Tarım konusunda haber ve yazı yazarken bu alanda yapılan bilimsel araştırma ve incelemelere de her zaman yer veriyoruz.

1 Haziran Dünya Süt Günü nedeniyle bir çok toplantı, etkinlik yapıldı. Süt sığırcılığı konusunda Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Rüştü Kutlu’nun bize gönderdiği “Ülkemiz süt sığırcılığı; yatırım ve işletmecilik anlayışımız” başlıklı yazısı çok önemli dersler içeriyor. Bu köşenin sınırları çerçevesinde kısaltarak paylaşıyoruz.
*****
“Ülkemiz hayvancılığının pek çok temel sorunu vardır. Özellikle süt sığırcılığında veya süt inekçiliğinde yaşanan sorunlar, uzun yıllardır aşılamamış ve belli aralıklarla sürekli yaşanır hale gelmiştir. Bu sorunların birçoğu yüzünden hayvancılığı geleneksel bilgilerle yapmaya çalışan önemli sayıda küçük aile tipi işletme kapanmış, endüstriyel boyutta süt üretimi yapmak amacıyla son 15 yılda kurulan orta ölçekli pek çok işletme de sürü yönetimi ve yem-besleme sorunları nedeniyle kârlılıktan uzaklaşmış, sürdürülebilir işletmecilik yapamaz hale gelmiştir.

Buzağı ve damızlık üretimi göz ardı ediliyor

Ülkemizdeki süt sığırcılığı işletmelerinde temel amaç, süt üretimi ve ana gelir kapısı üretilen sütün miktarı olarak görüldüğü için kârlılık tamamıyla süt fiyatı ve yem gideri üzerinden değerlendirmekte, buzağı ve damızlık üretimi her zaman göz ardı edilmektedir. Modern ve sürdürülebilir işletme anlayışında günlük giderler üretilen süt ile karşılanırken, asıl kâr, her bir sağmal inek başına yılda bir adet elde edilmek zorunda olunan buzağıya endekslenmiştir. Dişi buzağının damızlık, erkek buzağının ise besi amaçlı değerlendirilmesi esastır. Süt sığırcılığımızda olması gereken bu modern anlayış, işletmelerde asla benimsenmemiş, kârlılık süt ve yem fiyatları üzerinden hesaplanır olmuş, işletmelerin verimliliklerinin değerlendirilmesinde üreme performansı ve buzağı üretimi tamamıyla göz ardı edilmiştir.

Bu eksikliğin en önemli nedeni yüksek verimli süt ineklerinin beslenmesinde yapılan hatalardır. Salt süt verimi üzerine kurgulanan bir besleme programı bir müddet sonra üreme ile ilgili sorunların yaşanmasına ve buzağı veriminin göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Yüksek süt verimlerine bakılarak yurtiçi veya yurtdışı kaynaklardan satın alınan süt sığırlarından beklenen verim alınamamakta, en fazla 2-3 laktasyondan sonra kısır kalan süt inekleri maalesef et amaçlı değerlendirilmektedir. Bu olumsuzluk o işletme için zarar, ülkemiz geneli için ise kaynak israfı ve milli servet kaybı olmaktadır.

Neler yapılmalı?

Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki modern hayvancılık işletmeleri dikkate alındığında ülkemizdeki, işletmelerde yapılması gereken değişime esas temel yaklaşımları şöyle özetleyebiliriz:

1- Yatırımcı-İşletmeci: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki işletme sahipleri mesleki açıdan yeterli bilgiye sahiptir, yeterli olmadığı konularda profesyonel danışmanlık alır ve başarıda sürekliliği korumaya çalışır. Ülkemizde ise yatırım yaptığı alanda bilgisi olmadığı halde birkaç kitap veya not okuyarak fikir sahibi olan, kendini bilgili, yeterli ve yetkili gören işletme sahipleri çoktur ve bunlar yatırıma girmeden kredi/hibe almadan önce ya yeterlilik belgesi alması ya da yeterliliği uygun sorumlu teknik eleman istihdam etmesi/yetkilendirmesi ve bunun sürekliliği zorunlu hale getirilmelidir.

2-İşletme Kurulumu ve Sorumlusu: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerde modern işletmelerin kuruluşu, işten anlayan girişimcinin iş-aile kültürünün bir parçası olarak süt sığırcılığı için bölgenin gerçeklerine ve özelliklerine uygun yatırım yapması ile başlar. Ülkemizde yaygın olarak kamu destekli kredi veya hibe programları ile kurulan işletmeler bölgenin ve işletmenin özellikleri dikkate alınmadan planlanmakta, bu da işletme yönetiminde ciddi sorunlara yol açmaktadır.

3- Tahıl ve Kaba yem Üretimi: Modern işletmelerde rasyona girecek tahıl ve kaba yem ihtiyacı büyük oranda işletmenin kendi özvarlığı ve/veya kiralanan araziler kullanılarak amaca uygun şekilde işletmece üretilir ve saklanır. İhtiyaç duyulan arazi ve ekim deseni işletme yönetimi/sorumlu mühendis tarafından her yıl planlanır. Diğer bir değişle arazi varlığına uygun hayvan barındırılır veya hayvan varlığına uygun büyüklükte arazi kullanılır. Böylece yemlemede büyük ekonomi sağlanır. Oysa ülkemizde işletme kurulurken ihtiyaç duyulan arazi, işletme binası, barınak ve ambar-depo vb. müştemilat için gerekli arazi olarak algılanır. İşletmelerin kuruluş aşamasında barındırılacak hayvan sayısı ve bunların tahıl ve kaba yem ihtiyacı hesaplanıp bu yemin tedariki için gerekli bitkisel üretime yönelik arazi varlığı hiç düşünülmez. İhtiyaç duyulan yem, öyle veya böyle bir yerlerden bulunur düşüncesi ile hareket edilir.

4- Süt ve Yem Fiyatı Endeksli Üretim: Ülkemizde yem ve süt fiyatlarına endeksli süt sığırcılığı yapılırken işlemelerin toplam verimliliği asla dikkate alınmamakta, yem üretimi başarı için asla temel kriter olarak kabul edilmemekte, ineklere yem fabrikalarından satın alınan karma yem verilerek fason süt üretimi yapılmaya çalışılmaktadır. Oysa modern işletmecilik anlayışında temel amaç; süt üretimini büyük oranda işletme tarafından üretilen yemlerle (başta kaba yem ve tahıl) gerçekleştirmek, senede bir adet de sağlıklı buzağı üretmektir.

5- Yanlış Rasyon ve Besleme Hesapları: Çiftçilerimiz kendi ürettikleri yem kaynaklarının esas alındığı rasyonel besleme yerine, karma yem satıcılarının önerdiği besleme programlarını dikkate aldıkları sürece kârlı ve başarılı süt sığırcılığının sürdürülebilir olmayacağını bilmeleri gerekir. Çiftlikteki ineklerin rasyon hazırlamaya esas besin madde gereksinmelerini amaca uygun bilgisayar yazılımı yardımıyla kendileri hesaplamalı ve bu gereksinmeleri karşılayacak yem karışımı reçetelerini (formülasyonları) kendileri oluşturmaları gerekir. Karma yem ve samana dayalı bir reçete uzun vadede ciddi sağlık ve verim kayıplarının temel nedeni olacaktır.

6- Rasyonel Besleme: Ülkemizde süt ineklerinin beslenmesinde ürün miktar ve kalitesini korumak veya yükseltmek için rasyonel besleme hesapları değil, en ucuz maliyetle besleme hesapları dikkate alınmakta, bu şekilde bir besleme ile kısa vadede kârlı bir üretim görülse de uzun vadede ciddi ekonomik kayıplar ortaya çıkmaktadır. Oysa modern çiftçiler sahip oldukları ineklerini yaş, canlı ağırlık, süt verimi ve süt yağ-protein içeriklerini dikkate alarak gruplandırma yapıp her gruba özel ideal rasyonlarla besleme yapmakta, yalnızca süt verimi ve kalitesini değil, üreme ve sağlık korumayı da öncelikle dikkate almaktadırlar.

7- Süt Verimi ve Kalitesi: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki modern işletmeler süt verimi bakımından yüksek genetik değerli hayvanlardan kaliteli süt üretimini esas alır. Süt kalitesi, mikrobiyal yükü, somatik hücre sayısı, mikotoksinlerden ari olma özellikleri yanında süt yağı ve proteini içeriği ile de yakından ilişkilidir. Süt fiyatı, tüm bu kalite özellikleri dikkate alınarak belirlenir. Oysa ülkemizde yüksek verimli süt inekleri beslenme ve süt kaliteleri açısından dezavantajlı hayvanlardır. İdeal rasyonlarla besleme yapılmadığı sürece bu hayvanlar asla potansiyellerini gösteremezler.

8- Sağlık Koruma-Hastalık: Modern işletmelerde esas olan hasta hayvanların tedavisi değil, hayvanların her türlü hastalıktan korunması ve bunun için her türlü önlemin alınmasıdır. Ülkemizde sağlık korumaya gereken önem verilmediği için işletmede önemli zaman ve para, hastalanan hayvanların tedavisine harcanır. Bu nedenle hastalıkların tedavisinde ürün, para ve zaman kaybı kaçınılmazdır.

9- İşletme Yönetimi: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki modern çiftliklerde işletme yöneticisi üretimin bütününden sorumlu zooteknist ziraat mühendisi iken ülkemizde çiftlik yöneticileri genellikle veteriner hekimlerdir. Mühendisin gerekliliğinin önemi üretimin planlanması ve gerçekleştirilmesi, sağlık koruma uygulamalarının dikkate alınması, veteriner hekim gerekliliği ise hastalıkların tedavisi ile açıklanabilir. Ülkemizdeki çiftliklerin çoğunda veteriner hekimlerin yönetici olması ülkemiz için üretim odaklı değil, hastalık-tedavi odaklı hayvancılık yapıldığını düşündürmektedir.

10- Üretimde İhtisaslaşma: Bizim çiftçilerimiz her türlü üretimi biz yapalım her işten anlayalım diye çabalarken, modern işletmeler ihtisaslaşarak süt, besi, buzağı yetiştirme, düve üretimi vb. kategorilerde uzmanlaşmayı esas almaktadır. Süt üretimi yapan çiftlik sadece süt ve buzağı üretmekte, ürettiği sütü ve buzağıyı satmakta, buzağı yetiştiriciliği yapan işletme sadece buzağı yetiştirmekte, besicilik işletmesi sadece dana-tosun besisi, düvecilik işletmesi sadece düve yetiştirip gebe düve satışını hedeflemektedir.

Sonuç olarak, ülkemizdeki temel sorun, her şeyin çözümünün devletten beklenmesi ve işletmelerin kendi başarısızlıklarını tamamen devletin politikalarına atfetmeye çalışmalarıdır. Ülkemizdeki başarısız işletmeler, başarısızlıklarını öncelikle kendilerinde aramalı, yaptıkları yatırımı ve işletme yönetimlerini objektif olarak analiz etmeli veya ettirmelidirler. Gerçekte sorun yatırım ve işletmecilik anlayışı ile başlamakta, üretim girdilerindeki bağımlılık ve ürün satışındaki teslimiyet ile devam etmektedir. Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki uygulamaların örnek alınması, sadece ülkemizdeki süt üretimin de değil, et üretiminde de başarının önünü açacaktır.

Makalenin bazı ilavelerle yenilenmiş  tam metni ise şöyle:

Ülkemiz Süt Sığırcılığı; Yatırım-İşletme-Destekleme Anlayışımız…
Prof. Dr. Hasan Rüştü Kutlu
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü

Ülkemiz hayvancılığının pek çok temel sorunu vardır. Özellikle süt sığırcılığında veya süt inekçiliğinde yaşanan sorunlar, uzun yıllardır aşılamamış ve belli aralıklarla sürekli yaşanır hale gelmiştir. Bu sorunların birçoğu yüzünden hayvancılığı geleneksel bilgilerle yapmaya çalışan önemli sayıda küçük aile tipi işletme kapanmış, endüstriyel boyutta süt üretimi yapmak amacıyla son 15 yılda kurulan orta ölçekli pek çok işletme de sürü yönetimi ve yem-besleme sorunları nedeniyle kârlılıktan uzaklaşmış, sürdürülebilir işletmecilik yapamaz hale gelmiştir.

Salt kâr amaçlı kurulan, kamu kaynaklı kredi ve hibe programlarından yararlanmayı ön plana alan bu işletmelerin pek çoğunun geçmişinde hayvancılık kültürü olmadığı için temel amaç kazanç olmuştur. Yatırımlardan beklenen kâr elde edilemediği için işletme sahiplerinde büyük hayal kırıklıkları yaşanmış ve halen yaşanmaya devam etmektedir.

Ülkemizdeki süt sığırcılığı işletmelerinde temel amaç, süt üretimi ve ana gelir kapısı üretilen sütün miktarı olarak görüldüğü için kârlılık tamamıyla süt fiyatı ve yem gideri üzerinden değerlendirmekte, buzağı ve damızlık üretimi her zaman göz ardı edilmektedir. Modern ve sürdürülebilir işletme anlayışında günlük giderler üretilen süt ile karşılanırken, asıl kâr; her bir sağmal inek başına yılda bir adet elde edilmek zorunda olunan buzağıya endekslenmiştir. Dişi buzağıların damızlık, erkek buzağıların ise besi amaçlı değerlendirilmesi esastır. Süt sığırcılığımızda olması gereken bu modern anlayış, işletmelerde asla benimsenmemiş, kârlılık süt ve yem fiyatları üzerinden hesaplanır olmuş, işletmelerin verimliliklerinin değerlendirilmesinde üreme performansı ve buzağı üretimi tamamıyla göz ardı edilmiştir.

Bu eksikliğin en önemli nedeni yüksek verimli süt ineklerinin beslenmesinde yapılan hatalardır. Salt süt verimi üzerine kurgulanan bir besleme programı bir müddet sonra üreme ile ilgili sorunların yaşanmasına ve buzağı veriminin göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Yüksek süt verimlerine bakılarak yurtiçi veya yurtdışı kaynaklardan satın alınan süt sığırlarından beklenen verim alınamamakta, en fazla 2-3 laktasyondan sonra kısır kalan süt inekleri maalesef kasaplık-et amaçlı değerlendirilmektedir. Bu olumsuzluk o işletme için zarar, ülkemiz geneli için ise kaynak israfı ve milli servet kaybı olmaktadır. İşte bu fasit daire sarmalındaki süt sığırcılığımız, mevcut anlayışla asla beklenen başarı ve sürdürülebilirliğe sahip olamamaktadır.

Modern hayvancılığın başarılı ve sürdürülebilir kârla yapıldığı ülkelerde yalnızca çiftçiler değil, kamu kesimi de sorumluklar üstlenmiştir. Piyasa denetleyicisi olarak görev alması gereken kamu, ülkemizde beklenen etkinliğe sahip olmadığı için çiftçilerin özel sektöre (süt alıcıları-yem satıcıları) karşı korunmasında ve haklarının savunulmasında yetersiz kalmakta, üreticiler süt satış ve yem alış fiyatları üzerinde sürekli manipülasyonlara maruz kalmaktadır. Öte yandan, bu ve diğer sorunların çözüm yalnızca kamudan beklenmemeli, başarılı ve sürdürülebilir süt sığırcılığı için çiftçilerimizin de kendi üzerlerine düşen sorumlulukları kabul edip yerine getirmeleri gerekir. Öncelikle eksikliklerini ve uygulamadaki hatalarını anlayıp, modern anlamda süt sığırcılığı işletmeciliğinin kendilerine yüklediği sorumlulukları yerine getirmeleri gerekir. Süt sığırcılığında başarılı ülkelerin çiftçileri ile bizim çiftçilerimiz arasında işletmecilikteki düşünce ve anlayış farklılığını iyi tahlil etmek ve başarı için mutlaka değişim yaşanılması gerekir.

Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki modern hayvancılık işletmeleri dikkate alındığında ülkemizdeki, işletmelerde yapılması gereken değişime esas temel yaklaşımlar aşağıdaki 20 başlıkta özetlenebilir.

1. Yatırımcı-İşletmeci: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki işletme sahipleri mesleki açıdan yeterli bilgiye sahiptir, yeterli olmadığı konularda profesyonel danışmanlık alır ve başarıda sürekliliği korumaya çalışır. Ülkemizde ise yatırım yaptığı alanda bilgisi olmadığı halde birkaç kitap veya not okuyarak fikir sahibi olan, kendini bilgili, yeterli ve yetkili gören yatırımcılar çoktur. Böyle çiftçi adayları için yatırıma girmeden kredi/hibe almadan önce ya yeterlilik belgesi alması ya da yeterliliği uygun sorumlu teknik eleman istihdam etmesi/yetkilendirmesi ve bunun sürekliliği zorunlu hale getirilmelidir.

2. İşletme Kurulumu ve Sorumlusu: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerde modern işletmelerin kuruluşu, işten anlayan girişimcinin iş-aile kültürünün bir parçası olarak süt sığırcılığı için bölgenin gerçeklerine ve özelliklerine uygun yatırım yapması ile başlar. Ülkemizde yaygın olarak kamu destekli kredi veya hibe programları ile kurulan işletmeler bölgenin ve işletmenin özellikleri dikkate alınmadan planlanmakta, bu da işletme yönetiminde ciddi sorunlara yol açmaktadır. Büyük yatırımla kurulan işletme altyapısının ve milyonluk hayvan varlığının emanet edilmesi için istihdam edilen sorumluya liyakatine göre değil yatırım sahibinin keyfine göre maaş takdir edilmesi, ülkemiz hayvancılığına büyük zararlar vermektedir.

3. Tahıl ve Kaba yem Üretimi: Modern işletmelerde rasyona girecek tahıl ve kaba yem ihtiyacı büyük oranda işletmenin kendi özvarlığı ve/veya kiralanan araziler kullanılarak amaca uygun şekilde işletmece üretilir ve saklanır. İhtiyaç duyulan arazi ve ekim deseni işletme yönetimi/sorumlu mühendis tarafından her yıl planlanır. Diğer bir değişle arazi varlığına uygun hayvan barındırılır veya hayvan varlığına uygun büyüklükte arazi kullanılır. Böylece yemlemede büyük ekonomi sağlanır. Oysa ülkemizde pek çok işletme kurulurken ihtiyaç duyulan arazi, işletme binası, barınak ve ambar-depo vb. müştemilat için gerekli arazi olarak algılanır. İşletmelerin kuruluş aşamasında barındırılacak hayvan sayısı ve bunların tahıl ve kaba yem ihtiyacı hesaplanıp bu yemin tedariki için gerekli bitkisel üretime yönelik arazi varlığı hiç düşünülmez. İhtiyaç duyulan yem, öyle veya böyle bir yerlerden bulunur düşüncesi ile hareket edilir.

4. Süt ve Yem Fiyatı Endeksli Üretim: Ülkemizde yem ve süt fiyatlarına endeksli süt sığırcılığı yapılırken işlemelerin toplam verimliliği asla dikkate alınmamakta, yem üretimi başarı için asla temel kriter olarak kabul edilmemekte, ineklere yem fabrikalarından satın alınan karma yem verilerek fason süt üretimi yapılmaya çalışılmaktadır. Oysa modern işletmecilik anlayışında temel amaç; süt üretimini büyük oranda işletme tarafından üretilen yemlerle (başta kaba yem ve tahıl) gerçekleştirmek, senede bir adet de sağlıklı buzağı üretmektir. Çiftçilerimiz daha kârlı bir üretim için yem fiyatlarının düşmesini, süt fiyatlarının artmasını beklerken, hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki modern çiftliklerde süt ve buzağı verimi en üst seviyeye çıkarılmaya çalışılmakta, kârlılık için kaliteli süt ve sağlıklı buzağı üretimi olmazsa olmazı oluşturmaktadır.

5. Yem Üretiminde Nicel ve Nitel Yetersizlik: Çiftçilerimiz satın alınan yemin fiyatını dikkate alırken, modern işletmeler yem üretimi için gerekli temel hammadde üretimine odaklı bir tarım anlayışı ile rasyonel beslenme yöntemleri için gerekli yemi kullanmak suretiyle bir dönüm alandan daha fazla yem materyali ve süt üretimini esas almaktadır. Yine bizim çiftçilerimiz yüksek tonajlı silaj vb. yem materyali üretmeye odaklanmışken, onlar yüksek besleyici değere (kuru madde ve sindirilebilir) ve kaliteye sahip yem materyali ve süt üretimini esas almaktadırlar.

6. Yanlış Rasyon ve Besleme Hesapları: Çiftçilerimiz kendi ürettikleri yem kaynaklarının esas alındığı rasyonel besleme yerine, karma yem satıcılarının önerdiği besleme programlarını dikkate aldıkları sürece kârlı ve başarılı süt sığırcılığının sürdürülebilir olmayacağını bilmeleri gerekir. Çiftlikteki ineklerin rasyon hazırlamaya esas besin madde gereksinmelerini amaca uygun bilgisayar yazılımı yardımıyla kendileri hesaplamalı ve bu gereksinmeleri karşılayacak yem karışımı reçetelerini (rasyon bileşimi; formülasyonları) kendileri oluşturmaları gerekir. Karma yem ve samana dayalı bir rasyon uzun vadede ciddi sağlık ve verim kayıplarının temel nedeni olacaktır.

7. Rasyonel Besleme: Ülkemizde süt ineklerinin beslenmesinde ürün miktar ve kalitesini korumak veya yükseltmek için rasyonel besleme hesapları değil, en ucuz maliyetle besleme hesapları dikkate alınmakta, bu şekilde bir besleme ile kısa vadede kârlı bir üretim gibi görülse de uzun vadede ciddi ekonomik kayıplar ortaya çıkmaktadır. Oysa modern çiftçiler sahip oldukları ineklerini yaş, canlı ağırlık, süt verimi ve süt yağ-protein içeriklerini dikkate alarak gruplandırma yapıp her gruba özel ideal rasyonlarla besleme yapmakta, yalnızca süt verimi ve kalitesini değil, üreme ve sağlık korumayı da öncelikle dikkate almaktadırlar.

8. Karma Yem+Saman Çıkmazı: Çiftçilerimiz (üreterek değil satın alarak ihtiyacını karşıladığı) karma yem (fabrika yemi) ve saman ana yem kaynağı iken modern işletmeler, işletme bünyesinde üretilebilen alternatif yoğun ve kaba yem kaynakları üzerinde çalışarak daha dengeli-rasyonel ve ekonomik beslemenin yollarını araştırmaktadırlar.

9. Süt Verimi ve Kalitesi: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki modern işletmeler süt verimi bakımından yüksek genetik değerli hayvanlardan kaliteli süt üretimini esas alır. Süt kalitesi, mikrobiyal yükü, somatik hücre sayısı, mikotoksinlerden ari olma özellikleri yanında süt yağı (öncü kaynağı kaliteli kaba yem) ve proteini (kazein; öncü kaynağı yem nişastası) içeriği ile de yakından ilişkilidir. Süt fiyatı, tüm bu kalite özellikleri dikkate alınarak belirlenir. Oysa ülkemizde yüksek verimli süt inekleri beslenme ve süt kaliteleri açısından dezavantajlı hayvanlardır. İdeal rasyonlarla besleme yapılmadığı sürece bu hayvanlar asla potansiyellerini gösteremezler. Sütün satış fiyatı da çoğu zaman kalitesine göre kıymet bulmaz. Bu nedenle süt ineklerimizin genellikle verimi ve süt kalitesi düşüktür.

10. Sağlık Koruma-Hastalık: Modern işletmelerde esas olan hasta hayvanların tedavisi değil, hayvanların her türlü hastalıktan korunması ve bunun için her türlü önlemin alınmasıdır. En ucuz ve kolay tedavi sağlık korumadır. Oysa bizim ülkemizde sağlık korumaya gereken önem verilmediği için işletmede önemli zaman ve para, hastalanan hayvanların tedavisine harcanır. Bu nedenle çiftliklerimizde sürekli karşılaşılan hastalıkların tedavisinin ürün, para ve zaman kaybına yol açması doğaldır.

11. İşletme Yönetimi: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki modern çiftliklerde işletme yöneticisi üretimin bütününden sorumlu zooteknist ziraat mühendisi iken ülkemizde çiftlik yöneticileri genellikle veteriner hekimlerdir. Mühendisin gerekliliğinin önemi üretimin planlanması ve gerçekleştirilmesi, hastalıkların önlenmesi için sağlık koruma uygulamalarının dikkate alınması, veteriner hekim gerekliliği ise sağlığın korunması ve hastalıkların tedavisi ile açıklanabilir. Yöneticinin özelliği-uzmanlık alanını belirleyen temel faktör; işletmenin önceliğidir. Ülkemizdeki çiftliklerin çoğunda veteriner hekimlerin yönetici olması ülkemiz için sağlık koruma-üretim odaklı değil, üretim için hastalık-tedavi odaklı hayvancılık yapıldığını düşündürmektedir. Bu konu meslek taassubu içinde yıllardır yanlış değerlendirilmekte, ülkemiz hayvancılığı, başta ilgili Bakanlık tarafından olmak üzere, yıllardır meslek çatışmasına kurban edilmektedir. Başarılı bir hayvancılık için hem zooteknist hem de veteriner hekim olmazsa olmaz öneme sahiptir.

12. İşletme Başarı Ölçütleri: Modern işletmelerde işletme başarı ölçütü ve işletme başarısını belirleyen temel ölçütler; yem üretimi ve yeterlilik düzeyi, süt verimi, yemin (kuru madde) süte çevrilme oranı, süt kalitesi, iki buzağılama arası süre ve personel alt yapısı ve müştemilatı dikkate alınırken, bizde; işletmedeki hayvan sayısı, idare binası, ofis malzemeleri, alet-ekipman yaşı, kapasitesi, modeli, büyüklüğü vb. işletme verimliliği ile ilgisi ikincil önem taşıyan unsurlar dikkate alınmaktadır.

13. Üretimde İhtisaslaşma: Bizim çiftçilerimiz her türlü üretimi biz yapalım her işten anlayalım diye çabalarken, modern işletmeler ihtisaslaşarak süt, besi, buzağı yetiştirme, düve üretimi vb. kategorilerde uzmanlaşmayı esas almaktadır. Süt üretimi yapan çiftlik sadece süt ve buzağı üretmekte, ürettiği sütü ve buzağıyı satmakta, buzağı yetiştiriciliği yapan işletme sadece buzağı yetiştirmekte, besicilik işletmesi sadece dana-tosun besisi, düvecilik işletmesi sadece düve yetiştirip gebe düve satışını hedeflemektedir.

14. Atık Değerlendirme: Modern İşletmelerde üretilen süt yanında atık olarak ortaya çıkan dışkı da ekonomik değeri olan unsur olarak görülmektedir. Dışkıdan biyogaz üretiminde hammadde veya bitkisel üretimde organik gübre olarak yararlanılmaktadır. Ülkemizde bu konuda yeterli bilinç gelişmemiş, işletme planlanırken atıkların değerlendirilmesine çevre koruma, organik gübre üretimi, bitkisel üretimde kullanımı ve ekonomik olarak değerlendirilmesi konularına gereken önem verilmemektedir.

15. Alet-Makine Parkı: Modern çiftliklerde alet-makine parkı ihtiyaç duyulan kapasiteye göre oluşturulurken ve bu park uzun yıllar çalışır vaziyette tutulurken, ülkemiz çiftçileri komşularıyla yarış amaçlı gereksiz sayı ve kapasitede alet-makine-traktör satın alımları yapmakta, yeterli bakım ve koruma yapmamakta, yeni-sıfır model düşkünlüğü nedeniyle işletmenin ekonomisine zarar verilmekte, üretimde verimlilik dikkate alınmamaktadır.

16. Bakıcı-Eleman Sorunu: Modern işletmeler hayvandan anlayan, hayvan sevgisi gelişmiş insanlarla, çocuk-genç-yaşlı çalışıp kendi aile bireyleri keyifle işletmelerine sahip çıkarken, ülkemizdeki çiftliklerin çoğunda bakıcı olarak geçici ikametli mülteciler (Afgan, Suriyeli vb.) çalışmakta, maaş karşılığı yapılan bu bakıcılık genellikle layıkıyla yapılmamakta, beklenen verim alınamamaktadır. İşletme sahibi çoğunlukla işten anlamadığı için yaşanan sorunu veya sorunları kavrayamamakta, eli kolu bağlı çaresiz kalmakta, çıkar yol olarak zararı göze alıp işletmeyi kapatarak sorunu bertaraf etmekte, kamu kaynağı heder edilerek milli servet âtıl bırakılmaktadır.

17. Pedigri ve Güven: Modern işletmelerde üretim sürüsü tamamen pedigrili hayvanlardan oluşur. Bunlar damızlık birlikleri tarafından verim kayıtları ve genetik değerleri onaylıdır. Yani kayıtları doğru ve güvenlidir. Ülkemizde pedigri kayıtlarında ve kulak numarası sisteminde sorun vardır. Bu konuda çiftçiler arasında güven bunalımı yaşanmaktadır.

18. Yapay Tohumlama – Islah: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki modern çiftliklerde üretim sürüsünde ıslah süreklidir ve tohumlamada sperma seçimi sorumlu mühendisçe ıslaha yönelik yapılır. Böylece gelecek generasyonda istenmeyen özellikler ayıklanır ve sürü genetik özelliğinde iyileşme sağlanır. Oysa bizim çiftliklerimizin çoğunda yapay tohumlamada ucuz sperma kullanılır, zamanında tohumlanamaz, başarı sağlanamaz, başarısızlığı örtbas etmek için de nöbetçi boğaya başvurulabilir. Bu durumda sürüde ıslah- genetik ilerleme olmadığı gibi gerileme oluşur.

19. Hayvancılık Politikası ve Güç Birliği: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerde hayvancılığın gelişmiş olması tamamen o ülkenin tarım ve hayvancılığa verdiği önemin ilk işaretidir. Bu ülkelerde çiftçiler örgütlü olup bireysel menfaat peşinde değil toplumsal menfaat peşinde Sivil Toplum Kuruluşları oluşturarak güç birliği yapmaktadırlar. Pek çok ülkede, özellikle Almanya ve Fransa’da çiftçi birlikleri-kooperatifler çiftçi ortaklıkları olarak ön plandadır. Çiftçiler ve ülke aleyhine olabilecek durumlarda toplu hareket ederek politika belirleyicilere karşı haklarının korunması ve savunulması için ortak eylemler yapabilmektedirler. Bizde bu tür üretici kooperatifleri-birlikleri olmakla birlikte, kendilerinden beklenen görev ve sorumluluklar açısından yeterli işleve sahip değillerdir. Öte yandan ülkemizde başarılı kooperatifler de vardır. Özellikle süt üreticisi kooperatifler için başarılı bir model olarak TİRE Süt Kooperatifi örnek alınmalı ve ülkemiz genelinde yaygınlaştırılmalıdır.

20. Devletten Beklenti ve Tarımsal Destekler: Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki çiftçiler devletten kendileri adına karar vermeyi değil üretici ve tüketici adına hakem olarak benimsenen kriterlere uygun denetleyici, destekleyici ve haksız rekabeti önleyici görevler üstlenmesini beklerler. Oysa bizim ülkemizde devlet denetleyici ve destekleyici görevini layıkıyla yapmamakta, daha doğrusu liyakatsiz kadrolar, siyasi hesaplar, ekonomik zorluklar vb. nedenlerle yapamamaktadır. Buna karşın çiftçiler her şeyi devletten beklemekte, kendileri yanlış veya eksik yapsalar da devletin sorumluluk üstlenmesini, zararları varsa bunun kısmen veya tamamen devlet tarafından karşılamasını istemektedirler. Bu istemlerinde kısmen de haklıdırlar. Çünkü devlet ilgili yasa hükümleriyle tanımlanan düzeyde çiftçilere destek sağlamakta yetersizdir. Ülkemizde uygulamada olan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. Maddesi; “Tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz” der. Ancak, bu ifade yalnızca yazılı metinlerde olup, uygulamada sağlanan destek gayrisafi millî hasılanın yüzde 0.5’inden de azdır. Ayrıca bu kanun hükümlerinin bir kısmı, 21. Madde gibi yazılı metinlerdedir. Uygulamaya aktarılmayı beklemektedir.

Sonuç

Ülkemizdeki süt sığırcılığı işletmelerinde yaşanan sorunların kaynakları ve bu sorunları önlemek için yapılması gerekenler ile alınması gereken tedbirler yukarıda 20 başlıkta özetlenmiştir. Ülkemizdeki temel sorun, her şeyin çözümünün devletten beklenmesi ve işletmelerin kendi eksikliklerini tamamen devletin politikalarına atfetmeye çalışmalarıdır. Ülkemizdeki başarısız işletmeler, başarısızlıklarını öncelikle kendilerinde aramalı, yaptıkları yatırımı ve işletme yönetimlerini objektif olarak analiz etmeli veya ettirmelidirler. Gerçekte sorun yatırım ve işletmecilik anlayışı ile başlamakta, üretim girdilerindeki bağımlılık ve ürün satışındaki teslimiyet ile devam etmektedir. Hayvancılığı gelişmiş ülkelerdeki uygulamaların örnek alınması, sadece ülkemizdeki süt üretimin de değil, et üretiminde de başarının önünü açacaktır. Ayrıca devletin ülkemiz Tarım Kanunu’nda belirtilen hükümleri işler hale getirmesi, yazılı metinleri uygulamaya aktarması, denetleyici ve destekleyici görevler bakımından daha aktif, daha görünür ve daha güvenilir olması gerekir. Aksi takdirde üretici kendi başına kaldığı-sahipsiz olduğu algısından kurtulamaz, yatırımlar asla beklenen faydaları sağlayamaz.

 

Reklam Ver
Önceki İçerikTarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinin kırsala etkileri
Sonraki İçerikTarımda tekelleşme insanlığı tehdit ediyor
Ali Ekber Yıldırım kimdir? Dünya Gazetesi'nde 33 yıldan beri gazetecilik yapıyor. Muhabir, haber müdürü ve İzmir Temsilcisi olarak çalıştı. Tarım konusunda uzmanlaştı ve 25 yıldır tarım yazıyor. Tarım ,gıda, hayvancılık konularında ulusal ve yerel televizyonlarda sıklıkla görüşüne başvuruluyor.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız