Silajlık mısır sorunu hayvancılığı tehdit ediyor

Tarım Haberleri

·

09 Ağustos 2025

·

Bu haberde ele alınan konular hakkında hızlı bir genel bakış.

Silajlık mısır sorunu hayvancılığı tehdit ediyor

09 Ağustos 2025

·

Ali Ekber Yıldırım

·

Haber

Güncelleme: Ağu 9, 2025

Mısır ile pancar arasında su tüketimi açısından büyük fark yoktur. Ancak pancar için münavebe zorunlu değilken, mısır için olması çelişkilidir.

Planlı üretim kapsamında su kısıtı olan 11 il ve 52 ilçede damla sulama zorunluluğu ve münavebe sistemiyle mısır üretiminin kısıtlanması hayvancılık sektörünü sıkıntıya soktu. Üreticiler, hayvanlarını besleyecek kadar mısır ekimine izin verilmesini, su kısıtı olan yerlerde ticari amaçla mısır ekiminin kısıtlanabileceğini savunurken Tüm, Süt, Et Damızlık Sığır yetiştiricileri derneği (TÜSEDAD) Bilim Danışma Kurulu bu konuda kapsamlı bir rapor hazırladı.

“Kısıt-Münavebe Çıkmazında Hayvancılığın Sürdürülebilirliği ve Silajlık Mısır Gerçeği” başlıklı bu rapor, Prof. Dr. Süleyman Soylu, Prof. Dr. Uğur Serbester, Prof. Dr. Ahmet Alçiçek, Prof. Dr. Armağan Hayırlı, Prof. Dr. Nurettin Gülşen, Dr. A. Burhaneddin Akkaya ve TÜSEDAD Yönetim Kurulu tarafından hazırlandı.

Münavebe sisteminin “Su yönetimi açısından tutarsız, tarım açısından adaletsiz” olarak nitelendirilen raporda iklim krizinin etkisi ile yaşanan su krizine dikkat çekiliyor. Su kısıtı kapsamında silajlık mısır ekiminin kısıtlanmasının hayvancılık sektöründe yarattığı sorunlar ve çözüm önerilerinin yer aldığı raporu özetleyerek paylaşıyoruz.

İklim değişmelerinin en önemli sonuçlarından birisi, belki de en önemlisi, su kaynakları üzerindeki olumsuz etkileridir. Meydana gelecek iklim değişiklikleri, tarımsal faaliyetlerde hayvan ve bitkilerin doğal yaşam alanlarında değişikliklere yol açacak, özellikle ülkemizdeki su kaynakları bakımından önemli sorunlar ortaya çıkacaktır.

Bakanlığımız; bu durumu merkeze alarak, bitkisel üretim, hayvansal üretim ve su ürünleri üretiminde tarım havzası veya işletme bazında üretim planlamasına dair tüm süreçleri kapsayan, tarımsal üretimin planlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen, 14 Eylül 2023 32309 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanan Tarımsal Üretimin Planlanması Hakkında Yönetmeliği uygulamaya almıştır.

Bu yönetmelik; bitkisel üretim, hayvansal üretim ve su ürünleri üretiminde tarım havzası veya işletme bazında üretim planlamasına dair tüm süreçleri kapsamaktadır.

Su kısıtı olan 52 ilçede mısır ekimi desteklenmiyor

Yönetmelikte, tarım havzaları arasında özellikle yeraltı su kaynaklarının kritik düzeyde yetersiz kaldığı belirlenen 52 havza veya ilçe tanımlanmıştır. Bu alanlarda mısır (dane/silaj), pancar, pamuk gibi su tüketimi yüksek ürünlerde özel planlama kuralları uygulanmaktadır.

Bu havzalarda mısır ekiminde damla sulama zorunlu kılınmış, ayrıca ikinci ürün mısır ekimi destek dışı bırakılarak münavebe kuralları sıkılaştırılmıştır.

Yönetmelikte, getirilen münavebe sistemi (ekim nöbeti), tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının korunması açısından önemli bir araç olarak görülmektedir. Sulu tarım arazilerinde aynı ürünün art arda 3 defa ekilmesine izin verilmemesine, en az dörtlü münavebe uygulanmasına ve dörtlü münavebe uygulanmasında, münavebeye girmesi halinde mısır ve patates ürünlerinin ekim nöbetinde bir defa yer almasına karar verilmiştir.

Ancak silajlık mısır özelinde değerlendirildiğinde, bu sistemin çiftçi, hayvancılık ve yem güvenliği açısından bazı önemli handikaplar ve eleştiriler barındırdığı açıktır.

Dünyada ve Türkiye’de mısır üretimi

Mısır, dünyada gerek insan beslenmesi gerek hayvan yemi gerekse sanayi de kullanılması avantajları nedeniyle tahıllar içerisinde en fazla üretilen tahıl konumundadır. Dünya’da toplam 1,5 milyar hektar tarım alanının yaklaşık 721 milyon hektarında tahıl ekimi yapılmakta olup, %25’inde dane mısır yetiştirilmektedir.

Türkiye’nin toplam karma yem üretimi son 20 yıl içinde yaklaşık 5 kat artarak 5,9 milyon tondan 29,3 milyon tona çıkmıştır. Bu artış yem özelinde incelendiğinde kanatlı yemlerinde 3,7 kat, büyükbaş-küçükbaş yemlerinde 5,4 kat olarak görülmektedir. Türkiye ’de 2024yılında 789 bin 443 hektar danelik 501 bin 103 hektar silajlık olmak üzere toplam 1 milyon 290 bin 546 hektar mısır ekim alanı bulunmaktadır.

Ülkemizde danelik mısır üretiminin önemli bir bölümü ticarete konu olurken, silajlık mısır üretiminin yüzde 75’den fazlası hayvan işletmesi sahipleri tarafından kendi hayvanlarına yedirilmektedir. Danelik mısır zorda kalındığında yurtdışından rahatlıkla ithal edilebilirken mısır silajında böyle bir imkân bulunmamaktadır.

Silajlık mısır en önemli yem kaynağı

Üretim planlaması kapsamında su kısıtı bölge ilan edilen 52 ilçenin büyük bir kısmı başta süt olmak üzere hayvancılığın yoğun yapıldığı bölgelerdir. Üretim planlanmasında hayvancılık işletmesinin kendi silajını üretmek için yeterli bir esnekliğin sağlanmaması ileride çok büyük sorun olacaktır.

Silajlık mısır, yüksek verim potansiyeli, enerji içeriği ve üstün silaj kalitesi nedeniyle dünya genelinde süt sığırcılığı işletmelerinde en yaygın kullanılan kaba yem kaynaklarından biridir.

Besleme açısından bakıldığında, mısır silajı yaklaşık yüzde 25-35 kuru madde bazında nişasta içermesi ve sindirilebilir hücre duvarı fraksiyonunun yüksek olması nedeniyle rasyonlarda gerekli enerjinin ekonomik ve etkin bir şekilde sağlanmasına katkı sağlar. Dolayısıyla, mısır silajı özellikle yüksek süt verimli ineklerde laktasyonun erken döneminde görülen enerji açığının dengelenmesinde kritik rol oynamaktadır.

Bir süt ineğinin yediği tüm yemlerin %100 kuru olduğu varsayılırsa günlük kuru yem tüketimleri yaklaşık 12 kg ile 26 kg arasında değişmektedir. Mısır silajı ise %100 kuru olarak bu miktarın en düşük 1/3’ünü oluşturduğunu yani yaklaşık yaş olarak günde7-24 kg arasında tüketiminin değiştiğini göstermektedir. Bu miktarlar bize günümüzde mısır silajı olmadan hayvancılık işletmelerinde beslemenin yetersiz olacağını göstermektedir. Bu durum özellikle kaba yem olarak mısır silajına bağımlı olan büyük işletmeler için geçerlidir. Yani bu kısıtlama sürdürülürse önümüzdeki günlerde her biri birer fabrika niteliğinde olan, toplumumuza et ve süt gibi hayvansal proteinleri zor şartlarda kaliteli ve hijyenik olarak sunan gözbebeği işletmelerimizi birçok sıkıntı ile karşı karşıya kalacaklardır. Son yıllarda büyük yatırımlarla kurulan bu işletmeleri bu kadar kolay kaybetmek mantıklı bir yaklaşım olmayacaktır.

Hayvancılık demek yüzde 70 oranında yem gideri demektir. Mısır silajı demek de hayvanların yediğinin en 1/3’ü demektir, insanların yediğinin neredeyse yarısı hayvansal protein kaynakları olarak varsayılırsa bunun önemli bir kısmının mısır silajından sağlandığı hesaplanabilir. Silajlık mısır üretimine hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı bölgelerde yapılacak havza ve münavebe kısıtlaması hayvan beslemeyi dolayısıyla insanların beslenmesini olumsuz etkileyecek, modern şartlarda üretim yapan hayvancılık işletmelerinin sürdürülebilirliğini önemli derecede tehlikeye sokacaktır.

Kısıt – Su- Dörtlü Münavebe Çıkmazı

Alınan karar ile münavebe (ekim nöbeti) uygulaması zorunlu hale getirilmiştir. Aynı tarlada arka arkaya her yıl mısır ekmek yerine, her yıl farklı bir ürün ekilmesi koşullandırılmıştır. Bu kapsamda dörtlü bir ekim döngüsü (rotasyonu) planlanmış olup, aynı tarla parçasında dörtlü münavebe içinde en fazla bir mısır ekimine izin verileceği belirtilmiştir.

Ayrıca, ikinci ürün olarak (örneğin buğday hasadından sonra) mısır yetiştirilmesi de su tüketimini artırdığı için bu bölgelerde ikinci ürün mısır ekimi yapılmasına izin verilmeyecektir (ÇKS ve destekleme kuralları ile ikinci ürün mısır yasaklanmıştır).

Bu karar, su kaynaklarını koruma amacı taşırken, özellikle hayvancılıkla entegre üretim yapan çiftçiler üzerinde ekonomik ve üretimsel baskılar oluşturmaktadır.

Hayvancılık yapan çiftçi, her yıl kendi hayvanı için silajlık mısır üretmek zorundadır. Yürürlüğe konulan sistem üreticinin tek parselde dörtlü münavebe boyunca mısırdan vazgeçmesini, başka (ve çoğu zaman verimsiz) ürünlere yönelmesini zorunlu hale getirmektedir.

Bu durum kısıtlanan şeyin su değil, hayvansal üretim olduğu algısını doğurmaktadır.

Münavebe; üretici ile zıtlaşarak değil, bilgilendirici, destekleyici ve dönüşüm sağlayıcı bir araç olarak kullanılmalıdır.

Hayvancılık işletmeleri için kendi tarlasında mısır ekip silaj üretmek rasyon maliyeti ve hayvan sağlığı açısından kritiktir. Bu durumda çiftçi, dışa bağımlı hale gelecek; bu da fiyat dalgalanmalarına maruz kalma ve yem güvenliğinin azalması anlamına gelecektir.

Türkiye’nin halihazırda yem hammaddelerinde net ithalatçı olduğu göz önüne alındığında, iç üretimin plansız kısıtlanması yem maliyetlerini artıracak ve sektörün kırılganlığını derinleştirecektir.

“Mısır yasak, pancar serbest” paradoksu

Mısır yetiştiriciliğinde çok fazla su kullanılıyor algısı doğru değildir. Birçok bölgemizde mısır damla sulama sistemi ile sulanmakta ve silajlık mısır sezonda 600-650 mm su tüketmektedir. Su kısıtı desteği verilen yağlık ayçiçeğinin 550 mm su tükettiğini, patates tarımında 1000 mm, şekerpancarı yetiştiriciliğinde 850-900 mm su kullanıldığını dikkate aldığımızda silajlık mısır oldukça masum kalmaktadır.

Konya şartlarında bir dönümde (0,1 ha) mısır silajı yetiştirmek için toplam ~600 mm (6000 m3/ha) civarında su gerekebilirken, buğday yetiştiriciliğinde çoğunlukla kış ve ilkbahar yağışları yeterli olmakta, ilave sulama ihtiyacı 100-150 mm düzeyinde kalabilmektedir. Şeker pancarı, büyüme sezonu uzun (Nisan-Ekim) olan bir bitki olduğundan toplam su ihtiyacı 750800 (1000) mm civarındadır. Yonca ise çok yıllık bir yem bitkisi olup ilkbahardan sonbahara birkaç biçim verdiği için yıllık su tüketimi mısıra göre dahi yüksek olabilmektedir (bölgeye göre 800-1000 mm).

“Aynı suyu tüketiyor; biri yasaklı, biri serbest”

Mısır ile pancar arasında su tüketimi açısından büyük fark yoktur. Ancak pancar için münavebe zorunlu değilken, mısır için olması çelişkilidir.

Öte yandan eleştirilerin konusu olan ve tutarsızlığa sebep olan nokta silajlık mısırın su tüketimine dair getirilen kısıtlamanın diğer yüksek su tüketimli yaz ürünlerini kapsamamasıdır. Örneğin pamuk, yer fıstığı, ayçiçeği gibi ürünler de yaz boyunca sulama gerektirir; ancak mısır dışında bu ürünlerde benzer bir münavebe zorunluluğu bulunmamaktadır.

Neler yapılmalı?

Çiftçilerimiz suyun değerini en iyi bilen toplum kesimidir. Uygulamadaki handikap ve aksaklıklar çözümsüz değildir.

– Hayvancılık-bitkisel üretim entegrasyonu, sürdürülebilir su yönetimi ve yem güvencesi birlikte sağlanmalıdır.

– Münavebe başta olmak üzere tutarsızlıklar, yanlış anlaşılma ve uygulamalar ortadan kaldırılmalı. Bütüncül sistematikle, üreticiler eğitilmeli, bilgilendirilmeli ve yönlendirilmelidir.

– Kısıtlar yasak algısından kurtarılmalıdır.

– Tarlada ne kadar süreyle ve hangi ürün gruplarıyla münavebe yapılacağı netleştirilmeli, idari güvensizlik ortadan kaldırılmalıdır.

– Hayvancılık Yüksek Yoğunluklu Alanlar”için farklı mevzuat hazırlanmalıdır. Silajlık mısır için “kritik yem ürünü” statüsü tanınarak, bu ürün belli oranlarda istisnai ekim izniyle korunmalıdır.

– Hayvancılık işletmelerimizin sürdürülebilirliği, hayvanlarına yetecek kaba yemi kendi arazilerinden sağlamalarına bağlıdır. Silajlık mısır için alternatifler olarak değinilen, sorgum sudan otu, buğdaygil silajları vs. ham besin madde düzeyleri ve birim besleme maliyetleri dikkate alındığında tek başlarına ikame özellikleri taşımadıkları ortadadır.

– Silajlık mısır bir “yem güvenliği” meselesidir. Bu nedenle, sadece su kıtlığı değil, yem tedarikinde kritik öneme sahip havzalar da özel statü kazanmalıdır.

– Hayvancılık yoğun bölgeler için “Yem Güvencesi Alanı” ilanı getirilmelidir. Bu alanlarda münavebe sistemine esneklik ve ikinci ürün mısır için kontrollü izinler tanınmalıdır.

– Kendi işletmesi için silajlık mısır üretimine izin sağlanmadığı takdirde, dışa bağımlılığı kaçınılmaz olarak artacak olan çiftliklerimiz sürdürülebilir olmayacaklar, süt ve et üretiminden ayrılacaklardır. Bunun yegâne çözümü yürütülmeye çalışılan münavebe sistemine esnek üretim modeli ile istisnaların getirilmesidir.

– Entegre hayvancılık yapan üreticiler için, ‘hayvan başına ihtiyaç duyulan silaj miktarı’ esas alınarak sınırlı mısır ekimi yapılabilmelidir.

– İkinci ürün (yazlık mısır) için özel bir planlama modülü oluşturulmalı; münavebe yeniden yapılandırılmalıdır. Buna çözüm üretilmediği takdirde yem açığı daha da büyüyecektir.

– Münavebe süresi ve rotasyonu, toprağın organik madde seviyesi, tuzluluk durumu ve üretim modeli dikkate alınarak esnek biçimde belirlenmelidir.

– Mevzuatta şu anda sadece “tarla bazlı münavebe” uygulanmaktadır. Oysa “entegre hayvansal üretim bazlı” özel tanımı getirilirse, hayvancılıkla uğraşan çiftçiye münavebede esneklik sağlanabilecektir.

– Belirli hayvan sayısına sahip işletmelere “hayvancılıkla entegre münavebe esnekliği” hakkı tanınması mümkün olduğunda, yem üretimi ile hayvancılığı birlikte yapan çiftçiyi korumaya alınmış olacaktır.

– Pancar önemi inkâr edilemeyecek stratejik endüstri ürünüdür. Suya olan ihtiyacı bilimsel veriler ile ortadadır. Su yönetimi açısından daha bütüncül ve şeffaf uygulamalar gerekmektedir. “Pancara izin, mısıra yasak” algısı düzeltilmelidir.

– Bitkisel üretimi geliştirirken, tarımsal verimliliği artırmak ve çevresel duyarlılığı güçlendirmek; tüm canlılar için hayati öneme sahip kısıtlı su kaynaklarını akılcı, katılımcı ve planlı bir şekilde yönetmek temel önceliğimiz olmalıdır.

– Tarımsal üretimin her aşamasında bilinçli, veriye dayalı ve sürdürülebilir uygulamalarla hem doğal hem de kültürel değerlerin korunması sağlanmalı; üretim kalitesi ve verimliliği artırılmalıdır.

– Üretimle büyüyen, tam bağımsız bir Türkiye ortak hedefimiz olmalıdır. Kısıtlı kaynakları etkin ve adil kullanmak, yalnızca bugünün değil, geleceğin de sorumluluğudur. Bu farkındalık güçlendirilmeli ve bütüncül, entegre tarımsal üretim modelleri hızla hayata geçirilmelidir.

– Gıda arzını tehdit edecek uygulamalardan vakit kaybetmeden geri dönülmeli; üreticiyi odağa alan, uzun vadeli ve sürdürülebilir politikalar benimsenmelidir.

Bu haber ile ilgili yapılan yorumlar

  1. Selami eren 10 Ağustos 2025 at 15:03 - Reply

    Slajlik mısır yerine alternatif olarak slajlik soya yi inceleyebilirmisiniz. Akdeniz TAGEM de Ahmet KORHAN beyin çok güzel çalışmaları var. Kendisiyle iletişime geçebilirsiniz. Slajlik soya mısır ve şeker pancarina göre daha besleyici.

En Son Yayınlanan Haberler

En Son Yayınlanan Makaleler