Bu makalede ele alınan konular hakkında hızlı bir genel bakış.

Kırklareli Yayla Bolluk, Bereket, Hasat ve Bağ Bozumu Şenlikleri

Son güncelleme Şub 23, 2024

Türkiye’de gitmediğim çok az il kaldı. Bunlardan birisi de Kırklareli’ydi. […]

Türkiye’de gitmediğim çok az il kaldı. Bunlardan birisi de Kırklareli’ydi. Pandemi nedeniyle ara verilen ve bu yıl 14.sü düzenlenen Kırklareli Yayla Bolluk, Bereket, Hasat ve Bağbozumu Şenlikleri 9-11 Eylül tarihlerinde yapıldı. Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu ve Kent Konseyi Başkanı Yasemin Ertaş davet edince hafta sonu Kırklareli’ne gittim. Çok sayıda söyleşi, panel, etkinlik yapıldı.

Cumartesi günü(10 Eylül) Kerem Topluoğlu’nun moderatörlüğünde “Tarım ve Hayvancılık/Türkiye Tarımla Kalkınır mı? Yeni Tarım Düzeni” başlıklı panelde sevgili Sencer Solakoğlu ile birlikte konuşmacı olarak görüşlerimizi paylaştık. Katılımcıların sorularından, katkılarından ve sonrasında sohbetlerimizde önemli bilgiler aldık.

Pazar günü Akören Köyü’nde Çamlıca Bağları’nda bağ bozumu şenliğine katıldıktan sonra Istranca dağlarının zirvesine çıkarak Kırklareli’ni kuşbakışı gözlemledik.

Bir zamanlar bağcılıkta, üzüm üretimi ve şarap yapımında “altın çağ” yaşayan Kırklareli’nde uzun yıllar sonra bağcılığa yeniden dönüş var. Bu konuda öncü isimlerden birisi de Mustafa Çamlıca. Bağcılık, şarap üretimi ve bölgedeki tarımsal üretimi tehdit eden madencilik, taş, kil, kireç ocaklarını yarın ayrıntılı olarak yazacağım.

Mutlu insanlar ve tarım kenti

Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun deyimi ile, Kırklareli, mübadele kenti. Önemli bir tarım kenti. Aynı zamanda “mutlu insanlar” kenti. Sokakta gezerken insanların yüzlerinin güldüğüne tanık oluyorsunuz.

Etkinliklerin merkezi olan Yayla Meydanı’nda açılan standlarda üreticiler ürünlerini sergiledi. Mini bir fuara dönüşen meydandaki standlar Trakya’nın bereketini, bolluğunu yansıtıyordu.

Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu milletvekilliğinden sonra bağımsız olarak girdiği belediye başkanlığı seçimini kazandıktan sonra önemli çalışmalar yapmış. Tarımsal üretime önemli destekler sağlıyor. Kırklareli’nin ekonomik sosyal yapısını iyi bilen Kesimoğlu, belediye olarak planlama yaparken buna özen gösterdiklerini anlattı.

Bolluğun, bereketin, hasadın sevincini bu şenliklerle hep birlikte yaşadıklarını anlatan Kesimoğlu: “Bağcılık bitmeye yüz tutmuştu, bunu yeniden ihya edip taşıyanlara destek olmaya çalışıyoruz. Dalından kopartılan üzüm bir maceraya doğru yola çıkıyor. Birileri dur demezse sirkeye dönüşüyor. Dur bakalım diyenler var. Üreticiler. Herkesin üzümün yolculuğunu bilmesi lazım.” diyerek bağcılığın, tarımın önemine vurgu yaptı.

Kırklareli Kent Konseyi Başkanı Yasemin Ertaş üzümün toplumlar için ilgi kaynağı olduğunu belirterek, bu coğrafya için ise ayrı bir anlama sahip olduğunu ifade etti.

Yayla Parkı’nda “Bağbozumunda Geleneksel Gıdalar Yapımı” programı kapsamında bulama ve kireçte pekmezli tatlı, kaçamak, ateşte kuru fasulye ve üzüm pekmezi yapılarak katılımcılara, yurttaşlara ikram edildi.

Coğrafi işaretli ürünler ve Kırklareli tarımı

Sahip olduğu coğrafi işaretli ürünler kentin tarımı ile ilgili önemli ipuçları veriyor. Üzüm yetiştiriciliği binlerce yıl öncesine dayanıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün “milli içeceğimiz yapmalıyız” dediği hardaliye için coğrafi işaret alınmış.

Koyun yetiştiriciliği yaygın. Kırklareli’nin Kıvırcık koyunu için coğrafi işareti var.

Süt hayvancılığında önemli merkezlerden birisi. Buna bağlı olarak beyaz peyniri ile biliniyor. Beyaz peynirde de coğrafi işareti var.

Meşe balı için alınan coğrafi işaret, Kırklareli’nde arıcılığın önemini vurguluyor.

Trakya’nın büyük bölümünde olduğu gibi Kırklareli’nde de ayçiçeği temel ürünlerden birisi. Hayvancılıkta yem ihtiyacı için özellikle sulu alanlarda silajlık mısır ekimi dikkat çekiyor.

Köprü parası sulamaya harcansa kaç köprü yapılırdı?

Bursa Karacabey’de örnek bir modelle hayvancılık yapan Sencer Solakoğlu, Kırklareli’ne gelirken Çanakkale Köprüsü’nden geçerek geldiğini belirttikten sonra “Bu çok önemli bir yatırım. Teknolojisi üst düzeyde. Köprüye, yola karşı değilim ama ülkenin öncelikleri olmalı. Türkiye’nin önceliği bu mu olmalıydı? Keşke buraya harcanan kaynakla, parayla su bekleyen tarım arazilerine su götürülseydi. Dekara 200-300 kilo ürün alınan tarlalardan 700-800 kilo verim alınsa ülke zenginleşirdi. Gelişmiş ülkeler önce tarımda geliştiler, zenginleştiler. Ülke tarımla kalkınır mı diye konuşuyoruz tarıma doğru yatırım yapılırsa kalkınır.” dedi.

Kendi deneyimlerinden yola çıkarak gençlerin tarıma kazandırılmasını, kooperatifçiliğin kar odaklı yapılması gerektiğini belirten Sencer Solakoğlu, ülkenin tarımdan zenginlik üretecek politikalara ihtiyacı olduğunu söyledi.

Soldan sağa, Sencer Solakoğlu, Ali Ekber Yıldırım, Yasemin Ertaş, Mehmet Kesimoğlu

Sencer Solakoğlu’nun da ifade ettiği gibi tarım, kalkınmada öncelikli konular arasında değil. Köprüye, yola kimse karşı değil. Ama, Çanakkale Köprüsü’ne harcanan kaynaklar tarımsal sulamaya ayrılsa elde edilecek yüksek verimle Türkiye birkaç tane Çanakkale Köprüsü yapar. Yani beton ekonomisinden üretim ekonomisine geçmemiz gerekiyor.

Hayvancılıkta aile işletmeleri yok oluyor

Toplantıdan sonra Yayla Meydanı’ndaki parkta Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Dermenci, üreticiler Mutlu Tosuner, Erkan Saçar ve Sadettin Yalım ile sohbet ettik.

Ali Dermenci’nin verdiği rakamlar çok çarpıcı. 2014 yılında Damızlık Birliği’nin 2 bin 850 üyesi varken bugün 2 bine düşmüş. O dönemde hayvancılıktaki yapıya bakıldığında yüzde 20’si büyük çiftliklerden oluşurken, yüzde 80’ni aile işletmesi. Bugün yüzde 60 büyük çiftlik, yüzde 40’ı aile işletmesi. Aile işletmeleri yok oluyor. Aileler hayvancılığı bırakıyor. Köyler boşalıyor. Bazı köylerde süt kalmamış.

İşletme sayısı azalıyor ama hayvan sayısı azalmıyor, artıyor. 2011 yılında ilde 133 bin baş süt sığırı varken bugün 155 bin baş var. Trakya Bölgesi hastalıklardan ari bölge olduğu için büyük çiftlikler burada kuruluyor. Yabancılar, özellikle Katar, Suriye, Mısır’dan yatırımcılar gelip burada büyük çiftlikler kuruyor. Bazıları çiftliği satıp çekip gitse de bölgedeki işletme yapısı değişiyor. Aile işletmelerinin yerini büyük çiftlikler alıyor.

Gençler kentlere göçüyor, yaşlılar hayvancılık yapamıyor

Et konusunda da dikkat çekici gelişmeler var. Kesilecek hayvan sayısı azalıyor. Kesimlerin yarı yarıya azaldığı ifade ediliyor. Kırmızı ette iç tüketimde ciddi düşüş var. Tüketicinin alım gücü azaldığı için alamıyor. Kesilen hayvanlar daha çok otellere, turistlere gidiyor.

En önemlisi kırsalda genç kalmamış. Köylerde 60 yaş üzeri olanlar var. Onlar da hayvancılık yapmak istemiyor. Daha doğrusu yapamıyorlar. Gençler köyden Kırklareli’ne geliyor. Sigortası olan iş bakıyorlar. Kente gelen bir daha tarıma, hayvancılık yapmaya dönmüyor. Bugün bir genç “ben köyüme dönüp hayvancılık yapacağım” dese en az 1 milyon lirası olması gerekiyor. Adamın 1 milyon lirası varsa köye niye dönsün ki?

Yıllardır uyarıyoruz ama dinleyen olmadı. Trakya’dan başlayarak Marmara, Ege’ye doğru hayvancılık yapan aile işletmeleri yok oluyor. Hayvancılık bu kesim için bitiyor. Köyler boşalıyor.

Ayçiçeğinde Tarım Kredi’nin haksız uygulaması

Üreticilerin verdiği bilgiye göre, Kırklareli’nin Kavaklı beldesinde yaklaşık 100 bin dekar ekilen tarım arazisi var. Bunun 80 bin dekarı sulanabiliyor. Silajlık mısır ekiliyor. Bugün 1 ton silaj 1,5 milyon lira. Bu parayı verip hayvan besleyeceğine kur korumalı mevduata koysan çok daha fazla kazanırsın, üstelik hiçbir zahmeti de yok.

Ayçiçeğinde geçen yıl Avrupa’da, Türkiye’de kriz yaşandı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle kriz daha da büyüdü. Fiyatlar yükseldi. Fiyatlara bakan üretici ayçiçeği ekimine yöneldi. Ayçiçeğinin tonu Rusya Ukrayna savaşı başlayınca 16 bin liraya kadar yükseldi. Bu dönemde mazot, gübre ve diğer girdi fiyatları daha çok arttı.

Bölgede Trakya Birlik ve Tarım Kredi Kooperatifleri ağırlıklı olarak ayçiçeği alımı yapıyor. Geçen sene ayçiçeğini her iki kurum da tonunu 5 bin 400 liradan aldı. Sonra fiyatlar yükselince Trakya Birlik üreticilere ton başına 1100 lira fark ödemesi yaptı. Tarım Kredi ise fark ödemesi yapmadı. Tarım Kredi bu sene üreticiye diyor ki: “Geçen sene bana sattığın ayçiçeğinin yüzde 60’ı kadar ayçiçeğini bana satarsan ton başına 500 lira fark öderim.”

Tarım Kredi’ye geçen yıl sattığı ayçiçeğinin yüzde 60’ı kadar ürünü bu sene vermeyene fark ödenmiyor. Çiftçiler haklı olarak soruyor; “benim bu seneki üretimim geçen sene Tarım Kredi’ye sattığım ayçiçeğinin yüzde 60’ı kadar değil. Daha az üretimim var. Ben neden cezalandırılıyorum?”

Ayrıca geçen yıl Tarım Kredi’ye ayçiçeği satanların bir bölümü bu sene hiç ekim yapmayan da var. Onlar da fark ödemesi alamıyor.

Üreticilere göre, Trakya Birlik tarafından açıklanan fiyat piyasaya göre daha iyi ama o da geç açıkladı.

Ayçiçeği fiyatı düşük üretici tepkili

Yıllardır bölgede ayçiçeği fiyatı ile buğday fiyatı arasında bir parite var. Ayçiçeği fiyatı buğdayın en az iki katı olur. Geçen sene buğday fiyatı ilk açıklandığında ton başına 2 bin 250 liraydı. Ayçiçeği 5-6 bin liraydı. Sonra fiyat ikisinde de arttı. Ama parite hep korundu. Bu sene buğday alım fiyatı ton başına 6 bin 50 lira açıklandı. Üstüne 1000 lira alım primi verildi. Sonra fiyata 400 lira daha ilave edildi. Alım primiyle birlikte buğday fiyatı ton başına 7 bin 450 lira oldu. Ayçiçeğinin bunun en az iki katı olması gerekir. Tarım Kredi Ağustos’ta ayçiçeği alım fiyatını Trakya Bölgesi için ton başına 10 bin 750 lira açıkladı. Sonra 11 bin 500 liraya çıkardı. Trakya Birlik 12 bin lira açıkladı. Fiyatın en az 15-16 lira olması gerekiyor. Yoksa seneye yine üretim azalır. İthalat artar.

Özetle, Kırklareli’nde tarımda çok büyük potansiyel var, ama önemli sorunlar da var.

Bu makale ile ilgili yapılan yorumlar

En Son Yayınlanan Makaleler