Reklam Ver

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası ile 2000 yılından beri uygulanan ekonomik program çerçevesinde tarımdaki bir çok destek ya kaldırıldı ya da kuşa çevrildi. Tarımsal destekler içerisinde üreticiye nefes aldıran bir tek destekleme primi kalmıştı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, şimdi destekleme primini de kuşa çevirecek, üretimle bağını koparacak bir çalışma yürütüyor.
Bu çalışmanın ayrıntılarına girmeden destekleme primi konusunda genel bazı bilgileri paylaşmakta yarar var.
Destekleme primi, Avrupa Birliği, Amerika ve bir çok ülkede yaygın olarak uygulanıyor. Bu ülkeler en basit anlatım ile, üreticisini korumak için, üretim maliyeti ile dünya fiyatı arasındaki farkı prim olarak çiftçisine ödüyor. Amaç, söz konusu ürünlerde üretimin devamını sağlamak ve uluslararası piyasada rekabet edebilmek.
Türkiye’de ise, destekleme primi uygulaması 1993’te başladı. Ağırlıklı olarak arz açığı olan yağlı tohumlu bitkilerde uygulanıyor. 
Destekleme primi uygulamasından bu yana tarımda kayıt sistemi yerleşti. Daha önce vergilendirilemeyen tarım kesimi bu sistem sayesinde vergi ödeyen sektör konumuna geldi.
Üretici üretime devam ederken, ihracatçı daha uygun fiyattan ürün alarak ihracat yaptığı için rekabet gücünü artırdı.
2000 sonrasında bir çok girdi desteğinin kaldırılması ve bunun yerine doğrudan gelir desteği sistemine geçilmesi prim sisteminin önemini daha da artırdı. Çünkü, doğrudan gelir desteği üretime değil alan üzerinden yani tapuya dayalı olarak verilen bir destek.
Doğrudan gelir desteğini uygulayan hükümetler bile, sistemden hem şikayet etti hem de uygulamak zorunda kaldı. Çünkü, IMF ve  Dünya Bankası böyle istiyor.
Bugünkü iktidar partisi AKP de, doğrudan gelir desteğinden en çok şikayetçi olan partilerden biriydi. Bu nedenle, 59. Hükümet döneminde çıkarılan Tarım Yasası ile doğrudan gelir desteğinin genel destekler içerisindeki payı yüzde 85’ten yüzde 45’e indirilmesine karar verildi.
Doğrudan gelir desteği için çeşitli düzenlemeler, düzeltmeler yapılırken, üretimi teşvik eden, ürünü ve üreticiyi kayıt altına alan, ihracatçıya rekabet olanağı sağlayan, devletin vergi gelirlerini artıran prim sisteminin devam etmesine karar verildi.
Mevcut uygulamada  üretici, üretim yaptıktan ve ürünün satışını gerçekleştirdikten sonra kilo başına prim ile destekleniyor. Verilen prim miktarları, Avrupa ve Amerika’daki çiftçinin aldığı primin çok çok gerisinde. Örneğin, Avrupalı çiftçi zeytinyağı için kilo başına 1,32 Avro destek alırken, Türkiye’deki çiftçi sadece 7,5 sent  alabiliyor. Pamukta ve diğer ürünlerde de benzer bir uçurum var. Buna rağmen çiftçi prim sisteminden memnun.
Üreticiyi, ihracatçıyı, vergi geliri ile devleti memnun eden prim sistemi birilerini rahatsız etmiş olmalı ki, bu sistemde köklü bir değişikliğe gidiliyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Ferhat Şelli’nin koordinasyonunda bir ekip oluşturuldu. Bu ekip, kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, dane mısır, kanola, aspir ve zeytinyağına kilo başına verilen destekleme priminin bundan sonra alan üzerinden( dekar başına) ödenmesi için harıl harıl çalışıyor. Bu çalışma tamamlandığında tıpkı doğrudan gelir desteği gibi, üretime, verimliliğe, kaliteye bakılmadan destekleme primi de dekar başına ödenecek.
Değişikliğin gerekçesi, Dünya Ticaret Örgütü kurallarına ve Avrupa Birliği Ortak Piyasa Düzeni’ne uyum sağlanması olarak açıklanıyor.
Fakat, asıl amaç satır aralarında gizli. Destekleme primlerini artıracak kaynak bütçede yok. Çünkü, tarım bütçesinin yüzde 90’ı seçim yatırımı olarak harcandı.
Siyasetçinin hovardalığına çözüm bulmak bürokratların görevi. Onlar da oturup hesap yapmışlar. Destekleme primini artırmayacak, ek bütçeye ihtiyaç duymayacak bir formül bulmuşlar. “Bugüne kadar kilo başına verilen destekleme primini eğer alan üzerinden verirsek primleri artırmaya gerek kalmayacak” diyorlar. Böylece günü kurtaracaklar . Fakat, getirilmek istenen uygulama  tarımsal üretime yeni bir darbe vuracaktır. Her şeyden önce üretim ve verimlilik cezalandırılacak, doğrudan gelir desteği yaygınlaştırılacaktır. Bu da Tarım Yasası’na aykırı. Ayrıca yeni sistem ile üreticinin geliri de ciddi oranda düşecektir.
 Tarım Bakanlığı Bitkisel Üretim Daire Başkanı Ümit Bayram Kutlu, tarafından hazırlanan “Yağlı Tohumlu Bitkiler Destekleme Primleri” başlıklı sunumda da yer verildiği gibi, zeytinyağı üreticisine kilo başına verilen destekleme primi 2006’da 13 milyon 200 bin YTL iken, yeni sistem ile alan üzerinden  bu destek verildiğinde üreticiye ödenecek prim 9 milyon 100 bin YTL’ ye geriliyor.
Sadece zeytinyağında değil, kanola, mısır,aspir gibi biyodizel üretiminde de kullanılması hedeflenen ürünlerde de üretici desteği azalıyor. Dolayısıyla üretim cezalandırılıyor.
Verimlilik cezalandırılıyor. Aynı sunum da, pamukta dekara verim ortalaması 407 kilo kabul ediliyor. Prim ödemesi de bu oran üzerinden yapılacak Yani dekara  600 kilo verim alan pamuk çiftçisi cezalandırılacak.
Prim sistemindeki değişikliğin özü, prim miktarını artırmadan doğrudan gelir desteğinde olduğu gibi, alan üzerinden yani dağa taşa destek vermektir. Bizim bildiğimiz herkes bu uygulamaya karşı. Şimdi, Tarım Bakanlığı, destekleme priminde hangi akla hizmet bu uygulamaya geçmek istiyor? 
Son sözümüz Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehdi Eker’e. Sayın Eker, yeni hükümette de görev almanızdan dolayı sizi tebrik eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz. Umarız ilk icraatınız, herkesi memnun eden, devlete vergi geliri sağlayan prim sistemini bozmak olmaz.

Destekleme priminde radikal değişiklik…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız