Reklam Ver

Geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bütçesi görüşüldü.Bakan Mehdi Eker soruları yanıtlarken zaman zaman sert tartışmalar yaşandı. Bu tartışmalardan birisi de buğday ithalatı ile ilgiliydi.
Buğday ithalatı her zaman tartışılıyor. Muhalefetin ithalat eleştirisine; ” Buğday ithal ediyoruz ama, un yapıp ihraç ediyoruz. Dünyanın en büyük un ihracatçısıyız” savunması yapılıyor. Sanki Türkiye’de buğday üreterek un ihraç edilemezmiş gibi bir hava yaratılıyor.
Uzun yıllar Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanlığı görevinden sonra iki dönemdir Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili olan Gökhan Günaydın konuyla ilgili önemli bir araştırma yaptı. Buğday ithalatının sadece un ihracatı ile açıklanamayacağını belirten Gökhan Günaydın’ın tespitleri özetle şöyle:
1- Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerine göre, Türkiye 2003-2013 döneminde 220 milyon 750 bin ton buğday üretti. Uluslararası Hububat Konseyi (IGC) ise, aynı dönemde Türkiye’nin buğday üretimini 193 milyon 600 bin ton olarak vermektedir. İki istatistik arasında 11 yılda oluşan 27 milyon 150 bin ton fark, buğday üretim verilerinin güvenilirlik sorununu gündeme taşımaktadır.
2- Buğday üretim alanları daralıyor. 2002 yılında Türkiye’de, 93 milyon dönüm alanda buğday ekimi yapılırken 2013 yılında 77 milyon dönüme düştü. Son 11 yılda tarımda üretimden kopan 35 milyon dönüm (yaklaşık 2 Trakya Bölgesi büyüklüğünde) alanının yaklaşık yarısının buğday alanı olması dikkat çekiyor.
3-İç ticaret hadleri buğday aleyhine gelişiyor. 2002 yılında 1 litre mazot 1 lira 9 kuruş iken 1 kilo buğdayın fiyatı 23 kuruştu. Dolayısıyla 4,73 kg buğday satıldığında 1 litre mazot satın alınabiliyordu. Bugün mazotun litresi 4,60 lira, buğday kilosu ise 71 kuruş. Bugün, 1 litre mazot satın alabilmek için 6,47 kilo buğday satmak gerekiyor. Benzer durum buğday-gübre paritesinde de var.
4- Buğday ithalatı patladı. Türkiye, 2003 – 2013 döneminde 27 milyon 609 bin ton buğday ithal ederek karşılığında 8 milyar 225 milyon dolar ödedi.Bugünkü kurlar üzerinden 18 milyar lirayı aşkın ithalat parasının, Türkiye’nin en geleneksel ürünü olan buğday için ödenmiş olması, oldukça düşündürücüdür.
5- İthalat un ihracatı ile açıklanabilir mi? Türkiye 2003 – 2013 döneminde 15 milyon 857 bin ton un ihracatı yaptı. Yüzde 70 randımanla un üretimi dikkate alındığında, un ihracatına konu olan üretim için gerekli buğday miktarı 22 milyon 343 bin ton olarak ortaya çıkar. Bu çerçevede, 5 milyon 266 bin ton’luk buğday ithalatının un ihracatı ile açıklanamayacağı görülür. Kaldı ki,özellikle 2011 – 2013 dönemindeki son üç yılda12 milyon 520 bin ton buğday ithal edilmiş, buna karşılık 5 milyon 175 bin ton un ihracatı yapılmıştır. Bunun yüzde 70 randımanla buğday karşılığı 7 milyon 392 bin ton’dur. Bu çerçevede, sadece son üç yılda un ihracatı ile açıklanamayacak buğday ithalatı miktarı 5 milyon 128 bin tondur.
6- İthalata ödenen döviz ihracatla geri alınamıyor. Türkiye son 11 yılda buğday ithalatına 8 milyar 225 milyon dolar döviz öderken, un ihracatından 5 milyar 517 milyon dolar döviz geliri sağladı. Buğday ithalatı ile un ihracatı arasındaki fark 2 milyar 708 milyon dolardır.
7- Buğday ithalatı ile un ihracatı verileri değerlendirildiğinde , “buğday ithalatının un ihracatı nedeniyle yapıldığı” savunmasının önemli ölçüde yetersiz olduğu görülüyor. Türkiye’de 4 milyon hektar alan sulama yatırımı beklerken, özellikle kuru alanlarda düşük verimlilikle tarım yapan ve yüksek girdi fiyatları nedeniyle zarar eden buğday üreticisi üretimden vazgeçiyor. Artan nüfus nedeniyle yetersiz kalan arz, buğday ithalatını zorunlu kılıyor.
8- Diğer taraftan dahilde işleme rejimi çerçevesinde ucuz buğday ithalatı yaptıktan sonra, un ihracatı yapmadığı halde karşılığını kapatabilen bazı çevrelerin, ithal buğdayı yurtiçinde ticarete konu ederek bu işlemden büyük kazanç sağladıkları biliniyor.
Özetle, sahip olduğu tarımsal potansiyeli ile Türkiye un ihracatı için de olsa buğday ithalatı yapmak zorunda değil. Toprakları boş dururken buğday ithal etmek yerine üretim maliyetlerini düşüren, verimliliği yükselten, bunun için altyapı yatırımlarını tamamlayıp tarıma teknoloji ve bilgi transfer eden ve planlama yapabilen, girdi ve çıktı piyasalarını düzenleyebilen bir tarım politikasına ihtiyaç var.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız