Reklam Ver

Dün meyveciliğimizin potansiyelini, meyve suyu sektöründeki gelişmeleri yazdık. Türkiye’nin meyvecilikte çok büyük potansiyele sahip olmasına rağmen bunu yeterince değerlendiremediğini dile getirdik.
Bu yazıda ise, Meyve Suyu Endüstri Derneği (MEYED) Genel Sekreteri Ebru Akdağ’ın tespitleri ile potansiyeli değerlendirmek için özellikle tarım havzaları modeli, Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında neler yapılması gerektiğini okuyacaksınız.
İşte o tespitler:
“Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli, Tarım Bakanlığının 2 yıl boyunca, yaptığı çok kapsamlı çalışmalar sonucunda ortaya çıkmış, çok değerli bir projedir. Bu model ile amaçlanan tarım havzalarının belirlenmesi, sağlıklı bir tarım envanteri hazırlanması, hangi ürünün hangi havzada en verimli şekilde üretilebileceğinin planlanmasıdır. Böylelikle tarımsal desteklerin rasyonel, yönlendirici ve etkin kullanılmasıyla arz açığı olan ürünlerde üretim artışı sağlanabilmesi ve sektör talebinin karşılanması hedeflenmektedir. Çok büyük potansiyeli olmasına rağmen, bu model kapsamında desteklenecek ürünler arasında bugüne kadar sanayi tarafından işlenen meyveler yer almamıştır.
Teşviklerin kalite, verimlilik, çeşit ve maliyet açısından sanayinin gerek iç pazardaki büyümesine gerekse dış ticaretteki gücünü arttırmasına olanak verecek bir şekilde yeniden yapılandırılması büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda meyve plantasyonu ile ilgili teşviklerde, aynı havzada en uygun meyvelerin “Meyve İşleyen Tesisler”in etrafında büyük kümeler halinde oluşmasını mümkün kılacak bir model oluşturulmasına olanak sağlayacak “Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli”nin, arz açığı ve ihracat potansiyeli yüksek olan meyveler için uygulanması gerekir.
Bakanlıkla beraber yapılan çalışmalarda temel olarak iki teşvik sistemi üzerinde mutabık kalınmıştır. Bunlar; sözleşmeli üretimi özendirecek teşvik sisteminin benimsetilmesiyle dağınık tarımsal üretim yapısının, toplulaştırılmasının sağlanması ve meyve plantasyonu ile ilgili teşviklerde, aynı havzada en uygun meyvelerin “Meyve İşleyen Tesisler”in etrafında büyük kümeler halinde oluşmasını mümkün kılacak bir modelin oluşturulmasıdır.
Bu sistem içinde yapılması gerekenlere ilişkin Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED)’nin önerileri şunlardır:
1-“Meyve İşleyen Sanayi Tesisleri” veya “Paketleme Tesisleri” ile sözleşme yaparak, onların ihtiyacına uygun türde ve miktarda kümelenmeyi sağlamak amacıyla meyve bahçesi tesis edenlere yüzde 20 daha fazla destek verilmesi veya mevcut desteğin sadece sözleşme yapanlara verilmesi.
2- “Tarım Havzaları Projesi” uygulamasında, her havza bazında, sanayinin ihtiyacı olan elma, şeftali, kayısı, zerdali, vişne, nar, armut ve ayva meyvelerinin sanayiye uygun çeşitlerinin teşvik kapsamına alınması.
3-Sanayide sürdürülebilirliği sağlamak amacı ile, süt için uygulanmaya başlayan prim sistemine paralel olarak, meyvesini doğrudan sanayiciye satan çiftçiye özel prim verilmesi.
4-Meyve fidanı, damla sulama tesisi, diğer biyolojik mücadele gibi desteklerin sadece sözleşmeli meyvecilik yapanlara sağlanması veya sözleşmeli meyvecilik yapanlara tercihli ve öncelikli olarak verilmesidir.  Örneğin sözleşmeli üretim yapan çiftçilerin yüzde 25 – 50 daha fazla miktarda destekten faydalanmasına olanak sağlanmalıdır. Bunun dışında toplu hareket ederek tek bir ürün için belirli bir alan büyüklüğünü (örneğin 500 – 1000 dekar ve fazlası) bir araya getirenlerin, tercihen ve öncelik sırasıyla desteklerden yararlandırılması da sorunun çözümünde önemli rol oynayacaktır.
Meyvecilik sektörüne girmek isteyen üreticilerin yaklaşık 5 yıllık bir dönemde gelir elde edememesi ve bu durumun çiftçinin dayanma gücünü çok zayıflatması, meyvecilik alanına yatırım yapılmasının ve dolayısıyla meyveciliğin gelişmesinin önünde engel teşkil etmektedir.
Bu sorunun ortadan kaldırılması için meyve bahçesi tesis edenlere 5 yıl ödemesiz yatırım kredisi tahsis edilmesi çok önemli bir adım olacaktır.
Bu önerilenler sadece meyve suyu sanayi değil, taze meyve ve diğer meyve işleme sanayinin de önünü açacaktır.
Avrupa’nın tersine ülkemiz, ekilebilir arazi sahibi olması ve bahsedilen diğer avantajlarıyla, sadece Avrupa’nın tedarikçisi olabilme şansına değil, aynı zamanda hemen yanı başındaki gelişen Orta Doğu pazarına da açılma fırsatına sahiptir. Bu kapsamda Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) çok büyük bir potansiyele sahiptir.
GAP Eylem Planı çerçevesinde bölgede 2012 yılı sonunda ortaya çıkacak 10 milyon dönüm sulanabilir arazinin sadece yüzde 10’unda meyvecilik yapılması yaklaşık 5 milyon ton ürün alımı manasına gelmektedir. Bölgedeki mevcut tarımsal üretim neredeyse tamamen, tahıl, pamuk, bakliyat ağırlıklı, yıllık bitkilerden oluşmaktadır. Bunların dönüm başına geliri meyveciliktekinden çok düşük olması gereği, üreticinin refahına istenen katkıyı yapmamaktadır.
Ayrıca GAP Bölgesi karayoluyla Orta Doğu ülkelerine günü birlik mesafede oluşuyla, pazarlama açısından stratejik bir konumdadır. Orta Doğu’nun meyve ithalatı 5.7 milyar dolardır, ancak maalesef biz ülke olarak buradan olması gereken payı almış değiliz. Türkiye’nin bunun içindeki payı sadece 550 milyon dolardır. Dolayısıyla bölgede büyük meyve bahçelerinin uygun şartlarda tesisi, kuşkusuz ülkemizin taze ve işlenmiş meyve ihracatının önünü açacaktır.”
İki gündür okudunuz. Birçok tarım ürününde olduğu gibi meyvecilikte de büyük bir potansiyel var. Fakat yanlış politikalar nedeniyle yeterince değerlendirilemiyor. Oysa tarım havzaları modeli kapsamında meyve üretimi ve buna bağlı olarak sanayinin gelişmesi bile ülke tarımı için yeni bir çıkış yolu olacaktır.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız