Reklam Ver

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Örgütü(FAO) başta olmak üzere bir çok uluslararası kuruluş 5 yıldır her fırsatta “önümüzdeki 10 yılda dünyada gıda fiyatlarının artacağı” uyarısını yapıyor. Bu uyarıyı dikkate alan ülkeler var.tarım ve gıda politikalarını buna göre yönlendiriyor. Birde bu uyarıya hiç kulak asmayan ülkeler var. Bu ülkelerden birisi Türkiye.
Türkiye’nin “gıda fiyatları artacak” uyarısını dikkate almamasının iki nedeni var.
Birincisi Türkiye bırakın uzun vadeli orta vadeli bir tarım ve gıda politikasına sahip değil. Böyle bir alışkanlığı, kültürü yok. Ne zamanki sorun ortaya çıkarsa o zaman çözmeye çalışıyor.Öncesinde öngörmek veya tahmin etme anlayışı yok. Sağlıkta bile koruyucu önlemler yerine hep çok daha pahallı olan tedavi edici önlemler tercih ediliyor.
İkincisi, bu politikasızlığın, plansızlığın ve öngörüsüzlüğün sonucu olarak sorun ortaya çıktığında hemen ithalat akla geliyor. Yıllardır üreticiyi ithalatla terbiye etme, artan fiyatları ithalatla düşürme kolaycılığına gidiliyor. Daha bir kaç yıl önce kırmızı et fiyatındaki artışa, pirinçteki fiyat artışına ve geçen yıl samandaki fiyat artışına ithalatla çözüm aranmadı mı?
Bir kaç yıldan beri kendisini hissettiren son bir kaç ayda zirveye çıkan kuru fasulye fiyatını düşürmek için de akla gelen ilk çözüm gümrük vergisini düşürerek ithalat yapmak var. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker salı günü gazetecilerin sorularını yanıtlarken fasulyede gümrük vergi oranlarını düşürecek bir çalışma yapıldığını söyledi. Gümrük vergisinin düşürülmesi ile kuru fasulyenin fiyatı düşer mi?
Gümrük vergisinin sıfırlanması ile kuru fasulyenin fiyatı çok azda olsa düşebilir. Ama çözüm olmaz. Çünkü, kuru fasulye fiyatındaki artışın nedeni gümrük vergi oranı değil. Fasulyede gümrük vergi oranı yüzde 20. Bunu sıfırlasanız bile fiyata etkisi en çok 1 lira olur. Yani kalitesine göre kilosu 8 ile 14 lira arasında satılan fasulyenin fiyatını 1 lira aşağı çeker. Sorun üretimde. Üretimdeki sorun çözülmedikçe kuru fasulyede fiyat sorunu çözülemez.
Kaldı ki dünyanın en büyük fasulye üreticisi ülkelerde Hindistan,Çin,Arjantin’de de üretim az ve fiyatlar yüksek. Türkiye’nin ithalat yaptığı Kırgızistan,Arjantin ve Çin’de de sorun var. Fasulyeyi yüksek fiyattan alabilirsiniz. İthalatın bir amacı da içerde elinde fasulye olanlar varsa o stoku çözerek piyasaya girmesini sağlamak. Üreticide fasulye yok. Tüccar ve toptancılarda var. Onlar da dünyadaki tabloyu görüyor. Yeni sezona da aylar varken telaşlanarak elindeki ürünü piyasaya sürmez. Bu nedenle şu anda ithalat çözüm değil. Çözüm üretimi artırmak. Fakat üreticiler fasulye üretmek istemiyor. Onları üretmeye ikna edecek bir politika uygulamak gerekiyor.
Üreticiler neden fasulye üretmek istemiyor?
1- Girdi maliyetleri çok yüksek. Bu sadece fasulye için değil tüm tarım ürünleri için geçerli bir sorun. Mazot,gübre,ilaç,tohum gibi bir çok girdide dışa bağımlı olan Türkiye’de girdi fiyatları sürekli artarken çiftçinin ürettiği ürünün fiyatı aynı oranda artmıyor. Çiftçi para kazanamadığı için üretimden kaçıyor. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre 4 milyon hektar civarında sürülmeyen,ekim yapılmayan tarım arazisi var. Bu kadar çok tarım arazisi varken Türkiye kuru fasulyeyi bile ithal ediyorsa ve yükselen fiyatı ithalatla çözmeye çalışıyorsa uygulanan politikaların yanlışlığı için daha fazla söze gerek var mı?
2-Baklagiller üretiminden kaçış var. Nohut,fasulye,mercimek gibi bakliyat ürünlerine bakıldığında üretim alanlarında son 10 yılda yüzde 50’ye varan oranlarda daralma var. Bakliyat ürünlerindeki ortalama üretim son 10 yılda neredeyse yarı yarıya azaldı. Bundan 10 yıl önce 2 milyon ton bakliyat üretimi olan Türkiye şimdilerde 1 milyon ton seviyelerinde üretim yapıyor. Kuru fasulyede 2002 yılında 180 bin hektar alanda üretim yapılırken 2011’de 94 bin hektara kadar geriledi.Kuru fasulye üretimi 250 bin tondan 200 bin tonun altına düştü. Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerine göre 2013 üretimi 195 bin ton. Türkiye’nin tüketimi ise 250 bin ton civarında. Aradaki fark ithalatla karşılanıyor.2003 yılında 6 bin ton kuru fasulye ithal edilirken bugün 45-50 bin ton ithalat yapılıyor.
3-Destekler yetersiz.Devlet bakliyat ürünlerine 2008 yılından bu yana kilo başına prim desteği veriyor. Nohut,mercimek ve fasulyeye 2008’de ilk kez kilo başına 9 kuruş destek verildi. Ertesi yıl 1 kuruşluk artışla destek 10 kuruşa çıkarıldı. Üretim alanlarının ve üretimin azalmasına rağmen 5 yıldır bu destek artırılmadı.Hala 10 kuruş veriliyor. Destek üreticiyi üretmeye teşvik edecek düzeyde değil.
4- İşçilik maliyeti yüksek. Kuru fasulye üretimi diğer alternatif ürünlere göre maliyeti daha yüksek. Özellikle işçilik maliyeti üreticileri zorluyor. Nisan-Mayıs aylarında ekimi yapılan fasulye en az 8-10 defa sulanıyor.Gübre veriliyor. Hasadı ise işçiler tarafında elle toplanarak yapılıyor. Daha sonra patozla fasulye ve samanı ayrılıyor. Ayçiçeği,mısır gibi alternatif ürünlerde bu maliyet kısmen daha düşük.Ayrıca bakliyat ürünlerine alternatif olarak görülen ayçiçeği mısır gibi ürünlerde hem verim daha yüksek hem de devletin verdiği destek daha yüksek.
5-Üretici makinalı hasat yapılan ürünleri tercih ediyor.Tarımda uygulanan yanlış politikalar ve yüksek maliyetler nedeniyle üretici daha az zahmetli,alternatif ürünlere göre maliyeti düşük, insan işgücüne gereksinim duyulmayan ürünlere yöneldi. Bakliyat ürünleri yerine mısır,ayçiçeği,buğday gibi insan gücü gerektirmeyen ürünler ekiliyor. Bu gelecek açısından da bakliyat üretimi için büyük bir tehlike. İşçilik maliyeti düşürülmez ve üretici desteklenmezse gelecek yıllarda bakliyat ürünlerinde çok daha büyük sorunlar yaşanır.
6- Kaliteli ve verimli tohum yok. Devlet ve tohumculuk firmaları bakliyat ürünleri tohumu üretimine ilgisiz.Bu nedenle kaliteli ve verimli tohum bulmak zor. Fasulye de sertifikalı tohum hiç yok.Üretici kendi yetiştirdiği üründen tohumluk ayırıyor. Bu da yeterince verimli olmuyor.Devletin verdiği sertifikalı tohum desteği aynı zamanda sertifikalı tohum üretimini daha çok destekleyecek boyuta getirilmesi gerekiyor.
Bundan sonra ne olacak?
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in açıklamalarından da anlaşılacağı üzere tarımda 2014’te yaşanması muhtemel kuraklık herkesi endişelendiriyor. Geçmiş yıllardaki deneyimlere dayanarak söyleyebiliriz ki kuraklık en çok bakliyat ürünleri üretimini olumsuz etkileyecek. Özellikle 2007-2008’de yaşanan kuraklık nohut,fasulye,mercimek üretimini çok büyük oranda düşürdü. Bu yıl yaşanacak kuraklık zaten büyük bir tehdit altında olan bakliyat ürünlerini olumsuz etkileyecek ve Türkiye daha fazla dışa bağımlı hale gelecek. Böyle bir durumda fiyatları kontrol etmek daha zor olacak. Yapılması gereken orta ve uzun vadeli politikalarla dışa bağımlılığı azaltacak üretimi artıracak politikaların uygulanmasıdır.

Türkiye Bakliyat üretimi(ton)
Yıllar Nohut Kırmızı Mercimek Yeşil Mercimek Fasulye
1990 860.000 630.000 216.000 210.000
2004 620.000 480.000 60.000 250.000
2005 600.000 520.000 50.000 210.000
2006 551.746 580.000 42.326 195.970
2007 505.366 508.378 26.803 154.243
2008 518.026 106.361 24.827 154.630
2009 562.564 275.050 27.131 181.205
2010 530.634 422.000 25.400 212.758
2011 487.477 300.000 25.952 200.673
2012 518.000 410.000 28.000 200.000
2013 506.000 395.000 22.000 195.000

Kaynak: TÜİK

Türkiye Bakliyat ithalatı (ton)

Yıllar Kuru Fasulye Nohut Yeşil Mercimek Kırmızı Mercimek

2004 13.748 546 1.852 3.704
2005 37.497 646 8.004 56.276
2006 30.820 1.881 17.171 51.590
2007 36.726 5.178 19.756 11.222
2008 51.088 8.759 22.695 168.107
2009 53.273 4.404 16.967 124.501
2010 37.270 7.585 22.036 188.253
2011 32.818 8.450 18.885 290.663
2012 28.609 34.938 24.081 143.891
2013* 18.971 36.885 19.107 88.366

Kaynak: TUİK
*: 9 Aylık Veriler

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız