Tarım Blog Sayfa 219

Bankaların tarım kredileri

Bankalar birkaç yıl öncesine kadar tarım sektörü ile pek ilgilenmezdi. 2000 öncesinde çiftçilere yaygın olarak kredi veren iki banka vardı. Ziraat Bankası ve Tarişbank.
Uluslararası Para Fonu(IMF) ve Dünya Bankası direktifi ile görev zararları gerekçe gösterilerek Ziraat Bankası’nın tarıma kredi vermesi yasaklandı. 2000 öncesinde tarıma yılda ortalama 3 milyar YTL kredi veren Ziraat Bankası’nın tarım kredileri 2001’de 227 milyon YTL’ ye düştü.
Yine aynı dönemde haksız bir şekilde Tarişbank’a el konuldu.
Böylece tarım sektörünün kredi kanalları kapatıldı. Çiftçi tefecilere mahkum edildi.
2001 krizinden sonra bir çok banka kapatıldı, bazıları birleştirildi, bazıları el değiştirdi.Yabancı sermayenin sektördeki etkinliği arttı. Bankacılıkta yeni bir dönem başladı.
Üç yıl aradan sonra Ziraat Bankası tarım kredileri yeniden açıldı. Diğer bankalar da 2004’ten itibaren tarım sektörü ile çalışmaya başladı.
Bugün bankalar tarım ve hayvancılığa kredi vermek, çiftçilere kredi kartı dağıtmak için yarışıyor.

Buğday ekmesek mi?

7

Buğday, Türkiye için son derece önemli bir ürün. Ekilebilir toprağın yaklaşık yüzde 30’unda buğday üretiliyor. Yıllık üretim ortalama 20 milyon ton. Türkiye’nin tüketimi ise 18 milyon ton olduğu tahmin ediliyor. Geçen yıl olduğu gibi üretim 18 milyon tonun altına düşünce ithalat yapmak zorunlu oluyor. Bu tablo ortada iken, buğday ekimini tartışmak ne kadar doğru olur?
Bu soruyu sormamızın nedenleri var. Daha geçen yıla kadar, Türkiye buğday eksin mi ekmesin mi tartışmaları yapılırdı.
‘Türkiye, buğday ekmesin’ tezini savunanlar ne diyordu: “Buğdayda, Amerika ile rekabet etmek mümkün değil. Dünyada buğdayın tonu 150 dolar, Türkiye’de 250- 300 dolar. Üretmeye ne gerek var, ithal edilsin. Buğday yerine başka ürünler ekilsin.”
Geçen yıl yaşanan kuraklık, Türkiye’de ve dünyada buğday üretimini düşürdü. Tarım ürünlerinden enerji üretimi buğdaya olan talebi artırınca,fiyatlar büyük bir hızla artmaya başladı. Dünya fiyatları, Türkiye’yi solladı geçti. Dünyada buğdayın tonu 400 doların üstüne çıktı.

Sitemiz hack'lendi…

0

Değerli “Tarım Dünyasından” okurları…

Yılların birikimi değerlendirilerek ve binbir emekle oluşturulan içeriğe sahip, ilgiyle izlendiğini düşündüğümüz web sitemiz, güvenlik açıklarından yararlanan bir Türk hacker tarafından hack’lendi… Hacker, sitemizin ara yüzünü değiştirmekle yetindi, isteseydi daha büyük zarar verebilirdi, vermedi…

Sitemize verilen kısmi zararı gidererek yeniden yayına açmış bulunuyoruz. Haberin ve doğru bilginin paylaşımından başka amaç gütmeyen, ticari kaygılar taşımayan sitemizin uzun soluklu olmasını arzuluyoruz…

Saygılarımızla…

Ulusal Süt Konseyi'nin içi boşaltıldı

8

Yaklaşık 10 yıl önceydi. Postadan gelen zarfların birinden o dönem Sütaş’ ın Genel Müdürü olan Muharrem Yılmaz ve Tarımsal Projeler Koordinatörü Mehmet Açıkgöz’ ün imzasını taşıyan bir rapor çıktı. Raporda Türkiye’de hayvancılık ve süt sektörünün sorunlarının çözümü için “Ulusal Süt Konseyi” nin kurulması öneriliyordu. Çok detaylı bir çalışmaydı. Konseyin amacı, organları, oluşturulacak komiteler, süt fiyatının belirlenmesi, süt fonunun oluşturularak piyasaya gerektiğinde müdahale edilmesi ve daha bir çok konu ayrıntılı olarak ele alınıyordu.
Bu öneri dönemin Tarım ve Köyişleri Bakanı Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp’ e sunuldu. Gökalp, sektörün taraflarını çağırdı ve bir çalışma grubu oluşturuldu. Kanun taslağı bile hazırlandı. Fakat,  bu taslak bir türlü yasallaşamayınca konsey kurulamadı.
Bakanlar, bürokratlar geldi geçti. Muharrem Yılmaz ve arkadaşları işin peşini bırakmadı. Üretici, sanayici ve kamu kesimi her fırsatta böyle bir konseyin kurulmasının gerekliliğini dile getirdi.

Bankalar kırmızı etçileri 'kara liste'ye aldı

Kırmızı et sektöründe faaliyet gösteren 3-4 firmanın sıkıntıya girmesi, bankacılık sektörünü harekete geçirdi. Bankalar, bu firmaların 40 milyon YTL’yi bulan kredilerinin geri dönmemesini gerekçe göstererek et sektörünü kara listeye aldı. Sektöre yönelik krediler donduruldu. Türkiye Süt,Et,Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği(SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, et sektöründe yaşanan finansman krizinin Anadolu’daki besicileri vuracağını söyledi.

Ali Ekber Yıldırım
İZMİR- Bankacılar kırmızı et sektörünü kara listeye aldı. İstanbul merkezli  birkaç firmanın kullandığı ve 30 – 40 milyon YTL olduğu tahmin edilen kredinin geri ödemesinde sıkıntı yaşanması bankaları harekete geçirdi. Bazı bankalar, et sektörüne kredi vermeyi durdururken, bazıları şubelerine gönderdiği yazıda kırmızı et sektörüne kredi verirken çok iyi araştırma yapılmasını istedi. Daha önce kredi alan firmalar da sıkı takibe alındı.
Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği(SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, DÜNYA’ ya yaptığı açıklamada İstanbul’da faaliyet gösteren 3-4  kırmızı et toptancısının  ödeme güçlüğü yaşaması üzerine bankacılık sektörünün tüm sektörü kara listeye almasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Bankacılık sektörünün son yıllarda hayvancılık yatırımlarına destek vermesinin sektörü belli noktalara taşıdığını belirten Bahçıvan: ” Ancak, İstanbul’da 3 – 4 toptancı firmanın finansman sıkıntısına girmesi üzerine, tüm sektörün kara listeye alınması kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile ve bankacılık sektörü temsilcileri ile görüşerek sorunu çözmeye çalışıyoruz. ” dedi.

Geleceği gören Nezih Demirkent…

Biz DÜNYA’ lılar için şubat çok sevimsiz bir ay. DÜNYA’ yı  sıradan bir gazete olmaktan çıkarıp  gerçek bir okul yapan öğretmenlerimizi, ustalarımızı değişik yıllarda ama hep Şubat’ta yitirdik.
DÜNYA’ nın uzman yazarlarından ve Türkiye’nin ilk ekonomi gazetecilerinden Fasih İnal, 15 Şubat 1998’de yaşamını yitirdi.
Muhabirlikten gazete sahipliğine uzanan yaşamı boyunca her zaman örnek alınacak bir gazetecilik anlayışı ile bizlere yol gösteren, DÜNYA’ nın kurucusu ve başyazarı Nezih Demirkent, 11 Şubat 2001’de yaşamını yitirdi.
Kurucularımızdan ve haçlı seferleri konusunda dünyaca tanınan bilim insanı Prof. Dr. Işın Demirkent ise 3 Şubat 2006’da yaşamını yitirdi.
Ekonomi gazeteciliğinde yeni bir dönemi başlatan, bugün bir çok gazete ve yayın organında çalışan gazetecileri yetiştiren DÜNYA okulu,  bu 3 saygın insanın öğretisi ile uzun yıllar yayın yaşamını sürdürdü. Onların koyduğu ilkeler çerçevesinde büyüyerek, yeniliklerle ve daha çok okura ulaşarak bugün emin ellerde yayın yaşamını sürdürüyor.
Biz de bu okulun 20 yıllık öğrencisi olarak bize verilen görev doğrultusunda tarım konusunda yazı yazmayı sürdürüyoruz. Yaklaşık 12 yıl önce Nezih Bey, tarımla ilgili yazı yazmamızı istediğinde Türkiye’de medya tarımla bu kadar ilgili değildi.

Çiftçilerden sorular ve yorumlar

Destekleme politikasında radikal değişiklikler için yapılan çalışmaları yazdıktan sonra okurlarımızdan çok sayıda soru ve yorum geldi. Bu soruların ve yorumların birinci derecede muhatabı Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehdi Eker.
Sayın Eker, yanıtlamanız ricasıyla, okurlarımızdan gelen bir çok benzer soruyu birleştirerek ve yorumları özetleyerek bilgilerinize sunuyoruz.
                                   ****
** 2007 yılı yem bitkileri, 2007-2008 doğrudan gelir destekleri, 2006′ a ait sertifikalı tohum primleri ne zaman ödenecek? Ödemeler üretime göre mi yoksa tapuya göre mi yapılacak? (İdris Çakıcı, Faruk Bölüm, Coşkun Özsoy)
** Trakyalı çiftçiler olarak çok zor durumdayız. Ülkenin en zengin bölgesi olan Trakya şimdi açlıkla boğuşuyor. Herkes tarlasını traktörünü satıyor. Borçlar almış başını gidiyor. Hiçbir tarımsal destek ödenmedi. Kimse hükümetten memnun değil. Çiftçiyi perişan ettiler. Çiftçi mağdur edilirse bu ülke dağılır.
** Maalesef uzun vadeli bir destek politikası yürütemiyoruz ülke olarak. Her sene değişiyor destekler. Devam eden destek sistemi üretimi baltalıyordu, değişmesi şarttı. Yeni desteklemeden henüz tam bir şey anlayamadık . Umarım üretimi destekleyen kamçılayan bir destek çıkar da üreten de kazanır ülkemizde.

Nar üretimi ve tüketimi artıyor

Son yıllarda yıldızı parlayan ürünlerden birisi nar. 2000’li yılların başında 50 bin ton civarında olan nar üretimi, 2005’te 80 bin tona, 2006’da 91 bin tona ve geçen yıl 102 bin tona ulaştı. Birkaç yılda üretimin 400- 500 bin tona ulaşması bekleniyor.
Nar sadece meyve olarak tüketilmiyor. Nar suyu, konsantresi, ekşisi, sosu, sirkesi, tableti ve çekirdeği de yaygın olarak kullanılıyor.
Tüketimdeki artışta doktorların payı çok büyük. Doktorlar, narın kanser tedavisine, kalp hastalıklarına iyi geldiğini ve daha bir çok yararlı yönü olduğunu söyledikçe tüketim artıyor.
Tüketim artınca piyasada nar fiyatı yükseliyor. Daha iki üç yıl öncesine kadar pazarda kilosu 1 YTL’ nin altında satılan nar, kısa zamanda 3 YTL’ ye ulaştı. Bu fiyat artışı çiftçilerin dikkatinden kaçmadı. Çünkü Türkiye’de çiftçi üretim yaparken öncelikle ürünün fiyatına bakar. Hangi ürünün fiyatı yüksekse ertesi yıl onu üretir. Ektiği bir çok üründen zarar eden ve bir arayış içerisinde olan çiftçi baktı ki nar iyi para ediyor, nar üretimine yöneldi.

Çukurova'da zeytincilik

Daha düne kadar Çukurova’nın simgesi pamuktu.  Romanlar, şiirler, öyküler yazıldı Çukurova ve pamuk üzerine. Filmlere konu oldu. Festivallere( Altın Koza) adını verdi.
Uygulanan yanlış tarım politikaları altın değerindeki pamuğu yok etti. Bugün çok az üretici pamuk ekiyor. Çukurova’nın pamuk sevdası siyah beyaz filmlerde kaldı.
Şimdilerde Adana ve yöresinde pamuk dışındaki ürünlere ilgi daha büyük. Bu ürünlerden birisi de zeytin.
Bölgede zeytincilik hızla gelişiyor. Zeytin ağacı sayısı son 3 yılda 200 bin adetten 1.5 milyona çıktı. Hedef birkaç yılda 15 milyona ulaşmak. Elde edilen başarıda Adana Valiliği, Çukurova Üniversitesi ve zeytinciliğe gönül vermiş birkaç girişimcinin payı çok büyük. Elbette bu çabaları destekleyen Tarım ve Köyişleri Bakanlığını da unutmamak gerek.
Adana ve yöresinde zeytincilikte yaşanan bu olumlu gelişmeler geçen hafta düzenlenen “Doğu Akdeniz Zeytin ve Zeytinyağı Zirvesi” ile taçlandırıldı.

Yaş meyve ve sebze ihracatı…

Türkiye, yıllık ortalama 25 milyon ton sebze ve 15 milyon ton meyve üretiyor. Üretilen meyve ve sebzenin ancak 2.1 milyon tonu( yüzde 5’i) doğrudan ihraç ediliyor. İhracattan elde edilen döviz girdisi ise 1.4 milyar dolar.
Geri kalan yaklaşık 38 milyon ton üretimin bir kısmı sanayide, bir kısmı ise sofralık olarak iç piyasada tüketiliyor. Üretimin önemli sayılacak bir bölümü ise hiç değerlendirilemiyor.
Üreten de, bu ürünleri sanayide kullanan veya ihraç edenler de bu tablodan memnun değil. Çünkü, bu tablo Türkiye’nin gerçek potansiyelini yansıtmıyor.
Akdeniz İhracatçı Birlikleri’nin verilerine göre, 2007’de yaş meyve ve sebze ihracatı 2006’ya göre miktar bazında yüzde 4, değer bazında ise yüzde 28 oranında artış gösterdi.
Özellikle taze sebze ihracatındaki artış dikkat çekiyor. 2006’da 694 bin  ton taze sebze ihraç edilirken, 2007’de 1 milyon tona ulaşıldı. Artış yüzde 45. Elde edilen döviz ise yüzde 62 oranında artışla 340 milyon dolardan 553 milyon dolara ulaştı.
Taze meyvede ise, 2006’da 359 bin ton olan ihracat yüzde 1 azalarak 331 bin tona geriledi. Fakat, daha az ürün ihraç edilmesine karşın  elde edilen döviz 356 milyon dolardan 403 milyon dolara ulaştı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bizi Takip Edin!

13,128TakipçilerBeğen
13,091TakipçilerTakip Et
79TakipçilerTakip Et
17,140TakipçilerTakip Et
91,425TakipçilerTakip Et
1,330AboneAbone Ol
- Advertisement -
Reklam Ver

Yazar Hakkında

Ali Ekber Yıldırım kimdir? Dünya Gazetesi'nde 30 yıldan beri gazetecilik yapıyor. Muhabir,haber müdürü ve İzmir Temsilcisi olarak çalıştı. Tarım konusunda uzmanlaştı ve 22 yıldır tarım yazıyor. Tarım,gıda,hayvancılık konularında ulusal ve yerel televizyonlarda sıklıkla görüşüne başvuruluyor.