Tarım Blog Sayfa 220

Hangi ürünler desteklenmeli…

Başbakan Erdoğan’ın, “Doğrudan gelir desteğini(DGD) kaldıracağız. Ürüne destek vereceğiz” sözü  olumlu karşılandı. Muhalefet partileri de dahil, kimse,”DGD, çiftçiye çok yararlı bir sistem, kaldıramazsınız” demedi, diyemedi. Çünkü, ülkede doğrudan gelir desteğinden memnun olan yok. Herkesin karşı olduğu bu sistem, Uluslararası Para Fonu(IMF) ve Dünya Bankası’nın dayatması ile tam 7 yıl uygulandı.
Fiyat, girdi ve kredi desteğinin kaldırılarak, doğrudan gelir desteğine geçilmesi tarımı çökertti. Özellikle 2001’den 2004’e kadar olan dönemde üretim gerilerken, tarım ürünleri ithalatında patlama yaşandı. İlk kez ithalat, ihracattan daha fazla oldu.
Bu modeli Türkiye’ye öneren Dünya Bankası, 2004’te yayınladığı raporda çiftçilerin yıllık zararının 4 milyar dolar olduğunu, 2002-2003 döneminde gübre kullanımının yüzde 25-30 azaldığını, tarım fiyatlarının yüzde 40 düştüğünü, tarımsal desteklerin 6 milyar dolar azaldığını itiraf etti. Oysa aynı dönemde rakip ülkelerde desteklerin azalması bir yana artarak devam etti.
Uygulanmaya başlandığı 2001’den bu yana üretime bakılmaksızın tapu sahibi herkese DGD kapsamında 10 milyar 337 milyon YTL ödeme yapıldı. 2007 ödemeleri de yapılırsa bu rakam 12 milyar YTL’ ye ulaşacak. Türkiye borç batağında debelenirken, 1 milyar dolar için 15 günde 15 yasa çıkarırken, 12 milyar YTL adeta sokağa atıldı. Bu kaynağı daha verimli kullanabilseydi, bugün tarım sektörü çok daha iyi bir konumda olabilirdi.

Tarım politikasını maliye mi belirleyecek?

UZMAN GÖRÜŞÜ/Ali Ekber Yıldırım

Doğrudan gelir desteği(DGD) çiftçiye ve tarım sektörüne yararından çok zararı oldu. Bu nedenle hükümetin DGD’ yi kaldırması çok yerinde bir karar. Önemli olan bunun yerine neyin konulacağı, nasıl bir destekleme sisteminin uygulanacağıdır.
DGD, tarıma çok zarar verdi fakat çok önemli bir yenilikte getirdi. Bu sistemle ilk kez tarım arazilerinin kayıt altına alınması sağlandı. Çiftçilere DGD ödenmesinin ön şartı  çiftçi kayıt sistemi(ÇKS)’ ne kayıt olmalarıdır. 2001’den 2007’ye kadar çiftçi kayıt sistemine kayıt yaptırarak bu destekten yararlanan her yıl ortalama 2.7 milyon çiftçi var. Mazot ve kimyevi gübre desteği de bu kayıt sistemi esas alınarak ödeniyor.
DGD’ yi kaldırarak doğru bir adım atacak olan hükümet, çiftçi kayıt sistemini çöpe atarsa çok büyük bir hata yapmış olur.
Maliye Bakanlığı Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü’nün kayıt dışı ile mücadele etmesi elbette gerekli ve önemlidir. Ancak, tarımdaki destek politikasını belirlemesi ne kadar doğrudur? Bunun tartışılması gerekir. Tarım politikaları, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın işi ve görevidir. Zaman zaman Hazine Müsteşarlığı da tarım politikalarına müdahale ediyor. Bunun sektöre yarardan çok zarar getirdiğini gördük.
Dünya Bankası ile Hazine Müsteşarlığı’nın 9 Şubat 1999’da Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde  düzenlediği destekleme ile ilgili toplantıda DGD ilk kez gündeme getirildi. Dünya Bankası’nın desteği ile bu sisteme geçildi. Ülke tarımını getirdiği yer ortada. Bugün kaldırılması gündemde.
Bu nedenle tarım politikalarını, tarımda desteklemenin nasıl yapılacağını para veriyor diye Hazine Müsteşarlığı veya Maliye Bakanlığı değil, Tarım Bakanlığının belirlemesi gerekir. Dünyanın her yerinde böyledir.
Çiftçiye banka kartı verilmesi konusuna gelince, kayıt sistemi açısından doğru olabilir. Fakat kart almayan üretici ne olacak? Destekten yararlanamayacak mı? Kaldı ki, Ziraat Bankası ve özel bankalar son yıllarda çiftçilere  kredi kartı veriyor. Ülke genelinde 350- 400 bin çiftçi kart sahibi oldu. Geri kalan 3 milyon çiftçi kart almazsa desteklenmeyecek mi?
Yapılan çalışma, DGD’ nin 2008’de uygulanmayacağını, yeni desteklerin ise 2009’da başlayacağını gösteriyor. Hükümet, bu yıl 2007 desteklerini ödeyecek. 2008 için destek olmayacak. 2009’da yeni destekleme sistemi uygulanacak. Çiftçilerin bir yılı desteksiz geçiştirilecek.

(16.1.2008 Dünya Gazetesi haberine yorum)

Tarımda destek tapuya değil üreticiye verilecek

Güngör Uras/ Milliyet Gazetesi

Başbakan Sayın R. T. Erdoğan’ın açıkladığı 60. hükümetin Eylem Planı içindeki tedbirlerden en önemlisi, bugüne kadar uygulanan tarım destek politikasında yapılması öngörülen değişikliktir.
Bugüne kadar, arazi sahiplerine, üzerinde üretim yapılsın yapılmasın, sahip oldukları dönüm başına her yıl bir ödeme yapılıyordu. Buna da “Doğrudan Gelir Desteği” uygulaması deniliyordu.
Bundan sonra arazi değil, ürün desteklenecek. Hükümet hangi ürünün ne şekilde destekleneceğini belirleyecek.
Batılı ülkeler tarımı büyük bütçelerle desteklerken, bizim bütçemizden ayırılan küçük imkânlar IMF ve Dünya Bankası memurlarının gözüne batar. (Tüm tarım destekleri için bütçeden ayırılan ödenek 2007 bütçesinde 5.2 milyar YTL, 2008 bütçesinde 5.3 milyar YTL’dir.)
IMF ve Dünya Bankası tarım desteği ödeneklerini kısmak için baskı yaparken, ABD bütçesinden bu yıl tarım desteğine ayırılan ödenek 286 milyar dolara yükseltildi.

Tütüncülük ölüyor…

0

Türkiye çok önemli tarım ürünlerinden birini daha kaybediyor. Pamukta olduğu gibi tütün üretimi de can çekişiyor. Dünyanın en kaliteli oryantal tütününü üreten çiftçiler üretimden hızla kaçıyor. Tekel sigara fabrikalarının özelleştirilmesi ile bu sürecin daha da hızlanması bekleniyor.
Bu sürece nasıl gelindi? 
Uluslararası Para Fonu (IMF) “15 günde 15 yasa çıkarmazsanız kredi vermeyiz” dedi. Çıkarılması istenen yasalar arasında yer alan Tütün Yasası, 20 Haziran  2001’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yasayı veto etti. Veto gerekçesinde şu görüşlere yer verdi:
” Yasa’ da, tütün ve tütün ürünlerinin dışalımının serbestleştirilmesi sonrasında yerli üreticilerin ve geçimini tütün  tarımıyla sağlayan çiftçilerin sorunlarını çözümleyecek herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Üretici tütünlerinin, sözleşme esasının yanı sıra açık artırma merkezlerinde, açık artırma yöntemi uygulanarak alınıp satılacağı öngörülmüş, ancak sözleşmeye bağlanmadığı için üreticinin açık artırma yöntemiyle satışa çıkardığı tütünlerini, alıcı bulunamaması durumunda nasıl değerlendireceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Böyle bir durumda, tütün üretiminden çekilmek zorunda kalacak olan üreticilerin tütün tarımından vazgeçmeleri olasılığının yüksek olmasına karşın yasada, üretimin sürdürülmesi ve üreticilerin gelir kayıplarını giderme yöntem ve ilkeleri gösterilmemiştir. Yasanın belirtilen konulardaki düzenleme eksiğinin büyük sosyal sorunlara yol açması kaçınılmazdır.”
Sezer’ in veto gerekçesinde belirttiği endişeler kısa zamanda gerçekleşti. Tütün Yasası’nın uygulanması ile üretici tütünden kaçmaya başladı.

Çiftçiye yeni destek 2009'a kaldı

HABER/ANALİZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 60.Hükümetin eylem planını açıklarken, doğrudan gelir desteği uygulamasına son verileceğini ve ürün bazında destekleme sistemine geçileceğini açıkladı. 2008 bütçesinden tarıma ayrılan kaynak ile 2007 destekleri ödeneceği için  Başbakanın açıkladığı ürün bazında destekleme çiftçiye en erken  2009’da ödenebilir.

Girdi,fiyat ve kredi destekleri kaldırılarak Dünya Bankası ile yapılan anlaşma doğrultusunda 2000 yılında uygulamaya konulan Tarımda Reform Uygulama Projesi ile Doğrudan Gelir Desteği(DGD) uygulamasına geçildi. 2001 yılından beri uygulanan ve üretime, ürüne bağlı olmaksızın alan bazında desteklemeyi öngören DGD, tarım sektörü tarafından hiç bir zaman tam olarak benimsenmedi.

DGD ödemeleri her zaman sorun oldu
Doğrudan gelir desteği, ödemeleri her zaman sorun oldu. Başlangıçta dekar başına ve dolar bazında tespit edilen DGD, daha sonra  Türk Lirası üzerinden belirlendi.Yılda iki taksitle ödenmesi gereken DGD, iki yıl gecikmeli ödenmeye başlandı. Son iki yılda destek azaltıldı.

Ali Ekber YILDIRIM
İZMİR- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 60.Hükümetin Eylem Planı’nı açıklarken tarım sektörünü derinden etkileyecek bir politika değişikliğine gideceklerini söyledi. Erdoğan, “Doğrudan gelir desteğini kaldırıyoruz.Bundan sonra araziye değil,ürüne destek vereceğiz” dedi. Başbakanın açıkladığı destekleme modelindeki değişikliğin çiftçilere yansıması en erken 2009’da olacak. 22 Temmuz seçimlerinden önce 2007 tarım bütçesinin yüzde 95’i harcandığı için 2007 destekleri ödenemiyor. Hükümet, 2008 bütçesinden ayırdığı kaynak ile 2007 desteklerini ödeyecek. Bu nedenle 2008’de yapılacak değişimin çiftçiye yansıması 2009’da olacak.

Dünyada Gıda Fiyatları Artarken…

Ergin Yıldızoğlu/Cumhuriyet Gazetesi

Birçok ciddi yerel ve küresel siyasi, ekonomik, toplumsal sorunlar yaratmaya aday gıda güvenliği sorunu, enerji sorunu kadar ilgi çekmiyordu.Bu açıdan Dünya Ekonomik Forumu tarafından, Davos zirvesindeki tartışmalara zemin hazırlamak amacıyla hazırlanan Küresel Riskler 2008 raporunda konuya özel bir yer ayrılmış olması hem umut verici bir gelişme, hem de sorunun ağırlaşmaya başladığını gösteriyor.
Gerçekten de buğday, mısır, pirinç, süt ve diğer temel gıda ürünleri, 2006 yılında rekor düzeyde fiyat artışları yaşamışlardı ( Christian Science Monitor , “Ucuz gıda ürünleri dönemi neden sona erdi?” , 31/12/07). Bu eğim, 2007 yılında da devam etti. The Economist meta fiyatları endeksi, gıda fiyatlarının 2007 yılında yüzde 49 arttığını gösteriyor. Bu konuyla yakından ilgili olduğu için, ham petrolün varil fiyatının da aynı yıl yüzde 74 artarak, ocak ayının ilk haftasında 100 dolar “tavanını” deldiğini de geçerken not edelim. Dünyanın 2008’e, tüketim kapasitesine oranla, “tarihsel olarak kaydedilmiş en düşük tahıl stoklarıyla” girdiğine dikkat çeken Prof. Jospeh Dancy ( Financial Sense , 09/01/08), gıda fiyatlarının bu yıl da artmaya devam edeceğine inanıyor.

İnekler de havalanıp uçacaklarına inanıyordu!

Necati Doğru/Vatan Gazetesi

Başlangıçta, “inekler de” çok sevinçliydi, “take off’a geçeceklerine” yani “kanatlanıp uçacaklarına” onlar da inanıyordu.
Bu konuları Dünya Gazetesi’nin tarım ekonomisinde uzman yazarı Ali Ekber Yıldırım, çok kere dile getirdi. Hatta, Avustralya’dan, Yeni Zelanda’dan, Uruguay’dan ithal edilmiş buzağılamaya hazır (gebe) cins ineklerin köylülere teslim törenine kameralarını dayayan Habertürk TV’sinden Taki Doğan da; canlı yayın sırasında “ineklerle onlara sahip olan köylülerin neşesine diyecek yok, inekler bile sanki ‘beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber take-off’a geçip uçuracağız ülkeyi…’ şarkısını söyler gibiler” diyerek reyting yükseltmeye çalışmıştı.

Tekel ve şekerde özelleştirme yanlış

ANKARA- DÜNYA Gazetesi

Tarım haftası kapsamında, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) tarafından düzenlenen “Tarımda Yeni Özelleştirme Dönemi”nin tartışıldığı sempozyumda ortak kanaat tarım sektöründe gerçekleştirilen özelleştirmelerin yanlış olduğu yönündeydi. Katılımcılar, Tekel ve şeker fabrikaları gibi kuruluşların özelleştirilmesinin AKP iktidarının yanlış politikalarından kaynaklandığını ifade ettiler.
Tarımsal öğretimin başlangıcının 162. yıldönümü dolayısıyla ‘Tarımda Yeni Özelleştirme Dönemi’ne yönelik sempozyum gerçekleştirildi, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde görevli Prof. Dr. İzzettin Önder, özelleştirme sorununun sadece Türkiye’ye ait bir sorun olmadığını belirterek, özelleştirmelerin ulusları kalkındıracak mekanizmalar olmadığım söyledi.
Tek Gıda iş Genel Sekreter Yardımcısı Tülay Özerman, Türkiye’nin tütün üretiminde ilk defa 2007 yılında 100 bin tonun altına düştüğünü belirterek, “Bunun sebebi Tekel’in özelleştirme kapsamına alınması ve tütündeki desteklemelerin kaldırılmasıdır” diye konuştu.
İşsizlik arttı
ZMO Yönetim Kurulu üyesi Fatih Taşdöğen, özelleştirmelerle birlikte yoksullaşma ve issizliğin arttığını belirtti.
Türk Enerji Sendikası Genel Eğitim Sekreteri Muzaffer Demir, iktidarın personel sayısı fazla gerekçesiyle özelleştirmelere gittiğine dikkat çekti.
KESK/Enerji Sanayi Maden Genel Başkam Kemal Bulut, bütün kurumların taşeronlaştığını belirtti.
Tütün Eksperleri Demeği Genel Başkanı Oktay Çelik, ‘Tekel Sigara fabrikası özelleştirilirse işçiler zor durumda kalacaktır. Özelleştirmelerinde ekonomik açıdan yarar yok. Zaten kârlı olan kuruluşlar elden çıkarılıyor” diye konuştu.
Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Petek Ataman da, özel sektörün zarar eden kuruluşları almadığım belirtti. TZOB’u temsilen sempozyuma kanlan Hatice Ünal ise, çiftçiyi kurtarmak adına kısa vadeli bir çözümle Tarım Bakanlığı’na gittiklerini söyledi.

Yıldırım: İhracatçılar tütün bulamıyor

Sempozyumun son oturumunu ise DÜNYA Gazetesi Yazarı Ali Ekber Yıldırım yönetti. Yıldırım, tütün konusunda sıkıntılarını dile getiren ihracatçıları eleştirerek, “10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Tütün Yasası’nı veto etmesindeki gerekçenin bugünlerde gerçekleştiğini görüyoruz. Şimdilerde ise ihracatçılar tütün bulamıyoruz diyorlar. Onlara da günaydın demek lazım” dedi.
Tütün Sen Genel Başkam Ali Bülent Erdem, en umulmadık kuruluşların bile küreselleşme adı altında sermayenin hizmetine sunulduğunu belirterek, “Özelleştirmelerle gıda insanlık üzerinde bir silaha dönüşebiliyor. IMF, Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankası gibi örgütler kullanılarak baskı yapılıyor” dedi.

Tarım karşıtlığı yükseliyor…

Türkiye’de tarım karşıtlığı 1980’de başladı. Yaşanan ekonomik sorunların baş sorumlusu ilan edilen tarım sektörü, dışa açılma politikalarının ve sanayileşmenin önünde bir engel gibi gösterildi. Tarım yapmak “ayıp” sayıldı. Çiftçilik horlandı, küçümsendi.
Tarımdan ve tarımcılardan kurtulmak temel ilke olarak benimsendi. Bu nedenledir ki, dünyadaki bir çok uygulamanın aksine, Türkiye’de özelleştirme, Süt Endüstrisi Kurumu, Et ve Balık Kurumu gibi tarımsal KİT’lerin tasfiyesi ile başladı. Bu dönemde tarım karşıtlığı adeta bir virüs gibi beyinlere girdi ve yerleşti.
Günümüzde küresel ısınma tehdidi,  tarımsal ürünlerden enerji üretimi, hızlı nüfus artışı nedeniyle beslenme ihtiyacı dünyada tarımın önemini her geçen gün artırıyor.
Bir çok ülke, yeni döneme uygun politikalar geliştiriyor. Tarımsal üretimi destekleyen, katma değer üreten ve daha da önemlisi “kendi kendine yeterlilik” ilkesini benimseyen bir politika bu.

Tarıma hizmet ödülü

Tarım Haftası kapsamında İzmir’de ilk kez tarım sektörüne katkılarından dolayı hizmet ödülleri verildi. Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen ödül töreninde basın dalında DÜNYA Gazetesi Yazarı Ali Ekber Yıldırım ödüle layık görüldü. Yıldırım’ ın  ödülünü Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır verdi. Hayvancılık yetiştirme dalında Prof. Dr. Reşit Sönmez, bitkisel üretim dalında Prof. Dr. İbrahim Demir, tarım ekonomisi dalında Prof. Dr. Metin Talim, su ürünleri üretimi dalında Prof. Dr. Atilla Alpbaz, tarım teknolojileri dalında da Prof. Dr. Erdoğan Uz ödül aldı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bizi Takip Edin!

13,124TakipçilerBeğen
13,091TakipçilerTakip Et
79TakipçilerTakip Et
17,140TakipçilerTakip Et
91,350TakipçilerTakip Et
1,330AboneAbone Ol
- Advertisement -
Reklam Ver

Yazar Hakkında

Ali Ekber Yıldırım kimdir? Dünya Gazetesi'nde 30 yıldan beri gazetecilik yapıyor. Muhabir,haber müdürü ve İzmir Temsilcisi olarak çalıştı. Tarım konusunda uzmanlaştı ve 22 yıldır tarım yazıyor. Tarım,gıda,hayvancılık konularında ulusal ve yerel televizyonlarda sıklıkla görüşüne başvuruluyor.