Reklam Ver

Türkiye’de son yıllarda hızla gelişen sektörlerden birisi su ürünleri. Son 10 yılda su ürünleri sektöründeki büyüme yüzde 150 düzeyinde. Mevzuat başta olmak üzere yaşanan bir çok soruna rağmen su ürünleri ve özellikle kültür balıkçılığında dikkat çekici bir gelişme var.Ege Denizi’ni paylaştığımız Yunanistan’ın büyük bir krizden geçmesi, su ürünlerinde Türkiye’nin rekabet gücünü daha da artırdı. Bu krizden önce Avrupa Birliği destekleri ile sektörde güçlü bir konuma sahip olan Yunanistan’ın, Türkiye’ deki balık çiftliklerini ele geçireceği endişesi vardı.
Bu endişe bitti mi?
Büyük ölçüde bitti. Fakat, su ürünleri sektöründeki olumlu gelişmelere darbe vuracak önemli bir sorun var. Bu soruna değinmeden su ürünleri sektörü ile ilgili derlediğimiz bilgileri paylaşalım.
1-Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün kurulması, sektörün çalışmalarını tanıtmak ve pazarlama kanallarını açmak amacıyla oluşturulan Su Ürünleri Tanıtım Grubu sektörün kurumsallaşmasında çok önemli bir işlev gördü. Bir çok üründe kurulan tanıtım grupları var. Bunlardan bir bölümü iç piyasaya yönelik olumsuz çalışmaları ile ürüne ve üretene zarar verirken, Su Ürünleri Tanıtım Grubu ürüne ve üretene değer katıyor.
2-Su ürünlerinde en büyük üretici Çin. Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, Türkiye, Çin ve Hindistan’dan sonra en hızlı büyüyen ve üretimi artıran ülke konumunda. Alabalıkta Avrupa’da birincisi olan Türkiye, Avrupa’da tüketilen her 4 levrek ve çipura balığından birini karşılıyor.
3-Türkiye’de su ürünleri üretimi avcılık ve yetiştiricilik olmak üzere toplam 650 bin ton düzeyinde. Kültür olarak çipura ve levrek üretiminin 70 bin ton, yaklaşık 700 milyon lira değerinde olduğu tahmin ediliyor. Alabalık üretimi ise 85 bin ton.
4-Yapılan değerlendirmelere göre sektörün 1 milyar dolar sabit yatırımı ve 650 milyon dolarlık canlı balık varlığı var. Geçen yıl 450 milyon dolarlık ihracat yapan sektör yaklaşık 25 bin kişiye istihdam sağlıyor.
5- Su ürünleri önündeki en büyük sorun mevzuat düzenlemelerinden kaynaklanan sorunlar. Ayrıca, çevre kirliliği yarattığı gerekçesiyle turizm sektörü ve çevrecilerle de başı dertte olan su ürünleri sektörü, kültür balıkçılığına karşı tüketicide oluşan önyargıyı da kırmaya çalışıyor. Sektör bu mücadeleyi verirken birileri kültür balığını deniz balığı diye tüketiciyi aldatmayı sürdürüyor.
Yukarıda özetlemeye çalıştığımız su ürünleri sektörü Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından destekleniyor. Ancak, bu yıl bitkisel üretim ve hayvancılıkta olduğu gibi su ürünleri desteklerinde de önemli bir kesinti yapıldı.
Su ürünleri sektörü ödül beklerken 2012 destekleme kararnamesi ile adeta cezalandırıldı.
2011 yılı destekleme kararnamesinde “Su ürünleri yetiştiriciliği yapan ve bulunduğu yerde kurulmuş ise, merkez birliği düzeyinde örgütlenmiş birliklere ya da su ürünleri yetiştiriciliği kooperatiflerine üye olan üreticilere Su Ürünleri Kayıt Sistemine kayıtlı olmak şartıyla kilogram başına alabalıkta 65 kuruş, çipura ve levrekte 85 kuruş, yeni türlerde 1 lira, midyede 20 kuruş ve yavru balıkta da adet başına 6 kuruş destek verildi.
Bu yıl 7 Mayıs 2012’de yayınlanan tarımsal desteklemeye ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı’nda ve bu karara dayanarak 30 Haziran 2012’de Resmi Gazete’de yayınlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Destekleme Tebliği’nde su ürünleri desteğinde önemli bir değişiklik yapıldı. Daha doğrusu desteklere sınırlama getirildi. Destekleme miktarında geçen yıla göre hiçbir artış yapılmazken, Kararnameye, bir işletmenin destekten faydalanabileceği en fazla miktar yılda 500 ton ile sınırlandırıldı. Bununla da yetinilmedi. Yıllık 251 tona kadar olan kısmına destek miktarın tamamı verilirken, Yıllık 251 ile 500 ton arasındaki üretime bu desteklerin yarısının ödenmesi kararlaştırıldı. Yavru desteklemelerinde de aynı uygulama geçerli kılındı.
Özetle, son yıllarda büyük bir gelişim gösteren su ürünleri sektörü cezalandırıldı. Hem destek miktarı geçen yıla göre artırılmadı, ki en azından enflasyon oranında artırılması bekleniyordu. Artış yapılmadığı gibi sınırlama getirilerek sektör cezalandırıldı. Bu cezalandırmanın sektörü nasıl etkileyeceği önümüzdeki günlerde görülecektir. Ama morallerin bozulduğu kesin.
Su ürünleri ve kültür balıkçılığından söz etmişken Slow Food Fikir Sahibi Damaklar’ın deniz balıkçılığı konusundaki duyarlılığını ve yavru balık avlanmasına ve satılmasına karşı mücadelesini koşulsuz herkesin desteklemesi gerektiğini vurgulamadan geçemeyiz. Defne Koryürek liderliğindeki “Lüfer Koruma Timi”nin çalışmalarını öğrenmek ve destek vermek için www.fikirsahibidamaklar.org u ziyaret edebilirsiniz.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız