Reklam Ver

Okul sütü projesi çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi için değil, arz fazlası sütü değerlendirerek piyasayı düzenlemek amacıyla uygulandığı için siyasetin bir numaralı gündemi oldu. Çocuklara verilen günlük 200 mililitre süt, ülkeyi adeta ikiye böldü. Okul sıralarındaki çocuklar süt içen ve içmeyen olarak bölündü. Parti kongrelerinde, temel atma törenlerinde okul sütü üzerinden siyaset yapılıyor. “Sağlıklı bir nesil yetiştirelim” derken, yaratılan kavga ortamı çocukları ruhsal olarak olumsuz etkileyecek noktaya geldi. Sokakta, televizyonlarda, gazetelerde sütle ilgili haber ve konuşmalarda çocuklar; “sütü bozuk”, “zehir”, ”pislik”, “hazımsız”, “sorumsuz”, “provokasyon”, aymazlık”, ”pervasızlık”, “istismarcı”, “boğazına kadar çamura battı”, ”haddini bilmez” ve buna benzer birçok hakaret içeren sözcüğü sıklıkla duyar oldu.
Okul sütü nasıl oldu da siyaset malzemesi oldu?
Genel başkanlar düzeyinde sürdürülen tartışmalar gösteriyor ki, iktidar da muhalefet de okul sütü konusunda bilgisiz. Bu bilgisizlik tarıma, okul sütüne ne kadar önem verdiklerinin de göstergesi. Bilgiyi, projeyi temel alan, konuşmalar yerine karşılıklı suçlamalar var. “Benim sütüm senin sütünden daha iyidir. En iyi sütü ben dağıtırım” mantığı ile çocukların sütü üzerinden siyaset yapılıyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yanlış bilgilendirilmiş olacak ki konuşmalarında en fazla hata yapan siyasetçi oldu.
Hükümet uzun ömürlü süt (UHT)dağıtırken, Başbakan, pastörize süt dağıtılıyormuş gibi konuşuyor. Başbakan 7 Mayıs’ta Gaziantep’teki basın toplantısında şunları söyledi: “Sürekli olarak gündemde tutulan bir şey var. ’Bu, pastörizasyonun sıkıntılarıdır’ şeklinde bir kampanya başladı. Kardeşim o zaman bu, sadece kampanyada mı meydana geliyor. Bugün bütün marketlerde satılan sütler genel itibarıyla pastörizedir. Böyle bir olumsuz durum söz konusu olsa herhalde bunun ne Sağlık Bakanlığı ne de Tarım Bakanlığı’ndan geçmemesi gerekir. Ve herhalde ülkemizin genelinde de -Allah göstermesin- zehirlenme vakalarından geçilmez. Bu konuyla ilgili Bakan arkadaşlarım şu anda çalışmalarını bilimsel anlamda ilgili üniversitelerle yapıyorlar ve açıklamayı yapacaklar.”
Başbakan’a bilgi verenler okul sütü kapsamında pastörize süt değil, uzun ömürlü süt dağıtıldığının farkında değiller. Marketlerde de ağırlıklı olarak uzun ömürlü süt satılıyor. Pastörize süt sınırlı miktarda satılıyor.
Başbakan Erdoğan, benzer bir hatayı Trabzon’da yaptı. Hükümetin Okul Sütü Projesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin okul sütü projesini karşılaştırırken şunları söyledi: “CHP Genel Başkanı şu ana kadar süt dağıtımıyla ilgili kurduğu her cümlede battı. Sadece süt konusu CHP Genel Başkanının nasıl yalanlar içinde yüzdüğünün görülmesi açısından son derece önemlidir. Ne diyor biliyor musunuz- ‘Hayatımda bu kadar beceriksiz iktidar görmedim’ diyor, Sayın Kılıçdaroğlu sen hayatında hiç iktidar oldun mu ya- Becerikli, beceriksiz böyle bir karşılaştırmayı nasıl yapıyorsun. Çocuklara süt dağıtılıyor, ‘yüzlerce çocuk zehirlendi’ diyor, nereden biliyorsun, kime incelettin, elinde raporun var mı? Hangi veriye dayanarak 7 milyon 200 bin öğrencinin içtiği süte sen böyle bir leke, kara çalmaya yükleniyorsun. Biz, seni hesap uzmanı biliyorduk ama tıp tahsili gördüğünü doğrusu bilmiyorduk. ‘Karnım ağrıyor’ diyen çocuğa ‘zehirlendi’ demek senin haddin midir, hakkın mıdır? Ana muhalefet partisinin genel başkanı bu kadar sorumsuz olabilir mi, bu kadar istismarcı olabilir mi?
Geliyorum süt konusunda söylediği diğer yalanlara. Ne diyor; ‘İzmir Belediyemiz 7 yıldır okullara süt dağıttırıyor. 246 okulda her gün pastörize süt dağıtılıyor’ diyor. İnsan bir belediye başkanını arar, sorar, işin aslını öğrenir. Sen CHP’nin genel başkanısın, sen kendi belediyenle ilgili olarak bile gazete kupürüyle konuşursan eline yüzüne bulaştırırsın. İzmir Belediyesi, Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi her gün pastörize süt falan dağıtmıyor, haftada bir gün küçük bir bardak süt veriyor, haftada bir gün de 1 litre de UHT süt dağıtıyor. Üstelik Belediye 248 okula süt dağıtıyor, biz sadece İzmir’de 968 okula her gün süt dağıtıyoruz. Farkımız bu. İkinci bir çirkinlik; ‘ihale yandaş kuruluşlara verildi’ diyor Sayın Kılıçdaroğlu. Orada da çaktı. İzmir’de haftada bir dağıttıkları sütü temin eden firmayla bizim Ege ve Doğu Anadolu bölgesi için süt temin ettiğimiz firma aynı. İsimde vereceğim, vermeyi düşünmüyordum, o da Pınar Süt’ten alıyor, bizde Pınar Süt’ten. Eğer benim yandaşımsa senin de yandaşın, senin de yandaşınsa bak ondan da süt alıyoruz, aynı yerden alıyoruz. İzmir’de haftada bir dağıttıkları, bardakla verdikleri sütün fiyatıyla bizim sağlıklı ambalajlarda Türkiye’nin her köşesine ulaştırdığımız sütün fiyatını karşılaştıracak kadar da kendisi altını çizerek söylüyorum, hesap uzmanıdır.”
Başbakanı yine yanlış bilgilendirmişler. İzmir Büyükşehir Belediyesi 7 yıldan beri okul sütünü Tire Süt Kooperatifi’nden alıyor. Pınar sütten hiç almadı. Hükümet ise Ege Bölgesi’nde Dimes’in pilot ortaklığında Pınar Süt ve Balkan Süt’ün oluşturduğu üçlü konsorsiyumdan süt alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, dar gelirli ailelerin çocuklarına haftada bir gün 200 mililitre pastörize süt ve haftada bir günde 1 litre uzun ömürlü süt veriyor. Haftalık bazda belediye 1.2 litre, hükümet ise 1 litre süt dağıtıyor.
Siyasetçilerin çokça tartıştığı sütün fiyatına gelince, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in söylediği gibi hükümet nakliyeye fazladan 8 kuruş ödüyor. Ayrıca ambalaj maliyeti var. Bu nedenle belediye 200 mililitre sütü 37 kuruşa, hükümet ortalama 52 kuruşa alıyor.
Hüseyin Çelik’in söyledikleri doğrudur. Çünkü, İzmir’de süt dağıtılıyor. Hükümetin okul sütü projesinde ise adeta kutu dağıtılıyor. En başından beri söylediğimiz gibi, ülke genelinde okul sütü yerel kooperatiflerden alınsa ve uzun ömürlü süte göre daha yararlı olan pastörize süt dağıtılsa ambalaj ve nakliyeye fazladan para ödenmemiş olur. Çocuklar da sağlıklı süt içmiş olur. Kimsenin de midesi bulanmaz.
Özetle, çocukların sütü üzerinden siyaset yapmak yanlış. Proje siyaset üstü ele alınarak uygulanmalı. Okul sütü projesini 7 yıldan beri başarıyla uygulayan ve sütün siyasete karıştırılmasına karşı net tavır sergileyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu hem muhalefet hem iktidar tarafından örnek alınmalı.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız