Reklam Ver

Oğuz Oyan / Dünya Gazetesi (05.03.2008)

Siyasal iktidar farkı olmaksızın 2000 yılından itibaren uygulanan Dünya Bankası (DB) ile IMF’nin ortak programının tarımda beklenen sonuçları verdiği görülüyor. Bu program çerçevesinde tarımsal desteklerin köklü bir biçimde azaltılması ve niteliğinin değiştirilmesi, destekleme kurumlarının ve teknolojik destek birimlerinin özelleştirilmesi/tasfiyesi, tarımsal kooperatiflerin zayıflatılması, tarımsal girdi maliyetlerinin çok hızlı artması, girdi-ürün fiyatlarından hesaplanan iç ticaret hadlerinin tarım aleyhine seyretmesi, liberal yasama süreçleriyle piyasa egemenliğinin büyütülmesi ve ulusaşırı şirketlerin dış ve iç rekabetinin baskısı sonucunda, tarımda tutunamayan kitlelerin sayısı hızla kabarmıştır.
Bunun, Tarım Reformu Uygulama Projesi’ni hazırlayan uluslararası finansal kuruluşların ve bu projeyi uygulayan siyasal iktidarların öngörmediği sonuçlar olduğunu düşünmek safdillik olacaktır. Her şeyin beklendiği gibi gelişmekte olduğunu geriye dönerek kavramak isteyenler için bu satırların yazarının ve sevgili Ali Ekber Yıldırım’ın son 8 yıldır DÜNYA’da yazdıklarına, keza tarımla ilgili mesleki örgütlenmelerin, bağımsız akademisyenlerin bu dönem içindeki değerlendirmelerine bakmak yeterlidir.
Tarımdaki çözülmenin göstergelerinden biri, tarıma dönük desteklerin milli gelire, tarımsal katma değere ve bütçe harcamalarına oranının 2000 sonrasındaki dönem içindeki seyridir. Bu üç değer açısından da tarımsal desteklerde dönem içinde hızlı bir gerileme olduğu görülmektedir. Siyasal iktidarın 2006’da çıkardığı Tarım Yasası’nda tarımsal desteklerin milli gelirin yüzde 1’inden az olamayacağı hükmünü bile uygulayamadığı ve 2008 bütçesinde bu oranın yüzde 0,8 düzeyinin dahi altına indiği görülmektedir. Tarımsal desteklerin bütçeye oranı da 2008’de yüzde 2,4 düzeyinde kalmakta ve bütçe faiz ödemelerinin onda birine ancak ulaşmaktadır.
Diğer bir gösterge tarımsal katma değerin GSYİH’ye oranıdır. Ekonomi tarihimizde ilk kez bu oran yüzde 10’un yani çift haneli sayının altına, yüzde 9,5 düzeyine düşmüştür.
Belki de en önemli ve anlamlı gösterge, tarımsal istihdam verileridir. Tarımdaki istihdam kayıpları bu dönemde süreklidir. Türkiye’de tarımın istihdamdaki payı, 1997’e kadar yüzde 43 düzeylerinde idi. Bu düzey, ILO verilerine göre, 1996 yılında dünyada tarımsal istihdamın ortalama düzeyine (Yüzde 43,1) denk düşmekteydi. Türkiye’de 28 Şubat 1997 sürecinde zorunlu eğitimin 8 yıla çıkması sonucunda bu pay 2000 yılında yüzde 36 düzeyine gerilemiştir. Tarımda ücretsiz aile işçisi sayılan 12-15 yaş arası çocukların okullu olmaları, tarımda istihdamı azaltan bir etken olarak istatistiklere girmiştir.
Daha sonraki gelişmeler ise tamamen uygulanan tarımsal programın sonuçlarıdır. 2005 yılına gelindiğinde tarımsal istihdamın payı yüzde 29,5’e gerileyerek ilk kez yüzde otuzların altına inmiştir. 2006 yılında bu oran 27,3’e düşmüştür. Ancak TÜİK’in ekim, kasım, aralık dönemini kapsayan “2007 Kasım dönemi hanehalkı işgücü araştırması”na göre, Kasım 2006’da bu oran yüzde 26,2, Kasım 2007’de ise yüzde 25,0’dır. (TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’nin sonuçları ile mevcut nüfus projeksiyonları arasında 3,7 milyon kişi fark olduğunu, bunun oransal dağılımlarda bir değişiklik yaratmayıp mutlak değerlerde bir değişikliğe neden olduğunu duyurmaktadır. Ancak görüldüğü gibi sektörel oransal dağılımda da oynamalar vardır).
Her durumda, bu dönemde dünya ortalamalarından kopma olduğu görülmektedir. Dünyada tarımın istihdamdaki ortalama payı 1996’da yüzde 43,1’den 2006’da yüzde 38,7’e gerilerken, Türkiye’de yüzde 43’ten yüzde 25’e doğru giden büyük bir çözülme görülmektedir.
Mutlak değerlere gelince, 1990 ortalarında 8,6 milyonluk bir istihdam düzeyi, 2001’de 8,1 milyona, 2006’da ise 6,1 milyona düşmüştür. TÜİK’in yeni verilerine göre ise, tarımsal istihdam 2006’da 5,5 milyon, 2007’de ise 5,2 milyondur. Buna göre, 2001’e kıyasla 2 ila 2,9 milyon arasında bir istihdam kaybı yaşanmıştır. Türkiye bu sorunu kendi gerçeklerine uygun politikalar üreterek çözmek durumundadır.
 

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. Sayın Oğuz bey,
    Tarımda Çözülme Sürüyor başlıklı yazınızda belirtilen konulara katılıyorum.Tarım ve Hayvancılıkta çözülmelerin,devam ettiği ancak yanlış politikalar diyelim ,kişisel dayatmalar diyelim ,bu ülkede o kadar tarım üzerinde oyunlar oynanmışki kimse Tarım ve Hayvancılığa sahip çıkmamış,Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,İl müdürlükleri,İlçe Müdürlükleri çalışmaları yapılmış.İnsan oğlunun yaşamasında olmaz ise olmaz olan ,tarım ve hayvancılık şu ülkede önem verilmesi gereken birinci konu iken her gün internet gazete sayfaları sol köşelerinde güncel haber,ekonomi,magazin ,otomobil,kültür ,sanat ,futbol başlıkları var ama ne hikmetse tarım yok ,görsel basında tarım haberleri yok ama bu insanlar sabah giydikleri elbiseler pamuktan elde edildiğini bilmesi ,yediği yemeklerinde Tarım ve Hayvancılık yapan bu güzel Ülkemin herşeye rağmen üretim yapan çiftçilerimizin ürettiği bilinmemektedir.Bu ülkede futbol çok önemli ,pop müzikciler çok önemli ama tarımda üretim yapan çiftçilere değer veren sadece Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,diyeceksiniz ki tabi değer verecek Bakanlığı ama Spor bakanlığı,Kültür Bakanlığıda var ama yinede görsel ve yazılı basında daima gündemde,bu ülkede birileri tarım üzerinde oyun oynamaya devam ediyor,ama biz üreticiler artık oyunlarını bozacağız Tarım Bakanlığımızla kol kola girerek Üretici örgütleri olarak ,ÜRETEN OLARAK biz çalışarak üreterek sesimizi duyuracağız.Burada benim dilek ve düşüncelerimi anlatabilmemi sağlayan Tarım Dünyası Gazetesine teşekkür ediyorum .Yusuf Çalışkan S.S.Kütahya Haykoop Bşk.

  2. TARIMSAL DESTEKLER ÖNCEDEN BELİRLENEREK ÇİFTÇİLERE DUYURULMALIDIR. ÇİFTCİ VATANDAŞ HANGİ ÜRÜNDEN NASIL DESTEK ALACAĞINI BİLMEDEN EKİM YAPMAKTADIR. HAYVANCILIKTADA AYNI DURUM SÖZKONUSU. HAYVANCILIKLA UĞRAŞAN VATANDAŞ HANGİ ŞARTLARI YERİNE GETİRİRSE DESTEKLEMEDEN FAYDALANACAK. HANGİ HAYVANA NASIL DESTEK VERİLECEK. BÜYÜK HAYVANCILIK ÇİFTLİKLERİ DEVLETİN HERTÜRLÜ İMKANINDAN FAYDALANMAK İÇİN KURULMUŞ, ADAMLAR SÜBVANSİYONLU KREDİNİN ALASINI HAYVANCILIK DESTETKLERİNİN HEPSİNDEN FAYDALANMIŞLAR, HİÇ SÜT SATMASALAR BİLE AYAKTA KALMA İHTİMALLERİ VAR. BU ÜLKENİN KAHRINI ÇEKEN HİÇBİR DESTEKLEMEDEN FAYDALANMADAN HAYVANCILIK YAPAN KÖYLÜLERDİR. ONLARIN ÖNÜNEDE ÖYLE BİR SET ÇEKİLMİŞKİ NE SÜBVANSİYONLU KREDİDEN FAYDALANABİLİYORLAR, NE DE HAYVANCILIK DESTEKLERİNDEN. NEYAPACAKMIŞSIN SUNİ TOHUMLAMA ŞART KÜLTÜR IRKI SIĞIRIN OLACAK- ONDAN SONRA DESTEKLEMEDEN FAYDALANACAKSIN- BEN DAĞIN BAŞINDA NASIL SUNİ TOHUMLAMA YAPTIRACAĞIM. YAPTIRANLARIDA GÖRÜYORUZ, TUTMA İHTİMALİNİDE. KÖYLERE VERİN EN KALİTELİSİNDEN BİRER BOĞA, RUTİN SAĞLIK KONTROLLERİNİ YAPIN, İKİ YILDA BİR BOĞALARI DEĞİŞTİRİN. BAKIN HAYVAN KALİTESİ NASIL YÜKSELİYOR.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız