Reklam Ver

Türkiye, ekolojik(organik) tarımla 21 yıl önce tanıştı. İlk üretim kuru meyvelerle başladı. Türkiye’den kuru meyve ithalatı yapan firmalar, ülkelerindeki tüketicilerin istekleri doğrultusunda ekolojik ürünler talep edince, onlara ürün temin eden firmalar ekolojik üretimi organize etti. Çiftçiler bulundu ve gerekli eğitimler verildikten sonra ilk üretim başladı.
Dünyada özellikle Avrupa’da ekolojik ürünlere olan talep artışına paralel olarak Türkiye’de de hem ürün çeşidi hem de üretim miktarı hızla arttı. Başlangıçta sadece 8 ürün ekolojik olarak üretilirken bugün, kuru meyveden mobilyaya, tekstilden bakliyata 220 çeşit ürün üretiliyor. Ekolojik ürün ihracatından yılda 32 milyon dolar döviz girdisi sağlanıyor. Bu ürünlerin ihracatını yapan firmaların ve denetleme kuruluşlarının da çoğu İzmir’de. Bu nedenle ekolojik tarım İzmir merkezli gelişerek ülkenin diğer bölgelerine yayıldı.
Ekolojik tarımın gelişmesinde, 1992’de 16 kişinin öncülüğünde Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi bünyesinde kurulan Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO)’nin çok büyük rolü var.
Derneğin kuruluşu ile birlikte ekolojik tarım daha bilimsel ve bilinçli yapılmaya başlandı. Eğitim çalışmalarına ağırlık verilerek Tarım Bakanlığı personeli dahil 2 bini aşkın ziraat mühendisine ekolojik tarım eğitimi verildi.
Dernek, yasal altyapının oluşturulmasında da, yönetmelik ve organik tarım yasasının hazırlanmasında başrolü oynadı.
Yaptığı toplantı,seminer ve ulusal sempozyumlarla ekolojik tarımı ülke gündemine taşıdı.
Şimdi, 200 üyesi olan ETO’da yeni bir dönem yaşanıyor. Şubat’ta yapılan genel kurulda ilk kez dernek başkanlığı üniversiteden özel sektöre geçti. Atila Ertem’in başkanlığında, Prof. Dr. Uygun Aksoy, Mehmet Ali Işık, Tamer Sever ve Emel Öztürk’ten oluşan yeni yönetim dernek merkezini kuruluşundan bu yana ilk kez üniversite dışına taşıdı. Dernek, fiziki olarak üniversiteden taşınsa da düşünsel beraberlik sürüyor.
Derneğin geleceğe ilişkin en önemli hedefi ise, ekolojik ürünler üreten Türkiye’nin diğer üretici ülkeler gibi bu ürünleri yeterli miktarda tüketmesini sağlamak. Bu amaçla, bugüne kadar ihracat ağırlıklı çalışan ekolojik tarım sektörü iç piyasada da etkin olarak yer alacak. Bunu sağlamak için tüketicinin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Çünkü, iç piyasada tüketici ekolojik ürünler konusunda yeterli bilgiye ve bilince sahip değil. Yapılan son araştırmalara göre, Türkiye’de gerçek anlamda ekolojik ürünleri bilenlerin oranı yüzde1 ile sınırlı.
Türkiye’de tüketicilerin ekolojik ürün konusundaki genel kanısı şöyle;
1- Ekolojik ürünlere ulaşmak çok zor
2- Bu ürünler çok pahalı
3- Ekolojik ürünleri ancak zenginler tüketebilir.
Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği, yeni dönemde tüketicinin sahip olduğu bu düşünce sistemini değiştirmek için ciddi bir çaba içinde olacak.
Kamuoyuna ekolojik ürünlere ulaşmanın zor olmadığını, pahalı olmadığını ve ekolojik ürünlerin zenginlere özgü bir tüketim malı olmadığını anlatmaya çalışacaklar.
Diğer üretici ülkelere bakıldığında ekolojik üretim desteklendiği ölçüde üretim artıyor ve ürüne ulaşmak kolay hale geliyor. Üretim artışına bağlı olarak ekolojik ürünler ile diğer ürünler arasındaki fiyat farkı azalıyor. Dünyada ekolojik ürünleri tüketenler zenginlerden çok bilinçli orta tabaka. Tüketicilerin sağlıklı beslenme konusundaki duyarlılığı, bilinç düzeyi yükseldikçe ekolojik ürün tüketimi de artıyor.
Türkiye, ekolojik tarım konusunda henüz yolun başında. Sahip olduğu potansiyel ise çok büyük. Üretici, sanayici, ihracatçı, tüketici el ele vererek bilinçli bir politika izleyebilirse, Türkiye yakın gelecekte hem üretici, hem de tüketici olarak ekolojik tarımın lider ülkelerinden birisi olabilir.

***

UZZK’ya başarılar

Ekolojik tarım gibi ülke tarımının geleceğinde parlayacak bir başka yıldız zeytinciliktir. Dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer almasına rağmen yıllarca zeytinciliğini geliştiremeyen Türkiye, son yıllarda bu alanda da ciddi adımlar attı. Zeytin ve zeytinyağı üreticisi, sanayicisi, ihracatçısı, tüketicisi bilinçlendi. Herkesim zeytincilikten daha yüksek katma değer elde etmek için çaba gösteriyor. Böyle bir dönemde sektörün tüm kesimlerini kucaklayan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi(UZZK) ‘nin kurulması çok anlamlı bir gelişme.
Konsey’in kuruluş toplantısındaki tablo gelecek açısından son derece umut vericiydi. Sektörün önde gelen sanayicileri, ihracatçıları, birlikleri, bölge milletvekilleri, oda başkanları ve yöneticileri, kooperatiflerin yöneticileri, üreticiler, bilim insanları, Edremit, Ayvalık, Burhaniye, Gemlik ve diğer üretim merkezlerinden zeytin ve zeytinyağı ile ilgili her kesimden temsilciler bir araya geldi. Sektörde bugüne kadar böyle bir birliktelik hiç olmamıştı. UZZK’nın kurucu yönetim kurulunu oluşturan Dr. Mustafa Tan, Hüsmen Solmaz, Tarkan Denizer, Murat Narin, Muzaffer Eren, Yahya Ağacık, Selim Kantarcı ve Mehmet Cavlı’nın bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceklerinden kimsenin kuşkusu yok. UZZK’ya başarılar diliyoruz.

***

Ufuk Güldemir’in ölümü

Birlikte hiç çalışmadık, hiç tanışmadık, ancak çalışmalarını ilgi ile izlediğimiz Ufuk Güldemir’in ölümü herkesi derinden üzdü. En verimli çağında aramızdan ayrılan Ufuk Güldemir’i saygı ile anıyor, ailesine ve Habertürk çalışanlarına sabır diliyoruz. [Dünya Gazetesi, 13 Haziran 2007]

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız