Torba Kanun ile tarımda 10 önemli düzenleme

Torba Kanun ile tarımda 10 önemli düzenleme

Bu makalede ele alınan konular hakkında hızlı bir genel bakış.

Torba Kanun ile tarımda 10 önemli düzenleme

02 Temmuz 2026

·

Ali Ekber Yıldırım

·

Köşe Yazısı

Güncelleme: Tem 2, 2026

Torba Kanun ile birçok kanunda değişiklik yapıldı. Çeltik ekim alanları, şekerpancarı üretimi, şeker fiyatı, hobi bahçeleri, ormancılık, tütün, alkol, veteriner hekimlik, Devlet su İşleri ve benzeri birçok konuda yapılan düzenlemelerden bazıları sorunlara çözüm getirmesi beklenirken bazılarının uygulanması zor görünüyor.

Tarım ve ormancılıkla ilgili yeni bir “Torba Kanun” yürürlüğe girdi. Resmi Gazete’nin 20 Haziran 2026 tarihli sayısında yayımlanan Torba Kanun ile birçok kanunda değişiklik yapıldı. Çeltik ekim alanları, şekerpancarı üretimi, şeker fiyatı, hobi bahçeleri, ormancılık, tütün, alkol, veteriner hekimlik, Devlet su İşleri ve benzeri birçok konuda yapılan düzenlemelerden bazıları sorunlara çözüm getirmesi beklenirken bazılarının uygulanması zor görünüyor. Bunun en somut örneği hobi bahçeleri. Hobi bahçeleri ile ilgili yapılan düzenleme sorunu çözmek bir yana daha da büyütecek gibi görünüyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde tarımla ilgili çok sayıda kanun çıkarıldı ama belki de bu kanunlardan daha fazla torba kanun çıkarıldı. Önce yasa çıkarılıyor ama eksiklikler, yanlışlar torba kanun ile düzeltilmeye çalışılıyor. Daha da önemlisi çıkarılan yasalar tam olarak uygulanmıyor.

Bu konuda en çok verilen örneklerden birisi, 26 Nisan 2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Tarım Kanunu’nun, “Tarımsal desteklemelerin finansmanı” başlıklı 21. Maddesi. “Tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz.” hükmüne rağmen 20 yıldır bu madde uygulanmıyor.

Torba Kanun ile yapılan düzenlemeler şöyle:

1- Şekerpancarı üretimi ve şeker fiyatında yeni kurallar geldi

Torba kanun ile yapılan en önemli değişikliklerden birisi şeker pancarı üretimi ve şeker fiyatları ile ilgili yapılan düzenleme oldu. Şeker pancarı ekim alanı 2027 üretim yılı itibariyle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenecek. Kanunda ekim alanı ile ilgili düzenlemeye göre, şirketlerin veya fabrikaların şekerin hammaddesi olan şeker pancarını, üreticilerle sözleşme yapmak suretiyle temin ettiği, üretim sınırları bakanlıkça belirlenecek.

Ayrıca şeker pancarı ve şeker fiyatının da devlet tarafından değil sektör tarafından belirlenmesi konusunda düzenleme yapıldı. Torba Kanun ile, 4634 sayılı Şeker Kanunun 5. Maddesindeki değişiklikler şöyle:

“Şeker pancarı fiyatları her yıl, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile üreticiler ve/veya temsilcileri arasında varılan mutabakata göre belirlenir. Şeker fabrikaları, üreticilerce teslim edilen şeker pancarındaki fire tespiti ile bedele esas polarizasyon değerinin belirlenmesi amacıyla yapılacak numune alma ve analiz işlemleri sırasında; üreticileri temsilen mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odasından bir gözlemcinin hazır bulunmasına olanak sağlamakla, mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odası ise talep edilmesi hâlinde bir gözlemci görevlendirmekle yükümlüdür.

Sözleşmesiz üretim yapılamayacak

Sözleşme yapılmadan şeker pancarı ekilemez. Buna aykırı hareket edenlerin takip ve kontrolü Bakanlıkça yapılır. Şirketler şeker pancarını bakanlıkça belirlenen ekim alanlarından üreticilerle sözleşme yaparak temin ederler. Bakanlık gerekli görmesi durumunda şirketlerin ekim alanlarını yeniden belirler.

Şeker üretiminde kullanılan diğer hammaddeler ise şirketler tarafından üreticiler ve/veya piyasadan temin edilir. Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Bakanlığın izni ve denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler ya da ihtiyacından fazla şeker pancarı üretimi yapabilen şirketlerden Bakanlık tarafından belirlenecek esaslara göre şeker pancarı satın alabilirler. Bakanlık, şeker pancarının ekiminden fabrikalara teslimine kadar olan tüm süreci denetler, bu görevini yerine getirirken gerektiğinde kolluk kuvvetlerinden yardım alır.

Şeker fiyatını fabrikalar belirleyecek

Şeker satış fiyatları, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından serbestçe belirlenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Şeker Kanunun 11’ inci maddesinin altıncı fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Sözleşme yapılmadan şeker pancarı eken gerçek ve tüzel kişilere, tespitin yapıldığı ekim alanından üretilecek şeker pancarı için, tespitin yapıldığı pazarlama yılında kamu fabrikaları tarafından belirlenen yüzde 16 polar şeker ihtiva eden firesi düşürülmüş A kotası şeker pancarı baz alım fiyatı üzerinden hesaplanacak tutar kadar bakanlıkça idari para cezası verilir.

Şirketlerin kendi ekim alanları dışından bakanlığın izni olmaksızın şeker pancarı temin etmeleri halinde, Bakanlıkça, şirketlere cari pazarlama yılı için tahsis edilen A kotası miktarının cari pazarlama yılı başındaki A kotası şeker satış fiyatı ülke ortalaması üzerinden hesaplanacak tutarının yüzde 2’si oranında idari para cezası verilir.”

Kota dışı ekimde çiftçi de ceza ödeyecek

Yapılan düzenleme ile daha önce kota dışı ekim yapıldığında pancarı ektiren, satın alan fabrikalara ceza verilirken bu yeni düzenleme ile pancar eken çiftçiye de ceza verilecek. Kotasız üretimde üretici de büyük ceza ödeyecek.
Şeker fiyatlarının belirlenmesinde yapılan düzenleme ile fabrikalara fiyat belirleme yetkisi verilse de, ki daha önce de vardı. Sektör temsilcilerine göre, Türk Şeker’in yani devletin belirlediği fiyatın dışında bir fiyatın uygulanamayacağını ifade ediyor. Enflasyon artmasın diye, şeker fiyatlarını düşük belirleyen Türk Şeker, diğer fabrikaların da zarar etmesine neden oluyor.

Sektör temsilcilerine göre, toplam 32 şeker fabrikasının üretim kapasitesi ülke ihtiyacının çok üzerinde. Bazı fabrikaların teknolojisi çok eski ve verimsiz çalışıyor. Bu konuda mutlaka bir düzenleme yapılmalı. Savaştaki Rusya ve Ukrayna bunu gerçekleştirdi. Türkiye’nin de teknolojiyi yenileyerek fabrika sayısını azaltarak şekerde verimliliği artırması gerekir.

2- Hobi bahçeleri sorununa bir düğüm daha atıldı

Torba kanun ile hobi bahçeleri konusunda üç önemli düzenleme yapıldı. Birincisi; hobi bahçelerine elektrik, su ve doğal gaz bağlanmaması. İkincisi, tarım alanlarını bozdukları için metrekare başına 10 lira olan cezanın 2 bin 500 liraya çıkarılması ve üçüncü olarak da hobi bahçeleri amacıyla kurulan kooperatiflerin arazi alımları tarım ve Orman Bakanlığı iznine bağlandı.

Hobi bahçelerine su,doğaldaz ve elektrik bağlanmaması ile ilgili kanundaki madde şöyle: “Bu Kanun uyarınca izin alınmadan yapılmış her türlü yapı ve tesise, ilgili idareler, kurum ve kuruluşlar tarafından elektrik, su ve doğal gaz bağlantısı ve abonelikleri tesis edilmez. Bu fıkraya aykırı davranan idare, kurum ve kuruluşlara her abone başına 100 bin Türk lirası idari para cezası verilir. İdari para cezasının tebliğinden itibaren aboneliğin 30 gün içerisinde iptal edilmemesi halinde aboneliğin devam ettiği her ay için ayrıca 100 bin Türk lirası idari para cezası verilir.”

Sadece hobi bahçeleri değil, tarımsal üretim yapan çiftçi, izin almadan tarlasına bir kulübe, depo ve benzeri yapı yaptıysa yine bu madde uygulanacak. Tarımsal üretim yaparken malzemesini, ürününü, tohumunu, ilacını koyacağı basit bir yapı yapanlar hobi bahçeleri nedeniyle kendilerinin de zor durumda kaldığını ifade ediyor.

Torba kanundaki bu düzenleme ile hükümet, Tarım ve Orman Bakanlığı, hobi bahçeleri ve izin alınmadan yapılan diğer tüm kaçak yapılarla ilgili sorumluluğu kendi üzerinden yerel yönetimlere yani belediyelerle, elektrik ve doğal gaz dağıtım şirketlerine atıyor. Buna göre, bu kaçak yapılara elektrik, su ve doğal gaz bağlayan kurumlara, kuruluşlara abone başına 100 bin lira ceza kesilecek. Bu cezanın tebliğinden itibaren abonelik 30 gün içerisinde iptal edilmezse her ay için ayrıca 100 bin lira idari para cezası kesilecek.

Yapılan bir başka düzenleme ile tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı kapsamında tarım arazisini bozanlara daha önce metrekare başına 10 lira olan para cezası 2 bin 500 liraya çıkarıldı. Bu düzenleme de hobi bahçelerini kapsıyor.

Torba kanun, tarım arazilerine izinsiz, kaçak olarak yapılan yapılar için elektrik, su, doğalgaz aboneliklerinin yapılmamasını, mevcut aboneliklerin iptal edilmesini öngörüyor. Bu konuda ağır cezalar getirildi. Bunu uygulamak mümkün mü? Tarım ve Orman Bakanlığı çıkardığı yasayı uygulamayarak kendisinin neden olduğu bir sorunu yerel yönetimler, elektrik ve doğalgaz şirketleri üzerinden çözmeye çalışıyor. Bu düzenleme ile hobi bahçeleri sorununa bir düğüm daha atılmış oldu.

4- Çeltik ekiminde sınırlar yeniden belirendi

Çeltik Ekimi Kanunu’nda yapılan değişiklikle, çeltik tarlaları, il ve ilçe merkezlerine imar sınırından itibaren 500 metre, köy ve mahallelerde ise 50 metre uzaklıkta bulunabilecek. Torba kanunda çeltik ile ilgili düzenleme şöyle: ”Çeltik tarlaları, il ve ilçe merkezlerine imar sınırından itibaren 500 metre, köy ve mahallelerde ise 50 metre uzaklıkta bulunabilir. Uzaklıklar, köy ve mahallelerde en kenar evin dış çevresiyle çeltik ekilen yerlerin en yakın noktasının arası ölçülerek tayin olunur.”

Tarım ve Orman Bakanlığı’na göre 20 bin çeltik üreticisini ilgilendiren bu düzenleme ile çeltik ekim alanları genişletilmiş oldu. Düzenleme ile il bazında 1000 metrelik mesafe sınırı 500 metreye düşürüldü. İlçelerde ise 500 metrelik mesafe korundu. Büyükşehir Yasası ile köyler mahalle yapılınca 500 metreye çıkan ekim sınırı, yasaya mahalle deyimi eklenerek yeniden 50 metreye çekildi. Bakanlığa göre, Büyükşehir Yasası nedeniyle üretim alanı daralan 7 bin 500 çeltik üreticisinin sorunu çözülmüş oldu.

4- Canlı hayvan sevkinde eksik belgeye büyük ceza

Canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin sevkleri ile ilgili yapılan düzenlemeye göre, bakanlıkça belirlenen belgeleri bulundurmayan canlı hayvan ve hayvansal ürün sahiplerine sığır cinsi hayvanlar için hayvan başına 7 bin 863 lira, koyun ve keçi türü hayvanlar için hayvan başına 1204 lira, diğer hayvan türleri ve hayvansal ürünler için araç başına 26 bin 360 lira, ayrıca nakil vasıtası sahiplerine 26 bin 360 lira, bakanlıkça izin verilen yerler dışında hayvan satışı yapanlara 26 bin 360 lira idarî para cezası verilecek.

Belgesiz nakledilen hayvanların, bakanlıkça belirlenen korunmuş bölgeler hariç olmak koşulu ile nakil esnasında yakalanması durumunda, sahibinin bilgisi dâhilinde karantina altına alınacak. Korunmuş bölgeler ve karantina ile ilgili hususlar bakanlıkça belirlenecek. Bu önlemler, insan, bitki ve hayvan sağlığı ile çevre için doğrudan ya da dolaylı herhangi bir olumsuz etkiye sebep olmayacak şekilde uygulanacak. Bu iş ve işlemler için yapılacak tüm masraflar sahibi tarafından karşılanacak. Kesim, imha ve itlaf hâlinde Bakanlıkça herhangi bir tazminat ödenmeyecek. Canlı hayvan sevklerinde bakanlıkça belirlenen kurallara göre yol kontrol ve denetim noktalarına girmeyen nakil vasıtası sahiplerine araç başı 26 bin 360 lira, hayvan sahiplerine132 bin 800 lira idarî para cezası verilecek.

5- Hayvan hastalıkları ve tazminat ödemeleri düzenlendi

Torba Kanun ile 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 5.maddesinde yapılan değişiklikle hayvan hastalıkları ve ödenecek tazminat ile ilgili düzenleme yapıldı. Düzenleme özetle şöyle:

“Hayvanlarda herhangi bir tazminatlı hastalık tespit edilmesi sonucu resmî veteriner hekim veya yetkilendirilmiş veteriner hekim gözetiminde mecburî kesime tâbi tutulan, itlaf edilen veya kesimhanelerde tespit edilen tazminatlı hastalıkları nedeniyle imha edilen hayvanlar ile bu hastalıklar nedeniyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemelerin bedelleri, imha, imha yerine nakliye ve dezenfeksiyon masrafları Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen oranlarda Bakanlık tarafından sahiplerine tazminat olarak ödenir. Bakanlık bütçe imkânları, hastalıklarla ilgili bilimsel veriler ile eradikasyon ve kontrol programlarına göre, tazminatlı hastalıklar ile bu hastalıklar nedeniyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemelerden hangilerine tazminat ödemesi yapacağını, ödeme yapılacak yerleri ve uygulama zamanını belirler.”

TemmuzX2026Xkapak - Torba Kanun ile tarımda 10 önemli düzenleme

“Bakanlıkça belirlenen usullere göre kayıt altına alınmamış hayvanlar, fiilî ithalat işlemleri tamamlanmamış hayvanlar, sahipleri tarafından hasta oldukları Bakanlıkça belirlenen usullere göre bildirilmeyen veya hasta olduğu bilinerek satın alındığı tespit edilen hayvanlar, son sahibine Bakanlıkça belirlenen belgeler bulunmaksızın nakledilen hayvanlar, kamu kurum ve kuruluşlarına ait hayvanlar, Bakanlıkça belirlenen hastalıklarda hastalık sebebiyle uygulanan kontrol tedbirleri kaldırıldıktan sonra hastalığa göre belirlenen süre içerisinde aynı hayvancılık işletmesinde aynı hastalığın tespit edilmesi sebebiyle kestirilen veya itlaf edilen hayvanlar ile bu fıkrada belirtilen hayvanlarda tespit edilen tazminatlı hastalıklar sebebiyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemeler için tazminat ödenmez.”

6- Orman Kanunu değişikliği ile “karbon yutak ormanları” kurulacak

Torba Kanun ile ormancılık alanında çok önemli değişiklikler yapıldı. Değişiklikle 3 milyon yurttaşın tapu sorununa çözüm getirilirken Orman Kanunu’na eklenen Ek 21.Madde ile karbon yutak ormanları kurulmasının önü açıldı.

Yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilirken bazı sivil toplum kuruluşları yutak ormanları kurulması adı altında ormanların özel sektöre açılacağını belirterek tepki göstermişti. Bu tepkilere rağmen Orman Genel Müdürlüğü tarafından, küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak ve ormanların sera gazı tutum kapasitesini artırmak için karbon yutak ormanları kurulmasına olanak verecek düzenleme yasalaştı.

6831 sayılı Orman Kanununa eklenen Ek madde 21 şöyle: “Küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak ve ormanların sera gazı tutum kapasitesini artırmak maksadıyla Orman Genel Müdürlüğü karbon yutak ormanları kurar, bedel almak suretiyle kurdurur veya kurulmuş ormanların tesis maliyetinden az olmamak ve karbon piyasası rayiç bedeli tahsil edilmek kaydıyla tahsis eder, yönetir ve işletir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve esaslar İklim Değişikliği Başkanlığının görüşü alınarak yönetmelikle düzenlenir.”

Karbon yutak ormanları tartışma yaratacak

Türkiye Ormancılar Derneği’nden tasarı Meclis’te görüşülürken yapılan açıklamada, “karbon yutak ormanı” adı altında mevcut ormanların özel sektöre tahsisinin önünün açılacağı ifade edilmişti. Düzenleme ile “hazır ormanların düşük bedellerle şirketlere devri” nin öngörüldüğü iddia edilen açıklamada, mevcut mevzuatta karbon yutak alanı oluşturulmasının önünde bir engel bulunmadığı, yeni düzenlemenin gereksiz olduğu, karbon ticareti açısından önerilen modelin de gerçekçi olmadığı belirtilmişti. Düzenlemeyle kesinleşmiş orman kadastrosunun yok sayılmasının öngörüldüğü ifade edilen açıklamada, bu kapsamda yaklaşık 129 bin hektar orman alanının kaybedilebileceği, bunun “Türkiye ormancılık tarihinde eşi görülmemiş bir geri gidiş” olduğu vurgulanmıştı. Açıklamada ayrıca, yeniden 2/B uygulamasının önünü açan düzenlemeyle geçmiş kadastro çalışmalarının ve yargı kararlarının işlevsiz hale getirileceği ifade edilmişti.

Açıklamada, şu değerlendirmelere yer verilmişti:”Türkiye Ormancılar Derneği olarak açıkça ifade ediyoruz ki bu maddeler ormanlarımızı korumak değil, orman alanlarını sermayeye devretmek amacı taşımaktadır.”

Karbon azatlım hedefine katkı sağlayacak

Tarım ve Orman Bakanlığı ise yasa kabul edildikten sonra yaptığı açıklamada Orman Kanunu’na Ek Madde 21’in eklenmesiyle “karbon yutak ormanları” kurulmasının önünün açıldığını belirterek şu bilgileri paylaştı: “İklim değişikliğine karşı ormanlarımızı daha da güçlendiriyor, geleceğimize nefes oluyoruz. Yeni düzenleme ile ormanlarımızın iklim değişikliğine karşı daha güçlü hale getirilmesi amaçlanıyor. Bunun için de; 2053 net sıfır emisyon hedefi ve ulusal kalkınma öncelikleri kapsamında, sera gazı emisyon azaltımını destekleyen, iklim değişikliğine uyum ve azaltım kapasitesini artıran “Karbon Yutak Ormanları” nın kurulmasının önü açılıyor. Karbon yutak ormanları ile atmosferdeki karbonu tutarak ülkemizin karbon azaltım hedeflerine katkı sağlanacak; bu sayede karbon piyasaları, iklim finansmanı ve yeşil ekonomi alanlarında yeni ekonomik fırsatlar oluşacak. Aynı zamanda verimli orman alanlarının artması; odun dışı orman ürünleri, ekoturizm, kırsal kalkınma ve sürdürülebilir üretim yoluyla ülke ekonomisine uzun vadeli maddi katkı sunması hedefleniyor.”

Orman alanındaki kadastro düzenlemesi 3 milyon kişiyi ilgilendiriyor

Orman Kanunu’nda yapılan başka bir değişiklikle kadastro konusunda önemli düzenlemeler yapıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada 3 milyon vatandaşın tapu sorununun çözüldüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “ Devlet ormanı sınırları içinde kalan ancak özel mülkiyet olan taşınmazlarda mevcut tapu kayıtlarını geçerli kabul ediyor, iptal edilen tapuların iadesini sağlıyoruz. Orman Kanunu’na Ek Madde 22’nin eklenmesiyle; yıllar içinde farklı kanunlar ve kurumların uygulamaları sonucunda, Devlet ormanı sınırları içinde kalan ancak özel mülkiyet olan taşınmazların, mevcut tapu kayıtları geçerli kabul edilecek, tapusu bu kapsamda iptal edilenlerin de iadesi sağlanacak. Uzun süredir devam eden kadastro kaynaklı bu belirsizliklerin giderilmesiyle, 80 bin taşınmazla ilgili yaklaşık 3 milyon vatandaşımızın mülkiyet ve kayıt işlemlerinde yaşadığı sorunlar çözüme kavuşturulmuş oluyor. Uzun süredir devam eden tapu ve kadastro belirsizlikleri tarih oluyor. Artık mülkiyet işlemleriniz çok daha hızlı, net ve güvenli bir yapıya kavuşuyor.”

7- Alkollü içki reklam ve tanıtımına yeni düzenleme

Torba Kanun ile 4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nda değişiklik yapılarak, alkollü içkilerde “çağrışım” veya “etkinlik desteği” adı altındaki gizli reklamlar tamamen engelleniyor.

Kanunda yer aldığı şekliyle bu konudaki değişiklik şöyle: “Alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanlar, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe veya her tür mecrada yapılacak yayın ve paylaşımlara ticaret unvanları ile ürünlerinin marka, amblem, logoları ile ürünlerin arz ambalajında yer alan ifade, şekil, isim, işaret ve görselleri kullanarak destek olamazlar.

Alkollü içkilerin veya alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayan firmaların isim, marka, logo, amblemleri ile arz ambalajında yer alan ifade, şekil, isim, işaret ve görseller iş yerlerinin içinde, dışında, vitrinlerinde, satış ünitelerinde ve hiçbir etkinlik alanında bulundurulamaz.

Fermente alkollü içki markası, distile alkollü içki markası olarak; distile alkollü içki markası, fermente alkollü içki markası olarak kullanılamaz.”

Tarım ve Orman Bakanlığı’na göre, bu düzenleme ile aynı zamanda yaygın olarak tüketilen ve düşük alkol içeren fermente alkollü içkilerin marka bilinirliğinden faydalanılarak, yüksek alkollü içki grubu olan distile alkollü içki ürünlerinde söz konusu markalar kullanılarak tüketicilerin özellikle gençlerin yüksek alkollü içki tüketimine teşvik edilmesinin engellenmesi amaçlanıyor.

8- Tütün ve mamullerinin izinsiz satışına ağır ceza

Kanunla, 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanunda yapılan değişiklikle, tütün, tütün mamulü, makaron, sigara filtresi, yaprak sigara kağıdı, alkol ve alkollü içkiler sektöründe kanunda belirtilen kişiler dışında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler tarafından uyulmadığının tespiti halinde, 15 günden az olmamak üzere eksikliğin giderilmesi için uygun süre verilerek veya aykırılığın tekrarlanmaması için yazılı olarak uyarılacak. Verilen süre içinde eksikliğin giderilmemesi veya aykırı fiilin ilk fiilin işlenmesinden sonraki 5 yıl içinde ikinci kez işlenmesi halinde, 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek. Aykırı fiilin aynı süre içinde üçüncü kez işlenmesi halinde faaliyet türüne ilişkin belgeler iptal edilecek. Satış belgesi iptal edilen satıcılar, satış belgesi iptaline konu işyeri için iki yıl süreyle yeni belge başvurusunda bulunamayacak.

9-Devlet Su İşleri Kanunu’nda önemli değişiklikler yapıldı

Torba Kanun ile 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun’da da bazı değişiklikler yapıldı. En dikkat çekici olan değişiklik hidroelektrik enerji üretim tesisleri ile ilgili. Hidroelektrik üretim tesisilerinin, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından belirlenen işletme talimat ve programına uymaması veya eksiklikleri gidermemesi halinde, şirkete toplam ceza tutarı 250 bin liradan az, 5 milyon liradan çok olmamak üzere, tesisin hidrolik kurulu gücüne bağlı olarak megavat başına 50 bin lira ile 100 bin lira arasında idari para cezası uygulanacak.

DSİ Kanunu’na eklenen ek 16.Madde şöyle: “ 6446 sayılı Kanun kapsamındaki hidroelektrik enerji üretim tesislerinde veya tesisten kaynaklı olarak memba veya mansapta can ve mal emniyeti açısından risk oluşturan durumların tespit edilmesi halinde üretim lisansı sahibi şirkete ihtarda bulunulur ve gerekli önlemlerin alınması için süre verilir. Verilen süre içerisinde şirket tarafından gerekli önlemlerin alınmaması halinde, tesiste enerji üretimine yönelik su kullanımı durdurulur ve ilave süre verilir. İlave süre içerisinde de şirket tarafından gerekli önlemlerin alınmaması halinde şirketle imzalanan su kullanım hakkı anlaşması derhal feshedilir. Ayrıca, mahalli mülki idari amir kararıyla, risk oluşturan durumlar ortadan kaldırtılır. Bu hususta yapılan masraflar ilgili şirketten tahsil edilir.

6446 sayılı Kanun kapsamındaki hidroelektrik enerji üretim tesislerinde DSİ tarafından belirlenen işletme talimat ve programına, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından dengeleme güç piyasası kapsamında verilen talimatlara göre yapılan işletme halleri hariç olmak üzere uyulmadığının veya hidroelektrik üretim tesisinin DSİ sorumluluk sahasında bulunan bölümlerinin DSİ tarafından yapılan ya da yaptırılan denetim ve yıllık muayenelerinde eksiklikler olduğunun tespit edilmesi üzerine şirkete ihtarda bulunularak işletme talimatına ve programına uygun hareket etmesi veya eksikliklerin giderilmesi için süre verilir. Verilen süre içerisinde şirketin, DSİ tarafından belirlenen işletme talimat ve programına uymaması veya tespit edilen eksiklikleri gidermemesi halinde şirkete toplam ceza tutarı 250 bin liradan az, 5 milyon liradan çok olmamak üzere, ihmal niteliği, kusur, neticenin ağırlığı dikkate alınarak, tesisin hidrolik kurulu gücüne (MWm) bağlı olarak megavat başına, 50 bin lira ile 100 bin lira arasında idari para cezası uygulanır. İdari para cezasının uygulanmasından itibaren en geç 3 ayın sonunda ihtar edilen hususların yerine getirilmemesi halinde, ceza tutarının alt ve üst sınır değerleri iki katına çıkarılmak üzere, para cezası önceki cezanın iki katı olarak uygulanır. Bu durumda ihtar edilen hususların yerine getirilmesi için şirkete üç aydan fazla olmamak üzere ek süre verilir. Verilen süre içerisinde ihtar edilen hususların yerine getirilmemesi halinde DSİ tarafından su kullanım hakkı anlaşması feshedilir.

Bu maddede belirtilen idari para cezasını gerektiren hallerin, idari para cezasının uygulandığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde tekrarı halinde ceza tutarı ile alt ve üst sınır değerleri iki katı olarak uygulanır.”

Su kayıp ve kaçakta yerel yönetimler sorumlu olacak

6200 sayılı Kanuna eklenen ek madde 17 ile su kayıp ve kaçakları ile ilgili yerel yönetimlere sorumluluk veren şu düzenleme yapıldı: İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları, köy tüzel kişilikleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşları; su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumlulukları dâhilinde gereken koruyucu güvenlik tedbirlerini alır ve bu konuda DSİ’yi bilgilendirir.

DSİ tarafından inşa edilen tesislerin bulunduğu yerin kısmen ya da tamamen imar planı kapsamına alınması veya herhangi bir sebeple meskûn mahal sınırları içerisinde kalması durumunda DSİ tarafından belirlenen koruyucu güvenlik tedbirleri ilgili belediye veya il özel idaresi tarafından alınır.

Su yapıları ile ilgili ya da su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirilen çalışmalarında kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması için DSİ tarafından belirlenen koruyucu güvenlik tedbirleri çalışmayı gerçekleştiren kamu kurum ve kuruluşu tarafından alınır.

Mülkiyeti DSİ’ye ait olan su yapıları ile servis yolları ve diğer unsurları amacı dışında kullanılamaz. Bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde koruyucu güvenlik tedbirleri, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınır. Amaç dışı kullanımdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşları sorumludur.

Su yapılarına ait servis yolları ilgili idaresince devralınmadığı müddetçe genel ulaşım maksatlı kullanılamaz. Su yapılarına ait servis yollarının, genel ulaşıma açılması talebi olması ve DSİ’nin uygun görmesi halinde, işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu ilgili kuruma devredilir.”

DSİ taşınmazlarına satış yolu açıldı

Devlet Su işleri kanunu’nda yapılan bir başka değişiklik ise taşınmazların satışı ile ilgili. Bu konudaki düzenleme şöyle: “ DSİ’ye ait olan taşınmaz mallar, hisse oranı yüzde 40’ı ve hisse miktarı uygulama imar planı sınırları içinde 400 metrekareyi, dışında ise 4 bin metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulunan hissedarlarına rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir.

DSİ mülkiyetinde olan yerlerin kiralanması ve satışı ihalelerinde isteklilerden, satışta tahmin edilen satış bedelinin, kiraya vermede tahmin edilen bir yıllık kira bedelinin yüzde 3’ünden az olmamak üzere yüzde 30’una kadar geçici teminat alınır.”

10- Veteriner hekimlik mesleğinin etik ve disiplin kuralları yeniden belirlendi

Anayasa Mahkemesi 22 Mart 2023 tarihinde aldığı karar ile 6343 sayılı Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun’un disiplin hükümlerine ilişkin düzenlemelerinin iptal etmişti. O tarihten bu yana ortaya çıkan hukuki boşluk nihayet bu yasa ile giderildi.

6343 sayılı Kanunun 41. ve 55. maddelerinde yapılan değişikliklerle; veteriner hekimlik mesleğinin etik ve disiplin yapısı yeniden açık bir yasal zemine kavuşturuldu. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi yaptığı açıklamada : “Disiplin süreçlerinde hukuki güvenlik ve öngörülebilirliğin sağlanması, belirlilik ilkesinin teminat altına alınması ve hukuk devleti ilkesinin gereklerinin yerine getirilmesi yönünde önemli bir adım atılmıştır.” Bilgisine yer verildi.

Açıklamada üç yılı aşkın süredir veterinerlik mesleği açısından önemli bir eksiklik oluşturan disiplin hükümlerinin yeniden yasal güvenceye kavuşturulmuş olmasına dikkat çekilerek şu bilgilere yer verildi: “Bu düzenleme, kurumsal işleyişinin güçlendirilmesi, mesleki etik değerlerin korunması ve kamu yararının gözetilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, söz konusu düzenlemeleri mesleğimizin saygınlığının korunması, meslek mensuplarının hak ve sorumluluklarının hukuki çerçevede daha güçlü şekilde güvence altına alınması ve kurumsal yapımızın sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından önemli bir kazanım olarak değerlendiriyoruz.”

Doğayı merkeze alan düzenlemeler tarımsal yapıyı güçlendirecek

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun(Torba Kanun ile ilgili yaptığı değerlendirmede; kanunlarda yapılan değişikliklerle, tarım sektörünün yapısal dinamiklerini daha da güçlendirdiklerini, doğayı merkeze alan yeniliklerle, Türkiye’nin yarınlarına kalıcı bir miras bıraktıklarına dikkat çekti. Yumaklı: “Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, tarımsal potansiyelimizi en üst seviyeye taşıyacak stratejik adımlarımızı hukuki bir güvenceyle taçlandırırken, sektörümüzü küresel vizyonumuzla uyumlu, sürdürülebilir ve çok daha dinamik bir yapıya kavuşturuyoruz.” dedi.

Özetle, Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yukarıda da okuduğunuz üzere çok önemli değişiklikler yapıldı. Kanun çıkarmak, düzenleme yapmak elbette önemli. Daha da önemli olan bu kanunların uygulanması. Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi tarımda da kanunların çıkarılmasında bir sorun yok, sorun uygulamada. Çıkarılan kanunlar çoğu zaman uygulanmıyor.

Bu makale ile ilgili yapılan yorumlar

En Son Yayınlanan Makaleler