Reklam Ver

Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü(FAO)  tarafından 27 yıldır 16 Ekim “Dünya Gıda Günü” olarak kutlanıyor. Aslında kutlanacak bir durum yok, gıda konusunda tam bir felaket yaşanıyor.
FAO verilerine göre, Dünya Gıda Günü’nde 6.2 milyar nüfuslu dünyamızda 950 milyon insan açlık nedeniyle ölümle burun buruna yaşıyor.
Son yıllarda artan gıda fiyatları nedeniyle yoksulların gıdaya ulaşması her geçen gün daha da güçleşiyor.
FAO’ nun 55 ürünü kapsayan gıda fiyat endeksine göre, gıda fiyatları 2006’da yüzde 8, 2007’de yüzde 24 ve 2008’in ilk üç aylık döneminde yüzde 53 arttı. En yüksek artış yüzde 97 ile yağlı tohumlarda oldu. Tahıllarda yüzde 87 ve süt ürünlerinde yüzde 58 fiyat artışı oldu.
Bu yılın ikinci yarısından başlayarak fiyatlarda bir miktar düşüş olsa da, önümüzdeki 10 yılda gıda fiyatlarındaki artışın devam etmesi bekleniyor. Bir başka beklenti ise, yaşanan son ekonomik krizle birlikte gıda ürünlerini satın alma maliyetinin en az yüzde 40 ile 50 oranında artması.
Gıda fiyatları neden artıyor?
1- Petrol ve diğer enerji fiyatlarının artması nedeniyle gıda üretim maliyetlerinin yükselmesi ve bunun fiyata yansıması.
2- Küresel ısınma ve 2007’de yaşanan kuraklık nedeniyle üretimin düşmesi ve stokların azalması.
3- Çin ve Hindistan başta olmak üzere gelişen ekonomilerde tüketimin artması ve gıda ürünlerine olan talebin artması
4- Tarım ürünlerinden biyoyakıt,enerji üretilmesi.
5- Gıda ürünleri üzerinden yapılan spekülatif hareketler
Dünya gıda krizi nedeniyle 3-5 Haziran 2008’de Roma’da yapılan “Gıda Zirvesi”ne çoğu devlet başkanı veya başbakan düzeyinde olmak üzere 180 ülkeden temsilci katıldı. Bu zirveden çıkan en önemli sonuçlardan birisi şuydu: 2030 yılına kadar gıda üretiminin en az yüzde 50 artırılması.
Roma Zirvesi’nde yapılan tespite göre, açlık sorununa çözüm bulmak için yılda ortalama 15-20 milyar dolar kaynak ayrılması gerekiyor. Ancak bu kaynağın ayrılması konusunda gelişmiş ülkeler pek istekli değil. Şu günlerde dünyayı kasıp kavuran mali kriz için trilyonlarca dolar kaynak ayırarak üç beş bankayı kurtaran Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, aç insanları doyurmak için adım atmaktan kaçınıyor. 
FAO, 2008  Dünya Gıda Günü’nün temasını, “GIDA GÜVENCESİ: İklim Değişikliği ve Biyoenerjinin Etkileri” olarak belirledi.
Roma Zirvesi’nde ülkelerin üzerinde anlaşamadıkları konulardan biri, tarım ürünlerinden enerji üretilmesiydi. Gelişmiş ülkeler tarım ürünlerinden enerji üretmekten vazgeçmek istemiyor. Dolayısıyla gıda güvencesini tehdit eden tarım ürünlerinden enerji üretimi önümüzdeki yıllarda artarak devam edecek.
Tarım ürünlerinden enerji üretimi konusunda gelişmiş ülkelerin çok büyük hedefleri var.
Avrupa Birliği, 2020’ye kadar taşımacılıkta kullandığı enerji kaynağının yüzde 10’unu bioyakıtlardan üretmeyi hedefliyor.
ABD, 29.4 milyar litre olan bioyakıt üretimini 2022’ye kadar 136.3 milyar litreye çıkarmayı hedefliyor. 2015’e kadar 56.8 milyar litresini mısırdan elde edecek.
Bu hedefler doğrultusunda AB ve ABD tarım ürünlerinden enerji üretmeyi sürdürmesi sonucunda gıda fiyatları daha da artacak ve gıdaya ulaşmak, gıda güvencesini sağlamak daha da zor olacak.
Türkiye, açısından bakıldığında, durum çok daha vahim. Türkiye, sahip olduğu iklim koşulları, toprak yapısı, üretim deseni ile kendi kendine yeterli tarımsal üretimi yapacak potansiyele sahip.  Türkiye’nin gıda konusunda hiçbir sorunu olmaması,açlık ve yoksulluğu konuşmaması gereken bir tarımsal potansiyele sahip.
Ancak, bu potansiyeli değerlendirecek politikaya ve politikacıya sahip değil. Çiftçi üretim yaptığına bin pişman. Tarlalar boş dururken, ihtiyaç duyulan pek çok gıda ürünü ithal ediliyor. İthalatın faturası her geçen gün kabarıyor. Çünkü, üretim değil, ithalat destekleniyor.
Geçen yıl yaşanan dünya gıda krizi nedeniyle bir çok ülke korumacı önlemlere başvurarak kendi kendine yeterlilik ilkesini benimserken, Türkiye’de Tarım ve Köyişleri Bakanı kendi kendine yeterliliği “palavra” olarak nitelendirdi. Bu anlayış nedeniyle gıda güvencesi her geçen gün tehlikeye giriyor. Üretici ucuza satmaktan, tüketici pahalıya tüketmekten şikayetçi.
Resmi rakamlara göre, Türkiye’de nüfusun yüzde 10’u açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Yoksulluk sınırında yaşayanların oranı yüzde 20’den fazla. Türkiye sahip olduğu potansiyel ile bunu hak etmiyor.
Dünya Gıda Günü kapsamında, Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası “Gıda Egemenliği 21. Yüzyılın Ayıbı: Açlık” konulu sempozyum düzenliyor. Ankara’da Milli Kütüphane Konferans Salonu’nda yapılacak bu toplantıyı izlemenizi öneririz.

Gıda Günü'nde 950 milyon aç insan …
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız