkiye yeterince üretemeyen, dışarıdan tarım ürünleri dışalımcısı bir ülke olmuştur. Yoksullaşan köylüler, dirliklerini sağlamak için kente göç etmiş, ancak iş ve aş yerine sadaka ekonomisine razı olmuştur.
Küresel krizle ortaya çıkan yeni gelişmeler de sorunlarla boğuşan Türkiye tarımını daha yüksek oranda etkileyecektir. Bunlar şöyle sıralanabilir;
* Döviz kurunun yükselmesiyle birlikte dışa bağımlı tarımsal girdilerde, örneğin mazot, gübre, ilaç, yem hammadde fiyatları giderek artacaktır. Örneğin, bugün bile Türk çiftçisi Batılı çiftçilere göre mazotu 4-5 kat daha yüksek fiyatla almaktadır.
* Sıkı para politikası nedeniyle, aslında küçük ve orta ölçekli işletmeler için yetersiz olan doğrudan desteklemeler daha da azalacaktır.
* Girdilerin pahalı, desteklemelerin de yetersiz olması üretimi giderek daha da düşürecektir.
* Üretimin düşmesiyle, gerek üreticilerin gerekse tüketicilerin yeterli örgütlenmeden mahrum olması nedeniyle üreticiler daha az kazanacaklar, tüketiciler ise daha yüksek fiyattan gıda bulacaklardır.
* Üretim yetersizliği, gıda ve diğer tarımsal ürün dışalımını artıracaktır. Ancak döviz kuruna bağlı olarak tarım ürünleri dışalımı daha pahalıya gelecektir.
* Kazanamayan küçük ve orta ölçekli çiftçiler topraklarını satmak zorunda kalacaklardır. Şimdi bile araziler yabancı tekellerin eline geçmeye başlamıştır. İnsanımız, kendi anavatanın da yanaşma olacaktır.
* Toprak dışında, özelleştirilen diğer tarımsal KİT’ler gibi tarımsal sanayi kuruluşları da yabancılaşmaya başlayacaktır.
* Kırdan kente çözülme hızlanacak, bu durum kentlerde önemli düzeylerde işsizlik, alt yapı ve güvenlik sorunlarının artışına neden olacaktır.
Kısa dönemde küresel krize karşı neler yapılabilir?
* Tarımsal girdilerden alınan KDV hızla düşürülmeli.
* Tarım topraklarının yabancılarca ya da yabancı ortak denetimli bankalar tarafından alınmasını engelleyici yasalar derhal çıkartılmalı.
* Çiftçi, tarımsal amaçlı kooperatiflerde hızla örgütlenmeli.
* Örgütlenmeler, köy temelli yerine ilçe düzeyinde olmalı. Ürünler bunlar tarafından işlenmeli ve pazarlanmalı. Çiftçiler küçük bireysel çıkarlar için ürünleri aracılara satmamalı.
* Girdiler de kooperatifler aracılığıyla sağlanmalı.
* Çiftçi borçlanmasına dikkat etmeli. Aldığı borçları üretim için kullanmalı.
* AKP hükümetinin dışa bağımlı yeni-liberal politikalarına çiftçiler karşı çıkmalı. Yerel ve genel seçimlerde uygulanan seçim ekonomisine kanmamalı.”

Reklam Ver

1 Yorum

  1. Öncelikle yazılarınızdan dolayı teşekkür ederim. Bu tespitler gerçekten cok dogru ama bunların dogrulugunu anlayabilmek ilk çıkış noktamız olmalı. Çiftçilerimizn örgütlenmeye karşı antipatileri var. Kendi kurumlarını bile yaşatmak için en ufak caba göstermiyorlar. Kimde peşin para kimde bir lira fazla ise hemen o tarafa yöneliyorlar. İlk önce beyinlerimizi değiştirmemiz gerekmezmi? Çİftçilerimizin eğitim seviyeleri düşük ama eskiden beridir hep siyasetin içinde olmularına rağmen yapılmak istenenleri sezemiyorlar herkesde bi rehavet havası var. Oturunca düzeleceğini sanıyolar. Onlarda haklılar okadar çalışarak bir yere gidemeyince moralleri bozuluyor ve hiç birşey yapmak istemyorlar. Avrupada bu sorunlarını 30 40 yıl önceden meydana geldiğini ve bunun çözümünün böyle oldugunu anlatmak gerekir bence. Yazılarınızı ilgiyle izliyorum iyi çalışmalar.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız