Reklam Ver

Antakya’nın Amik Ovası, 1 milyon 150 bin dekar büyüklüğü ile Türkiye’nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri. Ovada yakın zamana kadar geleneksel olarak üç ürün yetiştirilirdi. Buğday, pamuk ve mısır. Son yıllarda pamuk üretimi hızla gerilerken buğday üretimi artıyor.
Geçenlerde, Amik Ovası’nı bölgenin büyük çiftçilerinden Ahmet Şeniz Melek, Mehmet Okay ve Lütfi Dana Haliloğlu ile boydan boya gezdik. Bu yıl ovanın yüzde 85-90’nında buğday ekili.
Çiftçilerin buğdaya yönelmesinin iki önemli nedeni var. Birincisi su kaynaklarının yetersizliği, ikincisi pamuk ve mısır üretim maliyetlerinin çok yüksek olması.
Dikkat çekici bir başka gelişme ise, Amik Ovası’na nar ve zeytinin girmesi. Ovada,yer yer 250 – 500 dönüm büyüklüğünde henüz ürün vermeyen bir iki yıllık nar ve zeytin bahçeleri var. Yakın zamanda özellikle zeytin dikiminin yaygınlaşması bekleniyor.

Ayrıca ovada kanola ekimi konusunda da denemeler dikkat çekiyor. 
Buğday tarlalarının arasında üretime hazırlanmış az sayıda tarlaya pamuk veya mısır ekilecek. Mısır ve pamuk girdileri pahalı, su ihtiyacı fazla olduğu için eskisi gibi çok tercih edilmiyor.
Çiftçilerin anlattıklarından ve ovayı gezdikten sonra edindiğimiz izlenim şu; su  sorunu nedeniyle Amik Ovası’nın ürün deseni ciddi olarak değişiyor. Çok su isteyen ama katma değeri de çok yüksek olan pamuğun yerine, daha az su isteyen, ekimi kolay ve daha ucuz olan buğdaya yönelme var. Bu yönelme bölgedeki tarımsal sanayiyi de değişime zorluyor. Pamuk çırçır işletmelerinin sayısı azalıyor. Ayakta kalanlar da çok düşük kapasite ile çalışıyor. Binlerce dolar ödeyip pamuk hasat makinesi alanlar, ikinci el olarak satmaya çalışıyor. 
Ovadaki değişimi zorlayan temel nedenlerin başında su sorunu var. Antakya’da konuştuğumuz her çiftçi “ en büyük sorunumuz su” diyerek söze giriyor. 
Ovanın su sorunu yeni değil. Yıllardır suya hasret. Ovanın su kaynağı olan Amik Gölü, kimine göre siyasi rant sağlamak, kimine göre sıtmaya karşı mücadele için (1954-1975 yılları arasında) kurutulunca ovada su sorunu başladı. Dönemin yöneticileri, bilinçsizce doğal yaşamın dengesini bozuyor, sulak alanları kurutuyor ve faturasını orada yaşayan insanlar ödüyor. Zenginlik üretecek o verimli topraklar suya hasret kalıyor. 
Bir dönem göçmen kuşların en önemli duraklarından biri olan Amik Gölü’nün olduğu alanda şimdi uçakların inip kalktığı Antakya Havaalanı var. Ama, ovayı sulayacak su yok.
Amik Gölü’nün yeniden oluşturulması mümkün değil. Fakat ovaya su sağlayacak kaynaklar var.
Asi ve Afrin nehirleri bu aylarda gürül gürül akıp Akdeniz’e dökülüyor. Asi Nehri Lübnan’da doğar. Suriye’den geçer ve 40 kilometre boyunca Türkiye ile Suriye arasında sınır oluşturur ve Türkiye’den Akdeniz’e dökülür. Suriye tarafında Asi üzerinde 4 baraj var. Tarımsal sulama zamanı, yani çiftçinin suya ihtiyacı olduğu zaman Suriye nehre su vermez.
Afrin ise, Türkiye’de doğan, Suriye’ye geçen ve tekrar Türkiye’den denize dökülen bir nehir. Bu nehir üzerinde de Suriye’nin iki barajı var. 
Türkiye’nin Asi ve Afrin üzerinde barajı yok. Topraklarından geçen bu iki nehirden de yararlanamıyor.
Yaklaşık 40 yıldan beri Suriye ve Türkiye’nin işbirliği ile bir dostluk barajının kurulması gündemde. Fakat atılmış somut hiç bir adım yok. Çiftçiler kendi olanakları ile nehirlerin geçtiği yerlerde topraktan bentler oluşturarak bir miktar su tutmaya çalışıyor. Fakat çok ilkel şartlarda yapılan bu bentler su sorununa çözüm olmaktan çok uzak. Devlet yıllardır bölgenin su sorununa kulağını tıkamış. Çiftçileri kaderleriyle baş başa bırakmış.
Yapılan tek yatırım 1985’te inşaatına başlanan ve 1989’da tamamlanan Beyazçay üzerindeki Yarseli Barajı. Barajda 55 milyon metreküp su tutuluyor. Yaklaşık 60 bin dönüm sulanabiliyor. Su tutma kapasitesini 10 milyon metreküp artırmak amacıyla yakın zamanda 3 milyon lira yatırım yapıldı. Asi nehrinden baraja su pompalamak için 6 pompa alındı. Bu pompaların çalıştırılarak baraja su verilmesi için yıllık 1.5 milyon liralık elektrik parası gerekiyor. Bu parayı kimse ödemek istemediği için pompalar çalıştırılamıyor. Baraj yönetimi “suyu kullanan çiftçi ödesin” diyor. Çiftçiler ise, “maliyetler zaten yüksek parayı devlet ödesin” diyor. Bu kavga nedeniyle pompalar çalıştırılmıyor.Yılda bir kez pompalar sökülerek Denizli’ye götürülüyor. Orada kullanıldıktan sonra tekrar Hatay’a getiriliyor. Bir tek baraj var. O da verimli kullanılamıyor.
Binlerce yıldır bir çok medeniyete zenginlik üreten Amik Ovası, bugün su olmadığı için zenginlik üretemiyor. Ovada üretim deseni değişiyor. Üretici ürettiğine pişman. Çözüm üretmesi gerekenler ise, duyarsız ve beceriksiz. Bu anlayışla tarımdan zenginlik üretmek mümkün mü?

Reklam Ver

4 YORUMLAR

  1. SAYIN TARIM BAKANIMIZ MEHMET MEHDİ EKER HAZRETLERİ, NE ZAMAN BEŞ YILLIK BİR TARIM VE HAYVANCILIK PROGRAMI YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUNUZ.PAMUK BITTI, MISIR BİTTİ,HAYVANCILIK BİTTİ.NE YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUNUZ.

  2. Hayatında bir çiçek dahi ekmediğini varsaydığım ama çiftçinin gözünü neyin doyurması gerektiğini telafffuz edebilen sayın Mehmet Mehdi Eker’in yerine yeni bir eker biçer atandı. “Hayırlara vesile ola a…”

  3. Yukarıdaki 1 Mayıs 2009 tarihli yorumumda “eker’in” yerine “eker ve biçer’in” yeni tarım bakanı olarak “eker ve biçer’in” atandığının hatalı olduğunu eker biçer diye birinin bakan olarak atanmayıp herşeyin yerinde ekili kaldığını öğrenmiş olduk. Gözümüzü neyin doyurması gerektiğini bizlere hatırlatması bakımından tekrar “hayırlara vesile ola” a..

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız