Paylaş
Bakliyat baklagiller bitkisel üretim

Tarımda bolluk, çiftçiye darlık getirdi

Bu yıl bitkisel üretimde 143 milyon tonluk üretimle tarihi bir rekor kırıldı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Bitkisel Üretim 2. Tahmini’ne göre, buğdayda ilk kez 24 milyon tonun üzerinde 24 milyon 750 bin tonluk üretim…

Tarımda bolluk, çiftçiye darlık getirdi

Bu yıl bitkisel üretimde 143 milyon tonluk üretimle tarihi bir rekor kırıldı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Bitkisel Üretim 2. Tahmini’ne göre, buğdayda ilk kez 24 milyon tonun üzerinde 24 milyon 750 bin tonluk üretim gerçekleşti. Arpa üretimi 10 milyon tona ulaştı. Meyve üretimi geçen yıla göre yüzde 60’ın üzerinde arttı.

Bitkisel üretimde 2026’da büyük bir bolluk, üretim artışı var. Fakat bu bolluk çiftçiye refah getirmediği gibi “darlık” getirdi. Üretim artınca fiyatlar düştü. Üretim maliyeti artan çiftçi hemen her üründen zarar ediyor.

Türk Dil Kurumu’na göre bolluk; para, mal, gıda, zaman veya sağlık gibi kaynakların ihtiyaçları fazlasıyla karşılayacak düzeyde bulunmasıdır. Aynı zamanda verimlilik, gürlük olarak kabul ediliyor; toprağın, ürünün veya doğanın bol ve verimli olması anlamında kullanılıyor. Ayrıca bereketle genellikle eş anlamlı veya yakın anlamlıdır.

Darlık ise; bir yerin, nesnenin veya alanın geniş veya yeterli değil, dar olması. Geçim zorluğu, maddi imkansızlık, para veya mal darlığı, yokluk. Hatta iç sıkıntısı; ruhsal bunalım, daraltı, yürek sıkıntısı anlamında da kullanılır.

Türkiye, tarımda son iki yılda darlığı da bolluğu da yaşadı. 2025 yılında zirai don, kuraklık, su sorunu nedeniyle bitkisel üretimde büyük bir daralma yaşandı. Birçok meyvede üretim yüzde 60-70 oranında azaldı. Ürün az olunca fiyatlar yükseldifakat yeterli ürün olmadığı için çiftçi para kazanamadı. Tarım sektörü yüzde 8 küçüldü.

2026 yılı ise tam tersi oldu. Birçok üründe üretim arttı, rekor kırıldı. Çok büyük bolluk oldu. Bu kez de ürün çok olunca fiyatlar düştü, artan maliyetler karşısında çiftçi yine para kazanamadı. Hemen her üründen zarar etti. Elma, üzüm, limon, mandalina, bugünlerde hasadı yapılan zeytin ve daha birçok ürün dalında kaldı. Toplama maliyeti fiyatından yüksek olan ürünler var. Bu nedenle darlıkta da, bollukta da çiftçinin yüzü gülmedi. Bu yıl ise üretimde bolluk var ama çiftçi darlık yaşıyor.

Bitkisel üretimde 143 milyon tonluk tarihi rekor

Türkiye İstatistik Kurumu, 2026 Yılı Bitkisel Üretim 2. Tahmini’ni açıkladı. Bitkisel üretimle ilgili bilgilerin toplanması, derlenmesi, bütün çalışmaları Tarım ve Orman Bakanlığı yapıyor. Türkiye İstatistik Kurumu ise bu bilgileri açıklıyor. Yapılan tahmine göre, tahıllarda ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) bir önceki yıla göre yüzde 17,3 oranında, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 60,8 oranında artacağı, sebzelerin ise yüzde 0,8 oranında azalacağı tahmin edildi.

Buna göre, yaklaşık üretim miktarlarının tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde geçen yıl 67 milyon ton olan üretim, 2026’da 78,6 milyon ton, sebzelerde geçen yıl 33,3 milyon olan üretim bu yıl 33 milyon ton, meyveler,içecek ve baharat bitkilerinde ise 2025’te 19,6 milyon tona düşen üretim bu yıl 31,5 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Toplamda 2025’te 119,9 milyon ton olan bitkisel üretim 2026’da 143,1 milyon ton ile tarihi zirveye çıkması tahmin edildi. Geçen yıla göre 23 milyon ton üretim artışı var.

Üretimdeki değerlendirme, kuraklığın ve zirai donun çok etkili olduğu 2025 yılına göre yapıldığı için üretimde çok büyük bir artış görünüyor. Oysa 2023 ve 2024 yılına göre değerlendirildiğinde artış daha normal seviyelerde.

Üretimdeki artış ve düşüşü meyveler belirledi

TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin toplam bitkisel üretim miktarı 2023 yılında 138 milyon 645 bin ton olarak gerçekleşirken, 2024 yılında 136 milyon 853 bin ton olarak gerçekleşti.

Belirleyici olan meyve üretimi oldu. 2023 yılında meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretimi 25 milyon 709 bin ton olurken, 2024’te 26 milyon 545 bin tona yükseldi. 2025 yılında sert bir düşüşle 19,6 milyon tona geriledi. 2026 yılı ikinci tahminine göre ise üretim 31,5 milyon tona sıçrayacak.

Tarımda bolluk, çiftçiye darlık getirdi - 1

Buğday ve arpada rekor kırıldı

Türkiye’nin buğday üretimi, , iklim şartlarına, çiftçinin tercihine göre değişmekle beraber uzun yıllar ortalamasına göre 17 milyon ton ile 22 milyon ton arasında değişiyor. 2025 yılında 17 milyon 950 bin ton olan buğday üretimi, 2026 yılı için yapılan bu ikinci tahmine göre 24 milyon 750 bin ton olacak. Geçen yıla göre yüzde 37,9 artış bekleniyor. Arpa üretimi ise aynı dönemde 6 milyon tondan yüzde 66,7 artışla 10 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Mısır üretiminde ise geçen yıla göre yüzde 4,7 oranında düşüşle üretimin 8,5 milyon tondan 8 milyon 100 bin tona gerilemesi bekleniyor.

Kuru baklagillerde üretim 1 milyon tonu aşıyor

Türkiye, kuru baklagillerde 1990’lı yıllarda 2 milyon tonun üzerinde üretimle en önemli üretici ülkelerden birisi ve ihracatta lider konumundaydı. Daha sonra üretim hızla azaldı, dışa bağımlılık arttı. Şimdi 1 milyon tona ulaşınca seviniyoruz. Kuru baklagiller üretimi 2025 yılında 952 bin 320 ton iken 2026’da yüzde 22,6 oranında artışla 1 milyon 167 bin ton olması öngörülüyor.

Temel ürünler bazında bakıldığında, nohut üretimi 412 bin tondan yüzde 27,2’lik artışla 525 bin tona, kırmızı mercimekte yüzde 47,5’lik artışla 249 bin 905 tondan, 368 bin 590 tona, çıkacağı öngörülüyor. Yeşil mercimekteki artış neredeyse yüzde yüz olacak. Yeşil mercimek üretimi geçen yıla göre yüzde 96,4 oranında artışla 29 bin 715 tondan, 58 bin 360 tona çıkması tahmin edildi. Ana ürünlerden üretimi azalan kuru fasulyede geçen yıla göre yüzde 17,3 düşüşle 247 bin 170 tondan, 204 bin 320 tona gerilemesi tahmin ediliyor.

Yağlı tohumlardaki üretim artışı yüzde 21,4 olacak

Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu yağlı tohumlarda üretimde geçen yıla göre yüzde 21,4 oranında artış bekleniyor. 2025 yılında 2 milyon 465 bin ton olan toplam yağlı tohumlar üretimi, 2026’da 2 milyon 991 bin ton olması öngörülüyor.

Soya ihtiyacının sadece yüzde 4’ünü üreten Türkiye, 2026’da üretim daha da düşecek. TÜİK’in yayınladığı 2026 yılı 2.tahmine göre, geçen yıl 148 bin 750 ton olan soya üretimi, bu yıl yüzde 14,3 düşüşle 127 bin 550 tona gerileyecek.

Aynı dönemde ayçiçeği üretimi 1,9 milyon tondan 2,3 milyon tona çıkması öngörülüyor. Aspirde yüzde 44,4’lük artışla üretimin 28 bin tondan 40 bin 550 tona, kolza (kanola) üretiminin yüzde 72,2 oranında artışla 136 bin 700 tondan, 235 bin 370 tona yükselmesi bekleniyor.

Endüstriyel bitkilerden şeker pancarı ve tütünde artış olacak

Endüstriyel bitkilerde, 2026 yılı üretimi bir önceki yıla göre, tütünde yüzde 7,2 artışla 111 bin 963 tondan 120 bin tona çıkması bekleniyor. Şeker pancarında aynı dönemde üretimin 20 milyon 801 bin tondan, 22 milyon tona çıkması tahmin ediliyor.

Pamuk üretiminde sert düşüş var

Bu yıl birçok üründe üretim artarken, pamuk üretiminde yüzde 38 oranında sert bir düşüş var. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı tahmine göre, kütlü pamuk üretiminde yüzde 38 oranında düşmesi sonucunda geçen sene 1 milyon 935 bin ton olan kütlü pamuk üretiminin bu yıl 1 milyon 200 bin ton olması bekleniyor. Sadece bir yılda kütlü pamuk üretimi 700 bin ton azalacak.

İzmir Ticaret Borsası koordinasyonunda yapılan rekolte tespit çalışmaları sonucunda, Ege Bölgesi’nin lif pamuk üretimi 100 bin tonun altına düştü. Türkiye geneline baktığımızda, lif pamukta 500 bin tonun altında bir üretim bekleniyor. Amerika Tarım Bakanlığı’nın Türkiye Pamuk Raporu’na göre en iyi tahminle lif pamuk üretimi 495 bin ton olacak.

Pamukta deyim yerindeyse üretim açısından bir çöküş yaşanıyor. Üreticiler 3-4 yıldır fiyatların çok düşük olduğunu artan maliyetler karşısında zarar ettiklerini ve pamuk ekmeyeceklerini söylediklerinde belki bazıları buna çok inanmadı ama pamuk üretiminden hızlı bir kaçış olduğu ve alternatif ürünlere bir yönelme olduğu görülüyor. Türkiye, üretemediği pamuğu dışarıdan ithal ediyor. Bu yıl beklenen ithalat miktarı 1,1 milyon ton.

Meyve üretimi yüzde 60,8 arttı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı bitkisel üretim 2. tahmininde en fazla üretim artışı meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde görülüyor. Geçen yıl da en çok düşüş meyvelerde olmuştu. 2025 yılında meyve üretimi yüzde 30,9 azaldı. 2024 yılında 28 milyon 389 bin ton olan meyve üretimi, 2025 yılında 19 milyon 618 bin tona düştü. 2026 yılında ise yapılan ikinci tahmine göre, meyve üretimi geçen yıla göre yüzde 60,8 artışla 31 milyon 539 bin ton olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.

Bu yıl üreticinin satamadığı, dalında kalan ürünlerden birisi üzüm oldu. 2025 yılında 2 milyon 515 bin ton olan üzüm üretiminin bu yıl 4 milyon 37 bin ton olması bekleniyor. Artış oranı yüzde 60,5 oldu.

Zeytin üretimindeki artış yüzde 75,5 tahmin ediliyor

Bugünlerde hasadı yapılan zeytinde dramatik bir durum yaşanıyor. Birçok üretici zeytinin toplama maliyetinin fiyatı karşılamadığını bu nedenle zeytini toplamayacağını söylüyor. Zeytin üretiminde çok büyük bir artış var. Türkiye İstatistik Kurumu, 2026 yılına ilişkin ilk tahmininde zeytin üretiminin yüzde 57 artarak 3,8 milyon ton olacağını açıklamıştı. Ama bu ikinci tahminde zeytin üretimi revize edilerek, 4 milyon 300 bin ton olacağı açıklandı. Geçen sene zeytin üretimi 2 milyon 450 bin tondu. Buna göre 2026’da zeytin üretiminin yüzde 75,5 oranında artacağı tahmin ediliyor. Bu artış zeytinyağı üretimine de yansıyacak ve zeytinyağı üretiminde de rekor kırılması bekleniyor.

Fındık, badem, ceviz ve fıstıkta önemli artışlar bekleniyor

Türkiye’nin en önemli ihraç ürünlerinden fındıkta üretimin geçen yıla göre yüzde 62,6 artarak 441 bin tondan, 716 bin 860 tona çıkması tahmin ediliyor. Ceviz üretiminin 263 bin 430 tondan 492 bin 30 tona yükselmesi ile yüzde 86,8’lik bir artış öngörülüyor. Bademde üretim artışı yüzde 75,5 ile 126 bin 372 tondan 221 bin 40 tona çıkması bekleniyor. Antep fıstığı üretimi ise 147 bin 269 tondan 210 bin tona çıkarak yüzde 42,6 artması tahmin edildi.

Turunçgillerde en yüksek artış portakalda

Üretimi yüzde 50’nin üzerinde artan ürün gruplarından birisi turunçgiller. Geçen yıl toplamda 4 milyon 742 bin ton olan turunçgiller üretiminde yüzde 54,8’lik artışla bu yıl 7 milyon 340 bin tonluk üretim olacağı tahmin edildi. Bu ürün grubunda en yüksek artış yüzde 76,4 ile portakal üretiminde bekleniyor. 2025 yılında 1 milyon 328 bin ton olan portakal üretimi 2026’da 2 milyon 343 bin ton olması bekleniyor. Mandalina üretiminin yüzde 36 oranında artış ile 2 milyon 103 bin tondan, 2 milyon 861 bin tona, limon üretiminin aynı dönemde 1 milyon 135 bin tondan yüzde 65 artışla 1 milyon 872 bin tona çıkması bekleniyor.

Elma üretimi neredeyse iki katına çıktı

Türkiye’nin elma üretimi geçen yıla göre yüzde 97,4 oranında artarak 2 milyon 286 bin tondan, 4 milyon 514 bin tona yükselmesi bekleniyor. Üretimdeki artış piyasaya da yansıyor. Üretici geçen sene meyve suyu fabrikalarına kilosunu 9-10 liraya sattığı meyve suyunda kullanılan elmayı bu yıl 3-4 liraya satamıyor. Elma üretim bölgelerinden hemen her gün dalında kalan elma videoları paylaşılıyor.

Üretimi yüzde 100’ün üzerinde artan meyveler

Ayva üretimi yüzde 153,1 artışla 85 bin 101 tondan 215 bin 350 tona yükselecek. Hasadı biten ürünlerden şeftalide üretim yüzde 109, kayısıda yüzde 219, kirazda yüzde 289,7’lik artış var. Geçen yıl 213 bin tona kadar düşen kiraz üretimi, bu sene 831 bin tona çıktı.

Ürün az da olsa, çok da olsa kaybeden çiftçi oluyor

Bitkisel üretimde 2025 yılında ürün az olduğu için, bu yıl ise ürün çok olduğu için üretici para kazanamıyor. Geçen yıl fiyatlar yükseldi ama çiftçinin satacak ürünü yoktu. Bu yıl ürün var çiftçinin deyimi ile para etmiyor. Alım gücü düştüğü için tüketici yeterince ürün alamıyor. Bu yıl hangi ürüne baksanız çiftçi şikayetçi. Maliyetler yüksek, fiyat düşük. Üreticinin para kazanması bir yana, geçimini nasıl sağlayacağı, üretimi nasıl sürdüreceği endişesi hakim.

2026 üretim yılında “bitkisel üretimde cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı” diye övünülürken, bu rekorun çiftçiye faydası var mı? diye sormak gerekiyor. Ürün tarlada/dalında kalıyor, toplama maliyeti fiyattan yüksek. Bazı ürünlerde alıcı yok. Bu yıl hangi ürüne baksanız çiftçi şikayetçi. Maliyetler yüksek, fiyat düşük. Üreticinin para kazanması bir yana, geçimini nasıl sağlayacağı, üretimi nasıl sürdüreceği endişesi hakim.

Bu nedenle çiftçi rekor üretimden para kazanmak bir yana ürününü satmakta zorlanıyor ve sattığında da zarar ediyor. Yaşanan bu durum, Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerine de yansıyor. Eylül’de fiyatı en çok artan ürünler listesinde ilk sıralarda mazot yer alırken, fiyatı en çok düşen ürünler listesinde ilk sıralarda meyve, sebze oldu. TÜİK’e göre, Eylül’de enflasyon aylık yüzde 1,84 artarken, yıllık yüzde 29,73 arttı. Mazottaki yıllık fiyat artışı yüzde 67,23 oldu. Turunçgillerde yıllık fiyat düşüşü yüzde 32,12, olurken, aylık düşüş yüzde 24,41 olarak gerçekleşti. Soğan, sarımsak, zeytin, havuçta Eylül’de fiyatlar yüzde 17,62 azalırken, diğer taze meyvelerde aylık düşüş yüzde 13,12 oldu. Yumrulu sebzelerde ise Eylül’de fiyatlar yüzde 11,78 düştü.

Maliyet artışı desteklerle karşılanacaktı, ödeme 2027’ye kaldı

Tarımsal üretimde maliyetlerin yüksek, fiyatın düşük olduğu biliniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran savaşı nedeniyle gübre, akaryakıt fiyatlarının çok arttığına dikkat çekerek, geçtiğimiz Haziran’da; “Çiftçimizi maliyetlere ezdirmeyeceğiz, destekleri güncelleyeceğiz” açıklaması yaptı. Desteklemelerin güncellenmesine ilişkin kararname, bu açıklamadan tam 4 ay sonra, 8 Eylül 2026’da Resmi Gazete’ de yayımlandı. Temel destek, dekar başına 310 liradan 57 liralık artışla 367 liraya çıkarıldı. “Destekler güncellenecek” açıklamasının yapıldığı Haziran’da mazotun litresi 67 liraydı. Kararname çıktığında 100 lirayı buldu. Yapılan 57 liralık artışla 1 litre mazot bile alınamıyor. Daha da önemlisi güncellenen desteğin ödemesi 2027 yılının bahar aylarında yapılacak. Bir yıl sonra ödenecek desteğin, bugünün üretim maliyetlerine hiçbir katkısı olamayacağı açıktır. Daha şimdiden eridi gitti.

Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve diğer ülkelerde çiftçilere “acil destek fonu” oluşturularak bu ödemeler en kısa sürede yapıldı. Hem de Türkiye’ye göre oldukça yüksek oranlarda.

Küçük çiftçi üretimin dışına itiliyor

Üretimde rekor var ama diğer tarafta çiftçinin feryadı var. Daha önce böylesi pek yaşanmamıştı. Bazı ürünlerde fiyat düşer ama bazılarındaki fiyat artışı üreticinin gelirini dengelerdi. Bu yıl, hangi ürünü ele alsanız fiyatında ciddi bir çöküş var. Artan maliyetler karşısında fiyatların bu kadar gerilemesi üreticiyi de ciddi zarara, gelir kaybına uğrattı. Neredeyse hiçbir üründe çiftçi ürettiğinin karşılığını alamıyor. Onun da ötesinde ürününe alıcı bulamıyor, satamıyor ya da maliyetinin çok altında fiyatlara razı olmak zorunda kalıyor.

Üretimdeki artış ve fiyatların dibe vurması ile birçok çiftçi önümüzdeki yıl üretemeyeceğini söylüyor. Çiftçi, “paramı faize yatırsaydım hiçbir emek harcamadan, gübre, mazot, işçilikle uğraşmadan para kazanacaktım” diyor. Asıl tehlikeli olan ve ülkenin tarımı, geleceği için endişe verici olan çiftçinin bu noktaya getirilmesidir. Özellikle küçük üreticiler, maliyet-fiyat kıskacında ezilerek üretimin dışına itiliyor.

Üretimdeki rekor artış tüketiciye de yaramadı

Bitkisel üretimde rekor artış olunca fiyatların düşmesi ve tüketicinin daha uygun fiyatlara ürün alması beklenir. Geçen yıla göre tüketici fiyatlarında bir miktar düşüş olsa bile, tüketicinin alım gücü de düştüğü için piyasadaki ürünler tüketiciye de pahalı geliyor.

Rekor üretiminiz varsa, ürünü ya iç piyasada tüketeceksiniz ya da ihraç edeceksiniz. İç piyasada tüketicinin alım gücü düştüğü için talepte ciddi bir azalma var. Kaldı ki, üreticide düşen fiyatlar tüketiciye aynı oranda yansımıyor. Bu nedenle bu rekor üretimden tüketicide yeterince yararlanamıyor.

Üretici limonu 5-6 liradan satarken, manavda, markette, pazarda 40-50 liradan satılıyor. Mandalinada da benzer bir tablo var. Ancak alıcı olmaması ve çiftçiye göre işçilik maliyetinin yüksek olması nedeniyle bugünlerde hasadı yapılan elma ve zeytin gibi ürünler dalında bırakılıyor.

Zeytinde fiyatlar maliyetin o kadar altında ki çiftçi “Toplarsam işçiye vereceğim para, üründen kazanacağımdan fazla; dalında kalsın daha iyi” noktasına geldi.

Türkiye’nin en çok zeytin üretilen bölgelerinden birisi olan Akhisar’da düşük fiyatları protesto etmek amacıyla üreticiler bir hafta süreyle “zeytin toplamama” eylemi yaptı. Zeytinliova’da buluşan üreticiler zeytine verilen kilo başına en yüksek 60 lira ve yağlık zeytine verilen kilo başına 10 liralık fiyatın maliyetleri karşılamadığını bu şartlarda zeytini toplamayacaklarını belirterek bir hafta zeytin toplamadılar.

Devlet alımlarında da fiyat düştü

Toprak Mahsulleri Ofisi, 2025 yılında 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için kilo başına 120 lira açıkladığı alım fiyatını, 2026 yılı ürünü aynı üzüm için 95 lira fiyat açıkladı. Maliyetler artarken devlet eliyle de fiyat düşürüldü.

Çeltik alım fiyatları da enflasyonun gerisinde kaldı. Toprak Mahsulleri Ofisi, geçen yıl kilo başına 40 lira açıkladığı baldo grubu çeltikler için bu yıl yüzde 12,5 artışla 45 lira açıkladı. Osmancık grubu çeltiklerin fiyatı 38 liradan 43 liraya çıkarılarak yüzde 18,75 artırıldı. Mazot fiyatı bir yılda yüzde 67 artarken yapılan bu fiyat artışıyla çiftçi para kazanabilir mi?

Türkiye Şeker Fabrikaları ise, şeker pancarı alım fiyatını yüzde 20 artışla ton başına 3 bin 720 lira açıkladı. Bu fiyata kota tamamlama primi de dahil. Dolayısıyla devlet eliyle de düşük fiyat politikası uygulanarak çiftçinin para kazanması bir anlamda engellendi.

Yanlış dış ticaret politikaları ile ihracat azaldı

Sorun sadece çiftçinin zarar etmesi veya ürününü dalda bırakması ile sınırlı değil. Ticarette ve ihracatta da ciddi sorunlar var. Ticaret ve ihracat ayağında da sistem kilitlendi. Yüksek kredi maliyetleri, yüzde 45-50 oranındaki faiz nedeniyle tüccar ve ihracatçı finansmana erişmekte büyük sorunlar yaşıyor. Ayrıca dövizin baskı altında tutulması ile ihracatçının rekabet etmesi daha da zorlaşıyor.

Son yıllarda iç piyasada ürün fiyatı artınca ithalat kapılarının açılması ve ihracatın kısıtlanması hatta yasaklanması ihracat pazarlarının kaybedilmesine neden oldu. Bunun en somut örneği zeytinyağında yaşandı. 2022 ve 2023 yılında İspanya’da yaşanan kuraklık sonucu, dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi İspanya’da zeytinyağı üretimi yarı yarıya düştü. Dünyada yağ fiyatları arttı. Türkiye’ye büyük fırsat doğdu. Böyle bir dönemde Türkiye, iç piyasada zeytinyağı fiyatı artıyor diye ihracata kısıtlamalar getirdi. Öyle ki, ihracatta ortalama 100 bin ton rakamları yakalanmış ve daha da artırılabilecekken bir yandan Dahilde İşleme Rejimi(DİR) kapsamında ithalat yapılması gündeme getirildi. Suriye’den yağ getirildi. 2021-2023 döneminde tam 4 kez ihracata yasak, kısıtlama, fon, kota gibi engelleyici uygulamalar getirildi.

Zeytinyağı ihracatı 733 milyon dolardan 105 milyon dolara geriledi

Ticaret Bakanlığı’nın 2026 yılı “Zeytin ve Zeytinyağı Raporu”nda ihracattaki dramatik düşüş şöyle ifade ediliyor: “Türkiye’nin zeytinyağı ihracat verileri incelendiğinde, 2023–2025 döneminde ihracat miktarı ve değerinde dalgalı bir seyir izlendiği görülmektedir. 2023 yılında yaklaşık 152,4 bin ton zeytinyağı ihracatı karşılığında 733 milyon dolar döviz girdisi elde edilirken, 2024 yılında ihracat miktarı yaklaşık olarak 100,8 bin tona, ihracat değeri ise 649 milyon dolara gerilemiştir. 2025 yılı verileri itibarıyla ise ihracatın 45,4 bin ton seviyesinde gerçekleştiği ve yaklaşık 219 milyon dolarlık gelir sağlandığı görülmektedir. Bu durum, son yıllarda küresel arz-talep dengesi, üretim maliyetleri ve uluslararası fiyat hareketlerinin sektör üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır.

Ticaret Bakanlığı’na göre, 2023-2025 döneminde zeytinyağı ihracatı 733 milyon dolardan 219 milyon dolara düştü. Güncel veriler, yani 2025-2026 sezonu hesaba katılınca durumun daha da vahim olduğu görülüyor. İhracat geliri 105 milyon dolara düştü. Bu sene rekor üretim var ve yasaklarla pazarlar kaybedildiği için ihracat seçeneği değerlendirilemiyor.

Neler yapılmalı?

Bu kritik dönemde elbette yapılacak çok şey var. Üretim çok, fiyat düşük, üretici ürününü hasat etse zarar ediyor, dalında bıraksa yine zarar ediyor. O zaman ne yapmalı?

1- Bitkisel üretimde, kaldı ki hayvancılıkta da benzer sorunlar yaşanıyor. Bu nedenle genel olarak tarımda, bu derin krizi aşmak için öncelikle günübirlik, popülist ve şok tedbirlerden hemen vazgeçilmeli.

2- Tarımsal üretim planlamasında stratejik olarak kabul edilen 13 üründe sorunlar yaşandığı gibi, bu kapsamda olmayan meyvelerde daha çok sorun yaşanıyor. Planlama sadece hangi ürünü ekip ekmemek değil, hasat sonrasının da planlanması gerekir. Depolanabilen ürünler var, depolanması mümkün olmayan ürünler var. Buna göre politika oluşturmak gerekiyor.

3- Tapuya dayalı, alan bazlı destek sisteminden vazgeçilerek üretim odaklı prim sistemine dönülmeli.

4- Üreticinin “fiyat düşük para kazanamıyorum” dediği, tüketicinin “çok pahalı alamıyorum” dediği bu çarpık yapıdan kurtulmak için bu yıl için üreticinin elindeki ürünleri kooperatifler ve yerel yönetimler aracılığıyla tüketiciye ulaştırılması sağlanmalı. İç tüketimi artıracak çalışmalara ağırlık verilmeli.

5- Elmada kurutma seçeneği değerlendirilmeli, zeytinde, zeytinyağında depolama desteği getirilmeli. Turunçgillerde konsantre üretimi teşvik edilmeli. Ürün bazlı çözümlere öncelik verilmeli.

6- Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, kriz anlarında üreticiye doğrudan ve hızlı nakit akışı sağlayacak “acil destek fonu” devreye sokulmalı.

7- Uzun vadeli dış ticaret politikası uygulanmalı. Fiyatlar yükseldiğinde ihracatı yasaklayan, ithalat kapılarını sonuna kadar açan politikaların üretimi ve ihracatı nasıl olumsuz etkilediği zeytinyağı örneğinde çok net görülüyor. Bundan vazgeçilmeli.

8- İhracat destekleri geçmiş yıllarda olduğu gibi üreticiyi de, ihracatçıyı da destekleyecek, elini güçlendirecek miktarda olmalı ve ödeme hızlıca yapılmalı.

9- Üretimin bol olduğu, tüketicinin satmakta zorlandığı ürünlerde varsa ithalat yasaklanmalı, kısıtlanmalı.

Özetle, Türkiye varlık içinde yokluk yaşıyor. Çiftçi bolluk içinde darlık yaşıyor. Bitkisel üretimde rekor kırılan bir yılda “yüksek maliyet, düşük fiyat” politikası nedeniyle üretici ayakta kalmaya çalışıyor. Çiftçi için “acil destek paketi” açılmalı. Orta ve uzun vadeli politikalarla kalıcı çözüm getirilmeli. Bugün çiftçinin yaşadığı sorunlara çözüm getirilmezse, yarın ülke olarak çok daha ağır faturalar ödemek zorunda kalırız.

REKLAM

Yorum Yazın

Yorumunuz denetimden sonra yayımlanır. E-posta adresiniz gösterilmez.

Tarım Dünyası Bülteni

Gündemi kaçırmayın, düzenli özet e-posta olarak gelsin.

Neleri almak istersiniz?

Hepsini almak için hiçbirini işaretlemeyin.

İçeriğe Atla