Reklam Ver

Devlet Planlama Teşkilatı(DPT) tarafından hazırlanan ve 2010-2012 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program bayram öncesi açıklandı. Programda tarımla ilgili önemli politika değişikliği ve yeni hedefler var. 
Nedir bu hedefler?

    1- Tarımsal destekler yeniden düzenlenecek. Programda, “Tarımsal destekleme ödemeleri sektörde rekabet edebilirliği artırmak ve gelir istikrarını sağlamak amacıyla alan ve ürün temelinde farklılaştırılacak, desteklerin idare ve kontrolü, alan bazlı yapılacaktır.” deniliyor. Alan bazlı destekleme sistemi, doğrudan gelir desteğinde olduğu gibi dekar başına ödemeyi öngörüyor. Halen gübre ve mazot desteği gibi bazı destekler alan bazlı olarak veriliyor. Bu yıl açıklanan yeni fındık stratejisi de alan bazlı desteklemeyi öngörüyor. Ancak, 2010 yılında ilk kez uygulanacak havza bazlı destekleme modeli, 16 üründe prim desteğini öngörüyor. Orta Vadeli Program çerçevesinde bu 16 ürün alan bazlı destekleme kapsamına alınırsa üreticiler ciddi gelir kaybına uğrayacak ve verimlilik cezalandırılacak. Tarım Bakanlığı daha önce bu konuda bir çalışma yaptı. Ancak, uygulayamadı.
    2- Ziraat Bankası ve şeker fabrikalarının özelleştirilmesi.  Programın tarım sektörü açısından en az destekler kadar önemli bir başka hedefi Ziraat Bankası ve kamuya ait şeker fabrikalarının özelleştirilmesi. Programda kamunun şeker üretim alanından tamamen çekilmesi hedefi var. Ayrıca, Ziraat Bankası’nın hisselerinin bir bölümünün halka arzına yönelik hazırlık çalışmalarının başlatılması; uygulamaya ilişkin kararın, çalışma sonuçları ve piyasa koşulları dikkate alınarak verilmesi öngörülüyor. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, programın açıklanmasından önce 6 fabrikanın özelleştirilmesi için ilan vermişti. Devletin şeker fabrikalarını özelleştirerek sektörden tamamen çekilmesi şeker pancarı üretimini ve şeker piyasasını doğrudan etkileyecektir. 
Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesi 1999’da Uluslararası Para Fonu(IMF)’na verilen niyet mektubunda yer almıştı. O dönemde kağıt üzerinde şişirilmiş görev zararları gerekçe gösterilerek tarıma kredi vermesi adeta yasaklandı. 2000’den önce çiftçiye 3 milyar lira kredi veren Ziraat Bankası, 2000 ve 2001 yılında tarıma kredi vermesi adeta yasaklandı. Emlak Bankası ile birleştirildi. 2002’de yeniden tarıma döndü. Ziraat Bankası, bugün 13 milyar liralık tarımsal kredi hacminin yüzde 60-70’ini tek başına karşılıyor. Bu yıl kullandırdığı tarımsal kredi 9 milyar liraya ulaştı. Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesi tarım sektörünü derinden etkileyecektir.
    3- Kırsal kalkınma politikaları. Programda, kırsal alanda tarım dışı istihdamı artırmak amacıyla tarıma dayalı sanayi ve kırsal kalkınma politikalarının uygulanması öngörülüyor. Bu hedeflere ulaşmak için yeni bir yapının oluşturulması hedefleniyor. Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programının (IPARD) uygulanacağı illerde, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) İl Koordinatörlükleri söz konusu programı yürütecek, bu illerde kalkınma ajansları tarafından yürütülecek tarım ve kırsal kalkınmaya yönelik programlar ile TKDK’nın uygulamaları arasında uyum sağlanacak.
    4- Hayvancılıkta yapısal dönüşüm hedefleniyor. Hayvancılık destekleri yapısal dönüşümü sağlayacak şekilde düzenlenecek, ıslah çalışmaları ile hastalık ve zararlılarla mücadele ve kaliteli yem bitkileri üretiminin artırılmasına öncelik verilecek.
    5- İşletmelerin modernizasyonu ve ihracat. Tarım ve gıda işletmelerinin modernizasyonu faaliyetleri, bitki ve hayvan sağlığı ile gıda güvenliği öncelikleri çerçevesinde desteklenecek. Tarım ürünleri ihracat desteklerinde, katma değeri yüksek, markalı ve nihai tüketiciye yönelik ürünlere ağırlık verilecek.
    6- Tarımsal işletmelerdeki ölçek sorunu. Bu sorunu çözmek için tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanması önlenerek, arazi toplulaştırma çalışmalarına ağırlık verilecek.
    7- Su kaynaklarının etkin yönetimi.  Bu amacı gerçekleştirmek için idari, yasal ve finansal düzenlemeler yapılması öngörülüyor. Sulama yatırımlarının yaygınlaştırılması, sulama projelerinin yapımı ve/veya işletme-bakımı özel sektör yatırımına açılması hedefleniyor. Suyun  özelleştirilmesi de tarımı olumsuz etkileyecek kararlardan biri olacak.
    8- Dev projelere kaynak. Kamu kaynakları ile Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Anadolu Projesi ve Konya Ovası Projesi’ne ivme kazandırılacak.
Tarımla ilgili ana maddeleri özetleyerek verdiğimiz bu hedeflerin 2010- 2012 döneminde gerçekleşmesi olanaksız. Yıllardır bu tür programlarda, kalkınma planlarında bu hedefler yazılır. Fakat bir çoğunun gerçekleşmediği biliniyor.
Gerçekleşmese de, niyetin ortaya konulması ve kayıtlara geçmesi açısından önemli. Ziraat Bankası, şeker fabrikalarının ve suyun özelleştirilmesi, destekleme politikasının sil baştan değiştirilmesi tarıma yarardan çok zarar vereceği çok açık. Bu politikalarla Türkiye tarımdan zenginlik üretmek yerine tarımdan daha da uzaklaşacak ve dışa bağımlılığı artacak. 
Yazıyı bir uyarı ile bitirelim. Tarım Bakanlığı’nın web sayfasında “orta vadeli programda tarım sektörü hedefleri” başlığı ile yer alan metin eksik. Kırsal kalkınma, Ziraat Bankası ve şeker fabrikalarının özelleştirme hedefleri bu metinde yok. Programın tarımla ilgili bölümlerin tamamını www.tarimdunyasi.net adresinden okuyabilirsiniz.

Orta Vadeli Program’da tarım…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. Bu tedbirlerle de Tarımda olması gereken dönüşümün sağlanması mümkün değildir. Tarım sektörü o kadar çok soruna sahip ki yapılması planlananlar devede kulaktır. Bu şekilde bir yaklaşım ise bütünü ve olması gereken gelişme sürecini bütünüyle görememek demektir.

    Öncelikli sorun tarımdaki fazla ve niteliksiz nüfusa bir çözüm bulmaktır. Tarımda Milli gelirdeki payı %10 olan 20 milyondan fazla insan var. Yani bir yığın fakir insan.

    İkincisi ise işletme büyüklüğü. Miras yoluyla işletmelerin küçülmesini önlemek ise faso fiso bir yaklaşım. Ağızda sakız olmuş, işe yaramayan ve yaramayacak olan bir çözüm. Zaten küçüleceği kadar küçülmüş, çoğu terk edilmiş.
    Toplulaştırma ise pratikte zor, lafta kolay bir iş. Halen, yıllardır, sulanan alanların (ülke genelinde %17 civarı) %10’unda toplulaştırma yapılmış. Bu zaman ve para yönünden çok zor bir iş. Yapılması gerekir ama onlarca yıla ve ciddi bütçelere ihtiyaç duyar. Hollanda bile, küçücük ülke, 50-60 yıldır toplulaştırma sürecini devam ettiriyor. Laf olsun diye verilen demeçlerle, uyduruk bütçelerle olacak bir iş değil.

    2009 krizi nedeniyle sermaye çevrelerine, kısa sürede 50 milyar TL üzerinde para aktaran, vergi muafiyeti getiren hükümetin yıllardır krizde olan ve çıkma ihtimali oldukça düşük görünen, milyonlarca insanın ekmek kapısı olan tarım sektörüne de çok ciddi kaynaklar ve projeler aktarması kaçınılmazdır. Görünen o ki, tarım hala hükümetin gündeminde öncelikli bir konuma gelememiştir.

    Hükümetleri göreve getiren ve görevden alan tarım kesimidir, nemalanan ise başka kesimlerdir. Bu onlarca yılın gerçeğidir. Tarıma peşkeş çekilmesin ama üvey evlat muamelesi de yapılmasın.

    Programları duydukça, eyvah yakın gelecekte tarım adına yine ciddi bir şey yok diye hayıflanıyorum. Tarım öncelikli devlet politikaları arasına mutlaka girmeli, mutlaka yakın bir gelecekte yapısal sorunları halledilmelidir.

  2. SAYGIDEGER ÇİFTÇİ VE TARIMCI KARDEŞLERİM,YILLARDIR HÜKÜMETLER BİZ ŞUNU YAPACAGIZ, BİZ BUNU YAPACAGIZ DİYE DİYE HEPİMİZİ UYUTTU.ŞAHSEN BEN HÜKÜMETLERDEN ŞUNLARI BEKLIYORUM.BİZ ŞU TARİHLERDE BUNU YAPTIK BU TARİHLERDE ŞUNU YAPTIK.YAPACAKLARINI SÖYLEMESİNLER YAPTIKLARINI SOYLESİNLER.HAVZA PROGRAMI YOOK ON YIL SONRA BUNU YAPACAGIZ YOK BEŞ YIL SONRA BUNU YAPACAGIZ. FAKİRİN EKMEGİ UMUT YAA. BUNU DA HERKES BILIYOR.NE EKMEK KALDI NE UMUT.EKMEGIMIZI DE ALDINIZ UMUDUMUZA DA ALDINIZ.ÇİFTÇİNİN AÇLIK KOKAN NEFESİ BİRİLERİNİ BOĞAR BİR GÜN.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız