Fotoğraf: Prof.Dr. Süleyman Soylu

Şehirde yaşayanlar “havalar çok sıcak, bahar havası var” diyerek kendisini dışarıya atıyor. Isınma gideri az oldu diye seviniyor. Kırsalda yaşayanlar ise normallerin üzerinde seyreden sıcak havadan ürküyor. Tohum ekmek, gübre atmak için toprağın nemlenmesini bekliyor. Tohumu ektikten sonra yağış olmasını, kışın kar yağmasını dört gözle bekliyor.

Havadaki ani değişiklikler deyim yerindeyse çiftçinin kabusu oldu. Hava şartlarındaki ani değişiklikler, sıcaklık farklarının kısa süre içerisinde büyük değişiklikler göstermesi tarımsal üretim için en büyük tehditlerden birisi oldu. Bu dönemde yaşanan ani hava değişiminden en çok tarla bitkileri ve meyve ağaçları zarar görüyor. Bu yıl buğday, fındık, zeytin, kayısı, ceviz gibi ürünlerde önemli zararlar bekleniyor.

Tarladan tarlaya farklılıklar var

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovası’nda üretici tedirgin. Buğday veriminin olumsuz hava şartlarından etkilenmesi endişesi büyüyor. Sürekli sahada, tarlada ürünlerin gelişimini yakından izleyen Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, hava değişimindeki ilginç bir noktaya dikkat çekiyor. Telefonla görüştüğümüz Soylu, kurak geçen sonbahar aylarının üretim açısından ciddi risk oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: ” Uzun süren kuraklıktan sonra Ocak ayı yağışları ile ürünlerde bir toparlanma oldu. Risk büyük ölçüde azaldı. Ancak, Şubat’ta beklenen yağışlar olmadı. Risk tekrar yükseldi. Gübre atılacak dönemde yağış olmadığı gibi havalar sıcak oldu ve üretici zamanında gübre atamadı. Mart ayı yağışları çok önemli ve belirleyici olacak. Marmara Bölgesi başlangıçta sıkıntılıydı. Ancak, son yağışlar orada riski azalttı. İç Anadolu’da Konya’da risk devam ediyor. Daha doğrusu eskiden olduğu gibi bölgesel değerlendirme yapmak da çok zor. Çünkü Konya’nın 31 ilçesinde her ilçedeki durum farklı. Bu ilçelerden 15’i iyi, 7-8 tanesi kötü. İl içerisinde bile ciddi dengesizlikler var. Neredeyse tarladan tarlaya fark var. Bir bölgeyi veya ili tümüyle sorunlu veya tümüyle sorunsuz demek mümkün değil. Tarladan tarlaya fark var. Fakat, genel anlamda Mart’ta beklenen yağışlar olmazsa risk yüksek.”

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Süleyman Soylu

Tarım üstü açık fabrika

Bazı bölgelerde yağışlar çok iyi giderken çiftçi umutlandı. Bitki gelişimi çok iyi oldu. Fakat, hızlı gelişen bitki ani soğukla birlikte yanmaya başladı. Tohumdan ekim zamanına, bitkinin gelişiminden gübre kullanımına bir çok aşamada havadaki ani değişiklikler bitkinin zarar görmesine neden oluyor. Prof. Dr. Süleyman Soylu’nun da söylediği gibi çok dalgalı bir hava durumu var. Bu nedenle çiftçilerin kısa süreli değil uzun süreli hava durumunu takip etmeleri ve buna göre ekim, gübreleme ve diğer işleri yapmaları gerekiyor. En önemlisi de bu kadar yüksek risk karşısında mutlaka sigorta yapmaları şart.

Maliyetler artacak

Türkiye’de buğday ekiminin yüzde 75 oranında kuru tarıma dayalı olduğunu bu nedenle riskin her zaman yüksek olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Süleyman Soylu: ” Sulama yapanlar açısından bakıldığında maliyetler yükselecek görünüyor. Yani 4-5 kez sulama yapanlar bu sefer fazladan 2 sulama daha yapmak durumunda kalacaklar. Bu da maliyeti artıracak. Eskiden bitkilerde, meyvelerde soğuktan veya kardan dolayı uzun süren bir uyuma dönemi oluyordu. Uyuma döneminde soğuktan etkilenmiyordu. Şimdilerde havalar ısınınca bitkiler uyanıyor. Uyanınca hücre özsuyu meyvelerde dallara doğru ilerliyor. Hava soğuduğunda meyvenin dalları donmaya başlıyor. Donan dallar meyve vermiyor. Kayısı, zeytin, ceviz, fındık ,bağ alanlarında bu erken uyanma ciddi risk oluşturuyor. Geç uyanma olsa bu kadar risk olmaz.”

Fındık, zeytin, kayısı, ceviz ve üzüm bağları zarar gördü

Ani hava değişimin en çok zarar verdiği ürünler arasında fındık, zeytin, kayısı, ceviz ve üzüm bağları var.

Türkiye’nin üretiminde dünya birincisi olduğu ve Karadeniz Bölgesi’nin en önemli geçim kaynağı olan fındıkta mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklık nedeniyle fındığın erken uyanmasına neden oldu. Normalde Aralık ayı ortalarından Mart sonuna kadar olan dönemde döllenmenin gerçekleştiği fındıkta, Ordu başta olmak üzere yerel bazda bazı bölgelerde sıcak havanın etkisiyle püsküller kurudu ve döllenme olmadı. Bu nedenle üretime olumsuz yansıması bekleniyor.

Fındıktaki zararı TARSİM tespit etti

Önce sıcaktan olumsuz etkilenen fındıkta daha sonra aşırı soğuk nedeniyle özellikle Ordu’da 200 ile 400 rakım arasındaki bahçelerde don zararı meydana geldi. Bölgedeki bazı üreticiler TARSİM(Tarım Sigortaları Havuzu)’e başvurarak hasar tespiti istedi. Yapılan tespitlerde bahçesi yüzde 82 zarar gören üretici de var, yüzde 30-40 zarar gören de var. Fındıkta geçmiş yıllarda olduğu gibi Mart sonu Nisan başı aşırı soğuk nedeniyle don riski de var.

Kuru kayısı ihracatında dünyada lider konumunda olan Türkiye’nin kayısı üretim merkezi Malatya’da ise Darende’de aşırı soğuk nedeniyle kayısı ağaçları zarar gördü.

Zeytinde zarar büyük

Bursa’da ise sıcak havayla birlikte zeytin ağaçlarının gövdeleri ve dallardaki su miktarının yükselmesi, ağaçların yeşermesinden sonra Şubat ayı ortasında yaşanan aşırı soğuk zeytin ağaçlarında don zararına neden oldu.

Bursa Tarım ve Orman İl Müdürü Hamit Aygül don felaketinin yaşandığı günlerde Bursa’daki toplam zeytin ağaçlarının yüzde 25’inin dondan etkilendiğini ifade etmişti.

Türkiye’nin zeytin ihtiyacının yüzde 13’ünün karşılayan Bursa’da 8 ilçede 86 köyde 4 bin 60 çiftçinin yaklaşık 85 bin dekar zeytinliğinde yüzde 5 ile yüzde 80 oranında zarar olduğu ifade edildi.

Zeytindeki zararın nedeni de Ocak ayında havaların sıcak olması ile bitkinin gövde ve dallarındaki yüksek su miktarının aşırı soğuktan donması ile yaşandı.

Alaşehir’de bağlarda zarar var

İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri ve Alaşehir Ticaret Borsası’nın ortak çalışması ile üzüm bölgelerinde yapılan tespitlerde ise, Şubat ayının ilk yarısında meydana gelen aşırı soğuklar sonrasında bölgeden gelen şikayetlere istinaden 23-24-25 Şubat 2021 tarihlerinde Sultani Çekirdeksiz bağ alanında gerekli teknik incelemeler sonrasında Alaşehir bölgesinde Süperior çeşidi üzüm bağlarında aşırı soğuklara dayalı uyanan gözlerde kış donu zararı meydana geldiği ifade edildi. Alaşehir bölgesinde lokal alanlarda sultani çekirdeksiz üzüm bağlarında çok erken budama yapılmış olan birkaç bağda çok az da olsa soğuk etkisinin meydana geldiği, diğer bağ alanlarında soğuk zararının olmadığı tespit edildi.

İklimi suçlamak yerine çözüm aranmalı

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi, Meteoroloji, İklim Değişimi, Afet ve Acil Durum Uzmanı Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu, yaşanan en küçük olumsuzlukta bile iklimin suçlandığına dikkat çekerek telefon görüşmemizde şu değerlendirmeyi yaptı: ” Her şeyi iklim değişikliğine bağlamak doğru değil. Türkiye’de her sorun iklim değişikliğine bağlanıyor. Çözüm bulmak yerine iklim değişikliği suçlanıyor. İklim değişikliği bu kadar kısa sürede ortaya çıkmaz. Çok uzun yıllar gerektirir. Yaşanan tam olarak hava değişimi. Hava her zaman değişir. Önemli olan bu değişimi dikkate alarak tarımsal üretim yapmaktır. Don felaketinin en çok yaşandığı yerler don çukuru diye tabir edilen alanlardaki ürünlerdir. Baştan araştırmadan don çukuruna meyve ağacı dikerseniz ağaç donar. Don riskini azaltmak için önlem alınması gerekir. Önlem almadan iklim değişti böyle oldu demek doğru değil.”

Tarımsal faaliyetin her zaman büyük riskler taşıdığını hatırlatan Kadıoğlu: ” Hava şartlarını kontrol edemezsiniz bu nedenle riski yönetmeniz gerekiyor. Tohumdan başlayarak üreteceğiniz ürünü, yeri, rüzgar yönünü ve daha bir çok etmeni dikkate almanız gerekiyor. Buna rağmen risk her zaman olacaktır. Onun için sigorta yapmak gerekiyor. Ama bizde önlemler alınmıyor, herkes iklimi suçluyor. İklim değişikliğinin edebiyatı yapılıyor. Sürekli iklim değişikliği suçlanınca çözümden de uzaklaşıyorsunuz. Çiftçilerin sadece televizyondan 3-5 günlük hava durumunu değil daha uzun süreli 3-6 aylık hava tahminlerini takip ederek üretim yapmalı. ” dedi.

Özetle, havadaki ani değişiklikler bitkilerde ciddi zararlara yol açıyor. Buna yönelik çalışmaların yapılması tohumdan başlayarak her aşamada gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.

 

Reklam Ver
Önceki İçerikIrak, soğan ithalatını yasakladı
Sonraki İçerikBesilik sığır ithalatına kapılar açıldı
Ali Ekber Yıldırım kimdir? Dünya Gazetesi'nde 33 yıldan beri gazetecilik yapıyor. Muhabir, haber müdürü ve İzmir Temsilcisi olarak çalıştı. Tarım konusunda uzmanlaştı ve 25 yıldır tarım yazıyor. Tarım ,gıda, hayvancılık konularında ulusal ve yerel televizyonlarda sıklıkla görüşüne başvuruluyor.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız