Reklam Ver

Hükümet göz göre göre hayvancılık sektörünü çöküşe sürüklüyor. En küçüğünden en büyük işletmeye, üreticiden sanayiciye, sektördeki herkesin karşı olduğu hayvan başına destek uygulamasından geri adım atılmıyor.
Okurlarımız bu konudaki endişelerini her gün dile getiriyor. Edirne Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aladağ, o okurlarımızdan biri. Aladağ’ın yazdıklarından herkesin ders çıkarması dileği ile özetleyerek paylaşıyoruz.
“Avrupa Birliği sürecinde ülkemiz tarım ve hayvancılık hususunda büyük bir çıkmazın içerisine sürüklenmektedir. Ülkemizde 11 milyon ton süt üretilmekteyken, bunun sadece dörtte biri kayıt altındadır. Bu da özellikle faturalı süt  üretimine son 4 yılda verilen  süt teşviğinden kaynaklanmıştır.
Hükümet sanayicinin baskısı ile süt tozu ithalatına sınırlama getirmeyerek ülkemizin süt üretimini riske sokmaktadır. Şu anda kilosu 4.50 YTL’ye ülkemize süt tozu giriyor. 10 litre sütten 1 kilogram süt tozu elde edildiği göz önüne alınırsa sanayiciye 1 litre süt 0.45YTL’ye mal olmaktadır. Bu şartlarda hayvan yetiştiricisinin sütünün para etmesi mümkün değil. Sanayici tabi ki haklıdır. 0.45YTL’ye bir litre sütü mal etmek varken neden daha fazlasını üretene versin ki. Buna rağmen sanayicimiz 53.5 Ykr’ye sütümüzü almaktadır. Burada tek suçlu olarak sanayiciyi hedef göstermenin onlara haksızlık olacağını düşünüyorum.
Bizim ürünlerimize kota koyan Avrupa, kendi yetiştiricisini korumak için süt konseylerince müdahale alımları yaparak süt tozu haline getirdiği sütlerini, bizim gibi ülkelere uygun fiyattan satıyor ve kendi üreticisini destekliyor. Biz ise, bu süttozunu alarak ya da herhangi bir kısıtlama getirmeyerek kendi üreticimize “sen süt üretme ben dışarıdan daha ucuza alıyorum” diyoruz.
Artık üretici bulunduğu üretim koşullarında hayvancılığı bırakmaya, yüksek verimli hayvanlarını kestirmeye başlamıştır. Dünyanın hiçbir yerinde yem fiyatlarının süt fiyatlarını geçtiği gözlenmemiştir. Dünya kabulü 1litre sütle 2 kilo yem alınmasıdır. Bu tabi ki şu anki dünya şartlarında mümkün olmasa da üretici 1 litre süt ile 1,5 veya 1,2 kilo yem almaya da razı. Fakat, Türkiye’de 1litre sütle 0.7 kg yem alınabilmektedir.
Bu durumda yapılması gereken süte verilecek destekleme ile bu oranın en azında 1’e 1,2 ve yukarısına çıkarılmasıdır.
Edirne Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak 1994 yılından bu yana tutmuş olduğumuz kayıtlar sonucu 1700’ü aşkın üyemizin 40 bin ineğinin ortalama süt verimi inek başına yıllık 6 bin 100 litredir.(Bu ortalamadır daha yüksek verimli işletmeler de vardır). Bu ortalamadan hareketle hükümetimizin 2007 yılına kadar uygulamış olduğu hayvancılık teşvikleri  hayvan başına bin 67 YTL’ ye tekabül ederken 2008’de uygulamaya konulan destekleme ile inek başına seyyanen 350 YTL ödenecek. Bin YTL değerindeki verimsiz mera hayvanı ile 3 bin -3 bin 500YTL değerindeki, ıslah edilmiş yüksek verimli hayvanı bir tutmak “siz hayvancılık yapmayın! İhtiyaç duyulan ürünleri AB’den alır,piyasaya süreriz” demektir.
Umarız yetkililer Sami Aladağ’ın ve sektörün uyarılarını dikkate alır. Çünkü, yarın çok geç olabilir.
Bir çok okurumuz, “2007 yem destekleri ne zaman ödenecek”diye soruyor. Bizde Tarım Bakanlığı’na soruyoruz. Ama yanıt yok. Yanıt gelinceye, ödemeler başlayıncaya kadar sormaya devam.

Reklam Ver

11 YORUMLAR

  1. yayınlanan yazı tabiki çok güzel fakat hala söylüyorum felaket tellallığı yapmaya gerek yok uygulanacak sistem sadece 1 yıllıktır sistemi savunmuyorum fakat bu sistem devletin geçirdiği ekonomik kriz yüzündendir para yok tabikide devlet parası azalınca çiftcinin sırtına biner dolayısıyla da şimdide aynısı olmaktadır.geçen seferki yorumlarıma dayanarak devam ediyorum kimse kusura bakmasın ama vatandaş olarak bizde suçluyuz bana göre eğer bir sektörde hile yapılıyorsa o sektör biter ve maalesef süttede aynı olay var vatandaşın sütünde su var ve bu iş son yıllarda çok arttı evet hayvan başına destek iyi değil ama 3 ton süt verirken 8 ton fatura kestirip haksız para alma işini hanginiz inkar edebilirsiniz.
    eğer biz bireysel olarak kendimizi düzeltmez isek sorun çözülmez hep ab den örnek veriyoruz ya bende bi örnek vereyim bugün ab ülkelerinde hayvancılıkta aile işletmesi en düşük 99 baştır yanlışım varsa düzeltin bizde ise 3 baş şimdi soruyorum eğer bizde aile başı 50 baş olsa bu kadar sorun çıkarmı çıkmaz birde eğer çiftci desteklemelerle ayakta duruyor diyorsanız üzülürüm çünkü destekleme miktarı ne olursa olsun vatandaş eğer çalıştığı ile kazanamıyorsa bu işi bıraksın bana göre sizin destek dediğiniz benim yeşvik dediğim olay adı üstünde teşviktir bu teşviği almak için ne yapıyoruz kaliteli süt mü üretiyoruz yada hastalıksız hayvanmı yetiştiriyoruz bunların hiç birini yapmıyoruz ülkemizde hayvancılık herzaman 2. plandadır sadece kış aylarında önem veririz hayvancılığa çünkü kışın boşa çıkan iş gücünü değerlendiririz sadece o kadar bana göre uygulanan her iki sistemde yanlıştır hayvan başı destek ve süt desteklemesi daha kalıcı ve daha iyi bir sistem geliştirmeliyiz bunun nasıl yapılacağını hep beraber bulabiliriz yada bulan varsa açıklasın haa yok efendim bu hükümetle olmaz o zaman hükümeti değiştiririz son cümlem yalnış anlaşılmasın seçim zamanı gelince cevap veririz anlamındadır

  2. sayın ahmet kardeşim, ıyı dıyon da bu yolsuzluk sadece sut de mı yapılıyor.butun sektorler aynı.ama hukumet tarım ve çiftçinin sırtında açıgını kapatıyor.ben 200 süt hayvanına sahıp bır kooperatıfın proje koordinatörüyüm.kardeş sattıgım süt sadece süt yemı parasını çıkarıyor.saman fıg sılaj işçiliköz sermaye,veterıner masrafları bunlar da cepten gıdıyor.beş aydır boyle kac ay daha dayanabılırız bılınmez.kesın olan bırsey var boyle gıderse toslarız duvara.hayvanları satamayız daha üç yıl taksitleri var.biz bu işe girerken böyle olacagını bılsek hayatta gırmezdık.sızlere bir olay anlatayım,yıllar önce sofi şeyho adında bır ortagım vardı beraber çiftçilik yapıyorduk.bırgun geldı elinde bır güvercın sofi hayırdır vurmuş.nasıl oldu sofi dedım bu olay.başladı anlatmaya,ben traktorle çift suruyordum güvercın benım sakallı ve takkeli halime güvenerekten geldı traktörün hemen önüne kondu.bende çekiçi kafasına indirdim.arkadaslar bizlerın hali bu guvercinden farkımız yok.bizler bu hükümete güvendık aşırı bır guven.çözse çözse sorunumuzu tayyıp baba çözer dedık turkıyenın yarısı oy verdık.iş işten geçtıkten sonra çekiçi kafamıza indirdi.bitmedi bu ne ilk çekiç nede son çekiçtir.hala ayık degılız.ayılalım arkadaslar turkıyenın kaderı bu olmamalı.kımse yok degıl vardır bırılerı.

  3. sene 2006 sonbaharı hukumet kesenın agzını açtı.herşeye destek vaad ettı.aklınıza ne gelırse.seçim bıttı başladı makaslamaya ve sadece hayvancılık üstunden makasladı.yav anlamıyorum bunu turkıye bütçesı yem bıtkısı ile süt destegı sankı denkleştırıyor.patronların malını satmak için makine destegı devam he de ıkı kat daha fazla.nıye makıne satılsın dıye çiftçi bahane hangı malzemeler satılmıyor biz ona yüzde elli hibe verelım.çırçır fabrıkası,yag fabrıkası ,bulgur fabrıkası,işlemesız tarım aletleri,damlama ,yagmurlama,mandıra,sogutmalı araclarvb.yuzlerce kalem hanı para yok tu.buyuk patronların malınıaracılık nedıyor devlet.damlama bırkaç fırma var onların dışın dan alırsan hıbe yok.fıyat da zaten ıkı katı.adam dıyor kı faturalı 20000 ytl faturasız11000 ytl.ama sıra sut destegıne gelınce yok.yem bıtkılerı destegıne o da yok.sıze ucuz makıne verelım bana ucuz makıne degıl,ucuz yem ve emegımın karşılıgını istıyorum .sanayıcın satış bayılerı olmuş il tarım buroları.herkese para var ama çiftçiye yok hayvancılık yapana yok.projelerde üst lımıt 500000 ytl.kac çiftçi veya süt üretıcısı 250000 ytl cıkarabılır.bütün hayvancılıga ayırdıgı para 600 mılyon ytl.onuda vermıyorsunuz.arkadaşlar memurun sahıbı var, sanayıcının sahıbı var , işçilerın sahıbı var, ögrencının sahıbı var.herkesın sahıbı var bız çiftçi ve hayvancılık yapan tarım çalışanlarının sahıbı yok.boyle oldugu muddet ce de şamar oglanına doneriz.gelen vurur gıden vurur.hukumetı allaha havale edıyorum .bel kı o hakkından gelır bunların.unutmada 2007 yem bıtkılerı hala odenmedı sayın tarım bakanına duyrulur.ocak ayında mayısta oderız demişti o zaman sayın bakan buyrun sözünüzü tutun.tarım bakanısın sen malıye bakanının özel kalem müdürü degılsin.başın dık olsun.sana bakınca biz üzülüyoruz.malıye bakanı kızacak dıye kuraklık dız boyu çıkıp kuraklık var dıyemıyorsın ayıptır yazıktır.70 gundur yagmur yok nerde tarım bakanımız.butceye ek masraf olur dıye kuraklık gızlenıyor. nerde görülmüştür böyle birşey yaaa.

  4. yahu Ahmet GARDAŞ temel anlamda dediklerine katılıyorum.Ama Türkiye’nin birde gerçekleri var.Benim köyümde 1 ineği olanda çiftçi 5 ineği olanda hayvancı.Başka seçenek varmı.Var derseniz o ülke başka ülke herhalde.Üretime yönelik yaratıcı eğitim veren KÖY ENSTÜTÜ’lerini kapatırsanız,kapatılmalarına ses çıkartmazsanız yandım bittim edebiyatının içinden çıkamıyoruz çıkartmazlar.Haaa,benim köyümde üretilen süt 53.5ykş değil 42.5ykş hemde Kaymakamlık eliyle toplanıyor.Yalanım varsa haram olsun AHMET su katkısız

  5. yorumuma devamla eklemek istediklerimi belirteyim.ben 150 başlık bir işletme sahibiyim geçen ay sütümüzü 0,71 den veriyorduk şimdi ise 0,655 e düştü fabrikaya sordum neden boyle oldu diye çok ilginç bir cevap aldım piyasa bunu götürüyor dediler.
    yukarıda köy enstitülerinden bahsedilmiş evet haklısınız bizim sıkıntılarımızdan biride sağcıların yaptığını solcular solcuların yaptığını sağcılar bozuyor(özür diliyorum sağ sol kavramı maalesef hala devam ediyor)geçmişte siyasi liderlerden bazılarının bu konuda çalışmaları vardı hepimiz bunları biliyoruz yani köy enstitülerini anlatmaya gerek yok burada anlatmak istediğim aslında bizim çözümümüz var fakat bunun uygulamasını yapamıyoruz.
    lafı çok uzattıyorum kısaca söylemek istediğim ab bize yol göstermiş kooparatifleşin örgütlenin demiş ve bir çoğumuz şunu bilmiyoruz eğer sütümüzü yada sütten elde ettiğimiz ürünleri çok basit pazarlayabiliyoruz dünya piyasasında örgütler ön planda yani sen üretici olarak örgütlü bir şekilde üretim yaparsan dünya piyasasına girersin ama ülkemizde örgüt var da siyasal olartak işliyor bakın örnek vereyim damızlık birlikleri ve süt üretici birlikleri birbirlerine düşman ve maalesef hiç bir iş yapamıyorlar yok damızlık birliği şucu sür birliği bucu diye.
    Aslında şu anda elimizde gerçektende hayvancılık konusunda çok güzel işleyecek 2 örgüt var biri sütü pazarlayacak öteki damızlık yetiştirecek ne yazıkki ikiside asıl işlerini bırakmış devletin vereceği teşviklerin peşine düşmüşlerdir.eğer bana göre bu iki birlik asıl görevlerini yaparlarsa bizim devletimizin verdiği teşvikleri biz çocuklarımıza harçlık diye veririz ve bu birliklerin benim dediğim şekilde çalışması bizim elimizde çünkü bu birlikte ki temsilcileri bizler seçiyoruz ben her iki birliğide üyeyim ama maalesef ikiside sadece para kesiyorlar daha bir gün olsun bana gelipte damızlık birliği damızlık hayvan satarmısın yada damızlık ihtiyacını biz verelim demediler sür birlikleride aynı şekilde sütünü daha iyi pazarlayacağız demediler.bilmem sorunu anlatabildimmi o yüzden bence teşviklerle uğraşmaktansa biz devlete teşvik verelim ne dersiniz çok zor değil.

  6. iyi güzel haber olarak yazıyorsunuz eleştiriyor gibi tavır alıyorsunuz ama sonunda sizin yazdığınız doğru çıkıyor nasıl oluyor anlamadım sizdemi hükümetin tarım la ilgili yapacaklarını önceden haber verip psikolojik olarak çifçileri hükümetin uygulamalarına hazılamaya mı çalışıyorsunuz çifçi ülkenin tek üreticisi türkiyenin tek öz malı ve sadece bizim malımız sadece bizim üretimimiz diyebileceğimiz ve tek öz varlığımız tarım ve tarım ürünleri.yerli malı diyebileceğimiz başka bir ürün ve üretim varmıdır türk milletine soruyorum toyatamı fiatmı arçelikmi beko mu newhollandmı mercedesbenz mi aristonmu petrol ofisimi bp mi renaultmu kia mı hunday mı soruyorum hangisi ni tamamen ve herşeyiyle türkiye ve türk vatandaşı üretiyor fabrikası toprak gibi türk insanınınmı gerçi oda yabancılara satılmaya çalışılıyor sayın unakıtan paşa tarafından unakıtan pastörüze yumurta kuş gribine son

  7. From: Murat Kocaman
    To: aey@dunya.com
    Sent: Friday, May 09, 2008 3:19 PM
    Subject: Desteklemelerden sonra hayvancılıkta ithalat endişesi

    Merhaba Ali Ekber Bey

    Öncelikle hayvancılığın sorunlarını, çözüm önerilerinizi ve üreticilerin sorunlarını dile getirdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.
    Tekirdağ Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak Bölgemizde hayvancılık ile ilgili kayıt ve bilgiler sayesinde Ülkemiz adına önemli veriler oluşturduğumuzu düşünüyorum. Kayıtlar ve genetikte yakaladığımız ilerlemeyi diğer bölgelere düve satarak paylaşıyoruz. Bölgemizden yılda yaklaşık 20.000 damızlık düve çıkışı ( iç piyasadaki karşılanan talepler hariç)olmaktadır. Böylece diğer bölgelerin damızlık iltiyacı karşılayacak bir çalışmanın gururu ile çalışmaktayız. Bölgemiz hastalıklar ile ilgili brucella yok denecek kadar az durumdadır. Tüberküloz testi yapılmış ari işletmesayımız 65 civarındadır. Ülke boyutunda hastalıklardan ari işletmelerin varlığı nedir bilmiyorum.
    Fakat bugün geldiğimiz noktada TEDGEM yapmış olduğu ihalelerde edindiğimiz bilgilere göre hastalıktan ari hayvan olma şartı getirmektedir. Bu noktada iç piyasada böyle bir talebe cevap verecek bir reel ortamı olduğu araştırması yapılmadan niye böyle bir maddenin konduğunu anlamış değilim. Bu durumda olacak ihtimallerden bahsetmek istiyorum. Birincisi ari işletmelerden bu hayvanlar temin edilecek, ikincisi gayriresmi yolla tüberküloz testi yapılıp temin edilmeye çalışılacak, Üçüncüsü ise Türkiyede hastalıktan ari hayvan yok denip avrupa birliği ülkelerinden ithalatın açılması sağlanacak.
    Desteklemedeki yanlışların üzerine itlahat ile ilgili endişelerin olması üreticilerimizi dahada tedirgin edecektir.
    Bu vesile ile çalışmalarınızda başarılar diler, saygılar sunarım.

    Murat Kocaman
    Tekirdağ DSYB Müdürü

  8. From: “kadir tuna”
    To:
    Sent: Thursday, May 08, 2008 10:19 PM
    Subject: Gurbetci pastirma ve sucugunu türkiyeye götürüyor!

    Sayin Yildirim,
    size yazacagim olayi babam anlatti gecenlerde: Iki arkadasi türkiye ye giderken sucuk ve pastirma götürmüsler. cünkü ikisinin fiyati almanya ya göre pahali ve sucuklarin icinde tavuk eti ve baska etlerde koyuldugundan almanyadan türkiyeye götürmüsler.
    Babam emekli oldugu icin üc ay icin memleketi kayseriye gidecek. giderken de birkac kilo sucuk götürecekmis.
    bana anlatirken inanamadim ama iki arkadasi yapmis, babam neden yapmasinki?.
    Ben hic unutmam, kücükken almanyaya gelirken bulgur, mercimek, pastirma, sucuk vs. getirirdik. sonra türkiyedekiler almanyada satilmaya baslandi, türkiyeden getirmemeye basladik. Ve simdi burdan türkiyeye sucuk pastirma götürüyoruz!.
    Sayin Yildirim size yazarken güldüm, ama yazimi bitirirken bu olay beni baya düsündürmeye basladi.
    Cünkü türkiye sanayi ülkesi olmadan neden ciftciligi batirdi?.
    Saygilarimla

    Kadir Tuna ( Almanya/ Suttgart)

  9. Damızlık Birlikleri sanki babalarının hayrına çalışıyorlar.parasını alıyorsunuz devletten çatır çatır.BUNDAN NEDEN BAHSETMİYORSUNUZ.3,5 ytlye küpe tak sonra bu işi ben yapıyorum diye taktığın her küpe için 2 ytlde devletten küpeleme desteği al,çalıştırdığın veterinerlerin suni tohumlama kayıtlarını biranönce E-ISLAH programına kayyıt ettir yapılan her tohumlama için 26-36 ytl suni tohumlama desteği al,Birliğine üye olan yetiştiricilerin süt teşvik primleri (süt iadesi)nden 0,15 ykr. (yani 1 ton süt döken şahıs için yatan süt iadesinden 15 YTL)kendine al,üreticiye kayıt ve genetikte ineklerinizi ileriye doğru geliştireceğiz diye dandik litre ölçekli süt kovasını 20 YTL’ye sat,inek başına çatır çatır yıllık üyelik bedeli al,buzağı desteklemesi almaya hak kazanmasına rağmen banka hesap numarası vs.olmadığı gibi nedenlerle devletin vermiş olduğu parayı kendi kasanda topla,sonrada kalk ben bu ülkenin hayvancılığını ileriye götürüyorum diye reklam yap.benim saf köylümde ineğinin dışkısını temizlemekle ömür geçirsin.burda gerçekten kazanan hayvancı değil birliklerin para kasasıdır.Desteklemeler konusunda yetiştirici 1 ağlıyorsa bunlar 1000 ağlıyorlar.

  10. yani bu sektörüde bu hale getirdileryaa diycekk söz dahii bulamıyoruzz saoll tayip ağa iflasın babannesini yasyoruz sahendee geçim derdine düştükk. o kadar saçma bi durum söz konusuki paran olsun yada olmasınn istediğin sıfır bi arabayı almak bir çuval yem almaktan çok çok kolay inanın benim yaylamda 1999 yılında hayvancılıkla geçimini sağlayan 5000 kişiden bugün 349 kişi kaldıı o kadar içlerr acısı bi durumki bugünün şartlarında yem alamyıp hayvanın mecbur kesime veren insanlar varr bu kanayan yaraya kim dur dıycek bu kötü düzen hepmi bole devam edicek napalım kkime gıdelım bılemyoruz allah yardımcımızz olsun diorum aygılar…

  11. yakındır görün bakın arkadaşlar bu gidişatla domuz sektörünüde devreye sokarlar. Bu hükümet gibisini hiç görmedim bu yaşa kadar hesap yapmazken şimdi hesabın içinden çıkamıyoruzz besideki hayvanlarımızın yerinde sağılan sütünü almıyorlar yok neymiş hijjenik bi ortam diilmiş ahır hayvancılıgından çıkıp ÇİFTLİK BÜNYESİNE GEÇMEMİZ GEREKIYOMUŞ ya soruyorumm sütümüzün önce siz gerçek fiyatını verinde dediğinizi yapalım. yok arkadaş yok alayı arkamıza geçme peşinde çok afedersiniz ama ben daha hayırlısını yaptıgıma inanıyorum dedemin hayrına hayvanlarımın sütünü gereğince süzme gevrek peynir yapıp yada tazeyken süt dağıtıyorum ama içimiz rahat en azından yaradan bu haksızlıkları görüyo dünya malı dünyada kalır malda yalan mülkta teşekürler…

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız