Reklam Ver

Uluslararası Para Fonu(IMF) ile 19 Aralık 1999’da imzalanan Stand-By anlaşması tarım sektörü için önemli bir dönüm noktası oldu.
Bu anlaşma ile ulusal politika tamamen terk edilerek tarımı tasfiye edecek yeni bir politika çok yönlü olarak uygulanmaya başlandı.
Bu dönemde bir çok yasal düzenleme yapıldı. Tarıma yarardan çok zarar getiren Şeker Yasası,Tütün Yasası, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Yasası kabul edildi.
Destekleme sistemi tamamen değiştirildi.Üretmeye değil, üretmemeye yönelik bir politika benimsendi.
Yapay olarak büyütülen görev zararları gerekçe gösterilerek Ziraat Bankası tarımdan ve çiftçiden koparıldı.
Özetle tarımı besleyen,ayakta tutarak yaşamasını sağlayan damarlar bir bir kesildi.
Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklere mali destek yapılması yasaklandı.
Ziraat Bankası’nın çiftçiye,tarım sektörüne kredi vermesi yasaklandı. Üç yıllık bir geçiş sürecinden sonra Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesi hedeflendi.
2001’de yaratılan büyük kriz Türkiye’yi İMF ve Dünya Bankası’nın politikalarına muhtaç hale getirildi. Bu kriz sonrasında bir çok bankaya el konuldu. Bankaların bir bölümü tamamen kapatıldı, bir bölümü el değiştirdi.Emlak Bankası, Ziraat Bankası ile birleştirildi.
2002 yılındaki genel seçimlerin de etkisi ile Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesi gerçekleşmedi. Şu günlerde Halk Bankası’nın özelleştirilmesi gündemde.Halk Bankası’nın özelleştirilmesi ve ardından Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesi ile hem küçük ve orta ölçekli işletmelerin hem de esnaf ve tarım kesiminin kredi desteğinden yoksun kalacağı endişesi var.
Bankacılık sektöründe yabancı sermaye oranının ulaştığı nokta bu endişeleri daha da artırıyor. Böyle bir dönemde Türkiye’nin ilk milli bankası olan Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesi ülke ekonomisine ve özellikle tarım sektörüne yarardan çok zarar vereceği çok açık. Çünkü, Ziraat Bankası son bir kaç yıldır yeniden tarıma kredi veren,tarım sektörü ile barışan bir banka konumuna geldi.
Ziraat Bankası’nın kullandırdığı tarım kredileri 2000 öncesinde 3 katrilyon lira (3 milyar YTL) düzeyindeydi. Bu kredilerde şüpheli alacaklar  150 trilyon lira civarındaydı.Bankanın görev zararları tarımdan değil diğer alanlardan kaynaklanıyordu. Fakat, İMF ve Dünya Bankası’nın tarım politikalarına egemen olmaya başladığı 2000 yılı başında tarım kredileri durduruldu.2000 ve 2001’de tarıma hemen hemen hiç kredi verilmedi.2002’de ancak 227 trilyon lira (227 milyon YTL) kredi kullandırıldı.
Ziraat Bankası’nın tarımdan koparılmasının faturası çok ağır oldu. Bu ağır faturayı sadece çiftçiler değil,toplumun her kesimi ödedi.Bir çok üründe dışa bağımlılık arttı.Tarımda üretim ve yatırım yapılamaz hale gelindi.
Ziraat Bankası’nın tarımsal kredi boşluğunu özel bankalar doldurmak için yoğun çaba gösterdiler.Ancak, bunu başaramadılar. Meydan tefecilere kaldı. Tıpkı Ziraat Bankası’nın kurulduğu 1863’lerdeki şartlara dönüldü. Çiftçi Ziraat Bankası’nın eksikliğini ve önemini gördü,yaşadı. Böyle bir yapıda tarımsal üretimin ve ihracatın uzun süre devam etmesi mümkün değildi.Nitekim,Ziraat Bankası, 2003’ten  itibaren yeniden tarımsal kredilere ağırlık  vermeye başladı.Sahip olduğu altyapıyı ve birikimi harekete geçirdi. Üretici ile bozulan ilişkilerini yeniden canlandırdı.
Geçen hafta Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hüsamettin Gülhan,Tarımsal Pazarlama Daire Başkanı Dr. Levent Öztürk ve İzmir’deki 1. Bölge Başkanlığı ve 2.Bölge Başkanlığı’nın  üst düzey yöneticileri ile sohbet ederken, kaybedilen o yılların boşluğunu doldurmak için büyük bir özveri ile çalıştıklarına tanık olduk.
Ziraat Bankası’nın tarımsal krediler birimi ülkenin en ücra köşesindeki çiftçiye,yatırımcıya ulaşarak kredi vermenin çabası içinde.Bu çabaları sonucunda 2002 sonu itibariyle çiftçilere kullandırılan kredi toplamı 227 milyon YTL iken, 2006 sonu itibariyle 3 milyar 521 milyon YTL’ye ulaştığını öğreniyoruz.
Daha çarpıcı olanı, bir dönem üreticiden koparılan Ziraat Bankası, bugün haftada 5 bin 500 üreticiye ulaşarak 70 milyon YTL kredi kullandırıyor.Kullandırılan kredilerin faizi ise yüzde 7 ile yüzde 13,1 arasında.
Bir başka önemli gelişme,Ziraat Bankası’nın kullandırdığı tarımsal krediler içerisinde yatırım kredisinin  payındaki ciddi artış. 2003’te toplam tarım kredileri içerisinde yatırım kredilerinin payı yüzde 6 seviyesinde iken, 2006 sonu itibariyle bu oran yüzde 20’ye yükseldi. Bu, aynı zamanda tarıma yeni yatırım yapıldığının ve mevcut yatırımlarda ise ciddi bir modernizasyona gidildiğini gösteriyor.
Banka, gelişen ve geleceği parlak görülen alanlara özel kredilerle destek sağlıyor.Organik tarım bu özel alanlardan birisi. Organik tarım üreticilerine veya bu alana yatırım yapanlara yüzde 7 faizle kredi kullandırılıyor. Bugüne kadar verilen kredi miktarı 21 milyon YTL. Süt hayvancılığı tarımsal mekanizasyon ve diğer bir çok alanda da sağlanan kredilerde ciddi artışlar var.
Ziraat Bankası’nın elde ettiği bu başarıda banka yönetiminin ve özellikle Genel Müdür Can Akın Çağlar’ın tarım sektörüne bakışındaki pozitif anlayışın önemli bir rolü var.
Çünkü,1999’dan sonra Ziraat Bankası’nda genel müdürlük koltuğuna oturanların çoğu tarımı ülke ekonomisi için önemli bir potansiyel olarak algılayamadı.Tarımı, ekonominin ve bankanın sırtında yük olarak gördü. Tarımı dışlayan bu anlayış Ziraat Bankası’nı çiftçiden,tarımdan uzaklaştırdı.
O dönemde Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü koltuğuna oturanların kendilerine seçtikleri ana hedef bankayı özelleştirmek,elden çıkarmaktı.
Bugün ise,tarımı bankanın sırtında yük olarak gören anlayış yerine, tarımı önemli bir potansiyel olarak gören bir anlayış var. Bu potansiyeli değerlendirmek için proje bazında ve ürün bazında ciddi çalışmalar yapılıyor. Bu amaçla,Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar ve ekibi 2007’yi “sera yılı” ilan etti. İhracata yönelik üretimde çok önemli bir potansiyele sahip olan seracılıkta  bugüne kadar 6 bin 500 üreticiye 143 milyon YTL kredi kullandırarak 2 bin yeni seranın kurulmasını sağlayan Ziraat Bankası,  2007’de seracılığın gelişmesi için özel bir çaba gösteriyor.
Bütün bu göstergeler, tarıma verilen krediler gösteriyor ki,Ziraat Bankası,daha bilinçli ve ülkenin kıt kaynaklarını daha verimli kullanarak yeniden çiftçinin ve tarıma yatırım yapanların bankası olma yolunda hızla ilerliyor.Bu ilerleme ülke tarımına ve ekonomiye çok büyük katkı sağlayacağı çok açık. Yeter ki, siyasi kararlarla veya özelleştirme sevdası ile bu ilerleme kesintiye uğratılmasın.

Ziraat Bankası'nın tarıma dönüşü…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

3 YORUMLAR

  1. ZIRAAT BANKASI KOMBASSAN HOLDINGE
    VE
    21. YÜZ YIL BÜYÜK ANADOLU HOLDINGE
    KRADI VERSIN ONLARDA BIZIM PARALARIZ KARSILIGI BIZE SEANEN KESI VE DAMIZLIK SÜT INEGI VERSINLER
    TOKI
    EV YAPIYOR
    KOMBASSANIN EVLERI VAR
    BU EVLERI TOKI BIZIM HISSELERLE ALSIN KARSILIGINDA DAMIZLIK HAYVAN VERSINLAR

    TARIM VE KÖY ISLERI BAKANINA DUYURULUR

    ARTIK TÜRKIYEDE TARIM VE HAYVANCILIK REFORMU YAPILSIN
    TARIM SANAYI GIDA SANAYI DESTEKLENSIN ÜRETIGI ÜRÜNLER IHRAC EDILSIN
    ALMANYA
    NASIL OPELI YARDIMCI OLUYORSA
    AKP DE KOMBASSAN HOLDINGE YARDIMCI OLSUN

  2. bende köyüme geri dönmek istiyorum ve hayvancılık kıredisinden büyük ve kücükbaş ve nakıt olarak faydalanmak istiyorum bu konuda yardımlarınızı bekliyorum saygılar yaşar özkan

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız