Su Kanunu Taslağı 13 yıl sonra bir kez daha görüşe açıldı
Bu haberde ele alınan konular hakkında hızlı bir genel bakış.
Taslakta tarımda su kullanımı ile ilgili düzenleme ise şöyle: “Basınçlı borulu sulama hattı ile hizmet verilen ve yeterli basıncın sağlanabildiği tarım alanlarında tarla içi basınçlı sulama yöntemleri kullanılır, su kullanımları ölçüm ve izleme sistemleri ile kayıt altına alınır. Su kısıtı olan yerlerde, basınçlı borulu sulama hattı ile hizmet verilmesine bakılmaksızın tarla içi basınçlı sulama yöntemlerinin kullanılması esastır.”
İlk olarak 2013 yılında gündeme getirilen Su Kanunu Taslağı, 13 yıl sonra bir kez daha gündemde. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü 15 Nisan 2026 tarihli resmi yazı ile 268 kurum ve kuruluşa Su Kanunu Taslağını göndererek görüş istedi. Alınacak görüşler doğrultusunda bu yıl içerisinde Su Kanunu’nun kabul edilmesi ve yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Su Kanunu taslağı 13 yıl sonra bir kez daha görüşe açıldı. Hedef bu yıl içerisinde taslağın kanunlaşarak çıkarılması. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2025 yılı Aralık ayı sonunda yapılan Ulusal Su Kurulunun 5’inci toplantısında Su Kanunu Taslağı’na ilişkin teknik çalışmaların tamamlandığını belirterek, “Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şu anda son halinde, kanuna esas teşkil edecek süreç böylece tamamlanmış olacak. Dileğimiz, ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu’nun 2026 yılı içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasalaşması ve yürürlüğe girmesi.” demişti.
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Su Kanunu Taslağı Alt Komisyonu’nda son şekli verilen Su Kanunu Taslağı ilgili kurum ve kuruluşların görüş ve önerilerine açıldı.
Kanun Taslağı 5 Bölüm 19 maddeden oluşuyor
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, 2012–2013 yıllarında başlayan Su Kanunu Taslağı çalışmalarının birçok revizyon geçirdikten sonra bugüne kadar gelindiğini belirterek şu bilgileri verdi: “Bu süreçte taslak 2021 yılında 1. Su Şurası’nda çok katılımcı bir anlayışla çok kapsamlı bir şekilde ele alınmış ve nihai duruma getirilmiştir. Ancak daha sonra taslakta tekrar revizyon ihtiyacı ortaya çıkmıştır.Beş bölüm ve 19 maddeden oluşan Su Kanunu Taslağı’nın genel gerekçesinde suyun kaynağında korunması, suya göre planlama yapılması, aşırı ve izinsiz kullanımın önlenmesi, ölçüm ve izleme sistemlerinin kurulması suyun verimli kullanımını sağlayan teknik ve teknolojilerin yaygınlaştırılması, su kullanımında uygunsuzluklara ilişkin yaptırımların açık ve net bir şekilde düzenlenmesi, suyun miktar ve kalite olarak havza ölçeğinde ekosistem esaslı bütünleşik bir anlayışla yönetilmesinin amaçlandığı yer almaktadır.”
Bütüncül su yönetimi öngörülüyor
Su Kanunu Taslağı ile havza ölçeğinde planların hukuki dayanaklarının güçlendirilmesi, planlarda belirlenen tedbirlerin daha işlevsel bir şekilde uygulanması, izlenmesi ve denetlenmesinin sağlanması amaçlandığını hatırlatan Yıldız şu değerlendirmeyi yaptı: “Ayrıca yeraltı suları yerüstü suları ile birlikte bütüncül bir su yönetiminin parçası haline getirilmektedir. Taslak Kanununun gerekçesinde ayrıca su tahsis sisteminin güçlendirilmesinin ve su kaynaklarının miktar olarak caydırıcılığı yüksek yeni hukuki rejim ile korunmasının amaçlandığı belirtilmektedir.”
Kaynakların korunması ve kirliliğin önlenmesi hedefleniyor
Görüşe açılan Su Kanunu Taslağı’nda kanunun amacı şöyle ifade ediliyor: “Bu Kanunun amacı; su kaynaklarının korunması, kirliliğinin önlenmesi, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, tahsisi, miktar ve kalite yönünden izlenmesi, denetlenmesi, verimli kullanılması ile sürdürülebilir su yönetiminin sağlanmasıdır.”
İklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisi ve su verimliliği
Su Kanunu Taslağı’nın 5. Maddesinde iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisi ve su verimliliğini düzenliyor. İklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisinin belirlenmesi, olumsuz etkilerinin azaltılması ve uyum kapasitesinin artırılması amacıyla gerekli çalışmaların Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütüleceği belirtilerek: “ Bu kapsamda geliştirilecek politika, plan, program ve projeler; ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından görev ve sorumlulukları dahilinde uygulanır. Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslar çerçevesinde; gerçek ve tüzel kişiler, su kaynaklarının verimli kullanılarak korunması için mavi, yeşil ve turkuaz su verimliliği belgesini almakla yükümlüdür. İçme-kullanma suyu sistemlerindeki su kayıp oranları, belirlenen sürede hedeflenen düzeye indirilir. Endüstriyel üretim süreçlerinde su verimliliği sağlayan yöntemler kullanılır, atık suyun geri kazanılarak yeniden kullanımı yoluyla döngüsel su kullanımı sağlanır. Kentsel yeşil alanlarda kurakçıl peyzaj uygulanacak” bilgisine yer veriliyor.
Tarımda su kullanımı nasıl olacak?
Taslakta tarımda su kullanımı ile ilgili düzenleme ise şöyle: “Basınçlı borulu sulama hattı ile hizmet verilen ve yeterli basıncın sağlanabildiği tarım alanlarında tarla içi basınçlı sulama yöntemleri kullanılır, su kullanımları ölçüm ve izleme sistemleri ile kayıt altına alınır. Su kısıtı olan yerlerde, basınçlı borulu sulama hattı ile hizmet verilmesine bakılmaksızın tarla içi basınçlı sulama yöntemlerinin kullanılması esastır.”
Denize kıyısı olan yerlerde deniz suyu arıtılarak kullanılacak
Kuraklığın etkili olduğu 2025 yılında yoğun olarak gündeme gelen deniz suyunun arıtılması konusunda da Su Kanunu Taslağı’nda şu düzenlemeye yer veriliyor: “Tatlı su kaynaklarının yetersiz kaldığı ve denize kıyısı olan yerleşim yerlerinde, deniz suyunun arıtılarak tamamlayıcı kaynak olarak kullanılması ve enerji ihtiyacının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması önceliklidir. Deniz suyu arıtımında denizel ekosistem ve biyoçeşitliliğe, yüzme suyu kalitesine, deniz ticaretine, su ürünleri yetiştiriciliğine etkilerin belirlenmesi esastır.”
Havza bazlı planlar öne çıkıyor
Taslağın “Planlar” başlıklı 6. Maddesinde su kaynaklarının korunması, sürdürülebilir ve verimli olarak kullanılması için su kaynaklarının kalite ve miktarını esas alan havza ölçekli planlar yapılacağı ifade ediliyor. Ulusal ve bölgesel kalkınma planları, tarımsal üretim planları, mekânsal planlar, havza ölçekli planlar, içme-kullanma suyu güvenliği planları ile master planların birbirleri ile uyumlu olarak suya göre planlama esasıyla hazırlanacağı belirtilen Taslakta : “ Her tür ve ölçekteki mekânsal plan çalışmalarında suyun miktar ve kalitesinin korunması hususunda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uygun görüşü alınır. Havza ölçekli planlar ve su verimliliği il planları Bakanlık tarafından hazırlanır. İçme-kullanma suyu güvenliği planları, büyükşehir belediyelerinde su ve kanalizasyon idareleri tarafından, büyükşehir olmayan yerlerde belediyeler tarafından, belediye sınırları dışında kalan yerlerde ise il özel idareleri tarafından Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre hazırlanır. Bu planlarda belirlenmiş tedbirlere uyulması zorunludur.” düzenlemesine yer veriliyor.
Havza planları Cumhurbaşkanı onayı ile yürürlüğe girecek
Su Kanunu Taslağı’na göre, havza ölçekli planlar, Ulusal Su Kurulu’na sunulmasının ardından, Cumhurbaşkanı onayı ile yürürlüğe girecek. Nehir havza yönetim planlarında belirlenen tedbirler; sorumlu gerçek ve tüzel kişiler tarafından uygulanacak, planların ve uygulamaların takibi Bakanlık tarafından yapılacak.
Arıtma tesisi enerjisine yüzde 50 indirim uygulanacak
“Teşvikler” başlıklı 7.madde de ise arıtma tesislerinde kullanılan enerji teşviki konusunda Cumhurbaşkanına yetki veriliyor. Düzenlemeye göre; içme suyu arıtma tesislerini belirlenen standartlara göre kuran ve işleten idarelere, söz konusu tesiste kullanılan elektrik enerji tarifesinin yüzde 50’sine kadar indirim uygulanacak. Bu oranı yüzde 100’e kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkili olacak.
Bu Kanunda yer alan yasakları ihlal eden veya verilen süre içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyenler; bu maddede yazılı olan18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu ile 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 29’ uncu maddesi kapsamında verilen teşvik tedbirlerinden yararlanamayacaklar.
Bu Kanun kapsamında yer alan faaliyetler için aynı faaliyete ait birden fazla teşvikten yararlanamayacaklar.
Su hizmetlerinin ücretlendirilmesi
Taslağa göre içme-kullanma suyu tarifeleri maliyetinin altında belirlenemeyecek. Devlet Su İşleri(DSİ) tarafından inşa edilen ve mülkiyeti dahilinde bulunan sulama tesisleri için tarımsal sulama suyu hizmet bedeli 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun uyarınca DSİ tarafından belirlenecek.
Ulusal Su Bilgi Sistemi kurulacak
Su kaynakları ve atık suların kalite ve miktarına ilişkin verilerin toplanması, değerlendirilmesi ve takip edilmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Ulusal Su Bilgi Sistemi kurulmasının öngörüldüğü Taslakta, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla ve 20/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre Ulusal Su Bilgi Sistemi’ndeki veriler Bakanlıkça belirlenen şartlar dahilinde gerçek ve tüzel kişiler ile paylaşılabilinecek. Bakanlıkça belirlenen gerçek ve tüzel kişiler, su yönetimine ilişkin sahip oldukları bilgi ve verileri Ulusal Su Bilgi Sistemi’ne doğrudan işlemek ve servis aracılığı ile aktarmakla mükellef olacak.
Su tahsisinde öncelik sıralaması
Taslakta su tahsisine ilişkin düzenlemelerin yapıldığı 11.maddeye göre su tahsisi yapma yetkisi Devlet Su İşleri’ne aittir. Suyun miktarı, kalitesi, havzanın özelliği, iklim değişikliği etkileri, zaruri ihtiyaçlar ve şartlar ile maksat hisseleri belirlenmiş olan tesisler müstesna olmak üzere suların kullanımında öncelik sırası şöyle olacak:
1- İçme ve kullanma için su ihtiyacı.
2- Çevresel akış ihtiyacı.
3- Tarımsal sulama, hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliği için su ihtiyacı.
4- Enerji üretimi, endüstri ve madencilik için su ihtiyacı.
5- Ticaret, turizm, rekreasyon, taşıma, ulaşım ile sair su ihtiyaçları.
Tahsis edilen sular için su tahsis belgesi verilecek ve suyun tahsis belgesine uygun kullanımı esas olacak. Suyun kalite yönünden analizi tahsis sahibinin sorumluluğunda olacak. Tahsis süresi, mevcut ve mutasavver(planlanmış) projeler açısından değerlendirilerek DSİ tarafından belirlenir. Tahsisin süre ve miktar bakımından azaltılması, artırılması veya iptali hususunda DSİ yetkili olacak.
Organize bölgeler, yer seçimi öncesi bakanlıktan görüş alacak
Su tahsis belgelerinin devredilemeyeceği, ancak, tahsis yapılan arazinin veya işletmenin el değiştirmesi ve 90 gün içerisinde talep edilmesi halinde mevcut tahsis şartları değiştirilmeksizin kalan tahsis süresi için yeniden su tahsis belgesi düzenlenebileceği belirtilen Taslakta, organize sanayi bölgesi, teknoloji geliştirme bölgesi, endüstri bölgesi, serbest bölge ve organize tarım bölgesi için yer seçimi yapılırken su kaynağı ile ilgili Bakanlık görüşü alınması gerekiyor.
Düzenlemeye göre, su kayıp oranlarını ilgili mevzuat ile belirlenen sürede hedeflenen düzeye indirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen belediyelere içme suyu maksatlı ilave su tahsisi yapılmayacak.
Taslağa göre, tahsise konu su kaynağı hiçbir şekilde haczedilemez, rehnedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konamaz.
Su kaynaklarının korunması
Taslağa göre, su kaynaklarının korunması amacıyla; Çevresel hedefler ve bu hedeflere ulaşılması için alınması gereken tedbirler, Korunan su alanları ve bu alanların korunmasına yönelik usûl ve esaslar, Çevresel kalite ve sulama suyu standartları, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenecek.
Çevresel kalite ve sulama suyu standartlarına uygun olarak alıcı ortam esaslı deşarj kriterleri Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirlenecek.
Su kaynağından ve doğal mineralli sulardan, su tahsis belgesi olmadan veya su tahsis belgesinin maksadına aykırı şekilde ya da belirtilen tahsis miktarından daha fazla su kullanmak yasaklanıyor.
Düzenlemeye göre, inşa aşamasında veya işletmede olan sulama kanalları, servis yolları, drenaj kanalları, taşkın kontrol tesisleri, terfi merkezleri, barajlar, göletler ve düzenlenmiş göller gibi tüm su yapılarını DSİ’nin izin verdiği faaliyetler dışında kullanmak, suya girmek veya yüzmek yasaktır.
Cezalar
Su kanunu Taslağı’nın 14.maddesinde cezalar ile ilgili düzenlemeler yer alıyor. Buna göre; Bu Kanunun 5’ inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında Bakanlıkça belirlenen usûl ve esaslara göre yeşil ve turkuaz su verimliliği belgesini almayanlara 100 bin Türk Lirasından 5 milyon Türk Lirasına kadar idari para cezası verilecek.
Yeşil ve turkuaz su verimliliği belgesi alma yükümlülüğü olmayanlardan;
– İçme-kullanma suyu sistemlerinde su kayıp hedeflerini sağlamayan ilçe ve belde belediyelerinde her %1’lik su kayıp oranına karşılık olarak her yıl için belediye sınırları içerisinde adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde kayıtlı kişi başına 25 Kuruş idari para cezası verilecek.
– İzleme ve ölçüm sistemlerini kurmayanlara veya çalışır vaziyette tutmayanlara 10 bin Türk Lirasından 200 bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilecek.
– Kentsel yeşil alanların en az yüzde 30’unda kurakçıl peyzaj uygulamasını gerçekleştirmeyenlere 50 bin Türk Lirasından 250 bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilecek.
Bu Kanunun 6. maddesinin yedinci fıkrasında belirlenen tedbirleri (Nehir havza yönetim planlarında belirlenen tedbirler) süresi içerisinde almayarak su kaynaklarının kalite ve miktarını olumsuz etkileyen ve yetkili makamların gerekli gördükleri değişiklikleri tanınan sürede yapmayanlara, ilgili mevzuatla belirlenen yaptırımlar uygulanır. Mevzuatta yaptırım bulunmayan hallerde 600 bin Türk Lirası, tedbirlerin tehlikeli maddeler ile ilgili olması durumunda 1 milyon 200 bin Türk Lirası idari para cezası verilecek.
Bu Kanunun 12. maddesinin birinci fıkrasının(b) bendi (Korunan su alanları ve bu alanların korunmasına yönelik usûl ve esaslar),uyarınca belirlenen usul ve esaslara aykırı davrananlara, diğer kanunlarda yaptırım öngörülmemiş olması halinde1 milyon 300 bin Türk Lirası, bu alanda kirlenmenin tehlikeli maddeden kaynaklanması durumunda ise 2 milyon Türk Lirası idari para cezası verilecek. Cezaya konu fiilin içme-kullanma suyu havzalarının su yüzeyinde ya da maksimum su kotundan itibaren yatayda bin metre içerisindeki alanda gerçekleşmesi durumunda ceza iki katı uygulanacak.
Taslak ile 16/12/1960 tarihli ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanunu’nda önemli değişiklikler yapılarak yer altı suları, kuyu açılması ve su kullanımı ile ilgili de önemli düzenlemeler getiriliyor.
Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi kapsamında belirlenen temel esaslar:
1- Her canlının sağlıklı ve yeterli suya erişimi,
2- Su kaynaklarının katılımcı anlayışla havza bazında yönetimi,
3- Su kaynaklarının miktar ve kalitesinin ekosistem esaslı korunması, geliştirilmesi, iyileştirilmesi, verimli kullanılmasına yönelik uygulama ve çalışmaların teşviki ve desteklenmesi,
4- Kirliliğin öncelikle kaynağında önlenmesi, azaltılması ve bertarafı,
5- Suya göre mekânsal planlama yapılması,
6- Korunan su alanlarının doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunması,
7- Yeraltı Suları Hakkında Kanunda belirtilen hususlar hariç yeraltı sularından emniyetli verim haddinden fazla çekim yapılmaması,
8- İklim değişikliğinin su kaynaklarına olumsuz etkilerinin azaltılması, geleneksel olmayan su kaynaklarının ve iklim dostu teknolojilerin kullanılması,
9- Su kullanımlarında ölçüm ve izleme sistemlerinin kurularak verilerin kayıt altına alınması,
10- Su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımına ilişkin hedeflerin strateji belgeleri ve sektörel programlarda gözetilmesi esastır.
11- Havzalar arası su aktarımı planlanmasında; ilgili havzalarda oluşması muhtemel hidrolojik, ekolojik, sosyolojik, ekonomik değişimler, iklim değişikliği etkileri ve mevcut planlar esas alınacak.
Bu haber ile ilgili yapılan yorumlar















