Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinin kırsala etkileri

Tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri moda gibi yayılıyor. Bu bölgelerin tarıma, kırsala etkileri, ne kadar başarılı olacağı, faaliyet gösterecekleri bölgenin sosyo ekonomik yapısına olumlu veya olumsuz etkilerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Umarız, ülke kırsalı tesis çöplüğüne dönüşmez.

Reklam Ver

Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri yaklaşık 20 yıldır ülkenin gündeminde. İlk olarak 2005 yılında o dönemki adıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı arasında bir protokol imzalandı. Bu protokol çerçevesinde Diyarbakır’da tarıma dayalı besi organize sanayi bölgesi kurulması öngörüyordu. Mevzuat tartışmaları nedeniyle protokolün imzalanmasından 4 yıl sonra bölgede ilk temel atıldı.

Sonrasında, Amasya-Suluova, Ankara-Çubuk, Gaziantep-Oğuzeli, Eskişehir-Beylikova Tarıma Dayalı İhtisas Besi Organize Sanayi Bölgesi kuruldu. Daha sonra Denizli-Sarayköy ile Ağrı-Diyadin’de ilk jeotermal kaynakla ısıtılan seracılık tarıma dayalı organze sanayi bölgeleri kuruldu. Yalova’da tarıma dayalı çiçekçilik organize sanayi bölgesi ile yeni bir sektör eklenmiş oldu.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın son verilerine göre, ülke genelinde tarıma dayalı organize sanayi bölgesi proje sayısı 50’ye ulaştı. Bunlardan 20’si Ege Bölgesi’nde. Diyarbakır, Amasya, Ankara, Gaziantep’te başlasa da bu işin lokomotifi Ege Bölgesi oldu.

Tarımda moda yatırımlar

Tarım konusundaki yatırımlar daha önce de yazdığımız gibi Türkiye’de bazen “moda” gibi yayılıyor. Bir zamanlar deve kuşu yumurtası üretmek modaydı. Sonra nar dikimi moda oldu. Dağ taş her yere nar dikildi. Üretim planlaması yapılmadan, ülkenin ihtiyacı ve ihracat olanakları gözetilmeden dikilen nar ağaçları bir süre sonra söküldü.

Hayvancılıkta da yakın zamanda “Saanen keçisi ” modası yaşandı. Bilen bilmeyen bir çok kişi fizibilite çalışması bile yapmaya gerek duymadan keçi yetiştiriciliğine yatırım yaptı. Koyunla keçiyi bir birinden ayıramayanların gazına gelerek yatırım yapanların çoğu zarar etti. Bugün o yatırımcılardan geriye çok az sayıda yetiştirici kaldı. Fizibilitesini yapan, işini doğru yapanlar bile bu yanlış yatırım furyasından zarar gördü.

Son yıllarda serada muz yetiştiriciliği yine moda gibi yayılıyor. Ülkenin bir çok yerinde muz yetiştiriliyor. Üretim artıkça tüketim de artıyor. Ancak, planlı olarak yapılmazsa ülke muz serası çöplüğüne dönebileceği uzmanlar ve yetkililer tarafından dile getiriliyor.
Moda gibi yayılan faaliyetlerden birisi de tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri. Tarım Bakanlığının desteği, valiliklerin öncülüğünde, odalar, borsalar, “Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi(TDİOSB)” kurmak için adeta yarışıyor. Sanki bir merkezden talimat verilmiş ve herkes tarıma dayalı organize sanayi bölgesi kurmak zorundaymış gibi bir yarış var.

Seracılıkta jeotermal kaynağın önemi

Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri, genellikle Hazine’ye ait arazilere veya mera alanlarına kuruluyor. Belirlenen alanın ihtisas organize sanayi bölgesine uygun olup olmadığı, seçilen yatırım konusunun bölgeye uygun olup olmadığı, üretim olanakları, pazarlama koşulları, ihracat gibi konular genellikle göz ardı ediliyor.

Örneğin seracılıkta üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 40’ını ısıtma gideri oluşturuyor. Bölgeye ve iklime bağlı olarak bu maliyet yüzde 60’a kadar çıkıyor. Jeotermal ısıtma bu nedenle çok önemli bir avantaj. Jeotermal kaynak olmayan bir yerde tarıma dayalı sera organize sanayi bölgesi kurmanın ekonomik olmadığı bilinmesi gerekiyor.

İzmir Dikili’de ülkenin en büyük seraları faaliyet gösteriyor. Jeotermal ısıtmalı seraların olduğu bu bölgeye tarıma dayalı sera organize bölgesi kuruluyor. Bölgenin jeotermal kaynağı mevcut seralarla yeni kurulacak seraları ısıtmaya yetecek mi? Kaç yıllık rezerv olduğu biliniyor mu? Bu sorulara mutlaka yanıt aranması gerekiyor.

OSB’nin ana fikri tarım alanlarını korumaktı

Türkiye’de ilk organize sanayi bölgelerinin kuruluşu 1960’lı yılların başına dayanır. Planlı ekonomiye geçerken bir yandan da planlı sanayi için organize sanayi bölgeleri kurulmaya başlanır. İlk örneği Dünya Bankası kredisi ile 1961’de kurulan Bursa Organize Sanayi Bölgesi’dir.

Bu bölgeler kurulurken temel amaçlardan birisi de tarımsal alanlara rastgele fabrika,sanayi tesisi kurulmasını önlemek yani tarımsal alanları korumaktır. Fakat bugün tarımda dayalı organize sanayi bölgeleri genellikle hazineye ait mera veya tarım arazilerine kuruluyor.

Kurulan bu bölgelerin küçük çiftçileri, bölgedeki tarımsal üretimi, ürün desenini nasıl etkileyeceği konusunda ekonomik ve sosyal araştırmalar yapılmadığı için yarın ne gibi sorunlarla karşılaşılacağı bilinmiyor.

Özetle, tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri moda gibi yayılıyor. Bu bölgelerin tarıma, kırsala etkileri, ne kadar başarılı olacağı, faaliyet gösterecekleri bölgenin sosyo ekonomik yapısına olumlu veya olumsuz etkilerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Umarız, ülke kırsalı tesis çöplüğüne dönüşmez.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız