Reklam Ver

Tarımda ciddi bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Uygulanan politikalarla küçük çiftçilik yok ediliyor. Köylü tarımdan koparılıyor.
Bu süreçte, toprak el değiştiriyor. El değiştirirken daha büyük parseller oluşuyor. Sektör dışından tarıma ciddi yatırımlar yapılıyor. Şirketleşme yaygınlaşıyor. Yabancı sermayenin de tarıma ilgisi artıyor.
Yıllar öncesinden “tarımı köylüden kurtarma” sloganı ile başlatılan bu süreç devlet tarafından destekleniyor.
Tarımdaki bu değişim son 10 yıllık verilere nasıl yansıyor?
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2002 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı 2 milyon 588 bin çiftçi vardı. 2011’de sisteme kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 292 bin kişiye geriledi.
Bu dönemde sadece çiftçi sayısında değil, ekilen alan ve ürün deseni bakımından da ciddi değişiklikler oldu.
2002 yılında 26.5 milyon hektar olan toplam tarım alanı 2011’de 23.6 milyon hektara geriledi. Aynı dönemde ekilen alan ise 18.1 milyon hektardan 15.8 milyon hektara geriledi. Yüksek girdi maliyeti nedeniyle üretici tarlasını boş bırakıyor ekmiyor. Üretim yapamayan çiftçilerin büyük bölümü de küçük çiftçiler.
Söz konusu dönemde küçük çiftçilerden çok, yatırımcıların ilgi gösterdiği ve yatırım yaptığı meyve ve zeytincilik alanlarında ise artış var. 2002’de 1.4 milyon hektar olan meyve bahçesi alanı 2011’de 1.7 milyon hektara ulaştı. Aynı dönemde zeytin alanı ise, 620 bin hektardan 784 bin hektara çıktı.
Tarımdaki bu değişimi olumlu bulup alkışlayanlar da var, çok ağır eleştirenler de.
Hayvancılıktaki deneyim bu sürecin çok yanlış yönetildiğini gösteriyor. Bildiğiniz gibi, Hükümet, 2010 yılında hayvancılığa sıfır faizli kredi vereceğini açıkladı. 2010-2012 döneminde 7 milyar lira düşük faizli kredi verildi. Kredi kullanan yatırımcı sayısı 170 bin civarında. Bunların bir bölümü yıllardır hayvancılık yapan üreticiler. Yani işletmesini yenilemek veya büyütmek için kredi kullandı. Çok büyük bölümü ise sektör dışından.Daha önce hayvancılık yapmayan ama verilen kredinin cazibesine kapılıp yatırım yapanlar.Sektöre yeni girenlerin kurdukları işletmelerin büyük bölümü orta veya büyük ölçekli. Bu kredi ile bin baş ve üzeri birçok işletme kuruldu.
Büyük işletmelerin yaygın olduğu söylenen Amerika’da işletme başına ortalama sağmal sayısı 80, Avrupa’da 40 Türkiye’de 4. Böyle bir yapıda bin başlık işletmelerin kurulması ne kadar doğru?
Elbette belli oranda büyük işletmelere ihtiyaç var. Mutlaka kurulmalı. Nitekim çok başarılı örnekleri var. Fakat, “hayvancılığı köylüden kurtaracağız” diye tek çıkar yol olarak büyük işletme kurmayı görürseniz sonuç hüsran olur.
Bu anlayışla son 3 yılda kurulan büyük işletmelerin çoğunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Hayvancılık sektöründeki gelişmeleri yakından izleyen ve bizim de sık sık bilgisine başvurduğumuz Doç. Dr. Ömer Tömek’in tespitlerine göre yaşanan sıkıntılar özetle şöyle:
1- Büyük işletme kuranların bir çoğu iyi yatırımcı olabilir. Fakat hayvancılığı bilmiyorlar. Yatırımdan anladıkları, inşaat yapmak ve hayvan ithal etmek. Hayvancılık bu değil.
2-Büyük işletme kuranların yeterli arazisi olmadığı için yem bitkisini üretemiyorlar. Yem maliyeti çok yükselince kar değil, zarar üretiyor.
3-Hayvan seçiminde büyük yanlışlar yapıldı. Yanlış ülkelerden hayvan ithal edenler olduğu gibi, ülkeyi doğru seçen ama yanlış hayvan getirenler oldu.
4-Çok büyük paralarla kurulan işletmeler bilgisiz ve eğitimsiz ellere teslim edildi. Eğitim önemsenmedi.
Bu sorunlar nedeniyle, kurulan büyük işletmelerin en az yarısının kapanacağını iddia eden Ömer Tömek’e göre, büyük işletme kurma ısrarından vazgeçilmeli. Bunun yerine küçük ölçekli işletmeler daha etkin hale getirilmeli. Devlet destek veya kredi verirken bu işi yapacak kişilerin mutlaka çiftçi olmasına dikkat etmeli. Ortak işletme, ortak sağımhane ve ortak makine parkı teşvik edilmeli. Çiftçinin çiftçi ile eğitimi sağlanmalı.
Özetle, küçük üreticiliği yok sayan ve büyük işletmeciliği teşvik eden süreç çok iyi analiz edilmeli. Kimse büyük işletme kurulmasına karşı değil. Ancak, küçük işletmeleri, küçük çiftçiliği yok ederek tarımda ölçek ekonomisine ulaşılamayacağı bilinmesi gerekir. Bugünkü anlayışla “tarımı köylüden kurtaracağız” diye yola çıkarsanız, tarım arazileriniz boş kalırken birçok ürünü ithal eder ve kaynaklarınızı dışarıya akıtırsınız. Sürdürülebilir tarım için köylüye de yatırımcıya da, küçük işletmelere de, orta ve büyük ölçekli işletmelere de ihtiyaç var.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız