<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarım Dünyasından</title>
	<atom:link href="http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tarimdunyasi.net</link>
	<description>Ali Ekber Yıldırım&#039;ın tarım yazıları</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 09:30:48 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sırbistan’a ‘et torpili’ yaptılar</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1699</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1699#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:29:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazıların yankıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1699</guid>
		<description><![CDATA[Hürriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü ve Yazarı Vahap Munyar, Sırbistan&#8217;dan ithal edilecek et ile ilgili iki yazımızı kaynak göstererek bir yazı kaleme aldı. Vahap Munyar&#8217;ın hayvancılıkla ilgili önemli bilgilerin yer aldığı yazısı şöyle:
Sırbistan&#8217;a &#8216;et torpili&#8217; yaptılar
Vahap Munyar/ Hürriyet
ET fiyatlarının tırmanması üzerine ithalata kapıyı açmak zorunda kalan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, başlangıçtan itibaren önemli ayrıntıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1700" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1700"><img class="alignleft size-full wp-image-1700" title="vahap" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/09/vahap.jpg" alt="vahap" width="150" height="105" /></a>Hürriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü ve Yazarı Vahap Munyar, Sırbistan&#8217;dan ithal edilecek et ile ilgili iki yazımızı kaynak göstererek bir yazı kaleme aldı. Vahap Munyar&#8217;ın hayvancılıkla ilgili önemli bilgilerin yer aldığı yazısı şöyle:<br />
<strong>Sırbistan&#8217;a &#8216;et torpili&#8217; yaptılar</strong><br />
<strong>Vahap Munyar/ Hürriyet</strong><br />
ET fiyatlarının tırmanması üzerine ithalata kapıyı açmak zorunda kalan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, başlangıçtan itibaren önemli ayrıntıya dikkat etti:<br />
- Et değil, kasaplık canlı hayvan ithal edilecek.<br />
Nitekim Et ve Balık Kurumu’nun yaptığı ihaleler bu doğrultuda yürüdü. Kasaplık canlı hayvan yeterli olmayınca, bakanlık özel sektörün “besi hayvanı” ithalatına da izin verdi.<br />
<strong>Dünya Gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım’in </strong>geçen hafta art arda yazdığı iki yazı, Tarım Bakanlığı’nın “Et değil, canlı hayvan” titizliğinden sadece Sırbistan için vazgeçtiğini ortaya koydu.<br />
<strong>Ali Ekber Yıldırım’ın</strong> yazısına göre, Et ve Balık Kurumu, Sırbistan’ın Sancak Bölgesi’ndeki yoksul köylülere destek için orada doğrudan canlı hayvan alımı yapmıştı. Bu hayvanların orada kesilip, 300 ton etin Türkiye’ye getirilmesi söz konusuydu.<br />
Şimdi bunu gören Avrupa Birliği (AB), <span id="more-1699"></span>“Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Gümrük Birliği’ne imza atarken, 20 bin tona yakın et ithalatı yapacağınıza söz vermişti. Madem Sırbistan’dan et ithal ediyorsunuz, bizden de alın” diye bastırmaz mı?<br />
*****<br />
<strong>30 bin hayvan alır, 30 bin satarım spekülasyon için nasıl hayvan stoklarım</strong><br />
Torunlar Grubu’nun patronları Mehmet Torun ve Aziz Torun’un iftarında konuklar arasında Saray Halı ve Saray Çiftliği’nin patronu Necati Kurmel de vardı.<br />
Kurmel, Bayraktar Holding’in patronu Hüseyin Bayraktar, Celal Adan, Prof. Aydın Ayaydın ve Eminönü eski Belediye Başkanı Nevzat Er’le aynı masayı paylaşıyordu. Hemen söze girdi:<br />
- Şu et işini bir ara konuşsak iyi olur.<br />
Kurmel konuyu açınca hemen hakkındaki söylentileri anımsattım:<br />
- Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker bile et fiyatlarının yükselmesinde 5-6 şirketin 100 bin buzağı toplamasının etkili olduğunu söylüyor. Bunlar arasında sizin de adınız geçiyor.<br />
- Ben sırf spekülasyon olsun diye nasıl hayvan toplarım. Bu mümkün mü?<br />
- Değil mi?<br />
- Bizim çiftliğe yılda 30 bin büyükbaş hayvan girer, bir o kadar da çıkar.<br />
Ardından Tarım Bakanlığı’ndan kendisine yönelen isteğe dikkat çekti:<br />
- Bana, “Köylüden hayvanları alırken özellikle fiyatı yükseltmeye çalışma” diyorlar.<br />
- Öyle mi yapıyorsunuz?<br />
- 150-200 kiloluk hayvanı kilosu 12 liradan alıyorum. Köylü daha ucuza verse almak istemez miyim? Niye cebimden fazla para harcayayım?<br />
- Hayvanları nerelerden topluyorsunuz?<br />
- 10 bin kadarını Iğdır’dan başlayarak Doğu’dan, 10 binini de Orta Anadolu’dan alırım. Geri kalanını Batı’dan sağlarız.<br />
- Şu anda hayvan sayısı bakımından Türkiye’nin en büyük çiftliği size ait değil mi?<br />
- Öyle&#8230; Banvit de büyüklerden biri haline geldi. Koç’un Harranova Çiftliği de büyük. Birkaç şirket daha var.<br />
- Hükümet canlı hayvana ithalat kapısını açtı, yine de et fiyatları düşmedi?<br />
- Doğru politikalar oturtulmazsa, sadece ithalat yaparak et fiyatları düşmez.<br />
- Ne yapmak gerek?<br />
- Şu anda inekler bile kesime gönderiliyor. Kurulan çiftliklerin büyümesi, yenilerinin kurulması için para kazanmaları gerekiyor. Orada rekabet yaşandıkça fiyatlar normale döner.<br />
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, çaresizlikten ithalat kapısını açarken, içerideki üretimi “vurmamak için”, öncelikle kasaplık canlı hayvana yöneldi&#8230; Et ithalatını gündemine almadı.<br />
Bu yetmeyince, “canlı besi hayvanı” ithalatı için özel sektöre de fırsat tanıdı&#8230;<br />
Ancak, yine de et fiyatları istenen düzeye dönmedi&#8230;<br />
Bakanlık Saray’la, Banvit’le, Harranova Çiftliği’yle, Sancak’la yani, bu sektörün temsilcileriyle oturup konuşsa, bu konudaki politikasını yeniden gözden geçirse daha iyi olmaz mı?<br />
<strong>Tarım Bakanı Banvit’ten ‘şap intikamı’ mı aldı</strong><br />
Geçen gün Bandırma’dan bir haber geldi. Banvit’in kurucusu Vural Görener, oradaki Rotary Kulüp’ün toplantısında bir konuşma yapmış, etteki önemli soruna dikkat çekmişti:<br />
- Kilosu 25 liraya “şap”lı et yiyoruz. Edirne’den Kars’a kadar her tarafta şap var.<br />
Başta yardımcım Hayri Çetinkaya olmak üzere arkadaşlar haberin büyütülmesinden yana tavır koydular. Ben önce itiraz ettim:<br />
- Geçenlerde Tarım Bakanı Mehdi Eker’le sohbet etmiştik. Eker, “Boğaz Köprüsü’nde ekiplerimiz var. Anadolu’dan Trakya Bölgesi’ne sağlıklı olduğunu gösteren pasaportu olmayan tek bir hayvanı bile geçirmiyoruz. Trakya Bölgemizin ‘şaptan ari’ belgesi var” demişti. Vural Görener durumu biraz abartmış görünüyor.<br />
Arkadaşlar ısrar ettiler:<br />
- Vural Görener sektörü bilen bir insan. Haberi kullanmalıyız.<br />
Ben azınlıkta kalınca, haberi kullandık. Ertesi gün Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yazılı açıklama yaptı:<br />
- “Edirne’den Kars’a kadar şap var” demek yanlıştır. Trakya Bölgesi’nin “şaptan ari” belgesi var.<br />
Bir-iki gün sonra Bandırma’dan yeni haber geldi. Haberde Bandırma Tarım İl Müdürü Sefa Uyar’ın sözleri vardı:<br />
- Banvit’in Külefli’deki çiftliğinde bulunan 800 hayvanda şap hastalığına rastlandı.<br />
Aynı haberin içinde Banvit’in de açıklaması yer almıştı:<br />
- 3 ayda bir şap aşısı uyguluyoruz. Ancak, şap ülkemizde çok yaygın. Külefli’deki çiftliğimizdeki hayvanlarımızda şap tespit ettik. Durumu Bandırma Tarım Müdürlüğü’ne bildirdik. Karantina önlemleri aldık. 800 hayvandan 200’ü iyileşti. 600’ünün tedavisi sürüyor.<br />
Bu haberi görür görmez şöyle düşündüm:<br />
- Tarım Bakanı Eker, ısrarla “Trakya’da şap yok” derken, Banvit’in kurucusu Trakya’yı da işin içine kattı. Bu duruma Bakan Eker bozuldu. Hemen ekipleri Banvit’e yönlendirdi. Durumu da özellikle basına sızdırdılar.<br />
Derken önceki gün Balıkesir’den yeni bir haber ulaştı:<br />
- Balıkesir’de 11 işletmede şap hastalığı görüldü. Tarım İl Müdürlüğü, il genelindeki hayvan pazarlarını ikinci bir emre kadar kapattı. Hayvan hareketlerine sınırlama getirdi.<br />
Bu haberi görünce, “Tarım Bakanı Banvit’ten şap intikamı mı aldı” yönündeki şüphem zayıfladı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1699</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyada et fiyatları 20 yılın zirvesinde</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1697</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1697#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 07:34:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1697</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Gazetesi&#8217;nde yayınlanan &#8220;Dünya&#8217;da et fiyatları 20 yılın zirvesinde&#8221; başlıklı haber ve bu habere yazdığım &#8220;Kuraklığın faturası&#8221; başlıklı uzman görüşüm&#8230;
Dünyada et fiyatları 20 yılın zirvesinde
DIŞ HABERLER- Türkiye&#8217;de et fiyatlarındaki artış nedeniyle gündeme gelen ithalat tartışmaları devam ederken, dünyada da et fiyatları büyük bir hızla yükseliyor. Bir taraftan gelişmekte olan ülkelerin talebinde artış yaşanırken diğer yandan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Gazetesi&#8217;nde yayınlanan &#8220;Dünya&#8217;da et fiyatları 20 yılın zirvesinde&#8221; başlıklı haber ve bu habere yazdığım &#8220;<strong>Kuraklığın faturası&#8221;</strong> başlıklı uzman görüşüm&#8230;<br />
<strong>Dünyada et fiyatları 20 yılın zirvesinde</strong><br />
DIŞ HABERLER- Türkiye&#8217;de et fiyatlarındaki artış nedeniyle gündeme gelen ithalat tartışmaları devam ederken, dünyada da et fiyatları büyük bir hızla yükseliyor. Bir taraftan gelişmekte olan ülkelerin talebinde artış yaşanırken diğer yandan ABD ve Avustralya gibi önde gelen ihracatçıların üretiminde meydana gelen düşüş, dünya genelinde et fiyatlarını 20 yılın en yüksek seviyesine çıkardı. Karadeniz Bölgesi&#8217;ndeki  <span id="more-1697"></span> kuraklık ve birçok ülkede seller, fırtınalar nedeniyle tahıl üretiminde düşüş görüldüğü bir dönemde et fiyatlarının tırmanması, zaten son iki yılın en yüksek seviyelerinde gezinen gıda fiyatlarında enflasyon endişelerini tetikliyor.<br />
Birleşmiş Milletler&#8217;e (BM) bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından hazırlanan global et endeksi ağustos ayında 1990&#8242;dan bu yana en yüksek değerine ulaştı. Endeks geçen yıla göre ortalama yüzde 16 yükselirken; bu dönemde kuzu eti fiyatları 37 yılın zirvesine çıktı,  dana eti fiyatları iki yılın zirvesini gördü, kümes hayvanları ve domuz eti fiyatı da güçlendi.<br />
Gelişmekte olan ülkelerde et büyük bir hızla artıyor. Orta sınıfın büyümesi ve refah düzeyinin artmasıyla birlikte başta Çin olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde gıda alışkanlıklarının değişmesi ve protein ağırlıklı beslenmenin tercih edilmeye başlaması et talebini artırıyor. Roma merkezli FAO&#8217;nun hayvancılık ekonomisti Pedro Arias, özellikle Asya ve Ortadoğu&#8217;nun talebinin sürekli bir artış grafiği çizdiğini ancak tüccarların, üretimleri azaldığı için talebi karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi.<br />
Fiyatlardaki artış, Chicago Ticaret Borsası&#8217;nda (CBOT) çok da büyük olmayan et piyasasına spekülatif para girişlerini hızlandırdı. CBOT&#8217;ta canlı dana kontratları yılbaşından bu yana üçe katlandı ve 1 pound yani 453 gram etin fiyatı 1 dolarla 22 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Avustralya&#8217;da üretilen kuzu etinin fiyatı da 5.50 dolar/kilogram ile 1973-74 sezonundan bu yana en yüksek rakamı gördü.<br />
Ancak fiyat artışlarının bu işlemlerden değil, tamamen arz-talep dengesindeki bozulmadan kaynaklandığı belirtiliyor. Avustralya ve Latin Amerika&#8217;daki büyük ihracatçı ülkelerde kuraklık ve hayvan yemi maliyetlerinin artması üretimini baltalıyor. 2010&#8242;da dünya genelinde et üretiminin baskı altında kalacağının düşünen FAO, küresel sağır üretiminde bu yıl sadece 200 bin ton artarak 64.9 milyon ton olacağı tahmininde bulunuyor. ABD Tarım Bakanlığı da, ülkenin dana eti üretiminin geçen yılın yüzde 1 gerisinde kalacağı ve 12 milyon tona ineceğini hesaplıyor. Finans krizinde et fiyatlarının düşmesi ve yem fiyatlarının artmasıyla hayvan yetiştirmekte zorlanan çiftçilerin sürülerini küçültmesi, ülkenin üretiminin düşmesine neden oluyor.<br />
Güney Amerika&#8217;da ise Brezilya, Uruguay ve Paraguay&#8217;da üretiminin artacağı fakat Arjantin&#8217;de geçen yıla göre bir değişim yaşanmayacağı tahmin ediliyor. Ancak dünyanın diğer bölgelerinde üretimin azalması Güney Amerika&#8217;daki artışı gölgeleyecek gibi gözüküyor. Avustralya ve Yeni Zelanda&#8217;da çiftçiler yeni sürüler oluşturmaya çalışıyor.<br />
Rusya&#8217;da hayvan sayısı yüzde 2 azalırken, et üretiminin de buna paralel bir şekilde düşmesi bekleniyor.<br />
Asya&#8217;ya bakıldığında ise Çin&#8217;de getirisi azaldığı için çiftçilerin üretimi azaltması nedeniyle yüzde 5 daralma bekleniyor. Güney Kore&#8217;de, yılın ilk yarısında baş gösteren şap hastalığı yüzünden üretimin görünümü belirsizlik içinde. Hindistan&#8217;da et üretiminde sınırlı artış beklenirken, sellerin vurduğu Pakistan&#8217;da et üretiminde düşüş meydana geleceği tahmin ediliyor.<br />
Afrika&#8217;da, sağır eti üretiminin yüzde 1&#8242;in altında bir artışla 4.8 milyon ton olması bekleniyor. Batı Afrika&#8217;da Çad ve Nijer başta olmak üzere birçok ülkeyi etkisi altına alan kuraklık hayvan ölümlerini artırdı. Doğu Afrika&#8217;da ise Etiyopya, Kenya ve Sudan&#8217;ın güney kesimlerinin su kıtlığı çekmesi üretimi olumsuz etkiliyor. </p>
<p><strong>Kuraklığın faturası </strong><br />
<strong>Uzman Görüşü/ Ali Ekber Yıldırım</strong></p>
<p>Küresel ısınmaya bağlı olarak her yıl dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan kuraklık, tarım sektörünü, hayvancılığı olumsuz etkiliyor. Deyim yerindeyse kuraklık dünyayı sarsıyor. Kuraklığın faturası büyüyor.<br />
Dünyada yaşananları daha iyi anlamak için ülke olarak yaşadığımız örneği iyi analiz etmekte yarar var.<br />
Türkiye’de 2007 ve 2008’de sonuçları ağır bir kuraklık yaşandı. Üretim azaldı. İthalatın faturası büyüdü. Yem fiyatının artması ile süt inekçiliği yapanlar, sattığı sütle yem alamaz duruma gelince yaklaşık 1 milyon süt ineği kesildi. Türkiye’de hayvancılık sektörü çöktü. Gerekli önlemler alınmadığı için şimdi ithalatla et fiyatı kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Kurbanlık hayvanlar bile ithal edilecek.<br />
Dünyada da farklı bir tablo yok. Rusya,Latin Amerika, Avustralya ve diğer ülkelerde yaşanan kuraklık tarımsal üretimi dolayısıyla hayvancılığın en önemli girdisi olan yem hammaddesini pahalı hale getiriyor. Maliyet yükseliyor. Bir yandan da hayvan varlığı azalıyor. Dünyanın en büyük ihracatçısı konumundaki Uruguay, Şili, Arjantin,Yeni Zelanda, Avustralya’daki hayvanlara talep artıyor. Talep artınca fiyat yükseliyor. Dünyaya hayvan ve et sağlayan ülkelerde kuraklık yaşanması sorunun büyümesine ve fiyatın daha da yükselmesine neden oluyor. Bu süreç birkaç yıl daha sürecek gibi görünüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1697</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sığırlarımız “Hijazi”den</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1692</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1692#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 07:15:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazıların yankıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1692</guid>
		<description><![CDATA[Usta yazar Güngör Uras, &#8220;ihalelerin sırrı yüzer çiftlik&#8221; başlıklı analiz haberimizi kaynak göstererek Milliyet Gazetesi&#8217;nde &#8220;Sığırlarımız &#8216;Hijazi&#8217;den &#8221; balıklı bir yazı yazdı. Güngör Uras&#8217;ın yazısı şöyle:
Sığırlarımız &#8216;Hijazi&#8217;den
Güngör Uras/ Milliyet
Et fiyatlarını aşağıya çekmek için canlı sığır ithal ediliyor. Ama fiyatlar bir türlü gerilemiyor. Bugüne kadar ne kadar ithalat yapıldı&#8230; Kim bu sığırları getiriyor? Getirilen sığırlar bizim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1435" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1435"><img class="alignleft size-full wp-image-1435" title="guras" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/07/gungor_uras_yarim_haci_olabilecek_mi-71b1663def3920d84e9433c91856279e.jpg" alt="guras" width="163" height="122" /></a>Usta yazar Güngör Uras, &#8220;ihalelerin sırrı yüzer çiftlik&#8221; başlıklı analiz haberimizi kaynak göstererek Milliyet Gazetesi&#8217;nde &#8220;Sığırlarımız &#8216;Hijazi&#8217;den &#8221; balıklı bir yazı yazdı. Güngör Uras&#8217;ın yazısı şöyle:<br />
<strong>Sığırlarımız &#8216;Hijazi&#8217;den</strong><br />
<strong>Güngör Uras</strong>/ Milliyet<br />
Et fiyatlarını aşağıya çekmek için canlı sığır ithal ediliyor. Ama fiyatlar bir türlü gerilemiyor. Bugüne kadar ne kadar ithalat yapıldı&#8230; Kim bu sığırları getiriyor? Getirilen sığırlar bizim iç talebin yüzde kaçı büyüklüğünde?<br />
Bunları öğrenmek istedim. Bulabildiğim bilgileri sayın okuyucularıma arz edeceğim. <span id="more-1692"></span><br />
Bizde talebin canlı olduğu yıllarda, yılda 1 milyon 630 bin baş sığır kesilir. Sığır başı ortalama 196 kg. Karkas et ağırlığı ile, yılda 320 bin ton sığır eti elde edilir.<br />
Bugüne kadar canlı sığır ithali için açılan 3 ihale ile 62 bin ton canlı sığır ithaline izin verildi. Bu ise yaklaşık 100-120 bin baş sığır ve 30-35 bin ton karkas et demektir.<br />
Anlaşıldığı kadarıyla şimdiye kadar bizim normal dönemlerdeki iç sığır eti talebimizin yüzde 7-10’u dolayında bir ithalata izin verilmiş bulunuyor.<br />
4 Mayıs 2010 tarihinden bu yana 6 ihale yapıldı. İlk 2’si iptal edildi. Son 4 ihalenin biri besilik canlı hayvan ihalesi, 3’ü kasaplık canlı sığır ihalesi idi.</p>
<p>İthalat 261 milyon dolar<br />
Dört ihaleyi de Hijazi grubu kazandı. Hijazi grubuna getirdiği ve getireceği sığırlar için 261 milyon dolar ödeniyor.<br />
Et Balık Kurumu’nun açtığı ihalelerde tüm rakiplerini alt ederek, tek sığır satıcısı duruma gelen Hijazi grubu kimdir? Bu grubun Türkiye’deki ortakları kimlerdir?<br />
Ali Ekber Yıldırım’ın Dünya’da yayınlanan araştırmasından öğreniyoruz ki, 1985 yılında kurulan Hijazi&amp;Ghosheh Groupe’un yönetim merkezi Ürdün’de. Büyük bir canlı hayvan tedarikçisi. Her türlü etin ticaretini yapıyor. Kurban Bayramı dönemlerinde Suudi Arabistan’a hayvan tedarik ediyor.<br />
Al Maraai isminde günde 20 ton et işleyen bir yan kuruluşa sahip.<br />
Hijazi grubunun her biri 2.500 büyük baş hayvan kapasiteli 15 dolayında gemisi var. Bu gemiler deniz üzerinde gezinen besi çiftlikleri. Talebe göre gemiler, satış bölgelerine sevk ediliyor.</p>
<p>Hijazi ile rekabet zor<br />
Hijazi grubu Türkiye’ye Uruguay’dan satın aldığı sığırları getiriyor. Rakipleri ihaleyi kazanır ise Uruguay’a giderek sığır temin etmek, sığırları gemilere yüklemek, Türkiye’ye getirmek zorunda. Halbuki Hijazi grubu, bu alımı daha önce ve de büyük ölçekli yapmış durumda. Büyük ölçekli alım yaptığından maliyet avantajına sahip. Hayvanlar gemide beslenmekte olduğundan kısa sürede teslim avantajına sahip.<br />
Bu avantaj ise firmaya, Arap ülkelerinde kilosu 2.6 dolara sattığı canlı sığır etini Türkiye’de Et ve Balık Kurumu’na 3.8 -4.0 dolardan satma imkânını veriyor.<br />
Anlaşıldığı kadarıyla hükümet canlı sığır ithal etmeye devam edecek. Bugüne kadar fiyat tanzimi için yapılan ithalat bundan sonra arz açığını kapatmak, talebi karşılamak için devam edecek. Ve de açılacak ihalelerde Hijazi grubu Türkiye’nin tek ve rakipsiz sığır eti tedarikçisi konumunu sürdürecek.<br />
Hijazi Grub’un kim olduğunu, gücünü öğrendim de Türkiye’de temsilcisi veya ortağı kimdir onu bir türlü öğrenemedim. Türkiye’de bu kadar büyük iş yapan bir grubun mutlaka bir temsilcisi veya ortağı vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1692</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şap hasatalığı pazarları kapattırıyor</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1688</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1688#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 06:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1688</guid>
		<description><![CDATA[Hayvan alım satımının yapıldığı hayvan pazarları şap hastalığı nedeniyle bir bir kapanıyor. DÜNYA’ nın saptamalarına göre son üç ayda 40’a yakın hayvan pazarı şap hastalığı nedeniyle belli sürelerle kapatıldı.
Şapın ekonomiye zararı çok büyük
Tarım ve Köyişleri bakanlığı Şap Enstitüsü verilerine göre, şap hastalığı,süt ve et veriminde kayba neden olurken, hayvanların gelişmesinde gerilik,gebe hayvanlarda yavru atma, özellikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1689" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1689"><img class="alignleft size-full wp-image-1689" title="haypar" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/09/haypar.jpg" alt="haypar" width="180" height="126" /></a>Hayvan alım satımının yapıldığı hayvan pazarları şap hastalığı nedeniyle bir bir kapanıyor. DÜNYA’ nın saptamalarına göre son üç ayda 40’a yakın hayvan pazarı şap hastalığı nedeniyle belli sürelerle kapatıldı.<br />
<strong>Şapın ekonomiye zararı çok büyük</strong><br />
Tarım ve Köyişleri bakanlığı Şap Enstitüsü verilerine göre, şap hastalığı,süt ve et veriminde kayba neden olurken, hayvanların gelişmesinde gerilik,gebe hayvanlarda yavru atma, özellikle genç hayvanlarda yüksek oranda ölümlere, dış ticarete getirilen kısıtlamalardan doğan ekonomik kayıplar, tedavi maliyeti gibi çok ağır ekonomik kayba neden oluyor. Sütte yüzde 15 ette yüzde 10 zarara neden oluyor. <span id="more-1688"></span><br />
<strong>AB projesi etkili olamadı</strong>Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Avrupa Birliği’nin mali desteği ile yürüttüğü “Türkiye’de Şap Hastalığı’nın Kontrolü Projesi” 2008’de başladı. Bu yıl projenin son yılı. Uzmanlar, projenin son yılında şap hastalığının bu kadar yaygın görülmesinin düşündürücü olduğunu ifade ediyor.<br />
<strong>Ali Ekber Yıldırım</strong><br />
İZMİR- Kurban bayramı öncesinde şap hasatlığı ülkeyi sardı. Çok sayıda hayvan pazarı karantinaya alınıp kapatıldığı için ülkenin büyük bölümünde hayvan alım ve satımı durdu.<br />
DÜNYA’ nın saptamalarına göre son üç ayda Türkiye’nin değişik bölgelerinde 40’a yakın hayvan pazarı şap hastalığı nedeniyle belli sürelerle kapatıldı. Halen çok sayıda hayvan pazarı kapalı.<br />
Ülkeler arası canlı hayvan ve hayvansal ürün ticaretini olumsuz etkileyen şap hastalığı büyük ekonomik kayıplara neden oluyor.<br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Şap Enstitüsü verilerine göre, şap hastalığı kontrol altına alınmadığında ekonomiye önemli kayıplar veriyor. Şap Enstitüsü verilerine göre şap hastalığı,<br />
Süt ve et veriminde ciddi kayıplara neden oluyor. Şap hastalığından dolayı yıllık yüzde 15 süt kaybı görülürken et kaybı ise yüzde 10 düzeyinde. Süt kaybından dolayı ülke ekonomisinin uğradığı zarar yaklaşık 8 milyon dolar, et kaybından dolayı uğranılan zararın ise 81 milyon dolar olduğu ifade ediliyor.<br />
Şap hastalığı ayrıca hayvanların gelişmesinde gerilik, gebe hayvanlarda yavru atma, özellikle genç hayvanlarda görülen oldukça yüksek oranda ölümler, dış ticarete getirilen kısıtlamalardan doğan ekonomik kayıplar, tedavi masrafındaki maliyet nedeniyle ekonomiye ciddi zarar veriyor.<br />
<strong>AB destekli proje de çözüm olamadı</strong><br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı şap hastalığını kontrol altına almak üzere Avrupa Birliği’nin 65 milyon Avroluk mali desteği ile 2008-2010 dönemini kapsayan “ Türkiye’de Şap Hasatalığı’nı Kontrolü Projesi” başlattı. Bu proje kapsamında Trakya bölgesi şap hastalığından aşılı ari bölge ilan edildi. Bu bölgede şap hastalığı kontrol altına alındı.<br />
Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı (OIE) denetimi sonucunda Trakya’da şap hastalığı olmadığı rapor edildi. Avrupa Birliği, Türkiye ile müzakere sürecinde Gıda, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı faslını bu rapor verildikten sonra müzakereye açtı.<br />
Uzmanlar Trakya bölgesinde sağlanan bu başarının Anadolu’da yakalanamadığını belirterek, Avrupa Birliği ile yürütülen projensin son yılında şap hastalığının bu denli yayılmasının düşündürücü olduğunu ifade ediyor.<br />
Banvit A.Ş.’nin Kurucusu Vural Görener’in “Edirne’den Kars’a kadar şap olmayan köy yok” açıklaması ile yeniden ülke gündemine gelen şap hastalığı hayvan üreticilerinin korkulu rüyası oldu. Hayvan ithalatı ile tedirgin olan yetiştiriciler, şap nedeniyle hayvan alım satımının durduğunu, pek çok pazarın kapandığını dile getirerek kurban bayramı öncesinde büyük sıkıntı yaşadıklarını dile getiriyor.<br />
<strong>Bakanlık artışı kabul ediyor</strong><br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı şap hastalığı ile ilgili yaptığı açıklamada geçen yılın sonundan bu yana hastalık sayısında artış olduğunu kabul ediyor. Bakanlığın konuya ilişkin açıklamasında: “Türkiye&#8217;nin yer aldığı bölgenin özellikleri sebebiyle 2009 yılı Aralık ayından bugüne kadar yeni alt tipi kaynaklı hastalık sayılarında tedrici bir artış gözlenmekle beraber bu oranın, şapla mücadelede çok başarılı bir eşik kabul edilen yüzde 2&#8242;ye kadar gerilediği belirtiliyor.<br />
DÜNYA’ nın hayvan pazarlarına yönelik yaptığı araştırma üreticiyi doğruluyor. Türkiye’nin her bölgesinde hayvan pazarları şap hastalığı nedeniyle belli sürelerle kapatılıyor. DÜNYA’ nın saptamalarına göre sadece son üç ayda kapatılma kararı verilen 40’a yakın pazar var.<br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Korume ve Kontrol Genel Müdürlüğü verilerine göre ülke genelinde 91 ruhsatlı hayvan pazarı faaliyet gösteriyor. Ancak, ruhsatlı pazardan daha fazla ruhsatsız hayvan pazarı da var.</p>
<p><strong>DÜNYA’nın araştırmasına göre son üç ayda belli sürelerle kapatılan hayvan pazarları:</strong></p>
<p><strong>Kastamonu</strong><br />
Tosya ilçesine bağlı Sapanca köyünde hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle karantina altına alınan Tosya Hayvan Pazarı, 18 Ağustos’tan 14 Eylül’e kadar kapatıldı.<br />
Şap hastalığının olumsuz etkilerini engellemek ve hayvan yetiştiricilerini korumak amacıyla Kastamonu Merkez Hayvan Pazarı 18 Ağustos tarihinden 14 Eylül tarihine kadar İl Tarım Müdürlüğü tarafından kapatıldı. Belirti rastlanan 7 bölge karantina altına alınarak o bölgelerden hayvan giriş-çıkışı yasaklandı.<br />
Taşköprü Hayvan Pazarı 27 Ağustos’ta bir ay süreyle kapatıldı.<br />
Devrekâni İlçesi Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu 23.08.2010 tarihli kararı gereği;<br />
Kastamonu İl Merkezi ve civar illerde yaygın görülen şap hastalığının ilçeye sirayet etmemesi için Devrekani Belediyesi Hayvan Pazarı 23 Ağustos’ta üç hafta süreyle kapatıldı.<br />
<strong>Denizli</strong><br />
Her hafta salı günleri kurulan Denizli Acıpayam Hayvan Pazarı Haziran ayı sonunda görülen şap hastalığı nedeniyle kapatıldı.<br />
<strong>Bursa</strong><br />
Hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle Bursa Mustafakemalpaşa Hayvan Pazarı 3 Ağustos 2010 tarihinde hayvan Sağlığı Zabıta Komisyonu kararı ile 15 gün kapatıldı. İlçeye küçük ve büyükbaş hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı.<br />
İnegöl ilçesi Hamzabey ve Kozluca köylerinde hayvanlarda şap hastalığı görülmesi üzerine ilçeye hayvan giriş ve çıkışları yasaklanarak, hayvan pazarının karantinaya alınarak 15 gün süreyle kapatıldı.<br />
<strong>Burdur</strong><br />
Karakent, Yaylabeli, Kayaaltı, Merkez ilçe Menderes Mahallesi ve Karamanlı İlçesi Dereköy’de tespit edilen şap hastalığının yayılma eğilimi göstermesi, hastalık çıkan Menderes Mahallesinde hayvan pazarı bulunması nedeniyle hastalığın daha çok işletmelere yayılmaması, yetiştiricilerin mağdur olmaması amacıyla 30 Nisan ‘da yapılan toplantıda hayvan pazarları kapatıldı.<br />
<strong>Aksaray</strong><br />
Aksaray merkezde şap hastalığı ile ilgili ahır denetimleri yapan Tarım İl Müdürlüğü ekipleri, kontrollerde hayvan pazarına yakın birkaç ahırdaki hayvanlarda şap hastalığı olduğunu belirledi. Hayvan pazarı şubat ayında kapatıldı.<br />
<strong>Sivas</strong><br />
Sivas’ın İmranlı ilçesi Maden köyünde şap hastalığının yayılma eğilimi göstermesi nedeniyle İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından İmranlı Hayvan Pazarı iki kez kapatıldı. İlk olarak 28 Haziran 2010 tarihinde hayvan sağlığı zabıta komisyonu İmranlı Hayvan Pazarı’nı 20 Temmuz 2010 tarihine kadar kapattı. Hastalığın yayılma riskine karşı pazar bir ay daha 17 ağustos’a kadar kapatıldı.<br />
<strong>Aydın</strong><br />
Nazilli ilçesinde 100 başlık işletmede 15’i ağır 15’i hafif olmak üzere 30 hayvanda görülen şap hastalığı nedeniyle Nazilli Hayvan Pazarı Temmuz ayı başında bir ay süreyle kapatıldı. İlçe merkezinde hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı.<br />
Nazilli’den sonra şap hastalığının görülmesi ve yayılma tehlikesi nedeniyle Söke Hayvan Pazarı geçici olarak kapatıldı.<br />
<strong>İzmir</strong><br />
Ödemiş Hayvan Pazarı iki farklı noktada rastlanan şap hastalığı nedeniyle 26 Ağustos itibariyle iki hafta süreyle kapatıldı.<br />
<strong>Bayburt </strong><br />
Bayburt Hayvan Pazarı, şap salgını nedeni ile 31 Ağustos 2010- 30 Eylül 2010 tarihleri arasında 1 ay süreyle kapatıldı. Bayburt Belediye Başkanı H. Ali Polat’ın açıklamasına göre Bayburt ve köylerinde yüzde 40 oranında hayvanlarda şap hastalığı tespit edildiği için hayvan pazarı bir ay kapatıldı.<br />
<strong>Düzce</strong><br />
Haziran ayı başında Düzce Merkez ve Gölyaka ilçelerinde şap hastalığının görülmesi üzerine İl genelinde meralar ve hayvan pazarları kapatıldı. Kente hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı.<br />
<strong>Tokat</strong><br />
Tokat Merkez ve Niksar&#8217;a bağlı Cer Köyü’nde hayvanlarda şap hastalığı tespit edilmesi üzerine ilçeye hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı. Niksar Hayvan Pazarı ve ildeki tüm pazarlar 24 Ağustos 2010 gününden itibaren kapatıldı.<br />
<strong>Erzurum</strong><br />
Üçü merkez olmak üzere 8 ilçede(Narman, Çat, Hınıs, Oltu, Şenkaya, Palandöken, Yakutiye ve Aziziye) şap hastalığı görüldü. İlde 14 gün süreyle hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı, hayvan pazarları kapatıldı. Şap hastalığının en hızlı yayılan türü olması nedeniyle, 25 Haziran-9 Temmuz tarihleri arasında kente hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı. Ayrıca tüm ilçelerdeki hayvan pazarlarının da bu tarihler arasında kapatılması kararı alındı.<br />
Aynı tarihlerde Pasinler’de çıkan ve hızlı bir yayılım eğilimi gösteren şap hastalığını önlemek üzere İl Hayvan Sağlık Zabıta Komisyonunun 22.06.2010 tarihli kararı ile Pasinler Hayvan Pazarı 25 Haziran 9 Temmuz tarihleri arasında kapatıldı. Kararda hastalığın Ağrı, Iğdır, Ardahan ve Kars illerinden çıkış yapan kontrolsüz insan ve hayvan hareketlerinden kaynaklandığı görüşüne yer verildi.<br />
<strong>Samsun</strong><br />
Havza, Vezirköprü başta olmak üzere Salıpazarı, Kavak, Bafra ve Tekkeköy ilçelerinde Temmuz ayı başında tespit edilen şap salgını nedeniyle Havza ve Vezirköprü hayvan pazarları kapatıldı.<br />
<strong>Giresun</strong><br />
Şebinkarahisar Taş Mahallesi’nde 12 Ağustos’ta tespit edilen şap hastalığı nedeniyle Şebinkarahisar Hayvan Pazarı 31 ağustos’a kadar kapatıldı.<br />
<strong>Adıyaman</strong><br />
Kahta Belediyesi, şap hastalığının görülmesi nedeniyle 11 Haziran’da ilçedeki hayvan pazarını bir ay süreyle kapattı. Dışarıdan ilçeye hayvan girişi yasaklandı.<br />
<strong>Adana </strong><br />
Yüreğir İlçesinde, Bahçelievler Mahallesi,. Doğankent Beldesi, Camili ve Şıhmurat köylerinde toplam şap hastalığı tespit edildi. İl Tarım Müdürlüğü İl Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Komisyonu, Yüreğir Belediyesi Canlı Hayvan Pazarını ikincir bir emre kadar kapattı.<br />
Ceyhan ve Kozan hayvan pazarları da kapatıldı.<br />
<strong>Kütahya</strong><br />
Tavşanlı Hayvan Pazarı, şap hastalığı nedeniyle Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu kararıyla süresiz kapatıldı.<br />
<strong>Kars</strong><br />
Kars Merkez ve Selim, Sarıkamış, Kağızman, Arpaçay, Akyaka, Digor ve Susuz ilçelerinde büyükbaş hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle Tarım İl Müdürlüğü&#8217;nce hastalığın yayılmaması amacıyla hayvan pazarı 16 gün süreyle kapatıldı.<br />
<strong>Çorum</strong><br />
Çevre illerde görülen şap hastalığının yayılma tehlikesine karşı Çorum Hayvan Pazarı 16-31 Ağustos tarihleri arasında kapatıldı.<br />
<strong>Bolu</strong><br />
Gerede&#8217;ye bağlı bazı köylerde büyükbaş hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle toplanan Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu, hastalığın yayılmaması amacıyla hayvan pazarının bir ay süreyle kapattı. Mudurnu ilçesi’nde de şap hastalığı nedeniyle hayvan pazarı kapatıldı.<br />
<strong>Kırşehir</strong><br />
Kaman İlçesine bağlı Bayramözü ve Bayındır köylerinde şap hastalığının görülmesi üzerine ilçedeki hayvan pazarı kapatıldı.<br />
<strong>Sinop</strong>Şap hastalığı nedeniyle 26 Ağustos itibariyle iki hafta süreyle Sinop iline hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı. Kentteki tüm hayvan pazarları ikinci bir emre kadar kapatıldı.<br />
<strong>Eskişehir</strong><br />
Odunpazarı İlçe Tarım Müdürlüğü görevlileri, Sevinç Mahallesi&#8217;nde besicilik yapan bir işletmede 100 büyükbaş hayvanda şap hastalığı olduğunu tespit etti. Tarım Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu, karantinaya aldığı mahalleye hayvan giriş ve çıkışını süresiz olarak yasakladı.<br />
<strong>Edirne</strong><br />
Havsa ve Keşan ilçelerinde kurulan hayvan pazarları 9 Temmuz’da şap hastalığına karşı önlem amacıyla geçici süreyle kapatıldı. Hayvan tacirlerine yerleşim birimlerinde hayvan alım satımı yapması yasaklandı. Damızlık amaçlı hayvan alım satımının ise sadece Tarım Bakanlığından ihale almış firmalara yapılması kararlaştırıldı.</p>
<p><strong>Şap hastalığı nedir, nasıl bulaşır?</strong><br />
Şap hastalığı, ülkeler arası canlı hayvan ve hayvansal ürün ticaretini olumsuz yönde etkileyen, büyük ekonomik kayıplara neden olan, çift tırnaklı hayvanların akut ve çok bulaşıcı viral bir hastalığıdır. Şap’ın 7 farklı serotipi (A, O, C, Asia 1, SAT1, SAT2, SAT3) vardır. Bu serotipler çok sayıda alt tip ve varyanta sahiptir. Şap virusu doğal şartlarda yüksek mutasyon oranına sahiptir. Bu çeşitlilik, hastalıkla mücadelede aşı kullanımını güçleştiren bir etmendir. Sınırlı sayıda bulunan aşı suşları, dünyanın farklı bölgelerinde, bazen aynı bölgede mevcut viruslar için etkili bir koruma sağlayamaz. <br />
Türkiye’de şap hastalığı mihraklarında yapılan incelemelerde, hastalığın en yaygın bulaşma yolunun direk bulaşma olduğu bildirilmiştir. Bu bulaşma şeklinde genellikle hayvan hareketleri ve hayvan pazarlarının önemli rolü olduğu düşünülmektedir.(Kaynak: Şap Enstitüsü)</p>
<p><strong>Şap hastalığının neden olduğu kayıplar</strong><br />
* Süt ve et verimindeki kayıplar<br />
* Hayvanların gelişmesinde gerilik<br />
* Gebe hayvanlarda yavru atma<br />
* Özellikle genç hayvanlarda görülen oldukça yüksek oranda ölümler<br />
* Dış ticarete getirilen kısıtlamalardan doğan ekonomik kayıplar<br />
* Tedavi masrafındaki maliyet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1688</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sırbistan etinin sırrı çözüldü…</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1681</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1681#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 05:01:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1681</guid>
		<description><![CDATA[Okurlarımız hatırlayacaktır, 26 Ağustos tarihli yazımızda Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş’ın beraberindeki heyetle Sırbistan’a gittiğini ve hayvan ithalatı için bir anlaşma imzaladığını yazmıştık. (Yazıyı  www.tarimdunyasi.net te okuyabilirsiniz.)
Yazı çok ses getirdi.
Usta Gazeteci ve Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından Yılmaz Özdil, konuyu Hürriyet’teki köşesinde yazdı. 
Cumhuriyet Halk Partisi Kırklareli Milletvekili Avukat Turgut Dibek, Tarım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1231" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1231"><img class="alignleft size-full wp-image-1231" title="ebk" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/04/ebk.jpg" alt="ebk" width="180" height="126" /></a>Okurlarımız hatırlayacaktır, 26 Ağustos tarihli yazımızda Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş’ın beraberindeki heyetle Sırbistan’a gittiğini ve hayvan ithalatı için bir anlaşma imzaladığını yazmıştık. (Yazıyı  <a href="http://www.tarimdunyasi.net">www.tarimdunyasi.net</a> te okuyabilirsiniz.)<br />
Yazı çok ses getirdi.<br />
Usta Gazeteci ve Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından Yılmaz Özdil, konuyu Hürriyet’teki köşesinde yazdı. <span id="more-1681"></span><br />
Cumhuriyet Halk Partisi Kırklareli Milletvekili Avukat Turgut Dibek, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in yanıtlaması için yazılı soru önergesi verdi.<br />
Tarım konusunda her zaman duyarlı davranan Star Televizyonu ana haber bülteninde bizimle de röportaj yaparak kamuoyuna bu haberi duyurdu.<br />
Çok sayıda internet sitesi yazımızı yayınladı.<br />
Bu gelişmelerden sonra Et ve Balık Kurumu bir açıklama yaptı. Bunu da internet sayfasında yayınladı.<br />
Açıklamaya yanıt vermeye hazırlanırken Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş telefonla aradı.<br />
Uzun sayılacak bir sohbetimiz oldu.<br />
Bazı bölümleri yazılmamak kaydıyla anlatıldığı için onlar bizde kalacak.<br />
Fakat işin özü şu:<br />
1- Yazdıklarımızın tamamı doğru. Et ve Balık Kurumu Sırbistan’ın Sancak Bölgesi’nden ithalat yapmak üzere bir anlaşma imzalamış.<br />
Anlaşma kapsamında alınan hayvanlar orada kesilecek ve 300 ton et Türkiye’ye ithal<br />
edilecek.<br />
Sırbistan’dan ithal edilecek et, henüz Türkiye’ye girmemiş. Yakın zamanda gelecek.<br />
İthalatın tutarı 3 milyon lira. Et ve Balık Ürünleri A.Ş.&#8217;nin 4734 sayılı Kamu İhale<br />
Kanununun 3 üncü Maddesinin (g) Bendi Uyarınca Yapacağı Mal ve Hizmet Alımlarında Uygulanacak Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik’e göre kurum, 5 milyon 372 bin 854 liraya kadar olan canlı hayvan ve et alımı konusunda ihaleye çıkmadan Yönetim Kurulu Kararı ile alabiliyor. Söz konusu anlaşma  bu çerçevede imzalanmış. Bu nedenle ihale açılmamış.<br />
5- Et ve Balık Kurumu’nun hangi ülkelerden ithalat yapabileceğini Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü belirliyor. Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü 29.4.2010 tarih ve 016583 sayılı yazısı ile Arjantin (Corrientes ve Misiones bölgeleri hariç),İzlanda, Norveç, Şili,Uruguay, Yeni Zelanda, Avustralya, ABD (Teksas, Alabama ve Washington eyaletleri hariç),Brezilya (Parana bölgesi hariç), Estonya,Litvanya, Letonya ve Macaristan’dan ithalata izin veriyor. Et ve Balık Kurumu’nun anlaşmasından sonra Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü ikinci bir yazı ile Sırbistan’dan sadece Sancak bölgesinden olmak kaydıyla ithalata izin veriyor. Önce anlaşma yapılmış sonra kılıfına uydurulmuş.<br />
İşin bir de duygusal boyutu var. Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş’ın anlattığına göre, Sancak Bölgesi’ndeki Boşnaklar çok yoksul. Sırbistan gizli bir ambargo uyguluyor. Almanya ve Türkiye’deki akrabalarının desteği ile yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Manzara hiç de iç açıcı değil.<br />
Et ve Balık Kurumu yöneticileri bu manzara karşısında orada yaşayan “soydaşlara” destek olmak amacıyla hayvanlarını almaya karar veriyor.<br />
Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’nden bir ekip Sırbistan’ın Sancak Bölgesi’ne giderek gerekli denetimleri yapıyor. Simental ırkı hayvanlar yakında kesilerek 300 ton et Türkiye’ye getirilecek.<br />
Özetle, 26 Ağustos’ta yazdığımız gibi Et ve Balık Kurumu bir anlaşma ile, (genel müdürün  deyimi ile tamamen insani ve duygusal bir anlaşma ile) Sırbistan Sancak Bölgesi’nden 3 milyon lira tutarında 300 ton et ithal edilecek.<br />
Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş telefonla arayınca özellikle ithalatla ilgili merak edilen bazı soruları da sorduk.<br />
Bugüne kadar ithalat kapsamında Türkiye’ye 35 bin baş hayvan girişi olmuş.<br />
Bundan sonra da her 15 günde 15 bin baş hayvan girişi olacak.<br />
İthal edilen hayvanlar alındığı ülkede değil, Türkiye tesliminde tartılıyor.<br />
İthal edilen hayvanların hepsi risksiz ülkelerden alındı. Bugüne kadar karantinaya alınan hayvan yok.<br />
Et ve Balık Kurumu’nun 7 kombinası yetersiz kaldığı için çeşitli kentlerde öncelikle kurumun eski kombinaları olmak üzere kesimhaneler kiralanıyor ve hayvan kesimi buralarda yapılarak tüketiciye ulaştırılıyor.<br />
Görünen o ki, öyle ya da böyle et ve canlı hayvan ithalatı sürecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1681</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarım Bakanı haberimizi doğruladı &#8220;Kurbanlık hayvan ithal edilecek&#8221;</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1674</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1674#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 15:57:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1674</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kurbanlıklar da ithal edilecek&#8221; haberimizi bu konudaki en yetkili kişi, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, tarafından doğrulandı.
Eker, memleketi Diyarbakır&#8217;da yaptığı açıklamada kurbanlık hayvan ithal edilmesine olanak sağlayacak düzenleme yapıldığını söyledi. Anadolu Ajansı&#8217;nın haberine göre Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker&#8217;in açıklamalrı şöyle:

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, bir miktar kurbanlık hayvan ithalatına imkan tanıyacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1341" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1341"><img class="alignleft size-medium wp-image-1341" title="Tarim Bakanliginin bu yilki toplam destekleme miktari 5 Milyar YTLyi asiyor" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/06/tarim-bakani-mehdi-eker-225x300.jpg" alt="Tarim Bakanliginin bu yilki toplam destekleme miktari 5 Milyar YTLyi asiyor" width="135" height="180" /></a>&#8220;Kurbanlıklar da ithal edilecek&#8221; haberimizi bu konudaki en yetkili kişi, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, tarafından doğrulandı.<br />
Eker, memleketi Diyarbakır&#8217;da yaptığı açıklamada kurbanlık hayvan ithal edilmesine olanak sağlayacak düzenleme yapıldığını söyledi. Anadolu Ajansı&#8217;nın haberine göre Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker&#8217;in açıklamalrı şöyle:<br />
<span id="more-1674"></span><br />
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, bir miktar kurbanlık hayvan ithalatına imkan tanıyacak düzenleme yapıldığını söyledi.<br />
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, beraberinde AK Parti Milletvekilleri Ali İhsan Arslan, Kutbettin Arzu ve Abdurrahman Kurt ile Anadolu Ajansı Diyarbakır Bölge Müdürlüğünü ziyaretinde yaptığı açıklamada, şap hastalığıyla mücadele kapsamında Trakya bölgesini şap hastalığından &#8221;ari&#8221; hale getirdiklerini söyledi.<br />
Bugün bazı gazetelerde şap hastalığıyla ilgili doğru olmayan beyanların yer aldığını belirten Bakan Eker, şöyle dedi:<br />
&#8221;(Bilmem nereden Edirne&#8217;ye kadar şap hastalığı var) diye öyle bir ifade var. Bu çok yanlış bir ifadedir. Öyle birşey yok. Trakya&#8217;nın şap hastalığından ari olduğuna dair Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı Uluslararası Salgın Hastalıkları Ofisi&#8217;nden bize verilmiş sertifikası var. Zaten Arilik Stasü verildi. 30 Haziran&#8217;da da biz AB ile 12 faslı müzakereye açtık. O bölgeye geçişlerle ilgili bir takım tedbirler alınacak. Biz kurbanlık fiyatlarında bir problem yaşanmasın diye bazı tedbirler alıyoruz. Bir miktar kurbanlık hayvan ithalatına imkan tanıyacak bir düzenleme yapılıyor. Dolayısıyla bu, Kurban Bayramında kurbanlık sıkıntısı çekilmemesi yönünde yapılıyor.&#8221;<br />
Eker, ithal edilmesi planlanan kurbanlık hayvan sayısının ne kadar olduğuna ilişkin soruyu, &#8221;O taleple ilgili&#8221; diye yanıtladı.<br />
-&#8221;PİYASAYI REGULE EDİYORUZ&#8221;-<br />
Bakan Eker, Et Balık Kurumu&#8217;nun etlerinin (EBK) Türkiye Kasaplar Federasyonu ve Türkiye Perakendeciler Federasyonu ile Türkiye genelindeki 400&#8242;e yakın noktasında satışa sunulduğunu hatırlatarak, Et Balık Kurumu&#8217;nun bu yöntemle piyasaya yardımcı olduğunu söyledi.<br />
Hem damızlık hem de kasaplık hayvan yönünden vatandaşın sıkıntı çekmemesi için bu tedbirleri aldıklarını bildiren Eker, esas aldıkları önemli tedbirlerin üretimi artırmaya yönelik olduğunu vurguladı.<br />
Türkiye&#8217;de üretimi artırmak için çok büyük adımlar atıldığını ve buna örnek olarak başlatılan faizsiz kredi uygulamasını gösteren Bakan Eker, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
&#8221;Bugüne kadar Türkiye&#8217;de hiçbir sektörde bu kadar ayrıntılı, geniş alanı kapsayacak şekilde uygulanmamıştı. Büyükbaş hayvan, küçükbaş hayvan, besicilik ve yetiştiricilik yapanların hepsine faizsiz kredi uygulaması getirdik. Kasaplık hayvan ithalatını özel sektöre de açtık. Ama bir takım hijyen tedbirlerini ve gerekli önlemlerini almaları şartıyla. Üretimi artıma tedbirlerini geliştirdik. Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde yılbaşından sonra proje başlattık. Hayvancılık işletmelerine yüzde 40 hibe destek veriyoruz. Çok sayıda başvuru var. Hem içeride üretimi artırmaya çalışıyoruz, bir miktar da dışarıdan getirmek suretiyle piyasayı regule ediyoruz.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1674</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye şapa teslim oldu!..</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1660</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1660#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 06:21:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1660</guid>
		<description><![CDATA[Hayvan alım ve satımının yapıldığı, hayvancılık sektörünün kalbinin attığı hayvan pazarları peş peşe kapanıyor. Gerekçesi, şap hastalığı. Böyle giderse bütün hayvan pazarlarına “şap nedeniyle kapalıyız!” tabelası asılacak. Yıllardır önlenemeyen kaçak hayvan girişi nedeniyle şap, bruselloz başta olmak üzere hayvan hastalıkları konusunda Türkiye’nin karnesi berbat. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koltuğunda veteriner hekim olmasına rağmen hayvan hastalıklarıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1661" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1661"><img class="size-medium wp-image-1661 alignright" title="Afis" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/08/Afis-211x300.jpg" alt="Afis" width="127" height="180" /></a>Hayvan alım ve satımının yapıldığı, hayvancılık sektörünün kalbinin attığı hayvan pazarları peş peşe kapanıyor. Gerekçesi, şap hastalığı. Böyle giderse bütün hayvan pazarlarına “şap nedeniyle kapalıyız!” tabelası asılacak. Yıllardır önlenemeyen kaçak hayvan girişi nedeniyle şap, bruselloz başta olmak üzere hayvan hastalıkları konusunda Türkiye’nin karnesi berbat. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koltuğunda veteriner hekim olmasına rağmen hayvan hastalıklarıyla mücadelede hiçbir dönem bu kadar acz içinde kalınmadı. Son birkaç ayda Türkiye’deki pek çok hayvan pazarı şap hastalığı nedeniyle kapatıldı. Hayvan alım satımı yapılamıyor. <span id="more-1660"></span><br />
Banvit’in kurucusu Vural Görener’in söylediği gibi Edirne’den Kars’a Türkiye’de şap olmayan köy yok. Türkiye şaplı et tüketiyor.<br />
Vural Görener’i haklı çıkaracak bir tablo ile karşı karşıyayız. İnternetten bir tarama yapıldığında gerçekten de şap olmayan il,ilçe,köy neredeyse yok.<br />
Şu tabloya bir bakar mısınız?<br />
Erzurum’da Narman, Çat, Hınıs, Oltu, Şenkaya, Hınıs, Palandöken, Yakutiye ve Aziziye ilçelerinde görülen şap hastalığı ve hastalığın en hızlı yayılan türü olması nedeniyle, 25 Haziran-9 Temmuz tarihleri arasında kente hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı. Ayrıca tüm ilçelerdeki hayvan pazarlarının da bu tarihler arasında kapatılması kararı alındı.<br />
Avrupa Birliği’nin desteği ile şap hastalığından aşılı Arilik statüsü kazanan Trakya’da bile hayvan pazarları kapatılıyor.Edirne’nin Havsa ve Keşan ilçelerinde kurulan hayvan pazarları 9 Temmuz’da şap hastalığına karşı önlem amacıyla geçici süreyle kapatıldı. Hayvan tacirlerine yerleşim birimlerinde hayvan alım satımı yapması yasaklandı. Damızlık amaçlı hayvan alım satımının ise sadece Tarım Bakanlığından ihale almış firmalara yapılması kararlaştırıldı.<br />
Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde bulunan hayvan pazarı hızla yayılan şap hastalığını önlemek üzere Tarım İlçe Müdürlüğü ekiplerince 27 Ağustos’ta 1 ay süreyle kapatıldı.<br />
Tokat’ta 24 Ağustos itibariyle şap hastalığı nedeniyle iki hayvan pazarı kapatıldı. Tokat Valisi Şerif Yılmaz, Tokat merkez ve Niksar ilçesinde şap hastalığının görüldüğünü 24 Ağustos 2010 gününden itibaren küçük ve büyükbaş hayvanların satıldığı pazarlar belli bir süre kapatıldığını açıkladı. Yılmaz. “Tedbir amaçlı olarak ilimiz genelindeki tüm hayvan pazarlarını ikinci emre kadar kapattık. Şap hastalığı bittiğinde yeniden hayvan pazarlarını açacağız. Komşu illerimiz Amasya ve Çorum&#8217;da da hayvan pazarları kapalı.&#8221;<br />
Sivas’ın Suşehri ilçesinde şap hastalığının tespit edilmesi üzerine hayvan pazarı iki hafta süreyle kapatıldı. Herhangi bir aksaklık olmazsa Pazar 2 Eylül’de tekrar açılacak.<br />
Aydın’ın Nazilli ilçesinde şap hastalığının görülmesi üzerine 7 Temmuz’da Nazilli Hayvan Pazarı bir ay süreyle kapatıldı.<br />
Adana’da görülen şap hastalığı nedeniyle Ceyhan Hayvan Pazarı mayıs ayında süresiz kapatıldı.<br />
Çorum canlı hayvan pazarı 16-31 Ağustos tarihleri arasında şap hastalığı nedeniyle kapandı.<br />
Samsun&#8217;un Salıpazarı, Kavak, Bafra ,Tekkeköy, Havza ve Vezirköprü’de Ağustos’ta görülen şap hastalığı nedeniyle hayvan pazarları kapatıldı.<br />
Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle hayvan sağlığı zabıta komisyonunun 03.08.2010 günlü kararıyla, ilçedeki hayvan pazarının 15 gün süre ile kapatılmasına karar verildi. Ayrıca ilçeye küçükbaş ve büyükbaş hayvanların giriş ve çıkışı da yasaklandı.<br />
Denizli Acıpayam, Adıyaman Kahta, Adana Yüreğir, Kütahya Tavşanlı, Kars, Kastamonu Tosya, Bolu, Ağrı, Tokat Turhal, Kırklareli, Kırşehir, Bursa İnegöl, Aydın Söke ve Çine, Sinop, Erzincan, Burdur, Balıkesir ve daha pek çok il ve ilçede şap hastalığı nedeniyle hayvan pazarları kapatıldı.<br />
Kapatılma kararı verilen pazarların hepsini yazsak sayfalar yetmez.<br />
Tarım Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye&#8217;nin yer aldığı bölgenin özellikleri sebebiyle 2009 yılı Aralık ayından bugüne kadar yeni alt tipi kaynaklı hastalık sayılarında tedrici bir artış gözlenmekle beraber bu oranın, şapla mücadelede çok başarılı bir eşik kabul edilen yüzde 2&#8242;ye kadar gerilediği belirtiliyor. Açıklamada, bu nedenle &#8216;Hastalık Edirne&#8217;den Kars&#8217;a kadar tüm köylere yayıldı&#8217; ifadesinin kesinlikle gerçeği yansıtmadığı ifade ediliyor.<br />
Tarım Bakanlığı’na sormak gerekiyor. Madem mücadelede bu kadar başarılısınız, Edirne’den Kars’a kadar hayvan pazarları neden kapatılıyor?<br />
Özetle, Avrupa Birliği’nin zorlaması ile 2008-2010 dönemini kapsayan 3 yıllık proje kapsamında Türkiye’nin Avrupa yakası( Trakya bölgesi) şap hastalığından aşılı ari bölge ilan edildi. Bu bölgede kullanılan şap aşısını Avrupa Birliği karşılıyor. Proje kapsamında Türkiye’ye mali yardım da sağlıyor. Fakat bu bölgeyi şaptan ari tutan Tarım Bakanlığı ülkenin geri kalan kısmını deyim yerindeyse şapa teslim etmiş.<br />
Bakanlık için önemli olan Avrupa’dan geçer not almak, Türkiye’deki tüketici kimin umurunda.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1660</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurbanlıklar da ithal edilecek</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1652</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1652#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 06:16:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1652</guid>
		<description><![CDATA[Kriz üstüne kriz yaşanan hayvancılık sektöründe bu kez de kurbanlık hayvan krizi yaşanıyor. Yaklaşan kurban bayramı öncesinde kurbanlık hayvan sıkıntısı gündemde. Krizi aşmak için Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya ve diğer balkan ülkelerinden hayvan ithalatına izin verilmesi gündemde. DÜNYA’nın edindiği bilgilere göre, Balkanlardan hayvan ithalatı için Bakanlar Kurulu Kararı hazırlandı. Yakın zamanda çıkacak.
Anadolu’dan Avrupa yakasına yasak

Trakya Bölgesi’nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1653" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1653"><img class="alignleft size-full wp-image-1653" title="kurban" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/08/kurban.jpg" alt="kurban" width="192" height="150" /></a>Kriz üstüne kriz yaşanan hayvancılık sektöründe bu kez de kurbanlık hayvan krizi yaşanıyor. Yaklaşan kurban bayramı öncesinde kurbanlık hayvan sıkıntısı gündemde. Krizi aşmak için Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya ve diğer balkan ülkelerinden hayvan ithalatına izin verilmesi gündemde. DÜNYA’nın edindiği bilgilere göre, Balkanlardan hayvan ithalatı için Bakanlar Kurulu Kararı hazırlandı. Yakın zamanda çıkacak.<br />
<strong>Anadolu’dan Avrupa yakasına yasak</strong><br />
<span id="more-1652"></span><br />
Trakya Bölgesi’nin 2008’den bu yana şap hastalığından ari bölge ilan edilmesi nedeniyle Anadolu’dan Avrupa yakasına hayvan nakli yasak. Bu nedenle özellikle İstanbul’un Avrupa yakası ve Trakya bölgesi’nin 80 bin büyükbaş, 10-15 in küçükbaş kurbanlık hayvan ihtiyacı ithalatla karşılanacak. </p>
<p>Şap hastalığı hayvan pazarlarını kapatıyor<br />
Şap hastalığının çok yaygın olarak görülmesi hayvan pazarlarının kapatılmasına neden oluyor. Edirne, Erzurum,Samsun,Sivas,Kastamonu,Çankırı, Gümüşhane ve diğer pek çok ilde şap hasatalığı görülmesi nedeniyle hayvan pazarları kapatılırken, son olarak Tokat’ta  şap hastalığı nedeniyle tüm hayvan pazarları kapatıldı</p>
<p><strong>Ali Ekber YILDIRIM</strong><br />
İZMİR- Hayvancılıkta yeni bir kriz daha kapıda. Yaklaşan kurban bayramı öncesinde kurbanlık hayvan sorunu  baş gösterdi. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı sorunu çözmek için Balkanlardan hayvan ithalatını serbest bırakacak formül üzerinde çalışıyor. DÜNYA’ nın edindiği bilgilere göre Balkanlardan canlı hayvan ithalatını öngören Bakanlar Kurulu Kararı yakın zamanda açıklanacak.<br />
Tarımda en fazla desteklenen ancak uygulanan yanlış politikalar sonucunda krizden bir türlü kurtulamayan hayvancılıkta yeni bir kriz gündemde. Yaklaşan kurban bayramı öncesinde kurbanlık hayvan sıkıntısı yaşanacağını öngören Tarım ve Köyişleri Bakanlığı kurbanlık hayvanları da ithal etmek için harekete geçti. Sadece İstanbul’un Avrupa yakası ve Trakya Bölgesi için 80 bin büyükbaş ve 10-15 bin küçükbaş hayvanın ithal edilmesi gündemde. İthalatın büyük bölümünün Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya ve diğer balkan ülkelerinden yapılması planlanıyor. Avustralya, Yeni Zelanda ve Uruguay’ın da gündeme geldiği ancak bu ülkelerden getirilecek hayvanların kurban bayramına yetişmeyeceği bu nedenle balkanların acilen ithalata açılması gerektiği ifade edildi.<br />
<strong>İthalat yapacaklara hemen izin verilecek</strong><br />
DÜNYA’ nın edindiği bilgilere göre Balkanlardan hayvan ithalatına izin verecek Bakanlar Kurulu Kararı hazırlandı. Çok yakın zamanda yayınlanması beklenen karar ile, balkanlardan büyükbaş ve küçükbaş hayvan ithalatı serbest olacak. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yaklaşan kurban bayramı öncesinde hayvan sıkıntısı yaşanacağı endişesi ile ithalat formülü üzreinde çalışıyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil bu konudaki hazırlıkları kendisini ziyaret eden Veteriner Sağlık Ürünleri Sanayicileri  Derneği yöneticilerine anlattı. Kurban Bayramında İstanbul&#8217;un Avrupa yakasının ve Trakya&#8217;nın et ihtiyacını karşılamak üzere ithalat için çalışma başlattıklarını anlatan Pakdil, Anadolu&#8217;dan Avrupa yakasına hayvan geçişi yasak olduğu için, Bulgaristan&#8217;dan sığır ve koyun ithal edileceğini söyledi. Nihat Pakdil: “Bu işi yapacak bildiğiniz insanlar varsa söyleyin başvursunlar, hemen ithalat belgesi verelim” diye konuştu. Pakdil,  Kurban Bayramı için bu bölgede 80 bin büyükbaş, 10-15 bin küçükbaş hayvan  ithalatına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.<br />
<strong>Kurbanda 400 bin hayvan kesiliyor</strong><br />
Her kurban bayramında büyükbaş besi hayvan varlığının yaklaşık yüzde 20’si kurban olarak kesiliyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yaptığı son hayvan sayımına göre 2 milyon civarında büyükbaş besi hayvan varlığı olan Türkiye’nin, bu bayramda 400 bin büyükbaş hayvanın kurban olarak kesilmesi bekleniyor. Kurbanlık hayvan varlığının bir bölümü ithalatla karşılanacak. Ancak, kesimler nedeniyle ithalata rağmen bayramdan sonra et fiyatının tekrar artması bekleniyor.<br />
<strong>Anadolu’dan Avrupa yakasına geçiş yasak<br />
</strong>Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 2008- 2010 dönemini kapsayan 3 yıllık bir süre için uygulamaya koyduğu Avrupa Birliği destekli Şap Hastalığı Projesi kapsamında Trakya Bölgesi şap hasatlığından ari bölge ilan edildi. Şap hastalığının bölgeye bulaşmaması için Anadolu’dan Trakya’ya hayvan nakli yasak. İstanbul’un Anadolu yakasından Avrupa yakasına canlı hayvan naklini önlemek için köprülerde termal kameralarla kontrol yapılıyor.<br />
<strong>Anadolu’dan yasak, balkanlardan serbest</strong><br />
Hayvancılık sektörü temsilcileri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın hayvancılık politikasının iflas ettiğini belirterek, “Anadolu’dan Trakya’ya hayvan nakli yasak. İstanbul’un Anadolu yakasında yaşayan bir yurttaş kurbanlık hayvanı alıp Avrupa yakasındaki akrabasında kesemiyor. Avrupa yakasında yeterli hayvan yok. Kurban kesme denilemediği için ithalatın kapıları açılıyor. Anadolu’dan yasak, ama Bulgaristan’dan,Yunanistan’dan ve diğer ülkelerden serbest. Böyle bir hayvancılık politikası olabilir mi? Bu ülkelerden gelen hayvanların ne kadar sağlıklı olduğu bilinmiyor. Bakanlık çok kısa zamanda kurbanlık ihtiyacını karşılamak üzere ithalatın kapılarını açıyor. Kurbanlık hayvanını bile ithal eden bir ülkenin hayvancılığı iflas etmiştir” görüşünü dile getirdi.<br />
<strong>AB’ye uyumun şartı<br />
</strong>Trakya bölgesinin şap hastalığından ari bölge ilan edilmesi Avrupa Birliği uyum çalışmalarının önemli bir parçasını oluşturuyor. Şap hastalığı ile mücadeleyi etkin kılmak için Avrupa Birliği Mali Yardımları çerçevesinde Türkiye’de şap hastalığının kontrol altına alınması konusunda bir proje hazırlandı. 2008-2010 dönemini kapsayan proje ile yoğun aşılama politikası izlenerek şap hastalığın kontrol altına alınması hedefleniyor. Ülke genelinde büyükbaş hayvan varlığının tamamı ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde yılda iki kez, küçükbaş hayvan varlığının ise ilkbahar döneminde yılda bir kez 3 yıl süre ile aşılanması projede yer alıyor. Avrupa Birliği, Türkiye ile müzakere sürecinde Gıda, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı faslını müzakereye açmanın ön şartlarından biri Trakya Bölgesi’nin şap hastalığından ari bölge statüsüne kavuşturulmasıydı. Nitekim, Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı (OIE) denetimi sonucunda Trakya’da şap hasatalığı olmadığına ilişkin rapor alındıktan sonra bu fasıl müzakereye açıldı.<br />
<strong>Hayvan pazarları kapatılıyor</strong><br />
Ancak son dönemde şap hastalığının çok yaygın olarak görülmesi hayvan pazarlarının kapatılmasına neden oluyor. Edirne, Erzurum,Samsun,Sivas,Kastamonu,Çankırı, Gümüşhane ve diğer pek çok ilde şap hasatalığı görülmesi nedeniyle hayvan pazarları kapatılırken, son olarak Tokat’ta  şap hastalığı nedeniyle tüm hayvan pazarları kapatıldı. Tokat Valisi Şerif Yılmaz, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, Tokat merkez ve Niksar ilçesinde şap hastalığının görüldüğünü söyledi. İl komisyon kurulunun toplandığını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti: &#8221;Şap hastalığının görülmesinin ardından il komisyonumuz, toplantıda aldığı kararla 24 Ağustos 2010 gününden itibaren küçük ve büyükbaş hayvanların satıldığı pazarlar belli bir süre kapatıldı. Şap hastalığının görülmesinin ardından Tarım İl Müdürlüğü ekiplerinin aşılama çalışmaları devam ediyor. Tedbir amaçlı olarak ilimiz genelindeki tüm hayvan pazarlarını ikinci emre kadar kapattık. Şap hastalığı bittiğinde yeniden hayvan pazarlarını açacağız. Komşu illerimiz Amasya ve Çorum&#8217;da da hayvan pazarları kapalı.&#8221;<br />
Hayvancılık sektöründe et fiyatı ile başlayan kriz süreci, şap hastalığı ve yaklaşan kurban bayramı öncesinde kurbanlık hayvan bulamama krizi ile doruğa ulaştı. Hayvancılık sektörü temsilcileri bakanlığın hayvancılık politikasının iflas ettiğini, çıkış yolunun bu anlayışla zor olduğunu ifade ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1652</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvancılıkta soruna güncel yanıt aramaktan kurtulmak için…</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1668</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1668#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 05:25:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazıların yankıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1668</guid>
		<description><![CDATA[Osman AROLAT / Dünya Gazetesi
Bir süredir süt ve et konularında yaşadığımız sorunlar nedeniyle hayvancılık konusunu  sık sık tartışma gündemimize alıyoruz. Tarım bakanlığının aldığı önlemleri değerlendiriyoruz. Bir süre önce süt fiyatları tartışmasını yaptık, onu et fiyatlarındaki artış nedeniyle Et Balık Kurumu&#8217;na verilen et ithalatı izledi. Sonra Şap hastalığı konusu gündemimize geldi. Şimdi de kurbanlık canlı havya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osman AROLAT / Dünya Gazetesi<br />
<a href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1669" rel="attachment wp-att-1669"><img src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/08/imageresize.jpg" alt="imageresize" title="imageresize" width="135" height="180" class="alignleft size-full wp-image-1669" /></a>Bir süredir süt ve et konularında yaşadığımız sorunlar nedeniyle hayvancılık konusunu  sık sık tartışma gündemimize alıyoruz. Tarım bakanlığının aldığı önlemleri değerlendiriyoruz. Bir süre önce süt fiyatları tartışmasını yaptık, onu et fiyatlarındaki artış nedeniyle Et Balık Kurumu&#8217;na verilen et ithalatı izledi. Sonra Şap hastalığı konusu gündemimize geldi. Şimdi de kurbanlık canlı havya ithali tartışması ortaya çıktı. Bu konuların hemen hepsi güncel soruna palyatif önlem tartışması yarattı. Oysa ihtiyacımız, son 20 yılda 30 milyon eksilen hayvan varlığımızı yeniden eski seviyesine getirmek için gereken çok yönlü önlemler içeren sürdürülebilir modeli yaratamamanın ne olduğudur. <span id="more-1668"></span><br />
Türkiye&#8217;de bir süredir hem et hem süt sorunları yaşandıkça hayvancılık konusunu daha çok konuşmaya, gündemimize almaya başladık. Bu  konunun iyi ve doğru yanı. Amma, sorunlara genellikle güncel ve palyatif yaklaşımlarımız söz konusu oluyor.   Çözüm üretmede yeterince olumlu,  sağlıklı ve yarına dönük sistemli , uzun erimli çalışmalarla başarılı olduğumuzu söylemek pek mümkün değil.  Sorunları açıklıkla ortaya koyup, çözümü konunun bütün taraflarının katılımıyla tartışarak doğru sonuçlara ulaşıcı bir model yaratamıyoruz.<br />
<strong> Arkadaşımız Ali Ekber Yıldırım&#8217;ın</strong> haberinden öğreniyoruz ki, şimdi de bir palyatif önlem olarak Trakya bölgesinde yeterli kurbanlık bulunmaması nedeniyle Bakanlık  &#8220;Kurbanlık ithali&#8221; iznine hazırlanıyor. Buna neden olarak da Anadolu&#8217;dan Trakya&#8217;ya hayvan naklini yasaklayan şap hastalığı karşısındaki önlem gösteriliyor. Anadolu&#8217;dan hayvan nakli yasak olduğu için, özellikle Balkan ülkelerinden kurbanlık canlı hayvan ithal izninin hazırlığı yapılıyor.<br />
Ama baktığımızda Şap hastalığı sorunun da yıllardan bu yana biz gereği gibi tartışıp, önlemi tam olarak alamamışız. Geçenlerde Banvit yöneticisi Vural Görener  bu konudaki çarpıcı demecinde  50 yıldan bu yana Şap enstitümüz olmasına karşın bu hastalıkla mücadelede istenen sonucu alamadığımızı belirterek, &#8220;Halkımıza 22 liraya şaplı et yediriyoruz&#8221;  açıklamasını yaptı. Bakanlık ise Şap ile mücadelede başarılı olunduğunu hastalığın yüzde 2&#8242;ler seviyesine geriletildiğini belirtti.<br />
Ama <strong>Yıldırımın haberinden öğreniyoruz ki, </strong> Anadolu&#8217;nun birçok ilindeki hayvan pazarları Şap hastalığının görülmesi nedeniyle kapatılmış durumda ve bunlara son olarak da Tokat hayvan pazarı eklenmiş. Edirne pazarı ise Anadolu&#8217;dan gelecek alıcılarla hastalık taşınması korkusuyla kapatılmış. Bu bize Şap hastalığı konusunun taraflarca farklı ele alınıp değerlendirildiğini, sorunun açıklıkla ortaya konulup, gerçekçi bir şekilde tartışılmadığını ortaya koyuyor.<br />
<strong>Yıldırım&#8217;ın haberinden </strong>yıllık ortalama 400 bin büyük baş kurbanlık kesildiğini, Anadolu&#8217;dan Trakya&#8217;ya hayvan naklinin yasak olması nedeniyle sıkıntı yaşanmaması için bugünlerde Trakya için küçük ve büyükbaş canlı kurbanlık hayvan ithaline izin verileceğini öğreniyoruz. Tıpkı et fiyatlarındaki hızlı artış sonrasında temel görevi piyasada regülasyonu sağlamak olan Et Balık Kurumuna ithal izni vererek, besicileri zora düşüren kararda olduğu gibi, yine güncel soruna güncel yanıt arama yoluna giriyoruz.<br />
Sanırım Hayvancılık sorununu tartışırken 1989&#8242;dan 2009&#8242;a 20 yıllık dönemde büyük ve küçükbaş havya varlığımızın 67 milyondan 37 milyona 30 milyon azaldığı gerçeğini bilerek, hayvancılığı yeniden ihya edebilmek için yeni bir çalışmaya girmemiz gerekiyor. Bana göre bunun ilk adımı da Kamu ve Özel sektörde yer alan konunun bütün aktörlerinin katıldığı &#8220;Hayvancılık Şurası&#8221;nın toplanması olmalıdır. Bu Şura&#8217;da hastalıklardan, mera sorununa, birçok kez ithal edilip köylüye dağıtılan hayvanlardan yararlanılamamanın nedenine her konu başlıklar halinde özel gruplarca tartışılmalı, ortak akıl yaratılarak çözümler üretilmelidir. Besicilikten, sütçülüğe ihtiyaç doğru saptanarak, neyi nereden nasıl temin edip, kendimize yeterli modeli nasıl yaratabileceğimiz uzun vadeli, sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bugün buna ihtiyacımız olduğu tartışma gündemimize sık sık gelen süt ve et sorunu ve tartışmalarıyla ortaya çıkmıştır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1668</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılmaz Özdil, hayvan ithalatındaki skandalı yazdı</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1644</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1644#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 08:31:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Konuk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazıların yankıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1644</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından Yılmaz Özdil, hayvan ithalatındaki skandalı yazdı. Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş’ın Sırbistan ile yaptığı anlaşmayı kaleme alan Yılmaz Özdil’in yazısı şöyle:

Beni bende demen ben bende değilem
Yılmaz ÖZDİL
Benim milletim
Benim askerim
Benim polisim
Benim kaymakamım
Benim valim
Benim müsteşarım
Benim büyükelçim
Benim milletvekilim
Benim hükümetim
Benim meclisim
Benim adayım Abdullah Bey&#8230;
Benim devletim
          *
PKK’yla kim görüştü?
           *
İşte onu benim’semiyor&#8230;
            [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1645" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1645"><img class="size-full wp-image-1645 alignright" title="basss" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/08/basss.jpg" alt="basss" width="162" height="113" /></a>Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından Yılmaz Özdil, hayvan ithalatındaki skandalı yazdı. Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş’ın Sırbistan ile yaptığı anlaşmayı kaleme alan Yılmaz Özdil’in yazısı şöyle:<br />
<span id="more-1644"></span><br />
<strong>Beni bende demen ben bende değilem</strong><br />
<strong>Yılmaz ÖZDİL</strong></p>
<p>Benim milletim<br />
Benim askerim<br />
Benim polisim<br />
Benim kaymakamım<br />
Benim valim<br />
Benim müsteşarım<br />
Benim büyükelçim<br />
Benim milletvekilim<br />
Benim hükümetim<br />
Benim meclisim<br />
Benim adayım Abdullah Bey&#8230;<br />
Benim devletim<br />
          *<br />
PKK’yla kim görüştü?<br />
           *<br />
İşte onu benim’semiyor&#8230;<br />
            *<br />
“Senin” devletin diyor!<br />
             *<br />
Hava güneşliyken, ben.<br />
Hava bulutlanınca, sen.<br />
Nasıl çıkacağız işin içinden?<br />
             *<br />
Yapıcı öneride bulunayım&#8230;<br />
             *<br />
Lütfen açın, Et Balık Kurumu’nun resmi internet sitesini, Sırbistan Sjenica Belediye Başkanı’nın yazdığı teşekkür mektubu var orada&#8230; “Muhterem Bekir Ulubaş beyefendi, Et Balık Kurumu Genel Müdürü” diye başlıyor&#8230; “Şahsınızın ve heyetinizin Sjenica’ya gelerek satışında sıkıntı çektiğimiz büyükbaş hayvanlarımızın alımı hususunda yapmış olduğu alım anlaşmasının halkımız açısından anlam ve önemi çok büyüktür&#8230; Sırbistan halkı adına, şahsınıza ve kurumunuza teşekkür eder, şükranlarımızı sunarız.”<br />
              *<br />
Yani?<br />
Bizim Et Balık Kurumu Genel Müdürü, kalkıp Sırbistan’a gitmiş, adamların satışında sıkıntı çektiği büyükbaşların bize kakalanmasını sağlamış, e haliyle, şükranı hak etmiş.<br />
              *<br />
Halbuki, Et Balık Kurumu’nun, televizyonlarda canlı yayınlanan ihale şartnamesinde, hangi ülkelerden ithalat yapılacağı duyurulmuştu? ABD, Brezilya, Uruguay, Arjantin, Şili, Yeni Zelanda, Avustralya, İzlanda, Norveç, Estonya, Litvanya, Letonya, Macaristan.<br />
              *<br />
Var mı Sırbistan?<br />
Yok.<br />
              *<br />
Sırbistan’ın satışında sıkıntı çektiği büyükbaşları, bizim haberimiz olmadan bize kakaladığını nereden öğreniyoruz? Sırbistan’ın teşekkür mektubundan.<br />
                  *<br />
Dolayısıyla, ben kendi payıma Murat Karayılan’dan rica ediyorum&#8230; Arkadaş bi teşekkür mektubu yayınlayın da, ne yediğimizi bilmiyoruz, bari, milleti ayakta yiyeni bilelim!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1644</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhalenin sırrı “yüzer çiftlik”</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1621</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1621#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 06:27:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazdığım haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1621</guid>
		<description><![CDATA[Et ve Balık Kurumu’nun canlı hayvan ithalat ihalelerinin neredeyse tamamını Ürdün merkezli Hijazi Grup  kazanıyor. Bu güne kadar yapılan 6 ihaleden ikisi iptal edildi. Kalan 4 ihalede de en düşük teklifi veren Hijazi Grubu toplamda 66 bin ton canlı hayvan ithalatı için 261 milyon 327 bin 500 dolar teklif verdi.
İhaleler öncesine kadar Türkiye’de adı bilinmeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1622" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1622"><img class="size-full wp-image-1622 alignright" title="canlihayvan_filo" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/08/canlihayvan_filo.jpg" alt="canlihayvan_filo" width="210" height="140" /></a>Et ve Balık Kurumu’nun canlı hayvan ithalat ihalelerinin neredeyse tamamını Ürdün merkezli Hijazi Grup  kazanıyor. Bu güne kadar yapılan 6 ihaleden ikisi iptal edildi. Kalan 4 ihalede de en düşük teklifi veren Hijazi Grubu toplamda 66 bin ton canlı hayvan ithalatı için 261 milyon 327 bin 500 dolar teklif verdi.<br />
İhaleler öncesine kadar Türkiye’de adı bilinmeyen Hijazi Grup, dünyanın en büyük canlı hayvan<br />
<span id="more-1621"></span> tedarik firmalarından birisi. Ürdün’de 1985 yılında faaliyete başlayan ve sahip olduğu büyük gemi filosu ile dünyanın her yerine canlı hayvan taşıyan Hijazi Grubu, gemide besi yapıyor. Grubun, Türkiye, Çin, Brezilya, Uruguay ve Avustralya’da şirketleri var.<br />
<strong>Ali Ekber YILDIRIM</strong><br />
<strong>İZMİR-</strong> Et ve Balık Kurumu’nun canlı hayvan ithalat ihalelerinin neredeyse tamamını Ürdün merkezli Hijazi Grup kazanıyor. Bu güne kadar toplamda 66 bin ton canlı hayvan ithalatı için 261 milyon 327 bin 500 dolar teklif vererek yapılacak ithalatın büyük bölümünü tek başına gerçekleştiriyor.<br />
Hükümet et fiyatını düşürmek için sıfır gümrükle canlı hayvan ithalatı yapmak üzere Et ve Balık Kurumu’na yetki verdi. Et ve Balık Kurumu ithalat için  4 Mayıs 2010’dan bu yana 6 ihale yaptı. İlk ikisi, “rekabet sağlanamadığı” gerekçesiyle iptal edildi. Son 4 ihale kapsamında hayvan ithalatı yapılıyor.<br />
Et ve Balık Kurumu’nun yaptığı 6 ihaleden 5’ine katılan ve hepsinde de en düşük teklifi vererek kazanan Ürdün merkezli Hijazi Grup dikkat çekiyor. Hijazi Grubu girdiği her ihaleyi kazanıyor. Grup, Türkiye’deki  4 ihalede toplam 66 bin tonluk canlı hayvan ithalatı için 261 milyon 327 bin 500 dolar teklif verdi. Büyük bölümü Uruguay’dan olmak üzere Türkiye’ye canlı hayvanları teslim etmeye başladı.<br />
Türkiye’de adını Et ve Balık Kurumu ihaleleri ile duyuran Hijazi Grup, dünyanın en büyük canlı hayvan tedarik firmalarından birisi. Ürdün merkezli olarak faaliyet gösteren Grubun, Türkiye, Çin, Brezilya, Uruguay ve Avustralya’da şirketleri var.<br />
<strong>Ürdün’ün en büyük gıda şirketi</strong><br />
Sektöründe “çok güçlü” olarak tanımlanan Hijazi Grubu, hayvancılığı dünyada profesyonelce yapan ve lojistik altyapısı en güçlü firma olarak biliniyor. Sahip olduğu gemi filosu ile dünyanın her yerine canlı hayvan taşıyor. Gemilerinde besi yapabiliyor. Grubun internet sayfasındaki bilgilere göre, Hijazi Grubu 1985 yılında Ürdün’de faaliyete başladı. Kırmızı et, beyaz et ve deniz ürünleri alanında faaliyet gösteren grubun 1990’da kurulan her türlü hayvansal ürün üretimi yapan ve günlük 20 ton kapasiteli AlMaraai gıda şirketi var. Almaraai, dondurulmuş ve işlenmiş et (burger, kıyma, şiş kebap vb), soğutmalı ve dumanla dezenfekte et (işlenmiş et, sosis, salam vb), pizza gibi ürünler üretiyor.<br />
Hijazi Grubu, Arap Körfez ülkeleri, Suriye, Lübnan, Irak, Mısır, Sudan, Cezayir, Libya, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi pek çok ülkeye ihracat yapıyor.<br />
Grubun 1995 yılında Akabe özel serbest bölgesinde kurduğu entegre tesislerinde ise, Yeni Zelanda, Hindistan,Çin, Uruguay ve daha bir çok ülkeden ithal ettiği canlı hayvan ve ürünleri  işleniyor,  dondurulmuş veya taze olarak, Mısır, Filistin, Suudi Arabistan, Lübnan, Suriye ve Arap Körfez ülkeleri dahil bölgedeki tüm pazarlara sunuluyor.<br />
Hijazi Grub’unun ayrıca meyve suyu üretimi, mobilya üretimi gibi değişik alanlarda da faaliyetleri var.<br />
<strong>Lojistik altyapısı güçlü</strong><br />
Et ve Balık Kurumu ihalelerinde rakiplerine oranla düşük teklif vermesi ile dikkat çeken Hijazi’nin bu ayrıcalığı lojistik altyapısının güçlü olmasından geliyor. Sahip olduğu gemilerle dünyanın her yerinden hayvanları rakiplerine oranla daha kısa zamanda ve daha ucuza taşıyabiliyor.<br />
Özel sektöre ithalat yolunun açılması üzerine Uruguay’dan hayvan ithalatı yapmak için bu ülkede şirket kuran bir yatırımcı Hijazi ile diğer firmalar arasındaki farkı DÜNYA’ ya şöyle değerlendirdi: “Biz Uruguay’dan hayvan almak üzere gittik. Hayvanları seçtik. İlk etapta 3 bin besilik canlı hayvan getireceğiz. Hayvanları seçtikten sonra Türkiye’ye getirmek için taşımacılık firmalarına başvurduk. Şu anda en erken iki ay sonrasına gün veriliyor. Uruguay’dan Türkiye’ye hayvanların gelişi 30 günü buluyor. Hayvanlar Türkiye’ye geldiğinde 30 gün de karantina da bekleyecek. Yıllardır hayvancılık yapıyoruz. Bizim Uruguay’dan hayvan getirmemiz asgari 120 günde gerçekleşebiliyor. Paramızı 120 gün bu işe bağlıyoruz. Hijazi Grubu’nun  kendi gemileri var. Kimine göre 15 kimine göre 18 gemi. Her biri 2 bin 500 baş kapasiteli. Hayvanları alıyor ve yükleyip bir ayda getiriyor. Üstelik biz en fazla 3 bin hayvan alırken bu firma bir seferde 100 bin hayvan alıyor. Hem çok daha ucuza alıyor. Hem de bizden çok daha erken getirme avantajına sahip. Sürekli bu işi yaptığı için ihaleye girdiğinde adamın hayvanları zaten gemilerde hazır bekliyor. İhaleyi kazanınca rotayı Türkiye’ye çevirip teslim edebiliyor. Daha baştan 60 günlük bekleme süresi yaşamıyor. Bu nedenle ihalelerde çok önemli avantaja sahip.”<br />
Lojistik altyapısının güçlü olmasının getirdiği avantajın yanı sıra, hayvancılık sektöründeki genel kanı, Hijazi firmasının hükümetten çok etkili isimlerle işbirliği içinde olduğu ve ihaleleri bu nedenle  kazandığı iddiası da var.<br />
<strong>Ucuza alıp pahalıya satıyor</strong><br />
Uzun yıllardır et sektöründe faaliyet gösteren yerli bir firmanın sahibi ise, Et ve Balık Kurumu ihalelerini kazanan Hijazi Grubu’nun Türkiye’ye pahalıya et sattığını iddia etti. Yakın zamanda Lübnan’a gittiğini ve bu firmanın orada perakendecilere canlı hayvanı toptan 2.6 dolara sattığını, Türkiye’ye ise kilosunu 3.8 ile 4 dolara sattığını ileri sürdü. Bu ihalelerin iyi incelenmesi gerektiğini vurgulayan işletme sahibi, ithalatla et fiyatının düşürülemeyeceğini, bu ihalelerle birilerine kaynak aktarıldığını da iddia etti.<br />
Türkiye’nin canlı hayvan tedarikçisi konumundaki Hijazi Grubu’nun bundan sonraki ihalelerde de yer alması bekleniyor.</p>
<p><strong>Et ve Balık Kurumu’nun ihaleleri nasıl gelişti?</strong></p>
<p><strong>4 Mayıs 2010:</strong> İlk ihale yapıldı. Litvanya, Letonya, Estonya ve Macaristan’dan 4 bin 25 ton canlı sığır ithalatını öngören ihaleye Hijaji teklif vermedi. İhale iptal edildi.</p>
<p><strong>6 Mayıs 2010:</strong> İkinci ihale 5 bin ton canlı sığır ithalatı için yapıldı. İhale kapsamında ABD (Teksas, Alabama ve Washington eyaletleri hariç), Brezilya ( Parana bölgesi hariç), Uruguay, Arjantin ( Corrientes ve Misiones bölgeleri hariç), Şili’den ithalat yapılması öngörüldü. Bu ihalede yola çıkarılmış hayvanların da ihalede teklif edilebileceği şartnamede yer aldı. Pek çok firma gemileri olan ve gemide besi yapan Hijazi için bu maddenin şartnameye konulduğunu iddia etti. Hijazi firması 21 milyon 247 bin 500 dolarlık teklif verdi. İhale iptal edildi.</p>
<p><strong>20 Mayıs 2010:</strong> İlk iki ihale “rekabet ortamı oluşmadığı gerekçesiyle iptal edildikten sonra 8 bin tonluk canlı sığır ithalatı için bir kez daha ihaleye çıkıldı. Litvanya, Letonya, Estonya, Macaristan ABD (Teksas, Alabama ve Washington eyaletleri hariç), Brezilya ( Parana bölgesi hariç), Uruguay, Arjantin ( Corrientes ve Misiones bölgeleri hariç), Şili’ye ilave olarak İzlanda ve Norveç’te şartnameye ithalat yapılacak ülkeler listesine eklendi. Hijaji firması 29 milyon 730 bin dolarlık teklifi ile ihaleyi kazandı.</p>
<p><strong>14 Haziran 2010:</strong> İlk üç ihalede canlı kasaplık sığır için ihale açılırken 4. ihale besilik canlı hayvan için yapıldı. Litvanya, Letonya, Estonya, Macaristan ABD (Teksas, Alabama ve Washington eyaletleri hariç), Brezilya ( Parana bölgesi hariç), Uruguay, Arjantin ( Corrientes ve Misiones bölgeleri hariç), Şili,İzlanda ve Norveç’ten toplam 4 bin tonluk besilik canlı hayvan ithalat ihalesine Hijazi en düşük teklifi,16 milyon 750 bin lira olarak verdi.</p>
<p><strong>1 Temmuz 2010:</strong> Et ve Balık Kurumu’nun 4.ihalesinde  aynı ülkelerden 4 bin tonluk kasaplık sığır ithalatı için ihale yapıldı. Bu ihaleye de Hijazi firması 14 milyon 550 bin dolar ile en uygun teklifi verdi.</p>
<p><strong>15 Temmuz 2010:</strong> Küçük partiler halinde yapılan ithalatın et fiyatını düşürmede etkili olmaması nedeniyle Hükümet çok daha büyük çaplı ithalat yapmaya karar verdi. Bu amaçla Et ve Balık Kurumu’na sıfır gümrükle 100 bin tonluk canlı hayvan ithalatı için yetki verildi. Bu yetki kapsamında 15 Temmuz ‘da 50 bin tonluk canlı sığır ithalat ihalesi yapıldı. İhaleye 5 firma teklif sundu. Ürdün merkezli Hijazi, 200 milyon 297 bin 500 liralık teklifi ile ihaleyi kazandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1621</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Ette çifte skandal’ soru önergesi oldu</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1634</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1634#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 05:30:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazıların yankıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1634</guid>
		<description><![CDATA[Gündeme getirdiğimiz Et ve Balık Kurumu&#8217;nun hayvan ithalatındaki çifte skandalı Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin gündeminde. CHP Kırklareli Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Av.Turgut Dibek konuyu yazılı soru önergesi ile Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker&#8217;e sordu. Soru önergesi ile igili haber ve soru önergesinin metni şöyle:

‘Ette çifte skandal’ soru önergesi oldu
İZMİR- Gazetemiz Tarım Yazarı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gündeme getirdiğimiz Et ve Balık Kurumu&#8217;nun hayvan ithalatındaki çifte skandalı Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin gündeminde. CHP Kırklareli Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Av.Turgut Dibek konuyu yazılı soru önergesi ile Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker&#8217;e sordu. Soru önergesi ile igili haber ve soru önergesinin metni şöyle:<br />
<span id="more-1634"></span><br />
<strong>‘Ette çifte skandal’ soru önergesi oldu</strong><br />
İZMİR- Gazetemiz<strong> Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın </strong>gündeme getirdiği hayvan ithalatındaki skandal Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde.<br />
<a rel="attachment wp-att-1635" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1635"><img class="alignleft size-full wp-image-1635" title="mail" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/08/mail.jpg" alt="mail" width="133" height="100" /></a>CHP Kırklareli Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Av.Turgut Dibek, konunun açıklığa kavuşması için Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in yazılı olarak yanıtlaması için yazılı soru önergesi verdi.<br />
Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş’ın bir heyetle ziyaret ettiği Sırbistan’da hayvan alım anlaşması imzalaması ile ilgili yazılı soru önergesinde şu görüşlere yer verildi:<br />
“Et ve Balık Kurumu (EBK) Genel Müdürü Bekir Ulubaş beraberindeki heyetle Sırbistan’a giderek hayvan ithalatı için bir anlaşma imzalamıştır. İçeriği belli olmayan anlaşma sonrasında Sırbistan Sancak Bölgesi Sjenica Belediye Başkanı Muriz Turkovic, EBK Genel Müdürü Bekir Ulubaş’a teşekkür mektubu yollamıştır. ETB resmi web sitesinde yer alan mektupta Turkovic, “Şahsınızın ve heyetinizin Sjenica’ya gelerek satışında sıkıntı çektiğimiz ve bölgemizin en önemli gelir kaynağı olan büyükbaş hayvanlarımızın alımı hususunda yapmış olduğu alım anlaşmasının halkımız açısından anlam ve önemi çok büyüktür” ifadelerini kullanmıştır.<br />
Buna göre, Sırbistan’da yapılan hayvan ithalatı anlaşmasının içeriği ve koşulları nedir? İthal edilecek hayvanlar kasaplık mı yoksa besi hayvanı mıdır? Miktar olarak ne kadar (kaç baş veya kaç ton) ithal edilecektir? İthal edilecek hayvanların özellikleri nedir? Fiyatı ne kadardır? İhalelerde olduğu gibi pazarlık yapılmış mıdır?<br />
Bakanlar Kurulu tarafından verilen yetki doğrultusunda sıfır gümrükle besilik ve kasaplık canlı hayvan ithalatı ile görevlendirilen Et ve Balık Kurumu, ihaleler açarak bu görevi yerine getirmektedir. Et ve Balık Kurumu’nun ihale açmadan, genel müdür imzası ile anlaşma yaparak doğrudan hayvan ithal etme yetkisi var mıdır? Varsa, bu yetkinin dayanağı nedir?<br />
Bugüne kadar açılan ihalelerde, açıklanan ihale şartnamelerinde hayvan ithalatının yapılacağı ülkeler açıklanmıştır. Bu ülkeler arasında Sırbistan yoktur. İhale açılan ülkeler arasında olmamasına rağmen neden Sırbistan’dan doğrudan alım yapılmıştır?<br />
EBK Genel Müdürün imzası ile başka ülkelerden de ithalat yapmak üzere anlaşma veya anlaşmalar yapılmış mıdır?<br />
Sjenica Belediye Başkanı hayvan satışında sıkıntı çektiklerini ifade etmiştir. Belediye başkanının ifade ettiği sıkıntı nedir? Türkiye’ye diğer ülkelerin almak istemediği hayvanlar neden gelecektir? Bu hayvanların sağlıklı olup olmadıkları kontrol edilmiş midir?”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1634</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvan ithalatında büyük skandal….</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1611</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1611#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 05:05:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1611</guid>
		<description><![CDATA[Hayvan ithalatında ipin ucu kaçtı. Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş beraberindeki heyetle Sırbistan’a gidiyor. Hayvan ithalatı için bir anlaşma imzalıyor.
Anlaşmanın içeriği henüz bilinmiyor. Bilinen, ithalata rağmen et fiyatını düşüremeyen Et ve Balık Kurumu’na biri Sırbistan’dan diğeri Sivas’tan iki teşekkür geliyor.
Sırbistan, satamadığı büyük baş hayvanları satın aldığı için Et ve Balık Kurumu Genel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1612" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1612"><img class="alignleft size-full wp-image-1612" title="hay" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/08/hay1.jpg" alt="hay" width="160" height="120" /></a>Hayvan ithalatında ipin ucu kaçtı. Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş beraberindeki heyetle Sırbistan’a gidiyor. Hayvan ithalatı için bir anlaşma imzalıyor.<br />
Anlaşmanın içeriği henüz bilinmiyor. Bilinen, ithalata rağmen et fiyatını düşüremeyen Et ve Balık Kurumu’na biri Sırbistan’dan diğeri Sivas’tan iki teşekkür geliyor.<br />
Sırbistan, satamadığı büyük baş hayvanları satın aldığı için Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş’a teşekkür mektubu gönderdi. Mektup, kurumun internet sayfasında manşette.<br />
Et ve Balık Kurumu’nun kendi internet sayfasına koyduğu Balkanlar Sancak Bölgesi Sjenica Belediye Başkanı Muriz Turkovic’in mektubu aynen şöyle: <span id="more-1611"></span><br />
<strong>&#8220;Muhterem,<br />
Bekir Ulubaş Beyefendi,<br />
Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü<br />
Şahsınızın ve heyetinizin Sjenica&#8217;ya gelerek satışında sıkıntı çektiğimiz ve bölgemizin en önemli gelir kaynağı olan büyükbaş hayvanlarımızın alımı hususunda yapmış olduğu alım anlaşmasının halkımız açısından anlam ve önemi çok büyüktür.<br />
Sırbistan Sancak halkı adına, şahsınıza ve Kurumunuza teşekkür eder, şükranlarımızı sunarız. 20.08.2010&#8221; </strong><br />
Mektuptan da anlaşılacağı üzere Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş Sırbistan’a bir heyetle gitmiş ve canlı sığır ithalatı için bir anlaşma imzalamış. Teşekkürü de hak etmiş.<br />
Belediye Başkanının mektubunda da açıkça yazıldığı gibi, “satışında sıkıntı çekilen” hayvanlar Et ve Balık Kurumu’na satılmış. Belediye Başkanı açısından önemli bir başarı.<br />
Fakat, Türkiye açısından önemli sorular ve sorunlar var.<br />
Bakanlar Kurulu tarafından verilen yetki doğrultusunda sıfır gümrükle besilik ve kasaplık canlı hayvan ithalatı ile görevlendirilen Et ve Balık Kurumu, ihaleler açarak bu görevi yerine getiriyor.<br />
Et ve Balık Kurumu’nun ihale açmadan, genel müdür imzası ile anlaşma yaparak doğrudan hayvan ithal etme yetkisi var mı? Varsa, bu yetkinin dayanağı nedir?<br />
Bugüne kadar açılan ihalelerde, açıklanan ihale şartnamelerinde hayvan ithalatının yapılacağı ülkeler açıklandı.<br />
Şartnamelerde kasaplık ve besilik canlı hayvan ithal edilecek ülkeler şunlar: ABD (Teksas, Alabama ve Washington eyaletleri hariç), Brezilya (Parana bölgesi hariç), Uruguay, Arjantin (Corrientes ve Misiones bölgeleri hariç), Şili, Yeni Zelanda, Avustralya, İzlanda, Norveç, Estonya, Litvanya, Letonya ve Macaristan.<br />
Listede Sırbistan yok.<br />
Fakat, Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Sırbistan’a giderek hayvan ithalatı için anlaşma imzalıyor. Anlaşmayı, kendisine yazılan teşekkür mektubundan öğreniyoruz.<br />
Genel Müdür’ün imzası ile başka ülkelerden de ithalat yapmak üzere yapılan anlaşma veya anlaşmalar var mı?<br />
Sırbistan ile yapılan anlaşmanın içeriği, koşulları nedir?<br />
İthal edilecek hayvanlar kasaplık mı, besi hayvanı mı?<br />
Miktar olarak ne kadar( kaç baş veya kaç ton) ithal edilecek?<br />
İthal edilecek hayvanların özellikleri nedir?<br />
Fiyatı ne kadardır? İhalelerde olduğu gibi pazarlık yapıldı mı?<br />
Soruları çoğaltmak mümkün.<br />
Et ve Balık Kurumu aldığı teşekkürle övünürken Sırbistan’da yaptığı anlaşmayı varsa diğer anlaşmaları da kamuoyuna hemen açıklamalı.<br />
Açıklamazsa zan altında kalır.<br />
Hayvancılık sektöründe konuştuğumuz pek çok kişi, yapılan anlaşmayı “skandal” olarak nitelendiriyor. Et ve Balık Kurumu’nun bu şekilde ithalat yapma yetkisi olmadığını, yapılan işin yasal olmadığını ifade ediyor.<br />
Öyle anlaşılıyor ki, bu ithalat furyasında ülkeye yasal ve yasal olmayan yollardan çok sayıda hayvan girecek. İnsan sağlığı ciddi olarak tehlike altında. Hayvan sağlığı tehlike altında.<br />
Yazının başında belirttiğimiz gibi Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş’a bir teşekkür de memleketi Sivas’tan.<br />
Sivas’ın teşekkürü daha anlamlı!<br />
Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş, Sivaslı hemşerilerini anguslarla tanıştırdığı için teşekkür aldı.<br />
Sivas’ta yerel gazetelerde ve internet sitelerinde yer alan haberlere göre, Bekir Ulubaş, ithal edilen 12 bin angutsan 64’ünü iki tırla Sivas’a göndermiş. Anguslar, Sivas Ticaret Borsası Başkanı Abdülkadir Hastaoğlu tarafından teslim alınmış. Borsa, hayvanları kestikten sonra kasaplara dağıtacakmış.<br />
Sivaslılar kendilerini anguslarla tanıştıran hemşerileri Bekir Ulubaş’a teşekkür ediyor. Genel Müdür bu teşekkürü de hak ediyor.<br />
Fakat, bildiğimiz kadarıyla yapılan ihalelerin şartnamesinde ithal edilecek hayvanlar Et ve Balık Kurumu kombinalarına teslim edilecek ve kurum tarafından kesilerek dağıtılacaktı.<br />
Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğü istediği gibi hayvanları tırlara yükleyip Sivas’a veya başka illere gönderebiliyor mu?<br />
Ticaret Borsaları hayvan kesimi yapıp, kasaplara dağıtabiliyor mu?<br />
Yoksa hem Sırbistan hem de Sivas’ta bizim bilmediğimiz başka işler mi dönüyor. Bunları da elbette öğrenip yazarız.<br />
Özetle, Sırbistan ve Sivas örneğinde görüldüğü gibi ithal hayvan konusunda büyük bir skandal yaşanıyor. Halkın sağlığı ciddi olarak tehdit altında. Özel anlaşmalarla hayvan ithal ediliyorsa, yasalar hiçe sayılıyorsa ve bunu da piyasayı düzenleme görevi verilen Et ve Balık Kurumu yapıyorsa, başkaları neler yapmaz ki?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1611</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Et kuyruğu!..</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1590</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1590#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 05:01:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1590</guid>
		<description><![CDATA[ Yaşı 35’in altında olanlar hatırlamaz. Yıllar önce pek çok ürün karaborsada satılırdı. Şeker kuyruğu, çay kuyruğu, yağ kuyruğu, benzin, sigara, tüpgaz ve daha bir çok ürünü almak için kuyrukta saatlerce beklenirdi. Bu bekleyişin sonunda istediği ürünü alan tüketici şanslı sayılırdı. Bazı ürünleri almak için torpil gerekiyordu. Paranız olsa bile ürün almanız kolay değildi.
Yıllar sonra Türkiye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1591" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=1591"><img class="size-full wp-image-1591 alignright" title="et-balikta-kuyruklar-uzadi" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/08/et-balikta-kuyruklar-uzadi.jpg" alt="et-balikta-kuyruklar-uzadi" width="160" height="128" /></a> Yaşı 35’in altında olanlar hatırlamaz. Yıllar önce pek çok ürün karaborsada satılırdı. Şeker kuyruğu, çay kuyruğu, yağ kuyruğu, benzin, sigara, tüpgaz ve daha bir çok ürünü almak için kuyrukta saatlerce beklenirdi. Bu bekleyişin sonunda istediği ürünü alan tüketici şanslı sayılırdı. Bazı ürünleri almak için torpil gerekiyordu. Paranız olsa bile ürün almanız kolay değildi.<br />
Yıllar sonra Türkiye yeniden kuyruklarla tanıştı. İnsanlar bir kilo kıyma almak için saatlerce kuyrukta bekliyor.<br />
Bu noktaya nasıl gelindi? <span id="more-1590"></span><br />
Türkiye, 1980 öncesi, bulunduğu coğrafyanın et tedarikçisiydi. Doğu ve Güneydoğu’da yetiştirilen küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar canlı olarak veya Et ve Balık Kurumu mezbahalarında kesilerek Ortadoğu ülkelerine ihraç edilirdi.<br />
Canlı hayvan ihracatı önemli bir iş kapısıydı. Bölgenin en önemli geçim kaynağıydı. Fakat, 1980 sonrası uygulanan yanlış politikalar sonucunda tarım ve hayvancılık kontrolsüz bir biçimde dışa açıldı. Yerli üretimi ithalatla terbiye etme anlayışı benimsendi. Bu politika ülkeye pahalıya patladı. Hayvancılık çöktü. Hayvancılıkla geçimini sağlayanların bir bölümü hayvanlarını satıp büyük kentlerin varoşlarına göç etti.<br />
Bölgede 1980’lerin ilk yarısında başlayan terör olayları Doğu ve Güneydoğu hayvancılığına bir darbe daha vurdu. Hayvanları meralara çıkarmak, yaylaya çıkmak tehlikeli hale geldi. Köyler yakıldı, boşaltıldı ve büyük bir göç dalgası daha yaşandı. Doğu ve Güneydoğu’nun kırsalında hayvancılık yapanlar, hayvanlarını sattı. Diyarbakır’ın, Mardin’in, Bitlis’in, Tunceli’nin,Ağrı’nın, Kars’ın ve diğer illerin kırsalı boşaldı. Gücü olan İstanbul’a, İzmir’e göçtü. Gücü olmayanlar Diyarbakır’a, Van’a, Adana’ya, Mersin’e yerleşti. Kent merkezlerinin nüfusu katlandı. İşsizler ordusu kentlerin ana caddelerini doldurdu.<br />
Aynı dönemde ülkeyi yönetenler, “tarımla kalkınma olmaz” “sanayileşerek kalkınacağız” diyerek tarımı gözden çıkardı. Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Yem Sanayi, özelleştirme adı altında adeta yağmalandı. İşletmeler yok pahasına satıldı. Bir kısmı kapatıldı. Meralar yağmalandı. Mera alanları amaç dışı kullanılır oldu. Hayvancılık yapmak olanaksız hale gelince en büyük göç dalgası yaşandı. İstanbul’a yeni bir İstanbul eklendi. Ankara’ya yeni bir Ankara, İzmir’e yeni bir İzmir. Diyarbakır, Adana, Mersin gibi illerde yeni mahalleler oluştu.<br />
Üreten insanlar, katma değer yaratanlar, alım gücünden yoksun kentin varoşlarında tüketici konumuna düştü.<br />
Gazetelerde okumuşsunuzdur. Ramazan ayında oruçlu insanlar 40 derece sıcakta iftar sofrasına et alabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyor. Et ve Balık Kurumu’nun az sayıdaki satış merkezlerinin önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Bayılanlar, kriz geçirenler. Bütün bu eziyet, bir kilo kıymayı 16.5 liraya almak için. Üstelik aldıkları kıyma da ithal hayvan etinden.<br />
Kuyruklar uzayınca, Et ve Balık Kurumu kıyma satışına sınırlama getirdi. Saatlerce kuyrukta bekleyenler sırası gelince sadece 30 liralık yani 1 kilo 800 gram kıyma alabiliyor. Daha fazlası verilmiyor.<br />
1970’li yıllarda günlük yaşamın bir parçası olan, Azizi Nesin’ in mizah öykülerine, televizyon parodilerine konu olan kuyruklar 40 yıl sonra AKP Hükümeti ile yeniden başladı. Hem de Türkiye’nin bir zamanlar en güçlü olduğu hayvancılıkta, ette.<br />
Et ve Balık Kurumu önünde kuyrukta bekleyenler, büyük bir olasılıkla bir zamanlar hayvancılık yapan ülkeye ve ihracata hayvan yetiştirenlerin kentteki çocukları, torunları. Bir kuşak önce hayvancılık yapanlar,şimdi ithal et kuyruğunda.<br />
İki yıl önce de Toprak Mahsulleri Ofisi’nde ucuz pirinç kuyruğundaydılar.<br />
Türkiye bu hale nasıl geldi, nasıl getirildi?<br />
Yaklaşık 8 yıldır iktidarda olan AKP Hükümeti, daha düne kadar hayvancılığa verdiği desteklerle, 2002’de yılda 80 milyon lira olan hayvancılık desteklerini 1.3 milyar liraya çıkarmakla övünürdü. Doğrudur. Yılda 1.3 milyar lira yani yaklaşık 1 milyar dolar hayvancılığa destek veriliyor. Bu destek nereye gidiyor?<br />
Her yıl 1 milyar dolar destek vereceksiniz ve halk 1 kilo ithal kıyma almak için 40 derece sıcaklıkta saatlerce kuyrukta bekleyecek. Bu işte bir yanlışlık yok mu?<br />
Et yakında karne ile satılırsa kimse şaşırmasın. Kaldı ki, Et ve Balık Kurumu’nun satış noktası her ilde yok. Toplam 12 satış noktası var. Bunun 4’ü Ankara’da. İstanbul, Adana, Ağrı, Erzurum, Diyarbakır ve Van dışındaki illerde satış noktası yok.<br />
Gazetelerde et kuyruğunu tamamlayan bir haber daha var. Habere göre, et fiyatı artınca, hazır yemek firmaları etin içine soya, hindi ve tavuk sakatatı karıştırıyor.<br />
Etin içine konulan soya büyük olasılıkla genetiği değiştirilmiş (GDO) soyadır. Çünkü, Türkiye, yılda sadece 35-40 bin ton soya üretiyor. İhtiyacı olan 1.5 &#8211; 2 milyon ton soyayı da ithal ediyor. İthal edilen soyanın neredeyse tamamı genetiği değiştirilmiş soya, yani GDO’ lu.<br />
Yemeğe gidiyorsunuz. Et yemeği istiyorsunuz. Önünüze gelen et değil GDO’ lu soya. Afiyet olsun.<br />
Türkiye’yi 40 yıl öncesinin kuyruklarına götüren ve et diye GDO’lu soya yediren bir hükümet var. Hayvancılık politikasını yöneten daha doğrusu yönetemeyenler bu durumdan memnun mu?<br />
Bu işin asıl sorumlusu konumundaki Tarım Bakanı istifa etmek için daha neyi bekliyor?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1590</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ucuz kredi desteği var,hayvan yok!</title>
		<link>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1585</link>
		<comments>http://www.tarimdunyasi.net/?p=1585#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 06:19:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Ekber Yıldırım</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarimdunyasi.net/?p=1585</guid>
		<description><![CDATA[Hükümetin hayvancılığı teşvik etmek amacıyla 1 Ağustos’ta başlattığı sıfır faizli kredi, gerekli altyapısı hazırlanmadan uygulamaya konulunca krediyi alanlar hayvan bulamadığı için yatırım yapamıyor. Yeni yatırımcılarla talebin artması hayvan fiyatını da artırıyor. Süt hayvancılığı yapanlar, artan fiyat nedeniyle süt hayvanlarının kesime gideceği endişesi yaşarken, besiciler hayvan bulamama korkusu yaşıyor.
Yatırımcı hayal kırıklığı yaşıyor

Ziraat Bankası’nın Tarım Bakanlığı ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-697" href="http://www.tarimdunyasi.net/?attachment_id=697"><img class="size-medium wp-image-697 alignleft" title="inek" src="http://www.tarimdunyasi.net/wp-content/uploads/2010/01/inek-300x225.jpg" alt="inek" width="180" height="135" /></a>Hükümetin hayvancılığı teşvik etmek amacıyla 1 Ağustos’ta başlattığı sıfır faizli kredi, gerekli altyapısı hazırlanmadan uygulamaya konulunca krediyi alanlar hayvan bulamadığı için yatırım yapamıyor. Yeni yatırımcılarla talebin artması hayvan fiyatını da artırıyor. Süt hayvancılığı yapanlar, artan fiyat nedeniyle süt hayvanlarının kesime gideceği endişesi yaşarken, besiciler hayvan bulamama korkusu yaşıyor.<br />
<strong>Yatırımcı hayal kırıklığı yaşıyor</strong><br />
<span id="more-1585"></span><br />
Ziraat Bankası’nın Tarım Bakanlığı ile uzun zamandır üzerinde çalıştığı ve altyapısı hazırlandıktan sonra sonbaharda uygulamaya konulmasını istediği sıfır faizli kredi referandum öncesi açıklandı. Daha önce hayvancılık yapmamış girişimciler devletin sıfır faizli kredi haberini alınca Ziraat Bankası’na akın etti. Ziraat Bankası ilk 3 günde yaklaşık 100 milyon lira kredi verdi. Kredi alan girişimci bir yandan yatırım hazırlıklarını sürdürürken bir yandan hayvan almak için piyasa araştırmasına girdi. Hem damızlık hem de besilik hayvan olmadığını gören yatırımcı hayal kırıklığına uğradı.<br />
<strong>Karar, referandum öncesi açıklandı</strong><br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı et fiyatını düşürmek için önce Et ve Balık Kurumu’na hayvan ithalatı için yetki verdi. Gümrük vergisi sıfırlandı. Et ve Balık Kurumu canlı kasaplık sığır, canlı besi hayvanı ithalatına başladı. Fiyat düşmeyince bu kez özel sektöre de ithalat yapması için gümrük vergi oranları yüzde 135’ten yüzde 40’a düşürüldü. Özel sektör hayvan ithalatına hazırlanırken bu kez referandum öncesi acele bir kararla hayvancılık yatırımlarına sıfır faizli kredi verilmesi kararı çıktı.</p>
<p><strong>Besicilikte ucuz krediyi bulan hayvanı bulmakta zorlanıyor!</strong><br />
<strong>Ali Ekber YILDIRIM</strong></p>
<p>Et fiyatını düşürmek için hükümetin attığı her adım fiyatı düşürmek bir yana hayvancılığa yeni bir darbe vuruyor.<br />
Gümrük vergisi sıfırlanarak Et ve Balık Kurumu ile ithalatın her türlüsü denendi fiyat düşmedi. Özel sektöre ithalat yetkisi getirildi et fiyat yine düşmedi.<br />
Et ve Balık Kurumu, fiyatını sabit tutacak marketlere ucuz et vereceğini açıkladı. Kendi satış merkezlerinde ucuza et sattı fakat fiyat düşürülemedi.<br />
İthalat sürerken, yerli üretimi teşvik etmek amacıyla 1 Ağustos itibariyle hayvancılık yatırımlarına sıfır faizli kredi uygulaması başlatıldı. Gerekli altyapı hazırlanmadan hiç bir planlama yapılmadan başlatılan sıfır faizli kredi uygulaması hayvan talebini artırınca fiyatın düşmesi bir yana daha da arttı.<br />
Sıfır faizli krediyi alanlar hayvan bulamamaktan şikayetçi. Hayvan bulanlar ise fiyatın yüksekliğinden yakınıyor.<br />
Yıllardır süt hayvancılığı yapanlar, 2007’de olduğu gibi süt hayvanlarını kaybetme endişesi yaşıyor. Besicileri ise hayvan bulamama korkusu sardı.<br />
Et fiyatını düşürmeye odaklanan hükümetin hayvancılık politikası neden iflas etti?<br />
Geriye dönüp bakıldığında AKP Hükümeti döneminde hayvancılık desteklerinde ciddi bir artış oldu. 2002’den başlayarak destekler düzenli olarak arttı. Son 4 yıldır hayvancılığa yılda ortalama 1 milyar dolarlık destek veriliyor. Ancak, bu desteğin amacına ulaşmadığı, plansız bir şekilde dağıtılması nedeniyle Türkiye et ve sütte sürekli kriz yaşıyor. Özellikle ette yeterli üretim olmadığı için fiyatlar kontrol edilemiyor.<br />
Hükümet, hayvancılığa destek veriyor ama üretimi planlayamıyor. Sütte fiyat istikrarını sağlayamıyor. Hayvan varlığının erimesine engel olamıyor. Küçükbaş hayvancılık ise kaderine terk edildi.<br />
<strong>Sürdürülebilir üretim politikası yok</strong><br />
Artan yatırımlara rağmen altyapıya yönelik çalışmalar yapılmadı. Sürdürülebilir üretim politikası uygulanamadı. 2007-2008’de kuraklığın etkisi ile büyük bir darboğaza giren hayvancılık, politika değişikliği ile bir darbe de yanlış politikadan yedi. Süt tozu ithalatı kontrol altına alınamadı. Süt fiyatı yarı yarıya düşerken, yaklaşık 1 milyon süt ineğinin kesime gitmesine hükümet seyirci kaldı.<br />
Yapılan bu yanlışlıklar et fiyatı ile su yüzüne çıktı. Referandum öncesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile et fiyatını düşürmeye odaklanan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ithalatla sorunu çözeceğini düşündü. Hatta ithalatın konuşulması bile fiyatı bir miktar aşağı çekti. Fakat,hayvan varlığının yetersiz olması, aceleyle alınan ithalat kararının iyi yönetilememesi sonucunda ithalat politikası daha baştan iflas etti. Et fiyatı düşürülemedi.<br />
Et fiyatını düşürmek için önce Et ve Balık Kurumu’na hayvan ithalatı için yetki verildi. Canlı hayvan ithalatında yüzde 135 olan gümrük vergisi sıfırlandı. Et ve Balık Kurumu canlı kasaplık sığır, canlı besi hayvanı ithalatına başladı. Fiyat düşmeyince bu kez özel sektöre de ithalat yapması için gümrük vergi oranları yüzde 135’ten yüzde 40’a düşürüldü. Özel sektör hayvan ithalatına hazırlanırken bu kez referandum öncesi yine hiç bir planlama yapılmadan, altyapısı hazırlanmadan acele bir kararla hayvancılık yatırımlarına sıfır faizli kredi verilmesi kararı çıktı.<br />
Ziraat Bankası yöneticileri ile Tarım Bakanlığı bürokratları bir süreden beri sıfır faizli kredi konusunda çalışıyorlardı. Banka yetkilileri bu kredinin çok önemli olduğunu, piyasaya büyük bir hareketlilik getireceğini bu nedenle gerekli hazırlıkları yapıldıktan sonra açıklanmasını istedi.<br />
<strong>Paket referandum kaygısı ile erken açıldı</strong>Ancak, Tarım Bakanlığı referandum öncesinde siyasi bir kararla ve ithalat politikasındaki yanlışları örtme telaşıyla hayvancılığa sıfır faizli krediye ilişkin kararnameyi hazırladı. Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı 1 Ağustos Pazar günü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.<br />
Karar, hayvancılıkta yatırım kredilerinde ve işletme kredilerinde sıfır faiz uygulanmasını öngörüyor. Yatırım kredilerinde ahır, ağıl yapma, süt sağım tesisi kurma ve hayvan alımını kapsıyor.<br />
Yatırım kredisi, süt sığırcılığı, damızlık etçi sığır yetiştiriciliği, koyun ve keçi yetiştiriciliği, büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve manda yetiştiriciliğine veriliyor. Geri ödemesi 7 yıl olan kredinin üst limiti 7 milyon 500 bin lira. Yapılan hesaplamaya göre, 7 milyon 500 bin lira kredi alan bir yatırımcı yaklaşık bin baş damızlık hayvan alımı yapabilecek.<br />
Sıfır faizli işletme kredisi ise büyük baş besi hayvancılığını kapsıyor. Et üretimini artırmayı amaçlayan işletme kredisinin geri ödenme süresi 2 yıl. Üst limiti 3 milyon lira olan kredi, büyükbaş besi hayvanı alımı ve yem temininde kullandırılıyor.<br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, sıfır faizli kredi projesi ile ilk yıl için 100 bin baş damızlık sığır ve manda, 2 milyon baş damızlık koyun ve keçi ile 600 bin baş besi sığırı yetiştirilmesi bekleniyor.<br />
Proje ile bir yılda süt üretiminin 525 bin ton, kırmızı et üretiminin 260 bin ton artması, ayrıca 85 bin baş buzağı üretimi ve yıllık 1 milyon 728 bin baş kuzu üretimi sağlanması hedefleniyor.<br />
Kağıt üzerinde hedefler ve verilen rakamlar çok umut verici. Ancak, bu kadar büyük hedefleri olan sıfır faizli kredi için hiçbir altyapı çalışması yapılmadı. Bakanlığın deyimi ile 7.5 milyon lira kredi ile bin baş damızlık hayvan alması düşünülen yatırımcı bin baş damızlık hayvanı nereden alacak?<br />
Yine “ 3 milyon lira işletme kredisi kullanacak bir yatırımcı bin baş besi hayvanı alabilir deniliyor.” Bu yatırımcı hayvanları nereden alacak?<br />
Hayvan ithal edilecekse bu yatırımcılar kendileri ithalat yapabilecek mi? Yapamayacaksa hangi şartlarda hayvan alacak?<br />
İthal hayvanlar nereden getirilecek? Süt verimi, karkas ağırlığı ne olacak?<br />
Bütün bu sorulara ne yazık ki yanıt verilmiyor.<br />
Sıfır faizli kredi adı altında hayvan ithalatı yoluyla birilerine kaynak mı aktarılacak?<br />
<strong>Para var hayvan yok</strong><br />
Bu sorulara yanıt verilmezken, sıfır faizli kredi kararı Resmi Gazete’de yayınlanması üzerine, daha önce hayvancılık yapmamış, hayvancılığı hiç bilmeyen fakat parası olan ve devletin sıfır faizli kredi vereceğini öğrenenler Ziraat Bankası’na akın etti.<br />
Ziraat Bankası ilk 3 günde yaklaşık 100 milyon lira kredi verdi. Yatırımcı bankadan krediyi alıp piyasada hayvan aramaya çıkıyor. Ama hayvan yok. Yeterli sayıda hayvan olsa, ithalata gerek kalmaz et fiyatı bu kadar yükselmezdi.<br />
Sıfır faizli kredi hayvan alımına olan talebi yükseltti. Yeterli hayvan olmayınca fiyat artmaya başladı.<br />
Yıllardır süt hayvancılığı yapanlar, artan fiyat nedeniyle süt hayvanlarının kesime gideceği endişesi yaşarken, besiciler hayvan bulamama korkusu yaşıyor.<br />
Türkiye’nin en başarılı kooperatiflerinden Tire- Süt Kooperatifi’nin Başkanı Mahmut Eskiyörük, sıfır faizli kredi ile hayvancılığı bilmeyenlerin sektöre gireceğini, ithalatın tetikleneceğini belirterek: “Bu karar üreticiye sıkılmış bir kurşundur” diyor.<br />
Sıcaklar nedeniyle süt üretiminin yüzde 20-25 oranında düştüğünü buna rağmen süt fiyatının yerinde saydığını hatırlatan Mahmut Eskiyörük, süt fiyatının düşmesi ile süt hayvanı kesiminin artacağını ve sektör için büyük bir felaket olacağını söylüyor. Bu nedenle süt fiyatının kesinlikle düşmemesi gerektiğine dikkat çeken Eskiyörük, herkesin kendi işini yapması gerektiğini, hayvancılığa sektör dışından yatırım yapanların uzun vadede hayvancılığa zarar vereceğini düşünüyor.<br />
Çok sayıdaki süt üreticisi Mahmut Eskiyörük’ ün görüşünü ve endişelerini paylaşıyor.<br />
Besicilikte de durum çok farklı değil.<br />
<strong>500 bin baş besilik dana ihtiyacı var</strong><br />
Besiciler de hayvan fiyatının artmasından endişeli. Hayvan bulamama korkusu yaşıyor. Hayvan pazarlarını yakından izleyen Pehlivanoğlu Et Entegre’nin Grup Direktörü Hüseyin Özşenoğulları, sıfır faizli kredinin hayvan fiyatını tetiklediğini söylüyor. Hayvan arzında sorun varken yeni talep yaratmanın doğru olmadığını, gerekli hazırlıkların, planlamanın yapılmasından sonra böyle bir kararın uygulamaya konulması gerektiğine dikkat çeken Hüseyin Özşenoğulları’nın anlattıkları özetle şöyle: “ Yapılan sayımlarda 2 milyon baş besilik hayvan olduğu ifade ediliyor. Önümüzde Kurban Bayramı var. Yüzde 20’si kesime gidecek. Bu nedenle Türkiye’nin şu anda en az 500 bin baş besilik canlı danaya ihtiyacı var. Besilik dana ithalatının en az 2 yıl serbest bırakılması gerekir. Geçen yıl kilosu 5.5 lira olan canlı dananın fiyatı şu an 12 lira. Kuzunun bıçak fiyatı 22 lira. 2008 Ağustos’unda kuzunun fiyatı 5-6 liraydı. 2009’da 14-15 liraya çıktı. Hiçbir önlem alınmadı şimdi 22 lira. En önemlisi hayvan bulamıyoruz. Fiyat yükseliyor ve hayvan yok.”<br />
<strong>Koyunculuk ihmal edildi, dana etine talep arttı</strong>Hayvancılık politikasında küçükbaş hayvancılığa yeterince önem verilmemesi bugünkü et fiyatlarının artmasında önemli bir etken. Türkiye’de üretilen kırmızı etin yüzde 70’inden fazlası sığırdan elde ediliyor. Fakat küçük baş özellikle koyun etinin fiyatın dengelenmesinde önemli bir rolü var. Koyunculuk zayıflayınca kuzu etinin fiyatı dana etinden çok daha pahalıya satılmaya başlandı. Tüketici dana etine daha çok yönelince fiyatı da arttı. Koyun üretimi desteklense ve dana eti fiyatı üzerindeki baskı azalsa fiyatlar biraz daha gevşeyebilir.<br />
Hayvancılığı yakından izleyen Tarım ve Köyişleri eski Bakanı Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp, Türkiye’yi karış karış geziyor. Telefonla konuştuğumuz Gökalp, “Yüreğim sızlıyor” diyor.<br />
Kars, Iğdır, Erzurum ve Sivas’ı bu yakın zamanda dolaştığını ve hayvancılığın halini gördükçe yüreğinin sızladığını belirten Hüsnü Yusuf Gökalp’ın izlenimleri şöyle: “ Konuştuğum çiftçiler, yetiştiriciler sıfır faizli kredinin kendilerine ulaşmadığını söylüyor. Bu kredi hayvancılıkla ilgisi olmayanlara veriliyor. Onların aracılığıyla bu para ithalata gidecek. Her zaman söylüyorum, tarımın, hayvancılığın siyaseti olmaz. Bu ülke meselesidir. Hayvancılık bu noktalara gelmemeliydi. Bakanlığın gerekli önlemleri zamanında alması gerekirdi. Fakat, yüreğim sızlayarak söylüyorum ki, bakanlıkta yüreği sızlayan adam yok. Bu nedenle biz bu çöküşü yaşıyoruz. Ama umudumuzu kaybetmemeliyiz.”<br />
<strong>Ziraat Bankası’da endişeli</strong><br />
Sektörün duyduğu endişeyi Ziraat Bankası yetkilileri de yaşıyor. Son yıllarda tarım ve hayvancılığa çok büyük destekler sağlayan ve yeniden “çiftçi bankası” kimliğine bürünen Ziraat Bankası’nın sıfır faizli kredi ile prestijinin zedelenmesi istenmiyor. Banka yöneticileri, kredi verdikleri yatırımcıların sağlıklı ve verimli hayvanlarla et ve süt üretimine katkı sağlamasını istiyor. Sıfır faizli kredi ile sektörün sıfırlanmasını istemiyorlar.<br />
Planlanmadan, altyapısı hazırlanmadan uygulamaya konulan sıfır faizli kredi ve ithalat politikasının geçmişteki uygulamalarına bakıldığında kelimenin tam anlamıyla “felaket”le sonuçlandığı görülüyor.<br />
<strong>1995 felaketi ders olsun</strong><br />
Fehmi Aksoy dostumuzun da hatırlattığı gibi, böyle bir uygulama son olarak 1995’te yaşandı. O dönemde sıfır gümrükle 50 bin ton et, 440 bin baş besi hayvanı, 120 bin baş damızlık hayvan ithal edildi. Et ve süt fiyatı o kadar düştü ki, yerli üretim çöktü. Düşük faizli kredi kullananlar iflas etti. Sektör yerle bir oldu. Üretici isyan etti.<br />
Musa Demirci, 1996’da Tarım Bakanlığı koltuğuna oturunca yaptığı ilk iş ithalatı durdurmak oldu. Daha sonra Avrupa’da deli inek hastalığı çıkınca ithalat bir daha gündeme gelmedi. O tarihten bu yana ilk kez bu yıl ithalat yeniden bu kadar yaygın yapılıyor.<br />
Önlem alınmazsa, bir yandan ithalat bir yandan sıfır faizli kredi hayvancılığın çöküşüne neden olabilir. Tarım Bakanlığı’nın açıklamasına göre sıfır faizli kredinin bütçeye getireceği yük 1.3 milyar lira. Devlet bir şekilde bu yükü kaldırır. Fakat, varını yoğunu ortaya koyarak sıfır faizli kredi ile hayvancılığa girenler ve bugüne kadar hayvancılık yapanlar iflas ederse bunun faturası çok ağır olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarimdunyasi.net/?feed=rss2&amp;p=1585</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
