Reklam Ver

Pirinçte yaşanan fiyat artışının suçlusu olarak bazı spekülatör firmaları gösteren AKP hükümetinin kamuoyunu yanılttığı ortaya çıktı. Tarım uzmanı Ali Ekber Yıldırım, “Görevi spekülasyonları önlemek olan Tarım Bakanı ve bürokratları önce çeltiği bu spekülatörlere veriyorlar. Sonra da ürün sattıkları firmaları ‘spekülatör’ olarak suçluyorlar. TMO’nun Mart ayında açtığı ihale ile 31 bin ton çeltik bu firmalara satıldı” ifadelerini kullandı.

 Necmettin Çakmak/ Milli Gazete

Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, tarımı ürünlerindeki fiyat artışlarının yaşanan sürecin sadece bir sonucu olduğunu belirterek, “Bu nedenle benim için buğday fiyatının artması,  pirinç fiyatının artması ve tüketicinin ekmeği, pirinci pahalıya tüketmesi sürpriz olmadı.”dedi.
Yıldırım,  bu sürecin başlangıcının 1980’li yıllara kadar gittiğine işaret ederek, “Fakat sadece 2000 yılından bu yana  “reform” adı altında Türkiye’ye dayatılan tarım politikalarının bir gün ülkeyi dışa bağımlı hale getireceği belliydi. Bunu yıllardan beri defalarca yazdım. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’ nın dayatması ile uygulamaya konulan ve üretmeyi değil üretmemeyi teşvik eden Doğrudan Gelir Desteği’ni DSP-ANAP-MHP Koalisyonu şikayet ede ede uyguladı. AKP de, 2002 seçimlerinden önce bu sistemi çok ağır bir dille eleştirmesine ve “iktidara gelirsek değiştireceğiz” demesine rağmen iktidara geldikten sonra aynen uyguladı. Sadece doğrudan gelir desteği değil tarım ve hayvancılıkta uygulanan politikalar tümüyle üretimi değil, ithalatı teşvik etti.” ifadelerini kullandı.
Çiftçi ucuza üretiyor, tüketici pahalıya alıyor
Yıldırım, şunları söyledi: “Gübre, mazot, ilaç ve diğer temel girdilerde fiyat artışı yüzde 100 seviyelerinde olurken, çiftçinin ürettiği ürünün fiyatı enflasyon oranında bile artmadı. Çiftçi hangi ürünü ekse zarar etti. Bugün buğdayın, pirincin, yaş meyve ve sebzenin fiyatı yüksek fakat bu yüksek fiyatın çiftçiye bir faydası yok. Çiftçinin cebine giren bir para değil bu. Ürün çiftçideyken ucuz, çiftçinin elinden çıktıktan sonra fiyatlar artmaya başlıyor. Çiftçi ucuza satıyor, tüketici pahalıya tüketiyor. Parayı az sayıdaki aracı, rantçı kazanıyor. Hükümetin tarım politikası da bu rantçılara hizmet ediyor.”
Ellerindeki çeltiği spekülatörlere verenler kim?
Yıldırım, sadece kendisinin değil Tarım Bakanı ve TMO Genel Müdürü’nün de spekülatörlerin pirinç fiyatını yükselttiğini söylediğini kaydederek, “Görevi spekülasyonları önlemek ve piyasayı düzenlemek olan Bakan ve bürokratları ellerindeki çeltiği de kendi deyimleri ile bu spekülatörlere vermişler. Önce çeltiği veriyorlar sonra ürün sattıkları firmaları “spekülatör” olarak suçluyorlar. TMO’nun mart ayında açtığı ihale ile 31 bin ton çeltik bu firmalara satıldı. Çeltiğin kilosu ortalama 750 kuruşa satıldı. Bu çeltiği alan firmalar çeltiği işleyip pirinç elde ettikten sonra pirinci 3-3.5 YTL’ ye yani en az iki katına satışa sunuyor. Böyle tatlı bir kar nerede var? Ramazan ayını beklerlerse daha yüksek fiyattan da satabileceklerini düşünüyorlar.” şeklinde konuştu.
Bu firmalar arasında AKP’ ye yakınlığı ile bilinenler var olduğunu ifade eden Yıldırım, bunu kendilerinin de inkâr etmediklerini vurgulayarak, “Ayrıca ticari bir iş yaptıklarını, her şeyin yasalara uygun olduğunu söylüyorlar. Doğrusu haklılar. Suç onların değil. Onlar ticari firma olarak en yüksek karı elde etmek ister. Asıl sorumluluk, hasat dönemi TMO’ya ürün aldırmayan, aldığı ürünü de ucuz fiyattan elden çıkaran siyasi hükümetindir.”değerlendirmesinde bulundu.
Diğer hükümetler gibi AKP Hükümeti’nin de İMF ve Dünya bankası’nın dayattığı politikaları uygulayarak Türkiye’yi tarımda daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğinin altını çizen Yıldırım, şunları söyledi: “Üretimi değil, ithalatı destekledi. Bunun içindir ki, Tarım Bakanı Mehdi Eker, “pirinç üretimini artıracağız” demiyor. “Pirinç ithal edeceğiz” diyor. Üretim aklına gelmiyor, birkaç gün pirinç yemeyin” diyor. Dünyanın birçok ülkesinde gıda fiyatları artıyor. Böyle bir çözüm öneren başka bir bakan var mı?  Tarım bakanı daha önce de kendi kendine yeterlilik için “palavra” demişti. Ama bugün bütün dünya kendi kendine yeterli olmayı hedefliyor. Bu nedenle pirinç ihraç eden, buğday ihraç eden ülkelerin bir kısmı ihracata sınırlama getirdi. Önce benim insanım doyacak sonra ihracat yaparım diyorlar. Bizim bakan, “siz birkaç gün pirinç yemeyin biz ithalat yapacağız” diyor. Bu anlayışla ülke tarımında gelişme sağlanması, üretimin artması mümkün mü?”
Yeterli pirinç varsa neden ithalat yapılıyor?
Yıldırım,  Türkiye’nin yıllık çeltik üretiminin 750 bin ton seviyesinde olduğunu belirterek, “Bu çeltikten 400 bin ton pirinç elde ediliyor. Türkiye’nin tüketimi ise 550 bin ton. Yılda 150 bin ton ithalat yapılıyor. Tarım Bakanlığı’nın açıklamasına göre, piyasada yeterli pirinç var. Ama bir yandan da 100 bin ton pirincin sıfır gümrükle ithal edilmesi için TMO’ya yetki verildi. Tarım Bakanı “Endişe etmeyin yeterli pirincimiz var” diyor ve hemen ardından “100 bin ton pirinç ithal edeceğiz” diyor. Yeterli pirinç varsa neden ithalat yapılıyor?  Üstelik aynı bakan “pirinç yemeyin, bulgur yiyin” diyor. Dikkat ettiniz mi Tarım bakanı, hükümet yetkilileri hiç üretimden söz etmiyor. Sürekli ithalattan söz ediyor. Türkiye’nin pirinç üretecek tarlası mı yok, çiftçisi mi yok, aklı mı yok. Hapsi var. Ama akılcı bir politika uygulayan siyasetçisi yok.” görüşünü savundu.
Sadece pirinçte değil, başka ürünlerde de kriz yaşanır
Ali Ekber Yıldırım, “Hükümetin tarıma bakışı, uyguladığı tarım politikası nedeniyle pirinç, buğday, nohut, mercimek, fasulye, et, süt ve daha birçok üründe kriz yaşanır.” ifadesini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: “ Geçenlerde 2008 hayvancılık destekleri açıklandı. 2007’de 1.2 milyar YTL olan hayvancılık destekleri 800 milyon YTL’ ye indiriliyor. Süt teşviği başta olmak üzere verimliliği ve kaliteyi artıran tüm destekler kaldırılıyor. Bunun yerine doğrudan gelir desteği gibi verimliliği cezalandıran hayvan başına destek uygulamasına geçilecek. Yani 25 kilo süt veren ineğe de, 5 kilo süt veren ineğe de aynı destek verilecek. Bu uygulamalarla çiftçi hayvancılık yapamayacak duruma gelecek. Hayvanını kesime götürecek. Ondan sonra et fiyatları birkaç kat artacak. Bugün zaten kaçak et, kaçak süt tozu piyasada cirit atıyor. Üretim azalırsa hem kaçakçılık artar hem ithalatın yolu açılır. Avrupa’nın hastalıklı etleri bile Türkiye’ye girer. Hükümetin ithalatı destekleme, üretimi köstekleme anlayışı ile her üründe kriz yaşanır. Kimse şaşırmasın.”
ABD çiftçisine ithalat yoluyla destek verilecek
Buğday ve pirinçte hasat döneminde düşük fiyat verildiği için ürünün TMO yerine tüccara gittiğine dikkat çeken Yıldırım, “Görevi piyasayı düzenlemek olan TMO, elinde ürün olmadığı için bu görevi yapamadı. Elindeki az miktardaki çeltiği de ucuz fiyattan yine bu aracılara verdi. Şimdi, piyasayı düzenlemek için 100 bin ton pirinç ithal edecek. Türk çiftçisine verilmeyen destek, ithalat yolu ile Amerikan çiftçisine verilecek.  Üreticiye ürün maliyeti ile piyasa fiyatı arasındaki fark kadar destekleme primi verilse, Türkiye ithalatçı ülke olmaktan çıkar, ihracatçı olur.” dedi.
Sıkıntının kuraklıkla alakası yok
“Gerçekten Türkiye’de pirinç sıkıntısı var mı? Kuraklığı bahane olarak ileri sürenler haklı mı” sorusunu cevaplayan Yıldırım, kuraklığın en az etkilediği ürünlerden birisinin çeltik yani pirinç olduğuna işaret ederek, “Ayçiçeği, buğday, arpa ve diğer bir çok ürün kuraklıktan olumsuz etkilendi. Fakat çeltik üretimi fazla etkilenmedi. Bu nedenle pirinçteki sıkıntıyı kuraklığa bağlamak son derece yanlış. Kaldı ki, Tarım Bakanlığı kuraklıktan zarar gören ürünlerden buğday, arpa, korunga ve fiğ için ek bir destekleme öngörürken çeltik bu kapsama alınmadı. Zarar görse alınırdı. Bu nedenle destek verirken “çeltik zarar görmedi” , fiyatlar artarken “kuraklık etkili oldu” demek dürüst bir yaklaşım olmaz.”

19.4.2008 / Milli Gazete

Reklam Ver

3 YORUMLAR

  1. sayın ali bay ösel bir sorum var size cifcibagkuru kayıt olsam kac ayda salıkda faydalanırım şididen teşekurler

  2. Merhaba,
    Güzel yurdumun güzel tarım emekçileri. Buradan hepimizin sesi olan değerli dostumuz, Ali beye tarım sektörüne katkılarından dolayı teşekür ederim. Bizler tarım emekçileri olarak
    bir güç birliği yapıp, tüm dayatmaların karşısında olmalıyız. Tek çözüm kooperatifçilik. SPAKÜLATÖRSÜZ bir tarım dünyası için…

  3. arkadaslar bundan oncekı yorumlarımda soyledıgım herseyın arkasındayım.şimdi bır bela daha başımıza gelıyor.kuraklık.esas bu kuraklıklık oncesı hıc bır çalışma yok.sayın tarım bakanımız,urfa adıyaman dıyarbakır batman. bu iller artık son nefeslerını yasıyor .tarım bakanlıgından cıt yok.feryadımızı duyun sayın bakan.sagır sultan bıle duydu.hala 2007 yem bıtkılerı odemesını beklıyoruz.icralık olduk.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız