Hayvancılığa yatırım zamanı…

Dün bu sütunda “Satılık Çiftlik!..” başlığı ile 3 yıl önce devletin verdiği sıfır faizli kredinin cazibesine kapılarak hiçbir fizibilite çalışması yapmadan hayvancılığa yatırım yapanların uğradığı hüsranı yazdık. Bilinçsizce yatırım yapanlar sadece kendilerine değil sektöre de çok büyük zararları oldu. Şimdi onların kurdukları çiftlikler satılıyor. Öncelikle bu çiftlikler mutlaka hayvancılığı bilenler tarafından alınarak sektöre kazandırılmalı.
Hayvancılık yatırımı kimileri için kabusa dönüşürken kimileri için fırsat olabilir mi?
Öncelikle hayvancılıkla ilgili sıkıntı yaşayan, çiftliğini satışa çıkaran sadece bilinçsiz yatırım yapanlar değil. Yıllardır bu işi yapanlar da ciddi sıkıntılar yaşıyor.
En önemli sorun kilosu 1 lirayı aşan saman. Bazı yörelerde saman 1 liranın üzerine çıktı buna rağmen saman bulunamıyor.
Damızlık, süt hayvanı kesimi hızlandı. Bu nedenle karkas et fiyatında bir düşüş var. Böyle giderse ilkbaharda en geç yaz döneminde kırmızı ette yeni bir kriz çıkabilir.
Bu kriz riskine rağmen hayvancılığa yatırım yapmak isteyenler için 2010’dakinden daha uygun şartlar olduğu söylenebilir.
Nedir o şartlar?
1-Sıfır faizli kredinin ilk olarak verilmeye başlandığı Ağustos 2010’da krediyi alan yatırımcılar hayvan almak için piyasaya saldırınca damızlık inek fiyatı 3 bin 500 liradan 7 bin liraya çıktı. O dönemde çok sayıda yatırımcı damızlık ineğin tanesini 7 bin liradan alarak sürü oluşturdu. Üstelik birçok yatırımcı hayvan bulamadığı için süt verimi çok yüksek olmayan inekleri almak zorunda kaldı. Bugün, damızlık inek 3 bin 500- 4 bin liradan alınabilir. Bugün yatırım yapacaklar 2010’a göre sadece inek fiyatı bakımından yüzde 100 daha avantajlı.
2-Yatırım yapmak isteyip kredi alamayan, yer bulamayanlar için hazır çiftlikler var. Yatırım aşamasındaki bir çok bürokratik işlemle uğraşmadan, inşaatla, makine ve ekipman alımı ile zaman yitirmeden kurulu, kredisi hazır çiftlik alarak işe başlama avantajı var.
3- Ziraat Bankası, çiftlik satın alacaklara indirimli kredi sağlıyor.
4-Canlı hayvan ithalatında yüzde 135 olan gümrük vergisi 2010’da hayvancılık yatırımlarının en yoğun olduğu dönemde sıfırlandı. Karkas ette ise yüzde 225’ten yüzde 30’a kadar düşürüldü. Yerli besiciler, üreticiler ve sektöre yeni yatırım yapanlar ithalat sopası ile terbiye edildi. Rekabet edemediler ve çok zarar ettiler. Üstüne yüksek girdi maliyeti de binince Koç Holding, McDonalds gibi büyük firmalar bile sektörden çekilmek zorunda kaldı. Bugün canlı hayvan ithalatında yüzde 40, karkas ette yüzde 100 gümrük vergisi var. 2010’a göre ithalatın yarattığı olumsuzluklar daha az. Sektöre 2010’a göre daha korunaklı.
Amacımız hayvancılık yatırımlarını cazip göstermek ya da yatırımcıları yönlendirmek değil. Fakat, bugünün yatırım şartlarının 2010’a göre çok daha iyi olduğu gerçeğini görmek gerekiyor. Bilinçsizce yapılan veya ekonomik nedenlerle sıkıntıya düşen çiftlikleri, işletmeleri elbette fizibilitesini iyi yaparak sektörde kazandırmak ülkenin yararına olacaktır. Hükümetin bu konuda bir adım atarak çiftlik sahiplerine veya bu çiftlikleri alarak üretime devam etmek isteyenlere bazı kolaylıklar sağlamalı. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi borçları en az bir yıl ertelenmeli. Saman ithalatının kuraklık nedeniyle zorunlu hale geldiğini kabul eden ve bitkisel üretim yapanların borçlarını 1 yıl erteleyen Hükümet, samanı 1 liradan almak zorunda kalan besicinin borcunu da 1 yıl ertelemeli.
Özetle, hayvancılık sektörüne yatırım koşulları 2010’a göre çok daha elverişli. Ama, burası Türkiye. Yarın ne olacağını kimse bilemez. Yatırım yaparken bizim yazdıklarımızı dikkate almayın. Yatırımın gerektirdiği bilimsel çalışmaları, fizibiliteyi, pazar araştırmasını çok iyi yapmanızda yarar var.

Hayvancılık kategorisine gönderildi
Hayvancılığa yatırım zamanı…” konusunda 6 yorum
  1. ali sarı diyor ki:

    iyi günler ali bey diyarbakırın gelmiş geçmiş en iyi il müdürü olan mehmet ali koçkaya aniden hic haberi yokken görevinden alındı ve bir yere atanmadı acaba neden ?

  2. Metin Göncü diyor ki:

    Karkas kırmızı et için üreticimize (Arjantin, Uruguay,Avustralya gibi hayvancılık için çok şanslı ülkeleri bir kenara bırakıp) hepimizin daha yakından tanıdığı Avrupa ülkelerindeki üreticilere verilenden en az % 80 daha yüksek fiyat verilmesi gerektiği gerçeği hükümetteki ilgili kurumlar ,tüketiciler ve tüketiciyi yanlış bilgilendiren çevreler tarafından bilinip kabul görmedikçe Türkiye’de besicilik yapmaya soyunmak çılgınlıktan başka birşey değildir.

    Türkiye yıllık yağış ortalaması 640 litre/m2. Bol yağış alan Karadeniz bölgesini bu rakamdan çıkaracak olursak hayvancılığın yoğun yapıldığı Türkiye’nin büyük kesiminde (örneğin Konya , Burdur,Afyon…)yağış miktarı yılda sadece 350-400 litre/m2.

    Buna karşılık “niye orada et çok ucuz” diye hep duyduğumuz Almanya’da yağış ortalaması 830 litre/m2 , hatta hayvancılığın yoğun yapıldığı Münih yöresinde yılda metrekareye 920 litre yağış düşüyor.Almanya’nın tümünde yağışlı günlerin ortalaması 200 gün , bazı yörelerinde ise 260 gün. Yani orada en azından gün aşırı yağış var. Ekinler için yağışlara en fazla ihtiyaç duyulan Haziran ,Temmuz ,Ağustos aylarında Türkiye’nin büyük bölümünde yağış ortalaması 25 litre gibi iken bu miktar -örneğin- Münih çevresinde 125 Litreyi buluyor.

    Bizler mısır silajımızı alıncaya kadar yüksek maliyetlerle 5 defa sulamak zorunda kalırken, alman çiftçisi ektiği mısırı hiç sulamadan yetiştiriyor ve silaj olarak veya tane halinde mahsulünü yüksek bir verimle alıyor.
    Gün aşırı yağış alan o ülkede arpa da , buğday da ,fiğ de bir defa bile sulamaya gerek kalmadan bizdekinden çok daha fazla boy atıyor ve tane veriyor.
    Adamlar mart/nisan ayında karlar eridikten ekim/kasım ayında ilk kar düşünceye kadar hayvanlarını zaten ahırlarının hemen yanındaki meralarında otlatıyorlar. O meraları da hiç sulamak zorunda kalmıyorlar. Hayvanlarını kışın sadece 3-4 ay boyunca kaba ve suni yem ile beslemek zorunda kalıyorlar. Onun da maliyeti yukarıda bahsettiğim gibi zaten çok düşük. Bu şartlarda o ülkede karkas et fiyatı tabiki bizden çok daha düşük olacaktır.

    Yağış gerçeğini değiştiremeyeceksek ve sulamada ,gübrelemede , yakıtta , kaba ve suni yem temininde , makina/teçhizatta besiciye verilen destekleri tatmin edici seviyeye yükseltemeyeceksek ; alman besicisi (SADECE KIŞIN ihtiyaç duyduğu) samanın kilosuna en fazla 10 kuruş öderken Türk besici 75 kuruş veya bir lira ödemeye mahkum oluyor , buna karşılık karkas et için ancak 14 lira alabiliyorsa besicilik yapma işi ne bugün ne de yarın fizibil olacaktır. Batan besicilerin çiftliklerini alanlar da yukarıdaki şartlar böyle kaldıkça batmaya mahkum olacaklardır.

  3. derviş güneş diyor ki:

    türkiyede hayvanclık yapmak en riski yatırmalrdan biridir çünkü pazar cok değişkendir bügünü yarını beli değildir diğer yönüyle dış pazarada cok acıkıtır gerek ithalat gerekse kac girislerden yana hiç mı yok bu işi yapmanın bi yolu denilirse elbetteki var ben öncelikle tarım arzisi olmayan kişilere bu işe soyunmamışını öneririm çünkü tez zamanda cıplak kalırlar türkiyedeki köyelrdeki çiftciler dahi bu iş yapmıyor sebebi malum adam 2 ikenten fazla barındırmak istemiyor çünkü yarını yok risk almak istemiyor ,,, yapanalrda iflas ettiler zaten en başında dayım madur oldu,,tabi akıl akıldan üstündür yiende herkese bol sanslar dilerim :)

  4. Hikmet Çiftçi diyor ki:

    30 yıldır hayvancılık yapıyoruz. Araştırmalar ve yenilikleri takip ederek işimizi sürekli geliştirdik. Çevremizde kimsenin ulaşamadığı süt ortalamalarına ve besi randımanına ulaştık. Yemin bir kısmını kendimiz üretiyoruz. Ama şu anda bizi o kadar çok tiksindirdilerki inek, dana görmek dahi istemiyoruz. Önceden AB’deki çiftliklerin görüntülerini internetten izleyip mest olurduk, şuanda o kaliteye sahibiz. Fakat kurtulmak için fırsat arıyoruz. Ucuz demeden vakti gelmemiş hayvanları sürekli kestiriyoruz. Hergün yeni bir gol yemekten bıktık artık. Ülke AB’nin gönderdiği neydüü belirsiz etlerden ve süt ürünlerinden çok memnun ki kayıtsız şartsız tarım bakanını, hükümeti desteklemeye devam ediyor. Millet ne yerse yesin, çünkü bu kalite ve organik üretimi haketmiyor. O şovalyeyede kına göndericem bol bol.

  5. derviş güneş diyor ki:

    bilincli dezerformasyon yaplıyor bu işlerin hepsi bilerek yaplıyor devlet bana göre piyasayı üretime teşvik etmiyor aksine yangın _yakıp söndürmek süretiyle herkesi fişiliyor amacıda bu işlerdeki tek holdingleri veya özel kişleri kormak amacında …bi soru türkiyedeki tarım arzilerinin ortalamsı cok küçük neden hepsi miras hukuna kalmış bunu nasıl cözülür dersenizde bu iş şimdilk yabancı bankalra bıraklıdı onalar günbe gün cözüyor zaten kredilerle ….türkiyede öyle bir sıralı organize işler tertip edilmiş ki piyadaki hayvansal gıdalrın hepsi bildik markalardan giriyor büyük markatlre onlarda beli zaten peki bu piyasalrda neden yerel küçük kobi ürticileri yok çünkü piysaya cete olmuşmuş herkes halinden memun vurun kahpeye filimini izleyip musluman lığın en derin hazını alıyor siyasiller ,,, en iyi musluman onalra göre düşünmeyen konusmayan ve ne veririsen sükerden muslumandır ..bunalra çifcilerin ziirat odası başalknıda dahil ve baş immalık yapıyor sesiz en derin hocalrdan hemde..

  6. Zafer GÜL diyor ki:

    SAYIN ALİ EKBER YILDIRIM YUKARIDAKİ YAZINIZDA BİRŞEYLER ANLATMIŞSINIZ BENİM ÇİFTÇİ KARDEŞİM SİZİN ANLATTIKLARINIZI BİRE BİR YAŞIYOR YAZINIZDA BAKILACAK TEK Bİ YER VAR ELLE TUTULACAK TEKBİR YE ##########BURASI TÜRKİYE#########

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Arşivler