Döner sermaye ücretleri enflasyonun iki katı arttı

Elektrik fiyatı tarımsal üretimi tehdit ediyor

Her gün acı haberlerle sarsılıyoruz. Şehit haberleri, depremlerde yaşamını yitirenler canımızı acıtıyor. Son olarak İran’da meydana gelen deprem Van Başkale’de 9 yurttaşımızın yaşamını yitirmesine neden oldu. Çok zor şartlarda yaşayan köylüler geçim kaynağı olan hayvanlarını kaybetti.

Diğer tarafta dünyayı sarsan Corona virüsü komşumuz İran’a kadar geldi. Ciddi bir tehditle karşı karşıyayız. İran ile sınır kapıları kapatıldı. Hava ulaşımı durduruldu. Daha düne kadar kuru soğan ithal ettiğimiz İran’dan tarım ürünlerinin resmi veya gayri resmi yollarla Türkiye’ye girdiğini biliyoruz.

Virüs nedeniyle Çin’den ithalat da durma noktasına geldi. Bunun iki yönlü etkisi olacak. Çin’den ithal edilen ürünlerin virüs taşıma riski endişe verirken, bazı tarım ürünleri başka ülkelerden daha pahalıya ithal edilecek. Örneğin, eğlencelik ayçiçeği çekirdeği ithalatı azaldığı için iç piyasada fiyatlar artmaya başladı.

Bir yandan da Suriye’de yaşananlar nedeniyle Rusya Federasyonu ile yeni bir kriz çıkar mı endişesi var. 2015’te Türkiye’nin sınır ihlali nedeniyle Rusya’ya ait bir savaş uçağını düşürmesi nedeniyle 24 tarım ürününe yönelik boykotun izleri hala devam ediyor. Türkiye’den Rusya’ya ihraç edilen domatesler kapıda tutuluyor. Domateslerin bir bölümü bozuldu, kullanılamaz hale geldi.

Kendine yeterlilik palavra değil,zorunluluk

Yaşananlar bir kez daha gösterdi ki, tarımda üretim, kendine yeterlilik çok önemli. Bazılarının iddia ettiği gibi kendine yeterlilik palavra değil.Kendine yeterlilik bu dönemde bağımsızlıktır. Gıda güvenliğinin ve güvencesinin vazgeçilmezidir.

Kendine yeterlilik için üretim yapmak üretimi artırmak ve bunun için gerekli koşulların sağlanması gerekir. Türkiye’de tarımsal üretimin önünde bir çok engel var. Yüksek girdi maliyetleri, arazilerin küçük ve parçalı olması, kırsalda nüfusun yaşlanması, üreticinin ürettiği ürünü değerinde satamaması, ithalat baskısı ve daha bir çok neden sayılabilir.
Daha düne kadar çiftçilere sorduğumuzda üretimin önündeki en büyük engelin yüksek girdi maliyetleri olduğunu söyler sonra da mazot ve gübrenin çok pahalı olmasından yakınırlardı. Şimdi ilk sırada elektrik fiyatları var. Tarımsal üretimi tehdit eden en yüksek maliyet enerji fiyatları. Son 1 yılda fiyatı yüzde 100’ün üzerinde artan elektrik fiyatları nedeniyle çiftçi tarlasındaki suyu çekip sulama yapamaz duruma geliyor.

Yüksek elektrik fiyatı ürün desenini değiştiriyor

Elektrik fiyatlarındaki artış sadece küçük ve orta ölçekli çiftçileri değil,büyük araziler işleyen çiftçileri de zorluyor. Şanlıurfa’dan telefonla arayan bir çiftçimiz elektrik fiyatlarının yüksekliğinden şikayet ederek bunun yansımalarını anlattı. Çiftçimizin anlattıkları kendi bireysel sorunu değil, Anadolu’dan Trakya’ya kadar üretim yapan hemen her çiftçinin yaşadığı sorun. Çiftçimizin anlattıklarını okuyunca siz de hak vereceksiniz. Anlattıkları özetle şöyle:
“Urfa Siverek’te 70 bin dönüm arazide çiftçilik yapıyoruz. Geniş bir aileyiz. Babam hepimizi okuttu. Üniversite mezunu olarak çok sevdiğimiz çiftçilik mesleğini sürdürüyoruz. Fakat son iki yıldır artık üretmekte zorlanıyoruz. Şehire gitmek istemiyoruz. Fakat, üretimi sürdürmek için üretim aracımız olan traktörlerimizi satmak zorunda kalıyoruz. Mazot, gübre, hastalıklarla mücadele için kullandığımız zirai ilaç fiyatları bizim ürettiğimiz ürünün fiyatından bir kaç kat daha fazla artıyor. Son iki yıldan bu yana elektrik fiyatları bunların hepsini geçti.

En çok ektiğimiz ürünlerden birisi pamuk. Türkiye pamuğunun yarısından fazlasını Urfa üretiyor. Ama yüksek elektrik fiyatları nedeniyle suyu çekip pamuğu sulayamayacağımız için pamuk ekiminden vazgeçiyoruz. Yanı başımızda GAP(Güneydoğu Anadolu Projesi) gibi dünyanın örnek projelerinden birisi var. Buradan elektrik üretiliyor. Türkiye’nin her yerine gidiyor. Biz Urfa’da elektriğe hasret, suya hasret kalıyoruz. Baraj orada duruyor, biz yeraltından su çekiyoruz. Daha doğrusu elektrik fiyatları çok yüksek olduğu için artık suyu da çekemiyoruz.

Biz üretmezsek ne olur? Rusya’dan buğday,arpa alınıyor,Amerika’dan,Yunanistan’dan pamuk getiriliyor.Mercimek Kanada’dan geliyor. Bu ülkelerdeki çiftçilere verilen destek, ithalata verilen paranın onda biri bize verilse biz her şeyi üretiriz. Pamuk,buğday,arpa, kavun, karpuz, mercimek,örtüaltı domates her ürünü üretebilir gücümüz,toprağımız,bilgimiz var. Ama maliyetler çok yüksek.Bu maliyetler düşürülürse üretim yapabiliriz.Biz üretim yapmak istiyoruz.

Badem ve fıstık üretimine yöneldi

Elektrik maliyetinin yüksek olması, gübre,mazot,ilaç ve diğer girdilerin çok pahalı olması nedeniyle 100 dönüm arazimizde badem diktik.Geçen seneden bu yana 200 dönüme Antep fıstığı diktik. Fidan olsa daha çok fıstık dikmek istiyoruz. Toplam 500-600 dönümü bulacak. Bu alanlara artık bir daha pamuk,buğday,arpa,mercimek ekilemeyecek. Stratejik ürünlerin ekimini bırakmak zorunda kalıyoruz. Devlet elektrik fiyatlarında indirime gitse üretim yapar ve ülkemize büyük katkı sağlarız.”

Urfalı çiftçinin anlattıkları Konya Ovası’nda,Ege’de,Çukurova’da,Trakya’da Türkiye’nin her yerinde yaşanan çok önemli bir sorun. Özellikle gelecek sezon için önlem alınmazsa tarımsal üretimin önündeki en büyük engel elektrik fiyatı,enerji maliyeti olacak. Bu konuda acil önlem alınmalı. Tarımda sulama amaçlı kullanılan elektrik fiyatının mutlaka düşürülmesi gerekir.

Destek için yasal düzenleme bekleniyor

Sulama konusunda bir başka önemli sorun ise,Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi kapsamında üreticilere sağlanan bireysel sulama sistemleri hibe desteğine ilişkin tebliğin henüz yayınlanmaması. Bu konuda bir karmaşa var. Basınçlı sulama hibe desteği çalışmalarını Devlet Su İşleri genel Müdürlüğü mü yoksa Tarım Reformu Genel Müdürlüğü mü yapacak 3 yıldır belirlenemedi.
Sorun 2018 ve 2019’da “Bakanlık oluru” ile çözülmüştü. Bu aksaklıklar 2020 için de devam ediyor.
Özetle, tarımsal üretimin önünde sulamaya ilişkin hibe desteği ve yüksek elektrik fiyatları sorunu çözülemezse 2020 üretiminde ciddi sıkıntılar yaşanır.

Reklam Ver

1 Yorum

  1. Her ne kadar elektrık fıyatları can yakıyor sada bırazda çiftçinin elınde hemen zengin olalım mantıgı hep benım olsun mantıgı terk edıp koop leşmeye yönelılmelı özellıkle hayvancılık.saman ithal ediyoruz evet dogru ama sulu tarım yapanların sapını biçerci biçim karşılıgı alıp gıdıyor biçerciler saman dan daha çok kazanıyor bır çok yerde saman tınasları var bır yerde sap saman kapçık ıthal edılıyor .eskıde harmanda 2 /3 ay hayvanlar arazıde yayılırdı 3/5 senedır arazıde bıtıyor gırılemıyor .adam 1 kuyusu 40/50 tabancalık dıyelım kapasıtesı 100 dekar ama bu adam 250 dekara yakın arazı suluyor kıra ıcar yoluyla satın alarak halıylede mart 10 dedımı şaltere bas kasım 10 gıbı kapat ..2/3 defa gübre at 2/3 defa ilaç at hemen köşeyı dönmek için değil tarım 5/10 seneyi kurtarmak üretmek ve kalkınmak için yapılmalı onun içinde tohumculuk yasası tekrar ele alınmalı ve bu konuyu işlemenızı beklıyoruz .su kanunuda yürürlüğe girmeli artık 3/5 seneye kalmaz suyu da kaybederız..selamun aleykum üç aylarımız mübarek olsun ..en kısa zamanda çeltık ve yunak ziraat odası olarak sizleri görmek isterız bu konuların enıne boyunu konuşulması lazım tahıl ambarı bölgemiz hoş çakalın.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız