Tarım Blog Sayfa 215

Kuraklık önlemleri…

4

Hükümet, kuraklıktan zarar gören çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarını faizsiz olarak 1 yıl ertelemek ve çiftçilere tohumluk desteği vermek üzere çalışma başlattı.
Medyadaki haberlere bakılırsa, sanki çiftçilerin borcu ertelenmiş, kuraklık zararı karşılanmış ve çiftçiye yüksek miktarda destek verilmiş.
Henüz ortada verilmiş bir destek, ertelenmiş bir borç yok. Tarım Bakanı Mehdi Eker’in açıklamasına göre Güneydoğu Anadolu’da 9 ilde (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak) çiftçi bazında hasar tespit çalışmaları yapılacak. Hasarın boyutuna göre önlemler alınacak.
Bu nedenle çiftçiler fazla hayale kapılmasın. 2007’de ülkeyi kasıp kavuran kuraklıkta nasıl bir destek verildiği biliniyor.
2007’nin başında Tarım Bakanı Mehdi Eker, “kuraklık yok” dedi. Hasat başladı, “2-3 milyar YTL’lik zarar var” dedi. Sezon sonunda gerçekler ortaya çıkınca ve gıda fiyatları artmaya başlayınca, kuraklığın zararı 5 milyar YTL olduğunu kabul etti. Kabul etti de ne oldu?
Zarar 5 milyar YTL, verilen destek sadece 264 milyon YTL oldu.

Fındıkta kımıldamalar

Kenan MORTAN / Dünya Gazetesi

Fındık konusuna DÜNYA son bir yılda olağan dışı bir biçimde odaklandı. Bu alanda katıldığımız ya da düzenlediğimiz etkinlik sayısı 8. Bunlar arasında başyazarımız Osman Arolat’ın 4 paneli, yazarımız Dr. Rüştü Bozkurt’un bir konferansı, yine yazarımız Ali Ekber Yıldırım’ın saha taraması gözlemi var. Ben, Garanti Bankası adına geçtiğimiz yıl Ordu’da, bu ay içinde de Giresun’da birer beyin fırtınası oturumuna katıldım. Giresun’da bu kez yenilenmiş FİSKOBİRLİK yönetimi, hedeflenmiş ziraat odası, ekonomik aktör olarak işlevinin bilincinde ve farkındalığı aşikar İhracatçılar Birliği ve en güzeli daha nerdeyse 40’ı çıkmamış Ulusal Fındık Konseyi (UFK) yöneticileriyle birlikte oldum. Herkes yeni sezona hazır… Ortada UFK’nın hazırladığı ve 3 yıl için fındığın yolunu okuyan, pusula örneği bir ‘yol haritası’ var. Piyasanın nabzını DÜNYA Ordu Temsilcisi Murat Gürsoy’un kaleminden aktarıyorum.

ÇİFÇİ- SEN

Koray Çalışkan/ BirGün Gazetesi

Geçen sene dünyada sessiz bir devrim yaşandı. İnsanlık tarihinde ilk kez çiftçiler, servis sektöründe çalışanlardan daha az nüfusa sahip. Dünya tarihinde yine ilk kez insanlık ihtiyacından %10 daha fazla gıda üretiyor. Ve dünya tarihinde ilk kez aç veya yeterli beslenemeyen insan nüfusu dünya nüfusunun %20’si. Dünya Bankası’nın dünyaya son çeyrek yüzyılda yaptıklarının bilânçosu budur.
ŞİRKET-AĞA MODELİ VE TÜSİAD
İlginç bir durum var. Dünya Bankası yavaş yavaş da olsa doğrudan gelir desteğinden tutun tarım satış kooperatifleri reformuna kadar önerdiği politikaların işlemediğini görmeye başladı. Hatta Dünya Bankası eski uzmanları önerilen projelerin en katışıksız uygulandıkları Mısır gibi ülkelerde en başarısız sonuçlara yok açtığını kabullendiler. (bkz. Adams, R. 2000. “Evaluating the Process of Development in Egypt, 1980-97” IJMES, 32, 255 – 75.)
TÜSİAD’un yeni yayınlanan tarım raporu bunları atlayarak, Dünya Bankası reçetelerinin daha kararlılıkla uygulanmasını salık veriyor. Üretimin değil mülkiyetin ve neo-liberal piyasa mekanizmasının desteklendiği projeleri yüzü kızarmadan artık kaç kişi destekliyor? Masa başında rapor yazmanın sonuna gelmeliyiz. Demokratikleşme konusunda incelikli raporlar yazan TÜSİAD, böyle analizlerle kendine zarar veriyor. Karaosmanoğlu’nun yazdığı bölüm hariç, tam anlamıyla zayıf ve isabetsiz bir raporla karşı karşıyayız.
ORGANİK KÖYLÜ TARIMI VE ÇİFTÇİ-SEN
Rapora iki yıldırım yanıt geldi. Biri çiftçileri gerçekten anlayan ender gazetecilerden Ali Ekber Yıldırım’dan. Dünya Gazetesi’nde 22 Mayıs 2008’de yayınlanan ve TÜSİAD Raporu’nu eleştirdiği gayet sert yazısı çok isabetli. Az bile söylemiş. 

TÜSİAD'ın üçüncü tarım raporu…

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği(TÜSİAD) 10 yıl içinde 3 tarım raporu yayınladı. Sonuncusu geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıklandı.
“Türkiye’de Tarım ve Gıda- Gelişmeler,Politikalar ve Öneriler” başlıklı raporda  Türkiye ve dünyada tarım ve gıda sektörü detaylı olarak ele alınıyor. Tahıllar, yağlı tohumlar, şeker, et ve süt ürünleri, hayvancılık politikaları ayrı ayrı bölümler halinde inceleniyor.
Önceki TÜSİAD raporlarını da hazırlayan Ortadoğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri  Prof. Dr. Halis Akder ve Prof. Dr. Erol Çakmak’ ın hazırladığı “Tarımsal Üretim, Reform Deneyimi ve Avrupa Birliği ile Etkileşim” adlı bölüm çok dikkat çekici. Sayın Akder ve Çakmak, Dünya Bankası’nın doğrudan gelir desteği, alternatif ürün projesi, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin yeniden yapılanmasını kapsayan Tarımda Reform Uygulama Projesi’ni ısrarla savunuyor. Projeyi savunan başka kimse de kalmadı.
Dünya Bankası bile bu projenin uygulanması ile Türkiye’de tarımsal üretimin düştüğünü, desteklerin azaldığını, çiftçinin ve ülkenin milyarlarca dolar zarara uğradığını rapor olarak yayınladı. Fakat, Sayın Akder ve Çakmak, Dünya Bankası’nın bile sahiplenemediği bu sözde reformu savunmayı sürdürüyor. Reformu daha radikal bir şekilde uygulamadığı için Türkiye’yi suçluyor.

Arpa altın değerinde…

8

Dünyada yılda ortalama 130-150 milyon ton arasında arpa üretiliyor. Yıllık tüketim ise 140 milyon ton civarında. Arpa üretiminin yaklaşık yüzde 90’ı üretilen ülkelerde tüketiliyor. Sadece yüzde 10’luk bölümü dış ticarete konu oluyor.
Dünya arpa üretiminde ilk sırada yüzde 40 pay ile Avrupa Birliği var. Rusya, Kanada ve Ukrayna’dan sonra Türkiye 5.sırada. Türkiye dünya üretiminde yüzde 5 paya sahip.
Verimlilikte Avrupa Birliği’nin ortalaması hektar başına 6 ton. Türkiye’nin verimi 2.5 ton ve dünya ortalaması ile aynı düzeyde .
2007’de kuraklık nedeniyle Rusya, Ukrayna, Türkiye gibi önemli üretici ülkelerde üretim düştü. Dünya arpa üretimi 135 milyon ton oldu. Tüketim, 140 milyon ton olunca stoklar bir miktar eridi ve son 12 yılın en düşük seviyesi olan 20 milyon tona geriledi.
Türkiye’de buğdaydan sonra en çok ekilen tarla ürünü arpadır. 2000’li yıllara kadar ihtiyacını karşılamanın ötesinde yılda 1 ile 1.5 milyon ton arpa ihraç eden Türkiye, yanlış politikalar sonucunda arpa ithal eden ülke konumuna düştü. 2006’da 9.5 milyon ton olan üretim kuraklığın da etkisi ile 2007’de 3 milyon tonluk azalma ile 6.5 milyon tona geriledi.

Dünya Çiftçiler Günü'nüz kutlu olsun!

Çiftçiyi üretim yapamaz hale getiren, ithalatı tek çıkar yol görenler ve onların bu politikalarına suskun kalan çiftçi örgütleri dün Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladı.
Çiftçilerden gelen yüzlerce mesajdan birkaç tanesini paylaşarak, ülke tarımını bu hale getirenlerin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlarız(!).

“Ey hükümet, ey Tarım Bakanlığı, sağır sultan dahi feryadımızı duydu sizde duyun.Süt üretemiyoruz. Bu sene kuraklık var. Gel gör ki bölge milletvekilleri Başbakanın korkusundan bölgelerinde kuraklık olduğunu dahi saklıyorlar. Ak Parti cunta gibi . 2007 yem bitkileri destekleri ödenmedi..Bu sene yemde yok.Hükümet süt üreticisini, çiftçiyi gözden çıkarmış. Nasıl olsa onları hükümete taşıyacak yeşil kart sahibi 15 milyon kişi var.Gerisini boş ver. Çiftçi ve hayvancılık yapanlar oturup düşünmeli.10 yıl önce benim neyim vardı, bugün neyim var .Fark ortada. Kocaman borç yığını.” (Ferhat) 

Yumurtacılar kabuğunu kırdı, maliyetleri aşamadı…

Yumurta sektörü sorunlarını aşmak için birlikte hareket etmeyi öğrendi. Ülke genelinde 16 yumurta üretici birliği kuruldu. Bu birliklerin katılımı ile Yumurta Üreticileri Merkez Birliği oluşturuldu. Sektörde sağlanan bu birliktelikle tüketimin artması için tanıtım kampanyaları yapıldı. Başarılı da oldu. Hem iç piyasada tüketim arttı hem de ihracat.
Sektör kabuğunu kırıp gelişmeye, büyümeye başladığında bir tarafta Irak pazarında yaşanan sorunlar diğer tarafta yem maliyetlerindeki aşırı yükselme sektörü yeniden zorlamaya başladı. Üretim tehlikeye girdi.
Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin verilerine göre, 2007’de yumurtacıların kullandığı yemin maliyeti ton başına 491 YTL. Aynı dönemde  yumurtanın tanesi 93 kuruşa mal edilerek ortalama 112 kuruştan satılıyordu. Sektörde ortalama yüzde 20 karlılık vardı. Kar eden sektör yeni yatırım yapmaya, mevcut yatırımlarını büyütmeye başladı. 2007’de yumurta üretimi yüzde 27 artarak 10.5 milyar adete ulaştı.

Hayvancılık için son uyarı…

11

Hükümet göz göre göre hayvancılık sektörünü çöküşe sürüklüyor. En küçüğünden en büyük işletmeye, üreticiden sanayiciye, sektördeki herkesin karşı olduğu hayvan başına destek uygulamasından geri adım atılmıyor.
Okurlarımız bu konudaki endişelerini her gün dile getiriyor. Edirne Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aladağ, o okurlarımızdan biri. Aladağ’ın yazdıklarından herkesin ders çıkarması dileği ile özetleyerek paylaşıyoruz.
“Avrupa Birliği sürecinde ülkemiz tarım ve hayvancılık hususunda büyük bir çıkmazın içerisine sürüklenmektedir. Ülkemizde 11 milyon ton süt üretilmekteyken, bunun sadece dörtte biri kayıt altındadır. Bu da özellikle faturalı süt  üretimine son 4 yılda verilen  süt teşviğinden kaynaklanmıştır.
Hükümet sanayicinin baskısı ile süt tozu ithalatına sınırlama getirmeyerek ülkemizin süt üretimini riske sokmaktadır. Şu anda kilosu 4.50 YTL’ye ülkemize süt tozu giriyor. 10 litre sütten 1 kilogram süt tozu elde edildiği göz önüne alınırsa sanayiciye 1 litre süt 0.45YTL’ye mal olmaktadır. Bu şartlarda hayvan yetiştiricisinin sütünün para etmesi mümkün değil. Sanayici tabi ki haklıdır. 0.45YTL’ye bir litre sütü mal etmek varken neden daha fazlasını üretene versin ki. Buna rağmen sanayicimiz 53.5 Ykr’ye sütümüzü almaktadır. Burada tek suçlu olarak sanayiciyi hedef göstermenin onlara haksızlık olacağını düşünüyorum.

Tarım mı? Ne dediniz?

Gazi ERÇEL /Dünya Gazetesi

Deutsche Bank Baş Ekonomisti Prof. Dr. Norbert Walter, güçlü bir analizcidir. Türkiye’yi de iyi tanır. Geçenlerde bir söyleşisinde tarım sektöründe yaşanan son gelişmeleri yorumlarken, Avrupa Birliği’nin katılım müzakereleri sırasında Türkiye’ye karşı yeni bir bakış açısı geliştirmesi üzerinde durmuş. Tarımın ve gıda fiyatlarının önümüzdeki dönemlerdeki gelişmeleri dikkate alınarak bir karış toprağın bile kıymetleneceğini ve Türkiye’nin bu durumda öneminin artacağının altını çizmiş.
Bunun anlamı özetle şöyle: “Ey AB yöneticileri. Türkiye’nin AB’ye katılımı için öngördüğünüz tarımsal nüfusun yüzde 8’lere düşürülmesi politikanız yanlış. Tam tersine bu ülkenin tarım potansiyelinden yararlanalım. AB’nin gıda deposu ülkelerden birisi yapalım. Bunun için ise yeni bir strateji gerekir.”
Yukarıdaki gerçeğin bazı AB yöneticileri tarafından algılanmasının zaman alacağı kuşkusuz. Ancak gerek küresel ısınma, gerekse talebe bağlı artışlar nedeniyle gıda fiyatlarında gözlenen şokun uzun süreceği de kesin.
Böylesi bir fırsat
Bu aslında karşımıza çıkan bir mucize. Türkiye’nin önüne geçmişte de böyle beklenmedik olaylar çıkmış ve ülkenin kaderi etkilenmişti. Kore Savaşının bizi NATO’ya taşıması bunlardan birisi. Gıda fiyatları şoku da buna benziyor.
Geçen hafta Osman Aralat ve Rüştü Bozkurt ile birlikte Tokat’taydık. Turhal, Zile, Erbağa ve Niksar’da toplantılar yaptık. Bu çerçevede gezerken gördüğümüz Yeşilırmak’ın vadileri Kozova ve Kelkit havzalarının, Zile ovasının, Erbağ’a ve Niksar’ın bulunduğu bölgenin bize bahşedilmiş bir lütuf olduğunu düşündük. Sanki parmağınızı toprağa gömseniz, yeşillenip çıkacak gibi bir his geliyordu insana.
Ayrıca yapılan bilimsel araştırmalar özellikle bu bölgenin küresel ısınmadan en az etkilenecek yerlerden olduğuna işaret ediyordu.
Dünya Gazetesi yazarlarından ve tarım sektörünü en iyi bilenlerden birisi olan Ali Ekber Yıldırım’ın yazılarından öğrendiğimiz gerçeklerleri de buna eklediğimizde Türkiye’nin eline çok önemli bir fırsat geçtiği kesin. Bunu kullanabilir miyiz sorusunun yanıtı ise yine bizim izleyeceğimiz politikalara bağlı.

Çay üretimi tehlikede…

0

Erken bastıran sıcaklar yaş çay alım kampanyasının iki hafta önce başlamasına neden oldu. Çaykur, üreticiden çay alımına başladı. Ancak,fiyat henüz açıklanmadı.
Karadeniz’de özellikle de Rize, Giresun, Artvin ve Trabzon’da 200 bini aşkın çay üreticisi 2008 yaş çay alım fiyatlarının bir an önce açıklanmasını istiyor.
İyi bir fiyat beklentisi içinde olan çay üreticilerinin gözü 9 Mayıs’ta Rize’ye gidecek olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da. Bir dizi açılış gerçekleştirecek olan Başbakan Erdoğan’ın 2008 yaş çay alım fiyatını da açıklaması bekleniyor. Üreticiler, geçen yıl 64 kuruş açıklanan ve 9 kuruş ta destekleme primi verilen yaş çay alım fiyatının bu yıl en az 1 YTL olmasını istiyor. Bir çok üründe olduğu gibi çay öreticileri de gübre fiyatlarındaki artıştan şikayetçi. Çayda kullanılan özel gübrenin fiyatının bir yılda yüzde 100 arttığına dikkat çekiyorlar.
Nasıl bir fiyat politikası uygulanacağı, destekleme priminin ne kadar olacağı Başbakan’ın açıklamaları ile netlik kazanacak. Fakat çayda yaşanan sorunların, tek başına fiyat politikası ile çözülmesi mümkün değil. Çayda çözüm bekleyen bir çok sorun var.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bizi Takip Edin!

13,133TakipçilerBeğen
13,091TakipçilerTakip Et
79TakipçilerTakip Et
17,140TakipçilerTakip Et
91,504TakipçilerTakip Et
1,330AboneAbone Ol
- Advertisement -
Reklam Ver

Yazar Hakkında

Ali Ekber Yıldırım kimdir? Dünya Gazetesi'nde 30 yıldan beri gazetecilik yapıyor. Muhabir,haber müdürü ve İzmir Temsilcisi olarak çalıştı. Tarım konusunda uzmanlaştı ve 22 yıldır tarım yazıyor. Tarım,gıda,hayvancılık konularında ulusal ve yerel televizyonlarda sıklıkla görüşüne başvuruluyor.