Reklam Ver

Daha düne kadar Çukurova’nın simgesi pamuktu.  Romanlar, şiirler, öyküler yazıldı Çukurova ve pamuk üzerine. Filmlere konu oldu. Festivallere( Altın Koza) adını verdi.
Uygulanan yanlış tarım politikaları altın değerindeki pamuğu yok etti. Bugün çok az üretici pamuk ekiyor. Çukurova’nın pamuk sevdası siyah beyaz filmlerde kaldı.
Şimdilerde Adana ve yöresinde pamuk dışındaki ürünlere ilgi daha büyük. Bu ürünlerden birisi de zeytin.
Bölgede zeytincilik hızla gelişiyor. Zeytin ağacı sayısı son 3 yılda 200 bin adetten 1.5 milyona çıktı. Hedef birkaç yılda 15 milyona ulaşmak. Elde edilen başarıda Adana Valiliği, Çukurova Üniversitesi ve zeytinciliğe gönül vermiş birkaç girişimcinin payı çok büyük. Elbette bu çabaları destekleyen Tarım ve Köyişleri Bakanlığını da unutmamak gerek.
Adana ve yöresinde zeytincilikte yaşanan bu olumlu gelişmeler geçen hafta düzenlenen “Doğu Akdeniz Zeytin ve Zeytinyağı Zirvesi” ile taçlandırıldı.
Sektördeki her kesimin katılımı ile gerçekleştirilen zirve, sadece Adana ve yöresi zeytinciliği için değil, ülke zeytinciliğinin de yol haritasının çizildiği önemli bir platform oldu.
İki gün süren zirvenin sonunda kaleme alınan sonuç bildirisinde sektörün mevcut durumu ve geleceğe ilişkin beklentilerine yer verildi. Zirveye katılan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’e de sunulan bildiride özetle şu konulara yer verildi:
** Ülkemizde var yılı yok yılı (Alternans) etkisinin azaltılması için, zeytin çeşitlerinin ıslahının yapılması, sulama, ilaçlama ve gübreleme vb. bakım işlemlerinin modernize edilmesi, bunun için zeytin üreticisinin ve araştırıcıların desteklenmesi sağlanmalıdır.
** Ülkemizin ve Doğu Akdeniz zeytin gen kaynaklarına sahip çıkılmalı ve fidan ithalatı yasaklanmalıdır.
** Yeni oluşturulacak tesislerde sertifikalı fidan kullanılması durumunda verilmesi kararlaştırılan 250 YTL/da destek modelinin devamı gerekmektedir.
** Ülkemiz zeytinyağı ambalajlı ve markalı ihracatının arttırılması ve sürekli pazarların elde edilmesi, ancak Avrupa Birliği ülkeleri ile eşit koşullarda rekabet ile mümkündür. Halen 15-20 bin ton civarında satılan markalı ve ambalajlı zeytinyağı ihracatının artırılması için ilave teşvikler geliştirilmeli Türk zeytinyağı imajı oluşturulmasına yönelik tanıtım çalışmaları desteklenmelidir.
** Zeytinyağının önden gelen sorunlarından birisi de tağşiş (zeytinyağına başka yağ karıştırılması). Bu nedenle, piyasa düzenli olarak takip edilerek,  tağşişli yağ üretim ve satışı engellenmelidir.
**Avrupa Birliği, yaptığı anlaşmalarla Cezayir, Tunus, Fas ve Lübnan’a zeytinyağı konusunda önemli imtiyazlar tanımıştır.  Örneğin, Tunus’a yıllık 56 bin tonluk, diğer ülkelere de 8 bin tonluk gümrük vergisinden muaf bir kota açıldığı görülmektedir. Benzeri bir uygulamanın Suriye ile Avrupa-Akdeniz Anlaşması çerçevesinde yapılması için çalışıldığı bilinmektedir. Türkiye’nin de Avrupa Birliği’ne gümrüksüz zeytinyağı ihracatı yapabilmesi hiç değilse diğer ülkelere tanınan imtiyazlardan yararlanması büyük önem taşımaktadır.
** İhracatta halihazırda ton başına 750 dolar vergi ödenmektedir. Oysa, zeytinyağı sanayi ürünü olarak kabul edilirse haksız vergilendirme engellenmiş olacaktır. Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatta 1.12 Avro telafi edici gümrük vergisi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Oysa Tunus, Cezayir, Ürdün ve Fas gibi bazı ülkelere gümrüksüz kota uygulaması yapılmaktadır. Böyle bir durumda rekabet şansımız kalmamaktadır.
** Prim, AB’ de olduğu gibi zeytinyağının yanı sıra sofralık zeytin için de verilmelidir. AB’nde uygulanan prim miktarı kilogramda 1.32 Avro’dur. Prim miktarı üretici tarafından önceden bilinmeli ve süreklilik arz etmelidir. Bu çerçevede AB’ de uygulanan yöntemle prim miktarı Ağustos ayında Bakanlığımızca açıklanmalıdır.
Adana ve yöresinin toprağı bereketli, insanları yaratıcı ve çalışkandır. Zeytinciliğin bu çalışkan ve yaratıcı insanların elinde kısa zamanda dünya markasına dönüşeceğine inanıyoruz. Yeter ki, yukarıda özetleyerek verdiğimiz zeytinciliğin sorunlarına çözüm bulunsun.
 

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız