Reklam Ver

Satır Arası / Deniz Sipahi

Ali Ekber Yıldırım tarım gibi Türkiye’nin uzun zamandır gündeminin dışında olan bir konuyu ısrarla yazan, sorunları ortaya koyan ve çözümler üreten değerli bir meslektaşım. Dünya gazetesindeki köşesindeki yazılarını zevkle okuyorum. Bakıyorum Ali Ekber Karadeniz’de, bir başka hafta İç Anadolu’da…Ege’nin her yerinde… Türkiye’nin bir başka güzel köşesinde… Panellere katılıyor, üreticilerle, ihracatçılarla aynı masada… Büyük bir mücadele veriyor; çiftçinin, üreticinin sesi konumunda.Toplumun büyük bir kesimini temsil eden yazılarından dolayı kendisini kutluyorum.

***

Ali Ekber Yıldırım, geçenlerde ”İhracatçı andında zeytinyağı ithalatı var mı?”diye bir yazı yazdı.Son dönemde zeytinyağı konusunda kıyamet kopuyor. Bu tartışmanın tonu da giderek sertleşiyor.Türkiye Avrupa Birliği üyesi olsa sorun kalmayacak, çünkü zeytin üreticisi bugünkü koşullardan çok daha iyi şartlarda olacak. Türkiye için AB, üretimde rakip, tüketimde ise en önemli pazar. Bu nedenle AB’nin zeytinyağı konusunda aldığı her karar Türkiye’yi çok derinden etkiliyor. Gümrük Birliği’ne gidilirken zeytinyağının kapsam dışında tutulmasının faturasını Türkiye yıllardır ödüyor.Örneğin İtalya’nın, Yunanistan’ın herhangi bir yerindeki zeytin üreticisi şunlara sahipken bizdekiler sahip değil.
· AB’de ton başına günde 1.22 Euro stoklama yardımı veriliyor. Türkiye’de böyle bir destekleme yok.
· AB’de üretim destekleri genellikle kooperatifler ve üretici birlikleri üzerinden yapılıyor. Bunun karşılığı yılda ortalama 18.8 milyon Euro. Türkiye’de böyle bir uygulama yok.
· AB’de üretici birliklerinin idari ve teknik masrafları karşılığında 30 milyon euro ödenek ayrılıyor. Türkiye’de böyle bir uygulama yok.
· AB, üretimi kontrol etmek ve planlı bir üretim için 1998’den sonra dikilen zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağına destek vermiyor. Türkiye’de, yeni kurulan zeytinliklerde sertifikalı fidan kullanmak koşulu ile dekar başına 250 YTL destek veriliyor.
· AB, zeytinyağı üreticisine kilo başına 1.32 Euro destekleme primi ödüyor. Türkiye’de kilo başına 11 kuruş, (AB’nin verdiği prim desteğinin yüzde 4’ü kadar) prim desteği veriliyor.
· AB, ton başına 18.50 euro promosyon desteği veriyor. Türkiye’de böyle bir destek yok.
· AB’de pazarlamada yürütülen promosyon ve bilgilendirme maliyetinin yüzde 20’si Avrupa Birliği Komisyonu tarafından karşılanıyor. Türkiye’de bu konuda da bir destekleme yok.
· AB’de yapılan ihracatın miktarı, hedef ülkeler, dünyada oluşan fiyatlar dikkate alınarak ihracatçılara ihracat iadesi yapılıyor. Türkiye’de ambalajlı ihracatı özendirmek için 5 kilograma kadar olan ambalajlarda ihraç edilen zeytinyağları için ton başına 150 dolar, 1 kilograma kadar olan ambalajlarda ve ”Made in Turkey”ibareli zeytinyağları için ton başına 300 dolar ihracat iadesi ödeniyor.
· AB’de, konservelerinde zeytinyağı kullanan imalatçılara ton başına 440 Euro destek veriliyor. Türkiye’de böyle bir uygulama yok.

***

Ali Ekber Yıldırım zeytinyağındaki bu tartışmalara nasıl bir yorum getirmiş. Sözü, işin uzmanına bırakalım:”Türkiye, zeytinyağına yatırım yaparak katma değeri yüksek, ambalajlı, markalı ürünler yapmaya başladı. Ambalajlı ve kutulu ihracatını artırdı. Bu gelişmeler başta İtalya ve İspanya olmak üzere dışarıdaki alıcıların huzurunu kaçırdı. Onlar istiyor ki, Türkiye’deki çiftçi zeytini topladıktan sonra en yakınındaki tesise götürüp sıksın, rafine dahi etmeden ham ya€ olarak İtalyan ve İspanyol firmalarına teslim etsin. Bu firmalar ham yağı ambalaja koyarak kendi markaları ile dünya piyasalarına sunsun. Çileyi Türk çiftçisi çeksin, sefayı alıcı firmalar sürsün. Yıllardır özenle korudukları bu saadet zinciri koptu. Türkiye’deki üretici, sanayici, ihracatçı el ele vererek bu zinciri kopardı. Bu nedenle üretici, ihracatçı, sanayici birlikteliğini bozmak için sistemli bir çalışma başlatıldı. Zeytin ve zeytinyağı sektöründeki olumlu gelişmeleri tersine çevirmek amacıyla üretici ile ihracatçı, üretici ile sanayici hatta üretici ile tüketici karşı karşıya getiriliyor. Kimse ithalata karşı değil. Hasat yapılır, rakamlar net olarak ortaya çıkar. Üretim yeterli olmazsa ithalat yapılır. Daha hasat başlamadan ‘ithalat yapılsın’diye feryat ederseniz üreticiye, ülke zeytinciliğine büyük zarar verirsiniz…”
[Milliyet Ege, 13 Ekim 2007]

dsipahi@milliyet.com.tr

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız