Reklam Ver

Onlar sadece İzmir’de değil, Türkiye’de defalarca vergi rekortmeni olmuş iki kardeşti. Hendrich Dutilh ve Karel Dutilh. İzmirliler ise onları “Dutilh Kardeşler” olarak bilir.
Dutilhler yaklaşık 250 yıl önce İzmir’e yerleşmiş levanten bir aile.
Başlangıçta ticaretle uğraşan aile sonraları deniz acenteliği ve turizmde çalıştı. 2000 yılına kadar da bu işleri sürdürdü. İki kardeş 2000 yılında kendilerinden sonraki kuşağın yani çocuklarının bu işleri yapmayacağını görünce kendi kendilerini “emekli” ettiler.
1989’dan sonra İzmir’de tam 11 yıl üst üste vergi rekortmeni olan Dutilh Kardeşler aynı yıllarda 6 kez de Türkiye vergi rekortmeni olarak tarihe geçti.
Vergi rekortmenliğini kimseye bırakmadıkları 1990’lı yıllarda ekonomi muhabirleri olarak Dutilh Kardeşlerin bir fotoğrafını bulmakta güçlük çekerdik. İki kardeşte medyaya çıkmayı sevmez bir kare fotoğrafta bile görünmemeye özen gösterirdi.
Vergi rekortmeniydiler fakat, deniz acenteliği ve turizm gibi popüler bir alanda faaliyet göstermelerine rağmen Dutilh Kardeşlerle yapılmış bir tek röportaj yoktu.
Her ekonomi muhabirinin gönlünde bu ilk röportaja imza atmak vardı.
O yıllarda kendileriyle röportaj yapabilmek için bir çok kez girişimde bulunmama rağmen her defasında “hayır” yanıtı aldım.
Ustalarımızdan öğrendiğimiz temel bir gazetecilik ilkesi vardı. Biriyle röportaj yapmak için eğer kendisini ikna edemiyorsan O’nun en yakınındakilere ulaşarak, röportajı koparmak mümkün olabilir.
Defalarca uğraşmama rağmen Hendrich ve Karel Dutilh kardeşlerle röportaj yapamamanın üzüntüsünü yaşayan muhabirlerdendim.
Rutin bir haber için Swissair Havayoları’nın İzmir’deki Ofisi’ne uğradığım gün hiç beklenmedik bir zamanda o ilk röportajın yolunu açtı. Dutilh Kardeşler yanılmıyorsam o zamanlar Swissair’in acenteliğini de yapıyordu. Orada çalışan ve benim de iyi bir haber kaynağım olan bir dostum hafta sonu şirketin Çeşme’de bir etkinliğine davet etti. Kimlerin katılacağını sorduğumda “Sadece Swissair çalışanları ile Dutilhler olacak” dedi.
Dutilh’leri duyunca doğrusu heyecanlandım. Kendileriyle diyaloğunu sorduğumda “Karel Bey’i çok iyi tanırım” dedi.
Bir anda sohbetin seyri değişti. Dutilh Kardeşlerle röportaj yapmak istediğimi ama uzun zamandan beri buna olumlu yanıt alamadığımı ve bugüne kadar hiç kimseye konuşmadıklarını söyleyerek bana randevu ayarlamasını rica ettim.
“Bir dakika, Karel Bey’le konuşayım. Seni tanısa mutlaka kabul eder” diyerek yan ofise gitti. Bir kaç dakika sonra döndüğünde “Karel Bey sizi bekliyor” dedi. O an röportaj gazetenin manşetinde canlandı adeta. Müthiş bir heyecandı. Bu ilk röportaj olacaktı.
Daha önce bir iki kokteylde karşılaştığımız ve röportaj talebimi ilettiğim Karel Bey beni pek sıcak karşılamadı. Daha doğrusu röportaj vermek istemediğini açıkça belli etti. “Niye bu kadar ısrar ediyorsunuz, anlatacak bir şey yok. Basında yer almak istemiyoruz” dedi.
Ama siz Türkiye’nin ve İzmir’in vergi rekortmenisiniz. İnsanlar sizi merak ediyor, diye söze başlayınca; “biz her mükellef gibi çalışıyor ve vergimizi ödüyoruz. Bunda abartılacak bir şey yok” diyerek beni başından savmak istedi. Swissair’ deki dostumuzu kırmak istemediği için beni kabul ettiğini belirttikten sonra mütevazı aynı zamanda kararlı bir tutumla “size ayırabileceğim zaman sadece 5 dakika olacak, buyurun ne soracaksınız” dedi.
Sohbetle başlayan ve sorularla devam eden ve bir çok yerde “bu bölümü yazmazsanız memnun olurum” ricasıyla 1 saate yakın konuştuk.
O heyecanla büroya koşarak hatta uçarak döndüm ve daktilonun başına geçerek teyp kasetini çözdüm. Çok geç saatte bittiğini hatırlıyorum. Sabah gündeme yazdık ve röportajı faksla gönderdik.
Bir kaç yıldır vergi rekortmeni olan Dutilh Kardeşlerden küçük kardeş Karel Dutilh ile yapılan ilk röportajdı bu. Hendrich Dutilh ile de röportaj yapmak umuduyla kendilerini ürkütmeyecek sıradan bir başlık yazmıştım.
DÜNYA’ nın haberciliği çok iyi bilen o dönemki yazı işleri müdürü Mustafa Mutlu, benim sıradan başlığı değiştirerek “Özal turizmde de verdiği sözleri tutmadı” gibi çarpıcı bir başlıkla röportajı gazetede tam sayfa yayınladı. Röportaj için ilk kutlayan DÜNYA’nın kurucusu patronumuz rahmetli Nezih Demirkent olmuştu.
Röportaj çok ses getirdi. Bir de ödül kazandırdı.
Karel Bey, röportajın yayınlandığı gün öğle saatlerinde aradı:” Söylediklerimi aynen yazmışsınız. Teşekkür ederim. Başlıkta Turgut Bey’in adını yazmasaydınız çok daha iyi olurdu. Biz kimseyi suçlamak yada karşımıza almak istemeyiz. Belki benim hatam bu sözü söylememeliydim. Ama söyledim. Siz gazeteciler neyin ses getireceğini iyi biliyorsunuz. Beni Ankara’dan aradılar. Herhalde bu ilk ve son röportaj olacak”dedi ve galiba öyle oldu.
Pazar gecesi geç saatte Karel Bey’in ölüm haberini alınca o ilk röportaj geldi aklıma. Karel Bey ile yapılan ilk ve galiba son röportaj. Toprağı bol olsun.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız