Tarımsal potansiyelimizi zenginliğe dönüştürmeliyiz

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) ikinci çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte yüzde 9.9 küçüldü. Aynı dönemde tarım sektörü ise yüzde 4 büyüdü. Ekonomi bu kadar küçülürken tarım nasıl büyüdü?

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla verilerine sektör bazında bakıldığında, en fazla büyüme yüzde 27.8 ile finans ve sigorta sektöründe gerçekleştiği görülüyor. Bilgi ve iletişim faaliyetlerinde yüzde 11 ve tarım sektöründe ise yüzde 4 büyüme olduğu dikkat çekiyor. En büyük daralma yani küçülme ise yüzde 25 ile hizmetler sektöründe oldu. Sanayi sektörü ise ikinci çeyrekte yüzde 16.5 küçüldü. Bütün çabalara,kampanyalara rağmen inşaat sektörü de yüzde 2.7 küçüldü.

Tarım sektöründeki büyüme nasıl oldu?

Öncelikle 2019 yılına göre değerlendirildiğinde tarım sektöründe de bir daralmadan söz edebiliriz. Geçen yıl ilk çeyrekte tarım sektörü yüzde 3.9 ikinci çeyrekte yüzde 4.6 büyümüştü. Bu yıl ise ilk çeyrekteki büyüme yüzde 2.6, ikinci çeyrek büyüme oranı yüzde 4 olarak gerçekleşti. Sanayi ve hizmetler sektörlerindeki daralmaya bakılırsa tarımdaki büyüme elbette dikkat çekici.

Dünyada ve Türkiye’de etkili olan pandemi süreci her sektörde olduğu gibi tarımı, tarımsal üretimi de olumsuz etkiliyor. Türkiye’de tarımdaki etkilenmenin diğer sektörlere göre daha az olduğunu söyleyebiliriz. Turizmdeki daralma hizmetler sektörüne küçülme olarak yansıyor. Yine ihracattaki daralma sanayi sektörüne negatif olarak yansıdığını görüyoruz. Tarımda ise, bazı ürünlerde üretim artarken bazı ürünlerde ithalatın artması dikkat çekti.

Kriz dönemlerinde sığınılacak liman;tarım

Geçmiş yıllarda da ekonominin krize sürüklendiği, sanayide, hizmetler sektöründe daralmanın en üst seviyelerde olduğu dönemlerde tarım sektörü sığınılan bir liman oldu. Pandemi sürecinde de bunu bir kez daha gördük. Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı, kısıtlamaların en üst seviyeye ulaştığı dönemde bile tarım sektöründe işler durmadı. Mevsimlik işçilerle ilgili başlangıçta yaşanan bazı sorunlar da aşılarak üretime devam edildi.

Özellikle pandemi sürecinde gıdanın,tarımın önemi bir kez daha anlaşıldı. Bu süreçte büyük kentlerde yaşayanların bir bölümü kırsala dönerek terk ettikleri topraklarda az çok tarımsal üretim yapmaya başladı. Hizmet sektöründe işçi olarak çalışanlar işsiz kalınca en azından bir bölümü tarımda çalışmaya kendi tarlasına dönerek kısıtlı imkanlarla üretim yapmaya başladı.

Tarımsal zenginlik görmezden geliniyor

Daha önceki yıllarda yaşanan krizlerde olduğu gibi pandemi sürecinde tarım sektörü öne çıktı. Hep söylüyoruz, yazıyoruz; Türkiye’nin tarımsal potansiyeli, zenginliği gerçekten çok büyük. Bütün beceriksiz ve yanlış politikalara rağmen kriz dönemlerinde, ülkenin sıkıntıya düştüğü zamanlarda bile kendisini gösteriyor. Doğru politikalarla bu potansiyel değerlendirilse, Türkiye tarımdan büyük zenginlik üretebilir. Fakat, bu zenginlik bilerek veya beceriksizlikten görmezden geliniyor.

En az desteklenen sektör

Pandemi sürecinde en az desteklenen tarım sektörü olduğunu da unutmayalım. Bu süreçte tarıma yönelik atılan adımlar çok zayıf kaldı. Çiftçilerin 2019 yılı destekleri bu dönemde ödendi. Sanki yeni destek veriliyormuş gibi algı yaratıldı. Oysa verilen destek hak edilmiş ve gecikmiş 2019 ürünü destekleriydi. Çiftçilerin sadece Mayıs ve Haziran 2020 dönemine ait düşük faizli tarımsal kredi borçları 6 ay ertelendi. Tohum desteği sadece yazlık ekim yapan birkaç il ile sınırlı kaldı. Hazine arazileri tarıma açılıyor diye algı yaratıldı. Yaklaşık 4 milyon hektar arazi boş dururken, ekilemezken, 14 hektar hazine arazisi tarıma açılıyor diye adeta yaygara koparıldı. Hayvancılığa yem desteği büyükbaş hayvancılık yapanlara 20 başa kadar hayvan başına bir seferlik 65 lira, küçükbaş hayvancılık yapanlara 50 başa kadar hayvan başına 6.5 lira destek sağlanacağı açıklandı. Henüz ödenmeyen bu destek de çok sınırlı kaldı. Kısacası pandemi sürecinde diğer ülkelerle, diğer sektörlerle karşılaştırıldığında en az desteklenen tarım sektörü buna rağmen büyüme kaydediyorsa üretenleri, çiftçileri ayakta alkışlamak gerekiyor.

Üretim odaklı politikalara ihtiyaç var

Türkiye’nin tarımsal potansiyelini zenginliğe dönüştürmek için üretim odaklı politikaya ihtiyaç var. İthalat yerine üretimin desteklendiği bir politika ile bugün yaşanan bir çok sorun çözüldüğünde tarım sektörü büyümenin en önemli dinamiği olacaktır.

Tarımda mazot, gübre, ilaç, elektrik başta olmak üzere yüksek girdi fiyatları, işçilik maliyeti, hayvancılık sektörü için yem ham maddelerindeki dışa bağımlılık ve genel anlamda örgütlenme gibi kronik hale gelen sorunlarımız var. Girdi fiyatları ve maliyetler hızla artarken üretilen tarım ürünlerinin düşük fiyattan satılması nedeniyle üretici para kazanamamaktan şikayet ediyor. Bu sorunların çözüldüğü bir Türkiye’de tarım sektörü büyük zenginlik yaratmış olacaktır.

Özetle, ekonomi küçülürken tarım nasıl oldu da büyüdü diye şaşırmak yerine, tarımdan neden daha büyük zenginlik yaratamıyoruz sorusuna yanıt bulmamız gerekiyor.

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. Sayın Yıldırım;
    Pandemi dolayısıyla ekonomide yaşanan kriz/durgunluk gibi dönemlerde tarım sektörünün sermayenin devir hızının düşük olmasından dolayı zarara uzun süre dayanan bir sektör olduğu ve sanayi ve hizmetler sektöründe yaşanan büyük sıkıntılarla çiftçilerin karşılaşmayacağı ekonomi biliminde bilinen bir gerçektir. Saygılarımla..

  2. Yazınızda eksiklik var
    Sadece üretim çare değil ürettiğini pazarlamak ta önemli.
    Bu gün domates yerlerde yarın bir gün çöpe dökme videoları çıkabilir kaldı ki dünyada gıda krizi var denilen bir dönemde bile Turkiye kendi sebzesini değerlendiremiyor.

Average
5 Based On 2

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız