Reklam Ver

Avrupa Birliği ile uyum sürecinde tarımda en şanslı sektör hangisi diye sorulsa, tarımı bilenler “yaş meyve ve sebze sektörü” diye yanıtlar.Fakat, geçen hafta yapılan, ”FreshAntalya 2007-Yaş Meyve, Sebze, Lojistik ve Teknolojileri Fuarı” nda gördüklerimiz ve duyduklarımız bu konuda bazı ciddi endişelerin olduğu gerçeğini hatırlattı.
Fuara katılan 100 firmanın büyük kısmını ziyaret ederek yetkilileri ile bire bir sohbet ettik. Sergilenen ürünlere, tanıtılan teknolojilere,sektörün  bilgi birikimine bakınca büyük bir iyimserliğe kapılıyorsunuz. Sektörün dünyada rekabet edemeyeceği bir ürün, bir ülke olamayacağına inanırsınız.
Fakat sektör temsilcilerini dinledikçe, basit ama çözülemeyen sorunları duydukça iyimserliğin yerini karamsarlık alıyor.
Her zaman yinelediğimiz bir gerçeğe burada da tanık oluyoruz. Türkiye’nin yaş meyve ve sebze de çok büyük bir potansiyel var,ancak bunu yeterince değerlendiremiyor.
Fuar kapsamında iki önemli toplantı vardı. Bunlardan birisi, bizim yönettiğimiz “Yaş Meyve ve Sebzede Tüketici Eğilimleri” paneli. Diğeri ise, Antalya Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı dostumuz Mustafa Satıcı’nın yönettiği “ Rusya Pazarı ve Lojistik.”
Her iki toplantıda çok önemli bilgiler verildi. Saatler süren iki toplantıyı birkaç maddede özetlemek gerekirse:
1- Avrupa’da ve Rusya pazarında yaş meyve sebze ticareti büyük marketlerin eline geçiyor. Hal satışları azalıyor. Manavlar kapanıyor. Örneğin,Avrupa’da yaş meyve ve sebzenin yüzde 90’ı marketlerde satılıyor.
2-  Avrupa ülkeleri özellikle İngiltere öncelikle kendi üreticisinin ürettiği ürünü almayı tercih ediyor. Bu şekilde kendi üreticisini koruyor. Yerli ürününü sattıktan sonra ithalata yöneliyor.
3- Türkiye yaş meyve ve sebze sektörünün kendisini tanıtma ve anlatma sorunu var. Sektörün sorunlarını dile getirecek lobi yapacak bir oluşum eksikliği yaşanıyor.
4- İhracata yönelik üretimde sıkı bir denetim var.İlaç kalıntısı,hormon kullanımı gibi bir çok konuda alıcıların baskısı ile izlenebilirlik sağlanıyor. Fakat, iç piyasada izlenebilirlik olmadığı için ihracatçı istenilen kalitede ve temiz ürün bulamıyor. Üretici “nasıl olsa iç piyasada satarım” anlayışı ile ilaç ve hormon kullanımına özen göstermiyor.
5- Büyük umutlarla çıkarılan Üretici Birlikleri Yasası’ndan üretici,ihracatçı,alıcı, hiç kimse memnun değil.
6- İşçilik her geçen gün daha büyük bir sorun haline geliyor. Kalifiye eleman bulunamıyor. Antalya’da yaşayanlar serada veya tarlada değil, otelde çalışmayı tercih ediyor.
7- Türkiye’nin rakipleri çoğalıyor. Özellikle Fas ve Tunus en büyük rakip.
İşletme büyüklüğü, girdilerdeki fiyat artışı,taşımacılık, desteklemelerin yetersizliği, vergi oranlarının yüksekliği,Hal Yasası’ndan kaynaklanan sorunlar vb. daha bir çok sorun sayılabilir.
Türkiye, basit ama yıllardır çözüm bekleyen bu sorunlarla boğuşurken,dünyada bir çok yeni eğilimler ortaya çıkıyor. Dostumuz Dr.Hasan Ünal’ın deyimi ile tarımda moda her yıl değişiyor. Hem sorunlarla uğraşmak hem de modaya uymak çok zor. Ancak dünyanın gerçeği bu. Tüketici eğilimlerine uygun ürün üretemezseniz pazarda şansınız olmaz.
Yaş meyve ve sebzede Türkiye’nin iki önemli pazarı olan Avrupa Birliği ve Rusya’daki tüketici eğilimlerini yakından izlemek ve buna uygun ürünleri pazara sunmak zorundasınız. Geçen haftaki yazımızda çok kısaca bu eğilimlere değinmiştik. Antalya’daki iki toplantıdan ve sektör temsilcileri ile konuşmalarımızdan derlediğimiz genel eğilimler özetle şöyle: 
1- Avrupa’nın yaşlı nüfusu daha güvenli gıdaları talep ediyor.Mümkünse organik olmasına dikkat ediyor.
2-  Küçük aile yapısına sahip oldukları için küçük ambalajda ürün istiyorlar. Avrupalı sebzeyi meyveyi kilo ile almıyor,350- 500 gramlık paketlerde istiyor.
3- Avrupalı salkım domatesi tercih ediyor.Taze olup olmadığını salkımına bakarak karar veriyor. Rusya ise, iri domatesi tercih ediyor.
4- Doğu Avrupa’da hal uygulaması yaygınlığını korurken, batıda haller kalkıyor.Yaş meyve ve sebze süper marketlerden alınıyor. Doğuya ihraç ederken hallerle,batıya yaparken marketlerle çalışmak zorundasınız.
5-  Doğranmış ve paketlenmiş ürünlere talep artıyor.
6-  Ekonomik gelişmişlik düzeyine uygun olarak, Batı Avrupa tüketicisi ürünün fiyatından çok kalitesine,güvenirliliğine dikkat ederken,Doğu Avrupa fiyatına daha çok önem veriyor.
7- Bütün Avrupa’da Akdeniz tipi beslenme modeli yaygınlaşıyor. Yaş meyve ve sebze tüketimi artıyor.
8- Süper marketler pazara egemen olduğu için üründe süreklilik istiyor. Alacağı ürünün sürekli temin edilmesine dikkat ediyor.
Eğer ihracat yapacaksanız bu eğilimlere dikkat etmek zorundasınız.  İç piyasada üretiminizi buna uygun olarak planlamalısınız.Üreticinizin bu bilince sahip olmasını sağlamalısınız. Oysa Türkiye’de Tarım Bakanlığı ve ilgili kurumlar sektörden kopmuş.Ankara’da masa başından sektörü anlamaya çalışıyor. Kontrolsüz üretilen ürünler nasıl olsa iç piyasada tüketiliyor. İhracat ikinci planda kalıyor. Böyle olunca 40 milyon tonluk yaş meyve sebze üretiminin ancak yüzde 3’ü ihraç ediliyor.
Tüm olumsuzluklara rağmen sektöre gönül verenler,teknolojiyi tarımla buluşturmayı sürdürüyorlar.Dr. Hasan Ünal’ın fide üretim teknolojisini ve organizasyonunu, İsa Ejderoğlu’ nun kirazın raf ömrünü uzatan teknolojisini başka bir yazıda paylaşacağız.
(4.4.2007)

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız