Reklam Ver

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 26 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar(GDO) Yönetmeliği büyük bir kaosa neden oldu.Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ve bürokratlarının yönetmeliğe ilişkin açıklamaları bu konuda yeterince çalışılmadığını ve aceleyle çıkarıldığını gösteriyor.
 İthalat, işleme, tüketim, kontrol ve denetim gibi pek çok boyutu olan bir konuda altyapısı hazırlanmadan yayınlanan yönetmeliğin aynı gün yürürlüğe konulması yaşanan kaosun en büyük nedeni. Başta gıda ve yem sektörü olmak üzere bir çok üretici firma zor durumda kaldı.
Çünkü, Bakanlık, 26 Ekim itibariyle ithal edilecek tüm hammaddelerde GDO analizi yapacağı mesajını vermesi gıda ve hammadde ithalatçılarını ve bu ürünleri girdi olarak kullanan imalatçıları tedirgin etti.
Tüketiciler ve GDO karşıtı örgütler ise yayınlanan bu yönetmelikle GDO’ lu ürünlerin ithalatının serbest bırakılacağı ve insan sağlığını tehdit eden ürünlerin piyasada serbestçe satılacağı korkusunu yaşıyor.
Böyle bir ortamda yönetmeliğin uygulamada hangi sorunlara neden olacağı, GDO’lu ürünlerin sağlığı nasıl tehdit ettiğinden çok, GDO’lu ürünlere kapıları açıp açmadığı tartışılıyor. 
Tarım Bakanlığı ve Hükümet temsilcileri bu yönetmeliği GDO’yu Türkiye’ye sokmamak için hazırladıklarını ifade ediyor. Fakat hazırladıkları yönetmelik bunun tersini söylüyor.
Yönetmeliğin tamamını okumak bir yana sadece adına bakılırsa GDO’lu ürünlerin Türkiye’ye girişi için kapıların ardına kadar açıldığı anlaşılır. Yönetmeliğin tam adı şöyle; “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik.” 
Adındanda anlaşılacağı gibi GDO’nun ithalatı var, işlenmesi var, işlendikten sonra ihraç edilmesi var. Kontrol ve denetimi var. Yasaklanacak bir ürün için böyle bir yönetmelik çıkarmaya gerek var mıydı?
Tarım Bakanı Mehdi Eker ve bürokratlarının açıklamaları bu nedenle inandırıcı bulunmuyor. Yönetmelik çıkmadan önce; Bakan ve bürokratları “Türkiye’de GDO’lu ürün yok. Üretimi de ithalatı da kesinlikle yasak” diyordu. Yönetmelik çıktıktan sonra; “Bu ürünler Türkiye’ye kontrolsüz bir şekilde zaten giriyor. Biz bunu denetim altına alarak aslında GDO’lu ürünlerin önünü açmak bir yana engelliyoruz” demeye başladı. Çok açık bir şekilde yönetmelikte ithalatın, işlemenin, piyasaya sürülmesinin şartları anlatılırken, bu konuda bir bilim komitesinin kurulması öngörülürken “biz ithalata izin vermiyoruz, engelliyoruz” demek ne kadar inandırıcı?
GDO’lu ürünleri analiz edecek laboratuar konusunda bile Bakan ile bürokratları arasında görüş birliği yok. Bakan, basın toplantısında  3 analiz laboratuar olduğunu söylüyor, Koruma Kontrol Genel Müdürü katıldığı televizyon programında 5 laboratuardan söz ediyor.
Neresinden bakarsanız bakın, bu konuda bakanlık ve bürokratlarının açıklamaları inandırıcı değil.
Yönetmelikle ilgili Danıştay’a iptal başvurusu için örgütler adeta sıraya girdi.
Amerikan yetkililer, Türkiye’nin GDO politikasını desteklediklerini ancak , yönetmelikle ilgili kendilerinin bilgilendirilmediğini, Dünya Ticaret Örgütüne başvuru yapılmadığını ileri sürerek tepki gösteriyor.
Gıda ve yem imalatçıları üretim yapamamaktan şikayetçi.
Tüketici, sağlığının tehdit altında olduğunu düşünüyor.
 Özetle kaosa neden olan bu yönetmelikten memnun olan kimse yok. Yapılması gereken, Bakanlar Kurulu’nda bekleyen Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’nın bu tartışmalar ışığında yaşanan endişeleri, eksiklikleri giderecek şekilde düzenlenerek çıkarılmasıdır.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız