Tarım Blog Sayfa 3

Ayçiçeği ithalatında 15 günde ikinci vergi indirimi yapıldı

Ayçiçeği üretiminde kendine yeterli olamayan Türkiye, ithalat için 15 günde ikinci kez vergi indirimi yaptı. Çiftçinin üretime başladığı bir dönemde ayçiçeği tohumu ve ham ayçiçeği yağı ithalatında vergi indirimi yapıldı. İndirimle ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Ham ayçiçeği yağında uygulanan gümrük vergisi ilk olarak 3 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 1 Şubat’tan 30 Haziran 2020’ye kadar geçerli olmak üzere yüzde 36’dan yüzde 30’a düşürüldü.

Ham yağda vergi yüzde 18’e indirildi

Aradan sadece 15 gün geçtikten sonra ithalatta ikinci kez vergi indirimi sağlayan yeni bir karar yayınlandı. 18 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ham yağ için uygulanan gümrük vergisi 31 Mayıs 2020’ye kadar (bu tarih dahil) yüzde 30’dan yüzde 18’e düşürüldü. 1 Haziran-30 Haziran 2020(bu tarihler dahil) tarihleri arasında ham yağ gümrük vergisi yüzde 30 olacak. Ham yağ ithalatındaki gümrük vergisi 30 Haziran’dan sonra yüzde 36 olarak uygulanmaya devam edilecek. Kosova’dan yapılacak ham yağ ithalatında gümrük vergisi sıfır olacak.

Ayçiçeği tohumunda vergi yüzde 9’a düşürüldü

Cumhurbaşkanlığının 18 Nisan tarihli kararı ile ayçiçeği tohumunda yüzde 13 olan gümrük vergisi yüzde 9’a indirildi. Karara göre, ayçiçeği tohumunda 31 Mayıs 2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) gümrük vergisi yüzde 9 olarak uygulanacak. 1-30 Haziran 2020 (bu tarihler dahil) döneminde ise vergi yüzde 13 olacak. Bosna Hersek ve Kosova’dan yapılacak ayçiçeği tohum ithalatında gümrük vergisi sıfır olacak.

İthalatta vergi indirimi nasıl yansıyacak?

Resmi Gazete’de yayınlanan vergi indirimi kararı ile ayçiçeği tohumu ve ham ayçiçeği yağı ithalatının daha ucuza yapılması ve tüketicinin korunması hedefleniyor. Ancak, piyasaları yakından izleyen ayçiçeği tohumu ve ham yağ satıcıları, Türkiye’nin vergi indiriminden sonra aynı oranlarda fiyat artırıyor. Bu nedenle vergi indirimi Türkiye’den çok bu ürünleri satan ülkelere avantaj sağlıyor.

Ayrıca, küçük ölçekli işletmelerin dışarıdan yağ veya tohum ithal etmeleri kolay değil. Bu nedenle alınan vergi indirimi kararları daha çok büyük işletmelere, ithalat yapanlara yarayacak.

Fiyat artışı önlenebilir mi?

Vergi indirimi ile iç piyasada ayçiçeği yağı ve ayçiçeği küspe fiyatlarının düşürülmesi hedeflense de, uygulamada genellikle böyle bir indirim ne yazık ki olmuyor. Yeni düzenleme çerçevesinde pazartesiden itibaren yeni fiyatlar belirlenecek. Yılbaşından önce ayçiçeği tohumunun tonu 330 dolardı. Bugün 425 dolar. Ham ayçiçeği yağın tonu ise 650 dolardan 750 dolara ulaştı. Ayçiçeği küspesinin tonu 1350 liradan 1450 liraya çıktı. Yapılan vergi indirimleri ile iç piyasada bu fiyatların düşmesi pek beklenmiyor. Çünkü satıcı ülkeler indirilen vergi oranı kadar ürün fiyatını artırıyor.

AB itiraz etti, Romanya ihracat yasağını kaldırdı

Ayçiçeği tohumu ve ham yağ ihracatına yasak getiren Romanya, Avrupa Birliği’nin karşı çıkması ile bu karardan vazgeçmek zorunda kaldı. Romanya Hükümeti, 10 Nisan’da aldığı karar ile ayçiçeği tohumu ve ham yağ ihracatına yasak getirmişti. Avrupa Birliği, Romanya’nın tek taraflı olarak bu kararı alamayacağını belirterek itiraz etti. Bu itiraz üzerine Romanya geri adım atmak zorunda kaldı. Rusya ve Kazakistan’ın ayçiçeği tohum ihracatı yasağı sürüyor. Ham yağ ihracatına ise bu iki ülkenin kısıtlaması yok.

Üretici ayçiçeği ekimine başladı

Türkiye’de ayçiçeği ekimi Çukurova’da başladı. Önümüzdeki günlerde diğer bölgelerde de ekim başlayacak. İthalat yerine üretimin desteklenmesini isteyen çiftçiler, önümüzdeki dönemde tarım ve gıda üretiminin çok daha önem kazanacağını bu nedenle bütün zorluklara rağmen üretime devam edeceklerini söylüyor.

Tek seçenek üretimi artırmak

Uzun yıllardan beri yağlı tohum üretimini artırmak gerektiği herkes tarafından dile getiriliyor. Ancak uygulanan politikalarla bu artış sağlanamıyor. İthalatta yapılan vergi indirimi ile başka ülkelerin çiftçilerine ve ithalat yapanlara sağlanan destek Türkiye’deki çiftçiye verilse üretim artırılabilir ve dışa bağımlılık sona erdirilebilir.

İpsala Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin, stratejik ürünleri tespit ederek üretimi artırıcı politikalar uygulanması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Üretimi planlamak ve artırmak zorundayız.Geçmişte bir çok yanlış yapıldı. Artık oraya takılıp kalmak yerine, ülke olarak stratejik ürünlerimizi belirleyelim ve üretimi artırmak için çalışalım. Koronavirüs nedeniyle yaşananlar ortada. Ayçiçeği tohumunun ithalat fiyatı ton başına 330 dolardan 425 dolara geldi. Buğdayda fiyat 180 dolardan 240 dolara yükseldi. Bu aradaki farkı kendi çiftçimize destek olarak ödesek ve üretimi artırsak hem kaynaklarımız içeride kalır hem çiftçi kazanır. Vergi indirimleri ile başka ülkelerin çiftçisine ödeyeceğimiz parayı kendi çiftçimize destek olarak verelim. Dışa bağımlılıktan kurtulmak için üretimi artırmaktan başka seçeneğimiz yok.”

Üretim tüketime yetmiyor

Türkiye, ayçiçeğinde ihtiyacının ancak yüzde 66’sını üretebiliyor. Kalan yüzde 34’ünü ithalatla karşılıyor. Bu nedenle her yıl hasat öncesi ithalat vergilerinde değişiklikler yapılıyor. İthalat yerine üretim desteklense ve kendi ihtiyacını kendisi üretse  bu düzenlemelere gerek kalmayacak.

Sokağa çıkma yasağında tarım ve gıdaya “istisna” sağlayan genelge yayınlandı

Bu hafta sonu 31 ilde uygulanacak sokağa çıkma yasağına ilişkin düzenlemeleri içeren İçişleri Bakanlığı genelgesi 81 İl valiliğine gönderildi. Genelge ile tarım ve gıdada kimlerin sokağa çıkma yasağından muaf olduğu kesinleşmiş oldu.

İçişleri Bakanlığının 81 İl Valiliğine gönderdiği genelgeye göre, 17 Nisan 2020 tarihi saat 24.00 ile 19 Nisan 2020 tarihi saat 24.00 arasında (hafta sonu) büyükşehir statüsündeki 30 il (Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Van) ile Zonguldak il sınırlarında sokağa çıkma yasağı uygulanacak.

Tarım ve gıdayla ilgili düzenlemeler

Genelgede tarım ve gıdayla ilgili önemli düzenlemeler yer aldı. İçişleri Bakanlığı genelgesine göre, sokağa çıkma yasağının uygulanacağı hafta sonunda;tarım ve gıdayla ilgili açık olacak işyeri, işletme ve kurumlar şunlar:

— Ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı işyerleri (Bu işyerlerinde sadece ekmek ve unlu mamul satışı yapılabilir.) ile bu işyerlerinin sadece ekmek satan bayileri.

— Kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşları, eczaneler, veteriner klinikleri ve hayvan hastaneleri.

— Hayvan barınakları, hayvan çiftlikleri ve hayvan bakım merkezleri.

— Bulunduğu yerin İl/İlçe Hıfzıssıhha Kurulu tarafından izin verilmesi şartı ile makarna, un, süt, et, balık üretimi gibi temel gıda maddelerinin üretiminin yapıldığı tesisler.

— Yurt içi ve dışı taşımacılık (ihracat/ithalat/transit geçişler dahil) ve lojistiğini yapan
firmalar.

— Gıda, temizlik ve ilaç gibi sektörlere ambalaj sağlayan üretim tesisleri.

Tarım ve gıdada istisna kapsamında olanlar

Sokağa çıkma yasağının uygulanacağı iki gün istisna kapsamında olanlar, sokağa çıkabilecekler de genelge ile düzenlendi. Tarım ve gıda sektöründe istisna kapsamında olanlar ise şöyle:

— Bu genelge kapsamında yukarıda belirtilen “Açık Olacak İşyeri, İşletme ve Kurumlarda” yönetici, görevli veya çalışanlar.

— Bozulma riski bulunan bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretimi, işlenmesi, pazarlanması ve nakliyesinde çalışanlar.

— Küçükbaş-büyükbaş hayvanları otlatanlar, arıcılık faaliyetini yürütenler, sokak hayvanlarını besleyecek kişiler ile evcil hayvanlarının zorunlu ihtiyacını karşılamak üzere dışarı çıkacaklar (ikametinin önü ile sınırlı olmak kaydıyla)

— Veteriner hekimler.

— Ekmek dağıtımında görevli olanlar.

— Servis hizmeti vermek üzere dışarıda olduklarını belgelemek şartı ile teknik servis çalışanları.

— Tarımsal üretimin devamlılığı için gerekli olan ekim-dikim, sulama-ilaçlama gibi faaliyetler kapsamında bölgesel özelliklere göre İl/İlçe Hıfzıssıhha Kurullarınca izin verilenler.

— Sokağa çıkma yasağının olduğu 19 Nisan 2020 Pazar günü saat 18.00’dan sonra geçerli olmak üzere tedarik zincirinin aksamaması amacıyla; marketler ve sebze-meyve hallerine mal, malzeme ve ürünlerin nakli, depolanması ve satışa hazırlanması aşamasında görevli olanlar (Bu madde kapsamında hiçbir şekilde mal, malzeme ve ürün satışı yapılamaz.)

Ekmek dağıtımı için komisyon kurulacak

Genelgeye göre, ekmek dağıtımının düzenli olması amacıyla Vali ve Kaymakamların başkanlığında fırıncılar odası, yerel yönetim, emniyet ve jandarma temsilcilerinin katılımıyla oluşacak komisyon tarafından, her mahalle için muhtar görüşü de alınarak ivedilikle il/ilçe ekmek dağıtım planı yapılacak, bu planda il/ilçedeki ekmek üreten işyerlerinin sorumlu oldukları dağıtım bölgeleri (mahalle/cadde/sokak ölçeğinde) ile her dağıtım bölgesi için görev yapacak araç listeleri belirlenecek. Bu şekilde yapılacak planlama dışında sadece Vefa Sosyal Destek Birimleri ekmek dağıtımını gerçekleştirebilecek.

Tarım ve gıda çalışanları sokağa çıkma yasağından muaf olacak

Tarım ve gıda sektöründe faaliyet gösterenler, çalışanlar sokağa çıkma yasağından muaf tutulacak. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşerek sokağa çıkma yasağı ile ilgili kırsalda yaşanan sıkıntıları anlattı.

İki bakanın görüşmesinden sonra gıda tedarikinde ya da tarım ve hayvancılık sektöründeki üretimde herhangi bir aksaklık yaşanmaması için tarımsal ve hayvansal faaliyetlerde bulunan çiftçiler, üreticiler ve gıda sektöründe faaliyet gösterenler ve çalışanların sokağa çıkma yasağından muaf tutulmasına karar verildi.

Kimler muaf olacak?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli yaptığı açıklamada sokağa çıkma yasağından muaf olacakları şöyle sıraladı:

— Reyon ömrü kısa olan ve hızlı bozulan (et, balık, meyve ve sebze, süt ve süt ürünleri) grupların ünitelerinde çalışanlar ile un ve makarna sektöründe çalışanlar, hafta sonu üretimlerine devam edebilecekler.

— Perakende sektöründe de sorun yaşanmaması için Pazar akşamı saat 18.00 den sonra haller ve marketlerin depoları, mal kabul üniteleri açık olacak. Buralarda çalışanlar, iş yerlerine ulaşımda sorun yaşamayacaklar.

— Geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu hafta da Veteriner hekimlerimiz, hafta sonu uygulanacak olan iki günlük sokağa çıkma yasağı kapsamının dışında olacaklardır. İl ve ilçelerde, köylerimizde üreticimize ve besicimize ulaşımda bir problem yaşamayacaklar.

— Veteriner hekimlerimize ait klinik, poliklinik, hastaneler ve veteriner hekimlik hizmeti veren özel kuruluşlar ve çalışanları hafta sonu hizmet vermeye devam edebilecekler.

— Hafta sonu uygulanacak sokağa çıkma yasağının, genelge ile istisnai kapsamında olacak bir grup da tarım ve hayvancılık üretimindeki çiftçilerimiz, üretimlerini aksatmadan devam edebileceklerdir

–Aynı şekilde, mevsimlik işçilerimizin koordinasyonu il valilerimize verilmiştir. Hijyen ve sağlık önemleri, il ve ilçe pandemi kurullarınca takip edilmektedir. Barınma ve diğer ihtiyaçlara ilişkin önlemleri almaya da devam ediyoruz.

Sorun olursa bu kurumlara başvurulacak

Bakan Pakdemirli, üretimin aksamaması için gerekli ihtimamın gösterileceğini ancak üreticiler veya veteriner hekimlerin bulundukları yerlerde herhangi bir sıkıntı olması halinde Mülki Amirlere (Kaymakamlık, Valilik, Tarım ve Orman İl, İlçe Müdürlükleri) başvurabileceklerini de belirtti.

Vali ve kaymakamlar farklı yorumluyor

Daha önce 65 yaş üstü ve 20 yaş altı yurttaşlar için uygulanan sokağa çıkma yasağında da kırsalda yaşayanlar için ve mevsimlik tarım işçileriyle ilgili İçişleri Bakanlığı genelge yayınladı. Ancak bu genelgeyi vali ve kaymakamlar farklı yorumladı. Bazı vali  ve kaymakamlar mevsimlik işçilere izin verirken bazıları izin vermedi. Geçen hafta sonu 31 ilde uygulanan sokağa çıkma yasağında da farklı uygulamalar yaşandı. Bazı il ve ilçelerde kırsalda yaşayanların tarlasına gitmesine izin verilirken bazı il ve ilçelerde izin verilmedi. Hatta aynı ilde bir kaymakam tarlada çalışmaya izin verirken bir başkası izin vermedi. Gelecek hafta sonu uygulanacak sokağa çıkma yasağında aynı karmaşanın yaşanmaması için vali ve kaymakamların farklı yorumlamayacağı net bilgilerin yer aldığı bir genelge gönderilmeli.

Romanya ve Rusya’nın ihracat yasağı ayçiçeğinde krize neden olabilir

Bir çok ülke, koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle bazı tarım ürünleri ihracatına yasak getirdi. Özellikle, hububat, bakliyat ve yağlı tohumlarda ithalatçı olan Türkiye, bundan olumsuz etkileniyor. Bu ürünlerin başında ise ayçiçeği, mısır ve soya var.

İhracat yasaklarının uzun sürmesi durumunda bu ürünlerin üretiminde kendine yeterli olamayan ve ithalat yapmak zorunda olan Türkiye, bitkisel yağda ve yem sektöründe sıkıntı yaşayabilir.

Yıllardan beri yağlı tohumlar üretiminin desteklenmesi,üretimin artırılması gerektiği dile getirilmesine rağmen ihtiyacı karşılayacak seviyede üretim artışı sağlanamadı. İthalat artarak devam ediyor. Ancak, ihracat yasakları bu ürünlerde daha şimdiden fiyatları ton başına 100 dolar civarında artırdı.

Yapılan tahminlere göre yeni ürün hasadına kadar Türkiye’nin mevcut stoklarının yeterli olmaması nedeniyle ithalata devam etmesi bekleniyor. Bu amaçla ayçiçeğinde ve ham yağ ithalatında vergi indirimi yapıldı. Ancak, ithalat yapılan ülkelerdeki alıcılar vergi indirimi getirildikten sonra fiyatları artırdı. Bu nedenle vergi indirimi Türkiye’ye değil ithalat yapılan ülkeye yarayacak.

Türkiye, ayçiçeği ithalatında dünya lideri

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Ayçiçeği Raporu’na göre Türkiye ayçiçeği ithalatında dünya lideri. Rapora göre; dünya ayçiçeği üretimi 2019-2020 sezonunda 54 milyon 450 bin ton olarak gerçekleşti. Tüketim ise 53 milyon 912 bin ton.

Türkiye’nin 2019 yılı ayçiçeği üretimi 1 milyon 950 bin ton olarak tahmin ediliyor. Aynı yıl ithalatı ise, 1 milyon 136 bin ton oldu. Dünya ayçiçeği ithalatının yüzde 30.6’sını Türkiye gerçekleştiriyor. Türkiye’den sonra yüzde 24.4 ile Avrupa Birliği ikinci, yüzde 10.2 ile Çin üçüncü sırada yer alıyor.

İthalat yapılan 2 ülke ihracatı yasakladı

Ülkeler bazında bakıldığında, Türkiye, 2019 yılında ayçiçeği ithalatının yüzde 33.5’ini Moldova’dan, yüzde 23.2’sini Romanya’dan, yüzde 19.6’sını Rusya Federasyonu’ndan ve yüzde 7.5’ini Bulgaristan’dan gerçekleştirdi. Bu ülkelerden Romanya ve Rusya koronavirüs salgını nedeniyle ihracata yasak getirdi. Ayrıca diğer üretici ülkelerden Kazakistan da ihracatı yasakladı. Yasaklama kararları nedeniyle ayçiçeği ithalatı zora girdi. Ayrıca son 1 aylık dönemde ton başına 100 dolar zam geldi. İhracat yasakları nedeniyle fiyatın daha da artması bekleniyor.

Haziran sonuna kadar ayçiçeği çekirdeğine ihracat yasağı getiren Rusya’nın elinde 600 bin ton ham ayçiçeği yağı olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle Rusya çekirdeğe ihracat yasağı getirirken ham yağ ithalatına yasak getirmedi. Ancak fiyatlar arttı. Ayçiçeği yağının tonu son bir kaç haftada 670 dolardan 750 dolara kadar çıktığı belirtiliyor.

TMO’ya görev verilebilir mi?

Türkiye, en azından yeni sezona kadar bitkisel yağda sorun yaşanmaması için çözüm arıyor. Bu çözümlerden birisi tarım piyasalarındaki etkinliği dikkate alınarak Toprak Mahsulleri Ofisi’nin ayçiçeği çekirdeği ve ayçiçeği yağı piyasasına girerek düzenleyici rol üstlenmesi. Ancak, bugüne kadar buğday, arpa, mısır, nohut,mercimek, çeltik, fındık,üzüm gibi ürünlerde piyasayı düzenleyen, verilen yetki ile gerektiğinde ithalat yapan Toprak Mahsulleri Ofisi, alıcısı ve satıcısı çok az olan ayçiçeği sektöründe aynı başarıyı elde etmesi zor olabilir. Ayçiçeğinde hem ülke hem firma bazında üretici ve satıcı sayısı çok kısıtlı.Dünyanın dev firmaları bu sektöre hakim. Ayrıca ayçiçeği konusunda Trakyabirlik,Karadenizbirlik gibi güçlü kooperatif birlikleri var. Pankobirlik son yıllarda ayçiçeği üretiminin artırılması için çaba gösteriyor. Bu birlikler güçlendirilerek üretimin artırılması gelecek açısından büyük önem taşıyor.

Tek çözüm dışa bağımlılıktan kurtulmak

İpsala Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin, Türkiye’nin ayçiçeği üretiminin 8 ay kendisine yettiğini kalan 4 aylık ihtiyacın ithalatla karşılandığını söylüyor. Planlı bir üretim politikası ile dışa bağımlılıktan kurtulmanın tek çare olduğunu anlatan İbrahim Girgin’in değerlendirmeleri özetle şöyle: “Biz daha ucuza alalım diye ithalatta vergiyi düşürüyoruz. Adamlar bizim piyasayı ve mevzuattaki değişimi bizden daha iyi takip ediyor. Hemen fiyatın üzerine aynı oranda zam yapıyorlar. Yani devlet daha ucuza gelsin diye 100 dolar indirim yaptığında, ithalat yaptığımız ülkelerde ürüne 100 dolar zam yapılıyor. Vergi indirimi bize değil onlara yarıyor. Yılbaşına kadar ayçiçeğinin tonu 330 dolar civarındaydı. Vergi indirimine gidildi. Şimdi 430 doları buldu. Hatta 430 dolara bile mal alamadık. Ham yağda ise fiyat 670 dolardan 750 dolara kadar çıktı. Türkiye’nin yaptığı vergi indirimi yurtdışındaki üreticinin,satıcının cebine giriyor. Ayrıca Rusya, bize çekirdek yerine yağ satmak istiyor. Yağ ithal edince buradaki kırıcılar zor durumda kalıyor. Ayrıca, küspeyi de ayrıca ithal etmek gerekiyor. Yani çekirdek ithal etmek bizim için daha yararlı ama onlar da kendi çıkarlarını düşünüyor. Bu nedenle bizim tek çaremiz planlı bir politika ile üretimi artırmak ve dışa bağımlılıktan kurtulmaktır.”

Yağ ve yem fiyatı artıyor

Ayçiçeği ithalatındaki zorluklar, fiyatın artması bitkisel yağ ve yem sektöründe ciddi sıkıntılara neden oluyor. Tüketicinin en çok tükettiği yağlardan biri olan ayçiçeği yağının fiyatı artıyor. Yem hammaddesi olan ayçiçeği küspesindeki fiyat artışı ise yem fiyatlarını dolayısıyla et,süt,yumurta gibi hayvansal ürünlerde fiyat artışına neden oluyor.

Türkiye, ayçiçeğinde Dahilde İşleme Rejimi(DİR) kapsamında da ithalat yaparak işleyip yağ olarak ihraç ediyor. Bu dönemde DİR kapsamında da ithalat yapmak zor. Hem ihracat yasakları hem de fiyat artışı ithalatı kısıtlıyor.

Ticaret Bakanlığı bir süreden beri yağ krizi olmaması için farklı senaryolar üzerinde çalışıyor. Bakalım önümüzdeki günlerde nasıl bir çözüm bulunacak. Atılacak adım ne olursa olsun, üretim sezonu öncesinde çiftçiyi zor durumda bırakmamalı.Çiftçiyi üretimden kaçırmamalı. Çünkü üretime ve üreticiye ihtiyacımız var.

Özetle, ayçiçeğinde,mısırda,soyada dışa bağımlı olan Türkiye, başka ülkelerin ihracat yasaklarından olumsuz etkileniyor. Ayçiçeği örneğinde anlattıklarımız diğer ürünler için de geçerli. Yıllardır tarımda yapılan hataların faturasını yine tüketici ödüyor. Ülke olarak hepimiz ödüyoruz. Yıllardır vurguladığımız gibi ithalat politikasından vazgeçerek üretimi artırmak zorundayız.

TÜİK’ in “Düzeltme ve Cevap” yazısı

Türkiye İstatistik Kurumu her ay enflasyon verilerini açıklandığında, bu verilere ilişkin çok farklı değerlendirmeler yapılır. Biz de bu sütunda tarım ve gıda sektörü açısından verileri değerlendiriyoruz.

Şubat 2020 verilerini yorumlarken gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekerek şunları yazmıştık: ” Fiyatı en çok artanlar listesindeki 20 üründen 15’i tarım ve gıda ürünlerinden oluşuyor. Açıklanan verilere göre, Şubat 2020’de, Tüketici Fiyat Endeksi(TÜFE) aylık bazda yüzde 0.35 artarken yıllık yüzde 12.37 oranında arttı.

Ana harcama grupları itibarıyla 2020 yılı Şubat ayında enflasyon artış hızı yüzde 2.33 ile en yüksek oranda gıda ve alkolsüz içeceklerde yaşandı. Sağlıktaki artış hızı yüzde 2.03 olurken, eğitimde fiyat artış hızı yüzde 0.86 olarak gerçekleşti. Halkın en çok harcama yaptığı gıda, sağlık ve eğitimde deyim yerindeyse fiyatlar uçmuş.

Bu verileri okurken, gerçeğin çok daha farklı olduğunu ve fiyat artışının açıklananın çok üzerinde olduğunu söylediğinizi tahmin ediyorum. Haklısınız. Türkiye İstatistik Kurumu’nun enflasyon sepetindeki ürünleri değiştirmesi, ürünlerin sepetteki ağırlıklarını, hesaplama yöntemini ve benzeri değişiklikleri yapmasına rağmen bu verilerin ortaya çıkması yapılan makyajın gerçeği örtemediğini gösteriyor.

Tüketicinin alışveriş yaptığı marketlerdeki fiyatlar bir yana, Türkiye İstatistik Kurumu’nun marketindeki fiyatlar da artıyor.” demiştik.

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, bu değerlendirmeye itiraz ederek tam 33 gün sonra 7.4.2020 tarihli ve Başkan Vekili Yinal Yağan imzası ile “Düzeltme ve Cevap” yazısı gönderdi. Doğrusu böyle yazılara alışık değiliz. Yaşamım boyunca spekülatif haber ve yazı yazmadım. Amacımız her zaman doğru bilgileri siz okurlarımızla paylaşmak. TÜİK’in yazısında enflasyon verilerinin nasıl hesaplandığına ilişkin bilgiler var. Bilmeyenler veya merak edenler için yararlı olabilir. Bu nedenle cevap hakkına olan saygımdan, TÜİK’ten gelen yazıyı aynen yayınlıyor ve takdiri size bırakıyorum.

DÜZELTME VE CEVAP YAZISI

Dünya gazetesinin 04.03.2020 tarihli nüshasının 12 nci sayfasında Ali Ekber YILDIRIM a ait “Tarladaki Yangın Gıda Enflasyonu ile Mutfağa Giriyor” başlıklı köşe yazısında: “TÜİK’in enflasyon sepetindeki ürünleri değiştirmesi, ürünlerin sepetteki ağırlıklarını, hesaplama yöntemini ve benzeri değişiklikleri yapmasına rağmen hu verilerin ortaya çıkması yapılan makyajın gerçeği örtemediğini gösteriyor. Tüketicinin alışveriş yaptığı marketlerdeki fiyatlar bir yana. TÜİK’in marketindeki fiyatlar da artıyor ” şeklinde ifadeler yer almaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ürettiği tüm istatistiklerde olduğu gibi tüketici fiyat endeksini (TÜFE) de uluslararası normlarda; mesleki bağımsızlık, şeffaflık, karşılaştırılabilirlik, tarafsızlık ve doğruluk ilkelerine bağlı olarak, Avrupa Birliği ve dünya genelinde geçerli olan uluslararası kurumlar tarafından tavsiye edilen yöntem, tanım ve kavramları kullanarak hesaplamaktadır. Söz konusu kavram ve yöntemler ile uygulama sonuçlan yerli ve yabancı kurum ve kuruluşlardaki uzmanların değerlendirmelerine açık olduğu gibi, en ayrıntılı düzeyde de kamuoyu ile paylaşılmaktadır. TÜFE hesaplamalarında kullanılan ağırlıklar, madde sepeti ve fiyatlar şeffaflık politikası gereği Türkiye İstatistik Kurumu internet sayfasında da yayımlanmaktadır. Bu alanda TÜİK dünyada en şeffaf kurumlar arasında yer almaktadır.

TÜFE. ağırlıklarının oluşturulmasında temel veri kaynağı hanehalkı bütçe anketidir. Hanehalkı bütçe anketi verilerinden; kendi üretiminden tüketim, ayni gelirler, izafi kira ve ikinci el arabaların hanehalkından hanehalkına satışları dışlanarak endeks ağırlık yapısı oluşturulmaktadır. Kurumsal nüfus bireysel tüketim harcamaları ve çıkış yapan ziyaretçiler tarafından yapılan harcamalar hanehalkı bütçe anketinden elde edilen tüketim harcamaları değerlerine eklenmekte ve ağırlık hesaplamalarına dahil edilmektedir. Hanehalkı bütçe anketinden madde çeşidi düzeyinde ağırlık verisi üretilemediği durumlarda idari kayıtlar da ağırlıkların oluşturulmasında kullanılmaktadır. Bu ağırlık sistemi yapısı, 2003 yılından beri her yıl yapılan rutin bir süreç ile hesaplanmaktadır geçmiş ağırlık sistemleri de aynı biçimde hesaplanmıştır. TÜFE kapsamında her ürün, sepet içerisinde aldığı ağırlığı oranınca genele etki etmektedir.

Bu kapsamda, toplam hanehalkı tüketim harcamaları içinde l/l000’den fazla ağırlık alan mal ve hizmetler TÜFE sepetine dahil edilmektedir. Bu kural Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından belirlenmiş olup, bu veriler Avrupa Birliği tarafından talep edilen Harmonize Tüketici Fiyat Endeksi (Harmonized Indices of Consumer Prices- HICP) için de kullanılmaktadır.

Kurulan bu yapı sadece 2020 yılını kapsamamakta 2003 yılından itibaren yayımlanan tüm verilerde bu uygulama yapılmaktadır. Sepete giren çıkan ürünler, TÜFE kapsamında yapılan yenilikler ve ağırlık değişiklikleri her yıl Şubat ayında yayımlanan ilk bültende “Tüketici Fiyat Endeksi’ne ilişkin açıklama notu” altında açıklanmakta ve yıl içerinde herhangi bir yöntem ve ağırlık değişikliğine gidilmemektedir.

Türkiye İstatistik Kurumunun mesleki ve teknik bağımsızlığı, Birleşmiş Milletler resmi istatistik temel ilkeleri ve Avrupa Komisyonu Avrupa İstatistikleri Uygulama Esaslarını içeren Türkiye İstatistik Kanunu ile teminat altına alınmıştır. Kurumumuz tüketici fiyat endeksini uluslararası kurumlar tarafından tavsiye edilen yöntem, tanım ve kavramları kullanarak hesaplamakta ve uluslararası alanda önerilmeyen hiçbir yöntem kullanılmamaktadır.

Çiftçi, sokağa çıkma yasağına rağmen üretimi sürdürüyor

İki gün süreyle 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildikten sonra da tarımda üretim ve hasat faaliyetleri aksatılmadan sürdürülüyor. Sokağa çıkma yasağının ilk günü bazı bölgelerde “yasak” gerekçesi ile tarım işçilerinin çalışamayacağı ifade edilse de daha sonra durumun anlatılması ile üretimden hasada herkes işini yapmaya başladı. Sokağa çıkma yasağına rağmen kırsalda üretim faaliyetleri aralıksız sürdürülüyor.

Türkiye’nin değişik bölgelerinde konuştuğumuz çiftçiler, sokağa çıkma yasağı uygulanan illerin kırsalında üretim faaliyetlerinin devam etmesi için gerekli kolaylıkların sağlandığını ve tarlaya gitmede ciddi bir sorun olmadığını ifade etti. Bazı yerlerde İçişleri Bakanlığı genelgesinin yanlış yorumlanması nedeniyle mevsimlik işçilere veya çiftçilerin tarlasına gitmelerine izin verilmesinde sorun olduğunda ise durumun üst düzey makamlara iletilmesi ile çözüme kavuşturuluyor.

Çilek hasadı ve ihracatı devam ediyor

Türkiye’nin en önemli çilek üretim bölgeleri olan Mersin, Adana, Aydın Sultanhisar, İzmir Emiralem’de hasat yoğun olarak devam ediyor. Hasat edilen çileğin bir bölümü ihracata bir bölümü de iç piyasaya veriliyor. Üretim maliyetleri artan üretici, ürününü değerinde satarak hem geçimini sağlamak hem de üretime devam etmek istiyor.

Mersin Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Özmen, çilek hasadına başlarken üreticide ciddi bir karamsarlık olduğunu belirterek: “Üretici haklı olarak bu koşullarda ürünümü satabilir miyim endişesi yaşıyor. Başlangıçta ihracatta önemli sıkıntılar oldu. Bu nedenle geçen sene kilosu 3 lira olan çilek bu senede 3 lira ile 3.5 liradan alıcı bulabildi. Birlik olarak Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın desteği ve çabası ile ihracattaki sıkıntıları aştık. Daha önce çilek yüklü tırlarımız günlerce beklerken,Ticaret Bakanlığı çileği transit ürünler kapsamına aldı. Tırlar beklemeden transit olarak gidiyor. Piyasa açıldı. Şu anda çileğin kilosu üreticide 4- 4.5 liraya satılıyor. Bu bölgeden ihracat ağırlıklı olarak Rusya ve Irak’a yapılıyor.” dedi.

Sultanhisar’dan Romanya’ya çilek ihraç ediliyor

Aydın Sultanhisar’da çilek yetiştiriciliğinin yaygınlaşmasında öncülük yapanlardan Ziraat Teknikeri Mehmet Ünsal, çilek hasadının devam ettiğini söyledi. Sokağa çıkma yasağına rağmen üreticinin de ihracatçının da sahada olduğunu belirten Mehmet Ünsal, Aydın Sultanhisar’daki durumu şöyle anlattı: ” Sultanhisar Türkiye’nin en çok çilek üreten ikinci bölgesi. Şu anda sokağa çıkma yasağına rağmen hasat devam ediyor. Ürünü ihraç eden firmalar da sahada alım yapıyor. Hasat için işçileri il içerisinden temin edildiği için işçilikle ilgili de önemli bir sorun yok. İşçilerin sağlık kontrolleri yapılıyor. Üretici hasat ettiği çileğin kilosunu 3.5 – 4 liradan satıyor.”

Reyhanlı soğan hasadında zamanla yarışıyor

Hatay Reyhanlı’da ise soğan hasadı tüm hızıyla devam ediyor. Reyhanlı’da soğan üretimi yapan Mehmet Yener, mevsimlik işçiler için gerekli izinleri alarak hasada devam ettiklerini söyledi. Bu dönemde erkenci soğanın hasat edildiğini hatırlatan Mehmet Yener: “Hasadına başladığımız kısa gün soğanı için adeta zamanla yarışıyoruz. Sökümü yapılıp yere serildikten sonra bir gün içinde yaprağını,püskülünü kesmeniz ve sonra hemen tüketime sunmanız gerekiyor. Bu depolanan, bekletilebilen bir soğan değil. Bir hafta içinde tüketilmesi gerekir. Bu nedenle sokağa çıkma yasağı da olsa bu işleri yapmanız şart. Depolanabilen soğanda dekara 5-6 ton alınabiliyor ama şu anda hasadını yaptığımız kısa gün soğanında dekara 2.5 – 3 ton alınıyor. Hızla pazara sunuluyor. Bozulma riski nedeniyle kısa sürede hasadın yapılması gerekiyor. Biz kilosunu 2.5 liradan veriyoruz. Masrafını,komisyonunu nakliyesini çıkardıktan sonra bize 1 lira kalırsa çok iyi diyoruz.”dedi.

İzin belgesi ile işler sürdürülüyor

Adana’da çiftçilere girdi temin eden ve tarım sektörünü yakından takip eden Murat Öztanrıöver de, tarımda işlerin büyük bir aksama olmadan sürdüğünü, bölgede bahçelerin bakımı, yer fıstığı ekimi ve soğan hasadı için gerekli çalışmaların yapıldığını söyledi. Tarımda çalışan işçiler, ziraat mühendisleri, tekniker ve diğer teknik personel için valilikten izin belgesi alındığını ve bunlarla işlerin sürdürüldüğünü berten Murat Öztanrıöver, çiftçinin ürettiği ürünün değerinde alıcı bulmasının çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Adana Büyükşehir’den küçük çiftçiye nakdi destek

Çiftçi üretim için destek beklerken Adana Büyükşehir Belediyesi küçük çiftçilere dekar başına 50-100 lira arasında nakdi destek veriyor. Telefonla görüştüğümüz Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, böyle bir dönemde üretimin aksamadan devam etmesi için çiftçilere dekar başına 50 ile 100 lira arasında destek ödemesi yaptıklarını söyledi. Üst limit olarak 30 dekarı esas aldıklarını belirten Zeydan Karalar şu bilgileri verdi: ” Bugünlerde çiftçimizin her zamankinden daha çok desteğe ihtiyacı var. Belediye olarak küçük çiftçilerimize destek olarak üretimine katkı sağlamak istiyoruz. Çiftçi Kayıt Sistemi’ni esas alarak dekar başına 50 ile 100 lira nakdi destek veriyoruz. Ekim alanı 30 dekarın altında olan çiftçilerimize, domates, nohut, fasulye ve diğer ürünleri ekenlere bu teşviği sağlıyoruz. Toplam 8 milyon lira destek vermiş olacağız. Ayrıca üretilen ürünlerin değerinde satılması için de belediye olarak çalışıyoruz.”

Tüketim ve ihracat azaldı, balıkçı destek bekliyor

Koronavirüsten en çok etkilenen sektörlerden birisi de su ürünleri. Özellikle balık tüketiminde ve ihracatındaki sert düşüş üreticileri olumsuz etkiliyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Avrupa’nın Türkiye’den balık talebinin yüzde 60 azaldığını belirterek, “Evde Hayat,Sofrada Balık” sloganıyla tüketim kampanyası başlattı. Balık tüketim kampanyasıyla 3 gün süreyle çipura ve levrek zincir marketlerde maliyetine satıldı. Bu hafta ise alabalık ve yerli somonda benzer bir kampanya yapılacak.

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sinan Kızıltan, Türkiye’nin özellikle kültür balıkçılığında üretimle ilgili sorunu olmadığını kapılar tamamen kapatılsa bile bir yıl tüketime yetecek kadar balığın yetiştirilebileceğini söylüyor. Sorularımızı yanıtlayan Sinan Kızıltan’ın anlattıklarını özetleyerek paylaşıyorum.

Avrupa’da koronavirüsün hızla yayılması ve sonrasında yaşanan sokağa çıkma yasakları ile birlikte büyük bir panik yaşandı. Bu dönemde özellikle 10-20 Mart tarihleri arasında balık ihracatı yüzde 60’a varan oranda azaldı. Sonraki hafta siparişler tekrar gelmeye başladı. Fakat şu anda balık ihracatındaki düşüş yüzde 30’lar seviyesinde. Otel,restoran gibi toplu tüketim yerleri kapalı olduğu için satışlar ağırlıklı olarak süpermarketler üzerinden yapılıyor. Ev tüketimi artıyor.

Uçakla yapılan ihracatta da sıkıntılar yaşanıyor. Uçuş sayılarının azalması, maliyetin yükselmesi nedeniyle uçakla balık ihracatı yapılan Amerika Birleşik Devletleri, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar ve diğer ülkelere olan ihracatta da düşüşler var.”

Tüketici balığa ulaşamıyor

Yurtiçi piyasada restoran ve oteller kapalı olduğu için balık maketlerde ve market zincirlerinde satış yapılabiliyor. Fakat, yaygın market zincirlerin çoğunda balık reyonu yok. Balık reyonu olanların satışları arttı.Tüketici balık almak istiyor. Fakat, binlerce mağazası olan zincirlerde balık satışı yapılmıyor. Yani tüketici balığa ulaşamıyor. Üretimle, dağıtımla ilgili sorun yok.

Türkiye’de balık taze alınıp tüketiliyor. Avrupa’da tüketici balığı alıp dipfrize atıyor. İhtiyaç duydukça çıkarıp tüketiyor. Türkiye’de bu alışkanlık olmadığı için bu dönemde tüketici istemesine rağmen daha az balık tüketiyor. Üreticiler donuk ürünlere ağırlık vermeye başladı. Marketlerde donuk ürünler daha kolay bulunabiliyor. Fakat bu alışkanlık zamanla olacak.

Koronavirüs nedeniyle evde kalan tüketici ilk etapta kuru gıdalar,bakliyat ürünleri, kırmızı et aldı. Fakat evde aynı yemekleri yemekten bıktı. Şimdi balık almaya başladı.Bu nedenle satışlarda bir artış var.

Konservede patlama var

Balık konservesinde ise ciddi artışlar var. Her markette bulunabilen ton balığı talebi ve tüketimi bu dönemde deyim yerindeyse patladı. Ton balığı yok satıyor. Ton balığının hammaddesi yurtdışından sağlanıyor. İthalatla ilgili bir sorun yok.

İthal balığa 3 ay sınırlama isteniyor

Balık yetiştiricileri bu dönemde yerli üreticilerin ayakta kalması için 3 ay süreyle özellikle uskumru ve somon ithalatının durdurulmasını istiyor. Karadeniz’de yetiştirilen yerli somonun Nisan,Mayıs Haziran döneminde hasat edilmesi gerekiyor. Bu nedenle ithalatın durdurularak yerli üreticinin en azından bu dönemde korunması isteniyor.

Ayrıca, üreticiler yine 3 ay süreyle balık üreticilerine yem desteği sağlanmasını talep ediyor. Balık satışlarındaki düşüşe rağmen yetiştiricilik devam ediyor. Balığa yem yediriliyor. İthal edilen balık unu ve balık yağı hem nakliye,lojistik maliyeti hem de dövizdeki artışa bağlı olarak pahalıya geliyor. Dolayısıyla üretimin devamlılığı, tüketicinin balık ihtiyacının karşılanması için 3 ay yem desteği sağlanması isteniyor.

Mezatların çoğu kapalı

Kıyı balıkçılığının yaygın olduğu Ege Bölgesi’nde balık satışlarının yapıldığı mezatların çoğu kapandı. Koronavirüs önlemleri kapsamında kalabalık ortamın oluşmaması için mezatlar kapanırken, satışlar internet üzerinden veya birebir görüşme ile yapılıyor.

Urla İskele Su ürünleri Kooperatifi Müdürü Murat Erginer, 65 yaş üstü balıkçıların balığa çıkamadığını ancak diğer balıkçıların denize açıldığını belirterek şunları anlattı: “Kıyı balıkçılığı açısından balığın az olduğu bir dönemdeyiz. Bizim için özellikle Ege Bölgesinde sezon bir ay sonra başlar. Özellikle restoranlarda,otellerde yaygın olarak tüketilen kaliteli balıkların fiyatında büyük düşüş var. Kırmızı barbunun kilosu 80-100 lirayken şimdi 60-70 liraya düştü. Talep çok düşük, çünkü oteller,restoranlar kapalı. Koronavirüsle ilgili süreç devam ederse sadece İzmir’de binlerce balıkçı var. Çok ciddi sorunlar yaşanır.Sadece Urla Körfezi’nde 7-8 mezat(balık satış yeri) var. Çoğu kapalı.Bir ay sonra daha büyük sıkıntılar olacak bu nedenle önlem alınmalı.

Su ürünleri sektörü ne istiyor?

Ülke genelinde 14 bölge birliği, 270 kooperatif ortağı ile ve 30 bini aşkın balıkçı üye ortağı olan Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜRKOOP) Başkanı Ramazan Özkaya imzası ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a na gönderilen yazıda sektörün sorunları ve talepleri dile getirildi.

Sektörün koronavirüs pandemisinin olumsuz etkilerini en ağır biçimde yaşadığı,arz-talep dengesinin bozulduğu, turizmin durma noktasına geldiği, restoranların tamamı ile satış tezgâhlarının büyük çoğunluğunun kapandığı ve balıkçıların geçimini sağlayamaz duruma geldiği belirtilen yazıda talepler ise şöyle sırlandı: “Kaliteli protein kaynağı olan su ürünlerinin tüketimini teşvik etmek amacıyla bir kamu spotu hazırlanarak ulusal kanallarda yayınlanması. Devlet Bankaları tarafından balıkçı gemisi için “Ruhsat Teskeresi” sahibi balıkçılara faizsiz kredi imkanı sağlanmalı. Bankalara bulunan kredi borçlarının 1 yıl kadar ertelenmeli. Sınırlı Sorumlu Su Ürünleri Kooperatiflerinin balıkçı barınaklarını kiralamalarına ait kira borçları ile elektrik, su ve SGK borçları ertelenmeli. Geleneksel kıyı balıkçılığının kayıt altına alınması ve desteklenmesi amacıyla ödenen destek bin liradan 2 bin 500 liraya çıkarılmalı. Kooperatifler “mücbir sebep” kapsamına alınarak vergi ödemeleri ertelenmeli,beyanname süreleri uzatılmalı.”

Özetle, böyle bir dönemde sofralardan balığın eksik olmaması için, yıllık 1 milyar dolar ihracatı olan su ürünleri sektörüne acil destek sağlanması gerekiyor.

Tarımda geciken önlemlerin faturası ağır olur

Dünya koronavirüs (COVİD-19) ile mücadele konusunda seferber oldu. Bir yandan virüsün bulaşması ve yayılması önlenmeye çalışılırken bir yandan da hastaların tedavisi için aşı,ilaç araştırmaları sürdürülüyor. Sağlık konusundaki çabalara eşzamanlı olarak gıda üretimi için de çok önemli çalışmalar yapılıyor.

Ülkeler öncelikle kendi yurttaşlarının gıda ihtiyacını karşılamak için tarımsal üretimin sürdürülmesi konusunda önemli destekler sağlıyor. Açıklanan destek paketlerinde tarım ve gıda sektörüne öncelik veriliyor. İngiltere’de olduğu gibi şehirde işsiz kalanlara kırsalda tarımsal üretime katılmaları isteniyor.

Türkiye, sağlık konusunda çalışmaları sürdürürken tarım ve gıda konusunda ne yazık ki geç kalıyor. Atılan bazı adımlar var. Ancak sorunları çözecek, üretimin devamlılığını sağlayacak, üretimi planlayacak adımlar değil. Söylemde çok şey yapılıyor gibi gösterilse de uygulamada henüz gerekli adımlar atılmış değil.
Tarımda yaşanan mevcut durumu ve neler yapılması gerektiğini şöyle özetleyebiliriz:

Tarımda kritik dönem

1- Tarım sektörü açısından çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Bazı ürünler için ekim, dikim zamanı. Bazı ürünlerde ise hasat zamanı. Her ikisinin de zamanında yapılması gerekiyor. Yaşanacak herhangi bir gecikmenin üreticiye, tüketiciye ve ülke ekonomisine faturası ağır olur. Ekim,dikim konusunda bazı aksaklıklar olmasına rağmen üretici büyük fedakarlıklarla, kendi içerisindeki dayanışma ve imece ile tohumu, fideyi toprakla buluşturuyor. Hasat konusunda da henüz çok ağır,altından kalkılmayacak bir durum yok. Ancak, gecikme olursa, hasat edilecek ürüne alıcı çıkmazsa çok ağır sorunlar yaşanacağı söylenebilir.

2- Çiftçinin kafası çok karışık. Üretmek istiyor,ancak yaşanan belirsizlikler endişeleri artırıyor. En önemlisi üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen mazot, gübre, ilaç,enerji, işçilik gibi girdilerin fiyatı artıyor. Hayvancılıkta temel girdilerden yemin fiyatı artıyor. Çünkü yem hammaddesi büyük oranda ithalatla karşılanıyor. Son iki haftada ayçiçeği,soya,mısır ve türevlerinin fiyatı dünya piyasalarında da arttı. Üretim için düne göre daha çok paraya ihtiyaç var. Devlet tarafından elektrik,mazot gibi çiftçinin satın almakta en çok zorlandığı girdilerde fiyat indirimi, vergi alınmaması benzeri desteklere şiddetle ihtiyaç var.

Girdi desteği ve alım garantisi sağlanmalı

3- Üretim yapmak için çiftçi büyük bir riske giriyor. ‘Bu kadar masraf yaparak ürettiğim ürünü satamazsam” endişesi yaşıyor. Çünkü bazı ürünlerde alıcı yok veya çok düşük fiyat veriliyor. Bugün üretici üretmezse nasıl geçineceğini, borçlarını nasıl ödeyeceğini düşünüyor. Bu nedenle üretip üretmeme konusunda kararsız ve kafası karışık. Bu kafa karışıklığının giderilmesi için girdilerin uygun fiyata sağlanması, üretilen ürünlere üretim garantisi verilmeli. Bu sözle değil uygulamaya geçilmesi gerekiyor. Ürünü tarlada olan ve satamayan çiftçinin ürün nasıl alınacak? Ödemesi nasıl yapılacak? bunların tek tek açıklanması ve uygulanması gerekiyor.

4- Hasat konusunda da çiftçi endişeli. Adana’da Hatay’da soğan hasadı yapılıyor. Alıcı olmazsa soğan üreticinin elinde kalacak. İzmir Kemalpaşa’da kiraz hasadı bir kaç güne kadar başlayacak. Üretici, ‘hasat yapsak bile alan olacak mı’ endişesi yaşıyor. Kirazın önemli bölümü ihraç ediliyor. İhracatçı piyasaya girebilecek mi? Ürünü değerinde satın alacak mı korkusu var. Dalında kalsa çürüyecek. Bu nedenle sadece hasat etmek yetmiyor.Hasat edilen ürünün içerde veya dışarıda pazara ulaştırılması gerekiyor.

Tüketim alışkanlıkları değişiyor

5- Hububat ve bakliyat ürünleri ile ilgili hasatta çok önemli sorunların yaşanması beklenmiyor. Çünkü bu ürünlerde hasat daha mekanize. Makinalı hasat yaygın. Ayrıca Toprak Mahsulleri Ofisi hububat ve bakliyat ürünlerinde fiyat açıklayarak alım yapıyor. Ancak, yaş meyve ve sebzede ekim,dikim ve hasat insan emeğine dayalı yapılıyor. Devlet bu ürünleri satın almıyor.

6- Tüketim alışkanlıkları zorunlu olarak değişiyor. Ev tüketimi artıyor. Restoranlar, oteller,turizm sektörüne yönelik alımlar adeta sıfırlanırken, süpermarketlere yönelik satışlarda artış var. Bu yeni sisteme uygun üretim ve dağıtım kanallarının oluşturulması gerekiyor.

7- Et, süt, balık başta olmak üzere bazı ürünlerde tüketim azalıyor. Bunun yerine kuru gıdalar, konserve gibi uzun süre dayanabilir, son tüketim tarihi daha uzun olan ürünlerin talebi artıyor. Buna uygun olarak turizm sektörüne, otel ve restoranlara, toplu tüketim yerlerine yönelik gıda temin edenler alımlarını azalttı. Örneğin süt alımları azaldı. Yetiştirici arz fazlası sütü ne yapacak? Bunun alınarak işlenmesi, süt tozuna dönüştürülmesi gerekiyor. Et ve Süt Kurumu daha önce bunu yaptı. Şimdi yeniden sütü toplayıp toza çevirmesi gerekir.

Gıda imalatçılarına özel destek olmalı

8- En önemlisi üretimin planlanması gerekiyor. Bazı ürünlerde üretim fazlası olacak. Bunların nasıl değerlendirileceği şimdiden planlanmalı.

9- Tarımsal ürünleri hammadde olarak alıp işleyen gıda imalatçıları,sanayiciler fabrikalarını açık tutarak bu dönemde ürünleri işleyerek iç piyasaya veya ihracata sunuyor. Gıda işletmeleri için özel önlemler,destekler sağlanmalı. Fabrikada çalışanlara mutlaka kontroller yapılıyor. Ancak fabrikadan çıktıktan sonra sokağa çıkma yasağı olmadığı için işçiler salgına yakalanma riski ile karşı karşıya. Bir kişide pozitif vaka görülünce fabrika 14 gün kapatılıyor. Hem tarımsal ürün işleyemiyor hem gıda üretimi yapılamıyor.Gıda üretimine özel ve koruyucu önlem alınmalı. Sağlık,gıda ve benzeri bir kaç sektör dışında çalışmalar durdurulmalı ve sokağa çıkma yasağının kapsamı genişletilmeli.

Tohum desteği

Yazıyı tamamlarken Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıklaması geldi. Bakanlık, 21 ilde yazlık ekim yapılacak ürünler için yüzde 75 tohum desteği verileceğini açıkladı. Destek verilecek ürünler, buğday, arpa, kuru fasulye, mercimek, mısır, ayçiçeği ve çeltik olarak belirlendi. Desteklenecek tahmini tarım alanı 364 bin dekar. Hibe olarak verilecek tohum miktarı 6 bin 700 ton. Bu tohumdan elde edilecek tahmini üretim 80 bin ton. Proje kapsamında devlet 20 milyon lira harcayacak, karşılığında 220 milyon liralık üretim elde edilmesi planlanıyor.

Boş tarım arazilerinin değerlendirilmesi adına olumlu bir adım olarak görülebilir. Ancak işin özüne inmek gerekiyor. Tohumu alan çiftçi ekim yapmak için mazot, gübre, ilaç kullanacak. Onlarda bir destek,indirim olmazsa bu desteğin tek başına bir anlamı olmaz. Çiftçiye de,dağıtılan tohuma da yazık olur.

Özetle, koronavirüsle mücadelede tarım ve gıda için kapsamlı, üretimi planlayarak sürdürecek, tarladan sofraya gıda tedarik zincirindeki sorunları çözecek bir destek paketine ihtiyaç var. Geciken her önlemin faturası ağır olur.

Mevsimlik tarım işçileri için yeni önlemler

Koronavirüse karşı önlemler kapsamında tarımsal üretimin devamlılığının sağlanması için mevsimlik tarım işçilerinin ulaşım, barınma ve sağlık koşulları ile ilgili yeni önlemler alındı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzası ile 81 il valiliğine gönderilen genelgede işçilere yönelik önemli düzenlemeler getirildi.

İşçiler için alınacak önlemler

— Mevsimlik tarım işçilerinin ulaşımı valilikler tarafından organize edilecek.

— Yola çıkmadan sağlık kontrolleri yapılacak.

— Çıkış noktasından ulaşacakları yere kadar transit yolculuk yapacaklar.

— Mevsimlik tarım işçilerinin konaklayacakları tesis/konteynır/çadırlarda yatak araları en az 1,5 (bir buçuk) metre olacak.

— Çadırlar arasında en az 3 metre mesafe korunacak.

— Kış aylarında konakladıkları illerden hayvanlarını otlatmak üzere başka illere yaya ya da motorlu ulaşım araçlarıyla gidecek olan “göçerler”e 1 Mayıs 2020 tarihinden sonra izin verilecek.

— Arıcılar için bir kısıtlama olmayacak

Uygulama nasıl olacak?

İçişleri Bakanlığı genelgesine göre mevsimlik tarım işçilerinin tespiti,ulaşımı,konaklamaları ve sağlık kontrolleri ile ilgili uygulamalar şöyle olacak:

1- Tarımsal üretimin kesintiye uğramaması için gerek duyulan insan gücünün her ilin kendi imkanları ile karşılanması esastır. İnsan gücü ihtiyacının il içerisinde karşılanamaması halinde öncelik civar iller olmak üzere diğer illerden de mevsimlik tarım işçileri ile tarımsal üretimin sürekliliği sağlanacaktır. Ancak bu durum ilgili Valiliklerin izin verme şartına bağlı olarak gerçekleşebilecektir. Bu şekilde iller arasında mevsimlik tarım işçisi hareketliliği olduğu takdirde işçilerin yola çıktıkları iller “çıkış ili”, tarımsal üretime katkı sağlayacağı il ise “varış ili” olarak tanımlanacaktır.

2- Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi amacıyla her ilde Valilerin başkanlığında ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odaları temsilcilerinin katılımıyla (İl Tarım ve Orman Müdürü, İl Sağlık Müdürü, İl AFAD Müdürü, İl Göç Müdürü, kolluk temsilcileri, yerel yönetim temsilcileri, Ziraat Odası Başkanı vb.) bir komisyon kurulacaktır. Bu komisyonlarca;

a-) Tarımsal üretim kapasitesinin korunması ve/veya artırılması amacıyla alınması gereken tüm tedbirler planlanacak ve ilgili kurum, kuruluş ve meslek odalarınca eksiksiz uygulanması sağlanacaktır.

b-) İl dışından tarımsal insan gücü ihtiyacı varış ili Valiliklerince tespit edilerek, bu ihtiyacın karşılanabileceği Valiliklere bildirilecektir.

c-) Talepte bulunulan Valiliklerce ilgi (a) Yönetmelik hükümleri uyarınca Aracı Belgesi verilmiş kişiler veya işçi grubu temsilcileri aracılığıyla şehirlerarası seyahat edecek olan mevsimlik tarım işçileri belirlenecektir.

ç-) Mevsimlik tarım işçileri, her iki il Valiliğinin birlikte belirleyeceği zamanda, harekete geçilmeden önce gerekli sağlık kontrollerine tabi tutulduktan sonra toplu ulaşım araçları ile (seyrekleştirme kurallarına uygun olarak) çıkış ilinden transit şekilde varış iline gideceklerdir.

d-) Çıkış ilinde/ilçesinden seyahat edecek kişiler ve taşıyacak şoför dahil, İl/İlçe Sağlık Müdürlüğü veya Toplum Sağlığı Merkezleri tarafından sağlık kayıtlarından (HSYS vb.) evde tedavi izolasyonunda veya temaslı izolasyonunda bulunanların olup olmadığı kontrol edilecektir. Ayrıca İl/İlçe Sağlık Müdürlüğü veya Toplum Sağlığı Merkezlerinin uygun gördüğü sağlık tesisinde/alanında Sağlık Bakanlığı’nın yayımlamış olduğu “Ayaktan Başvuran Hastalar İçin Olası COVID-19 Vaka Sorgulama Kılavuzu” kullanılarak sağlık kontrolünden geçirilecektir. Sorun tespit edilmeyenlere seyahat onayı Valiliklerin belirleyeceği belge üzerinden verilecektir. Ayrıca seyahat sırasında COVID-19 hastalığından korunmak amaçlı uyulacak kuralları içeren bilgilendirme yapılacaktır.

3- Varış illerince, illerine gelen mevsimlik tarım işçilerinin konaklayacakları alanların ilgi (b) Genelge ile belirlenen temel ihtiyaçlarının giderilmesine dair tedbirlerin yanı sıra Koranavirüs salgının yayılımının engellenmesi için gerekli tedbirler de alınacaktır.

Bu doğrultuda;
a-) İl/İlçe Hıfzıssıhha Kurulları kararları doğrultusunda sürecin yönetilmesi,
b-) Mevsimlik tarım işçilerinin konaklayacakları tesis/konteynır/çadırlarda yatak aralarının en az 1,5 (bir buçuk) metre olacak şekilde yerleştirilmesi, sosyal alanlarda kişiler arası sosyal izolasyon mesafesinin (en az 1,5 metre) korunması, kapalı alanın sıklıkla havalandırılması, havalandırılamıyor ise mesafelerin artırılması (en az 3 metre),
c-) Çadırlar arası mesafenin artırılması, bu yolla yerleşke alanında nem ve ıslaklığın en aza indirileceği ortamın oluşturulması,
ç-) İl/İlçe Sağlık Müdürlükleri ve toplum sağlığı merkezlerince sağlık hizmetlerinin verilmesi ve devamlılığının sağlanması,
d-) Mevsimlik tarım işçilerinin konakladıkları alanların yerel yönetimlerce düzenli olarak dezenfekte edilmesi,
e-) Konakladıkları alanlar ve çalışma ortamlarında içilebilir/ kullanılabilir uygun su temininin sağlanması ile katı ve evsel atıkların bertarafı ve çevre koşullarının denetlenmesi,
f-) Gelen kişilere yönelik konaklanan alanlarda su kaynaklarının yanında yeterince sabun bulunmasının temin edilmesi,
g-) Mevsimlik tarım işçilerinin toplu olarak bulundukları alanlarda mutlaka WC-Banyo gibi kalıcı veya seyyar alanların oluşturulması, gerekli hijyen şartlarının sağlanması, bu amaçla AFAD İl Müdürlüklerinin imkanlarından faydalanılması,
ğ-) Çocuklar için oluşturulan alanlarının temizliğine özel önem verilmesi,
h-) Gebe, lohusa, bebek, engelliler ve 65 yaş üzeri bireyler için gerekli halk sağlığı tedbirlerinin alınmasının sağlanması gibi tedbirler alınacaktır.

Hayvancılıkla ilgili önlemler

İçişleri Bakanlığı genelgesinde hayvancılıkla ilgili düzenlemelere de yer verildi. Buna göre hayvancılıkla ilgili önlemler şöyle olacak:

1- Kış aylarında konakladıkları illerden hayvanlarını otlatmak üzere başka illere yaya ya da motorlu ulaşım araçlarıyla gidecek olan “göçerler”, ilgili mevzuatında belirlenen izinler alınmak kaydıyla 01 Mayıs 2020 tarihinden sonra müsaade edilecektir.

2- Arıcılıkla iştigal eden kişilerin faaliyetlerine ilgili mevzuatında getirilen kurallara uymaları halinde herhangi bir kısıtlama getirilmeyecektir.

3- Gerek arıcıların gerekse göçerlerin şehirlerarası intikale başlamadan önce başta ulaşım araçları olmak üzere ilgili ekipmanlarını dezenfekte ettirmeleri ve kendileri ile ilgili sağlık kontrollerini yapmış olmaları şarttır.

4- Göçerler ve arıcıların gittikleri yerlerde mümkün olduğunca yerel halkla temas etmemeleri için gerekli önlemler alınacaktır.

Makarna,un ve bulgura 2 ay zam yok

Koronavirüs vakalarının görülmeye başlanması ve “evde kal” uyarılarından sonra tüketicinin en fazla satın aldığı ürünler arasında yer alan un,makarna ve bulgurda en az iki ay zam yapılmayacak. Zam yapmama kararı, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın makarna,un ve bulgur üreticileri ile telekonferansla yaptığı toplantıda alındı.

Un,makarna ve bulgurun hammaddesi olan buğday stoklarının yeterli olduğunu ve hiç bir sorun yaşanmayacağını belirten Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal,sektör temsilcilerinin yeni harman zamanına kadar bu ürünlerde fiyat artışı yapmayacaklarını söyledi.

Buğdayda yeterli stok var

Sektör temsilcileri ile yaptıkları telekonferans toplantısında fiyat artışı yapılmaması konusunda ortak karar alındığını belirten Güldal şu bilgileri verdi: “Un,makarna ve bulgur sektörünün bu zor dönemdeki duruşu bizi çok memnun etti.Tüketicinin bu dönemde en çok tercih ettiği bu ürünlerde üretim ve piyasaya arz kesintisiz devam etti. Üreticiler fiyatlarında bir değişiklik yapmadı. Şimdi yeni hasat dönemine kadar yani harmana kadar yine fiyat değişmeyecek,tüketici talepleri karşılanacak. Toprak Mahsulleri Ofisi olarak biz de satış fiyatımızı artırmadan Ocak fiyatından sektörün hammadde talebini karşılamaya devam edeceğiz. Ocak’taki buğday satış fiyatımız ile Nisan ve Mayıs satış fiyatımız aynı olacak. Hammadde sıkıntısı olmayacak.”

TMO’nun buğday satışı artacak

Hem koronavirüs nedeniyle hem de Ramazan öncesi piyasada un, makarna, buğday arzında sıkıntı olmaması için fiyatı artırmadan buğday satış miktarını artıracaklarını belirten Güldal, Mart’ta un sektörü için 499 bin ton olan buğday tahsisatını 660 bin tona çıkaracaklarını makarnalık buğday tahsisat miktarını ise 110 bin tona çıkaracaklarını söyledi.

Satışlar normalin altında

“Evde kal” uyarıları yapıldıktan sonra, sokağa çıkma yasağı ihtimali de göz önünde bulunduran tüketiciler makarna,bakliyat,un,bulgur ve diğer ürünlerden ihtiyaçlarının çok üzerinde alışveriş yaptı. Bu nedenle market rafları boşaldı. Yerine yeni ürün konuldukça tekrar boşaldı. Ancak bu hafta satışların normale döndüğü hatta bazılarında normalin de altına düştüğü ifade ediliyor. Ramazan alışverişi ile satışların bir miktar artacağı tahmin edilirken ürün temininde önemli bir sorun beklenmiyor.

İhracat azalınca iç piyasaya yönelme oldu

Türkiye un ihracatında dünyada ilk sırada, makarna ihracatında ise ikinci sırada yer alıyor. İç piyasadaki yoğun talep ve ihracatta yaşanan sorunlar nedeniyle üreticiler ve ihracatçılar iç piyasaya yöneldi. Un, makarna, bulgur fiyatlarında artış yapılmamasında ihracattaki azalmanın da rolü var. İhracat olmayınca ürünler iç piyasaya verilmeye başlandı.

Toplantıya kimler katıldı?

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı Günhan Ulusoy
Anadolu Un Sanayicileri Derneği Başkanı Ali İhsan Özkaşıkçı
Çukurova Un sanayicileri Derneği Başkanı Bekir Bağış
Dicle Un Sanayicileri Derneği Başkanı Veysi Duyan
Ege Bölgesi Un Sanayicileri Derneği Başkanı Haluk Tezcan
Güneydoğu Un Sanayicileri Derneği Başkanı Mesut Çakmak
Karadeniz Un Sanayicileri Derneği Başkanı Kamil Erdem
Marmara Bölgesi Un Sanayicileri Derneği Başkanı Ahmet Engin Okandeniz
Konya Orta Anadolu Un Sanayicileri Derneği Başkanı Selçuk Aydınalp
Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Başkanı Nihat Uysallı
Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu
Mardin Bulgurcular derneği Başkanı Faysal Sun
Bulgur Sanayicileri Derneği Başkanı Bekir Sıtkı Dayıoğlu

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bizi Takip Edin!

12,916TakipçilerBeğen
12,982TakipçilerTakip Et
75TakipçilerTakip Et
17,140TakipçilerTakip Et
89,001TakipçilerTakip Et
1,330AboneAbone Ol
- Advertisement -
Reklam Ver

Yazar Hakkında

Ali Ekber Yıldırım kimdir? Dünya Gazetesi'nde 30 yıldan beri gazetecilik yapıyor. Muhabir,haber müdürü ve İzmir Temsilcisi olarak çalıştı. Tarım konusunda uzmanlaştı ve 22 yıldır tarım yazıyor. Tarım,gıda,hayvancılık konularında ulusal ve yerel televizyonlarda sıklıkla görüşüne başvuruluyor.