Trakya bölgesi ülke hayvancılığında çok önemli bir yere sahip. Kooperatifleşmenin yaygın,üretimin bilinçli yapıldığı bölgede kaliteli süt ve et üretimi gerçekleştiriliyor. Fakat bu ürünlerin pazarlanmasında ciddi sıkıntılar var. İstanbul gibi nüfusu 12 milyonu aşan bir pazara çok yakın olmasına rağmen üretilen et ve süt yeterince değerlendirilemiyor.
Bunun için gerekli altyapı oluşturulmuş değil.Edirne-Tekirdağ-Kırklareli üçgeninde birinci sınıf bir mezbaha yok.
Edirne peyniri herkes tarafından bilinen ve aranılan bir ürün olmasına karşın  Edirne peynirini büyük ölçekte üreterek pazarlayacak bir organizasyon yok.
Yaşanan bu sorunları aşmak  ve üreticinin ürününü değerlendirmek amacıyla Edirne Ticaret Borsası’nın öncülüğünde iki önemli proje yürütülüyor. Birisi et ve et ürünleri entegre tesisi diğeri ise süt ve süt ürünleri entegre tesisi kurmak.
Bu iki projenin de öncüsü,isim babası  Edirne Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı  Mustafa Yardımcı.
Mustafa Yardımcı’ nın çabaları ile  Edirne’de et üretimi yapan kasaplar bir araya gelerek  Edirne Et Ürünleri Entegre Tesisleri Sanayi ve Ticaret. A.Ş.’ni kurdular. Amaçları Trakya bölgesinde olmayan birinci sınıf bir mezbaha kurmaktı.
Fakat, projeyi daha da büyüttüler. Geçen ay Edirne Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yardımcı, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Mıhlayanlar, Edirne Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yorulmaz ve Edirne Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aladağ bir araya gelerek bir protokol imzaladılar.
Bu protokol ile, Edirne Ticaret Borsası, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası, Edirne Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve Edirne Ziraat Odası kurulan şirkete ortak oldu. Böylece hayvancılık konusunda faaliyet gösteren üretici,sanayici ve tüccar kesimini temsil eden kuruluşlar  et ve et ürünleri entegre tesisi kurmak için güçlerini birleştirdi.Tesisleri temeli gelecek ay atılacak.
Mustafa Yardımcı, bu modeli süt ve süt  ürünlerinde de gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu amaçla Edirne’deki  mandıralar bir araya gelerek Edirne Süt ve Süt Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ni kurdu. Hedef günde 100 ton kapasiteli bir süt ve süt ürünleri entegre tesisi kurmak.
Edirne Ticaret Borsası’nda katıldığımız  geniş kapsamlı toplantıda bir çok kentte kurumlar arasında yaşanan çekişmenin,çıkar çatışmasının  Edirne’de en alt düzeye indiğine tanık olduk. Süt sanayicisi ile süt üreticisi, Köy-Koop yöneticileri kafa kafaya verip daha kaliteli süt üretimi için ne yapabiliriz? Süt tüketimini nasıl artırırız? Edirne peynirini nasıl pazarlarız? sorularına ortaklaşa çözüm bulmaya çalıştıklarını gördük.
Et ve et ürünleri konusunda da aynı yaklaşım var. Böyle bir anlayışın yerleşmesinde Mustafa Yardımcı’ nın yanı sıra, Köy-Koop Edirne Birliği Başkanı Ahmet Erken, Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz, hayvancılık sektörünün önde gelen isimleri Mustafa Göktaş ve İsmail Kasap’ın büyük katkısı var. Bizim katıldığımız toplantıya  katılan Köy-Koop Kırklareli Birliği Başkanı Erdoğan Kantürer de çok ciddi katkılarda bulundu.
Erdoğan Kantürer’i bölgede tanımayan yoktur. Hayvancılığa ve sütçülüğe yaşamını adamış yurtsever bir kooperatifçi.
Edirne’de hayvancılık denilince “Canlı Hayvan Borsası”nı da anlatmakta yarar var.
Hayvancılıkla ilgilenenlerin, Türkiye’deki borsaların Edirne Canlı Hayvan Borsası’nı mutlaka görmelerini öneriyoruz.
Edirne Canlı Hayvan Borsası, haftanın 5 günü, tamamen elektronik bir ortamda alıcı ile satıcının bir araya geldiği ve tüm işlemlerin kayıt altına alındığı bir borsa sistemi.
Borsanın işleyişi özetle şöyle:
Küçükbaş veya büyükbaş hayvanını satmak isteyen üretici hayvanını borsaya getiriyor. Borsaya getirilen hayvanlar için  Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yasası şartlarına uygun olması gerekiyor. Gelen hayvanlar, Borsa’ nın Veterineri Kamil Uran tarafından sağlık kontrolü ve ultrasonla gebelik testinden geçiriliyor. Hamile olan hayvanların kesime gönderilmesi engelleniyor. Sağlık kontrolünden geçen hayvanlar kulağındaki küpe numarası ile bilgisayara kaydediliyor ve bir sıra numarası veriliyor.
Canlı hayvan satışının yapıldığı salonun bir tarafında seansı yöneten ve bilgisayarda kayıt işlemlerini yapan görevliler var. Diğer tarafta ise hayvan satın almak için açık artırmaya katılan alıcılar var. Salonda 55 alıcı var ve kendilerine ayrılan koltukların yanında satışa katılmaları için elektronik bir sistem var. Alıcı oturduğu yerden düğmeye basarak açık artırmaya katılıyor.
Üretici hayvanını salona getirir. Alıcılar  hayvanın cinsine,kalitesine,yağ oranına,randımanına bakarlar. Büyük baş  hayvanda ortalama yüzde 12 ile 18 oranında kemik bulunuyor.
Seansı yöneten görevli kilogram fiyatı üzerinden bir fiyat belirleyerek  açık artırmayı  başlatıyor. Satın almak isteyen alıcılar koltuklarının yanındaki elektronik düğmeye basarak açık artırmaya katılıyor. Bütün alıcılar karşılarındaki büyük ekrandan kimlerin alıcı olduğunu görüyor.Bir tek alıcı kalıncaya kadar açık artırma devam ediyor. Bir kişi kalınca satış yöneticisi fiyatı duyuruyor ve ekranda alıcı firmanın adı yazılıyor. Hayvan sahibi fiyatı beğenmezse hayvanını alıp gidiyor. Fiyatı beğenirse hayvan salondaki elektronik tartıya çıkarılarak kilosu tespit ediliyor. Bilgisayarda tescil işlemi yapılıyor, vergisi ve yüzde 8 oranındaki tokluk firesi kesildikten sonra üreticiye parası ödeniyor. Böylece satış işlemi tamamlanıyor. Bu şekilde yılda 10-12 bin büyükbaş ve bir o kadar da küçükbaş hayvanın satışı yapılıyor.
Her şey elektronik ortamda ve kayıt altında.Devletin bir kuruş vergi kaybı yok.
Bu sistem Türkiye geneline yaygınlaştırılsa hayvancılıkta kayıt dışı bir tek hayvan,vergisi ödenmemiş bir tek işlem kalmayacak.Ayrıca, ülkeye kaçak hayvan ve et girişi önlenebilir ve tüketici sağlıklı et ve et ürünleri tüketmiş olur.Yeter ki devlet istesin.