Tarım Blog Sayfa 3

Ziraat Bankası’nın tarımsal kredi limitleri arttı,yeni kriterler getirildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan “alışılmışın dışında olacak” demişti
Ziraat Bankası’nın tarımsal kredi limitleri arttı,yeni kriterler getirildi

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nin 2020-2022 döneminde 3 yıl uygulayacağı düşük faizli tarımsal kredilerin limitleri ve kriterleri yeniden belirlendi.Kredi limitlerinde artış sağlanırken, faiz indirim oranları belli kriterlere bağlandı. Kriterleri yerine getirmeyenler daha yüksek faiz ödeyecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Kasım 2019’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda 3.Tarım ve Orman Şurası’nın sonuçlarını açıklarken Ziraat Bankası Genel Müdürü ile görüştüğünü ve “alışılmışın dışında” bir kredi verileceğini açıklamıştı. Alışılmışın dışında denilen kredilerde limitler artarken, çiftçinin ödeyeceği faiz kriterlere göre farklılık gösteriyor.

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nin düşük faizli tarımsal kredi limitleri ve faiz oranlarında önemli değişiklikler yapıldı. 2022 yılı sonuna kadar geçerli olacak yeni kredi limitleri ve faiz oranları ile belirlenen kriterleri yerine getirmeyenler daha yüksek faiz ödeyecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 21 Kasım 2019’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapılan 3.Tarım ve Orman Şurası sonuç toplantısında Ziraat Bankası’nın “alışılmışın dışında” zirai krediler vereceğini, çiftçilerle ortaklığa gidebileceğini söylemişti. Erdoğan’ın “alışılmışın dışında” diye nitelendirdiği düşük faizli kredilerde limitler artarken faiz oranları belli kriterlere bağlı olarak belirlenecek.

Limitler arttı,faiz kriterleri değişti

Resmi Gazete’nin 3 Ocak 2020 tarihli sayısında yayınlanan “T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin” Cumhurbaşkanı Kararı ile düşük faizli tarımsal kredilere yeni kriterler getirildi.

Buna göre, 2018-2020 döneminde uygulamaya konulan kararda ve öncesinde kademeli olarak belirlenen faiz indirimi, yeni kararda yok. Yeni kararda öncelikli bölge yatırımı,yurtiçinde doğan hayvan alımı ve kullanımı,kendi yemini üretme ve mera kullanımı, jeotermal yeni enerji kullanımı, genç çiftçi, kadın çiftçi ve benzeri kriterlere göre faiz indirimi uygulanacak.

Üretici birliklerine de kredi verilecek

Daha önce tarımsal amaçlı kooperatiflere verilen düşük faizli krediler, Cumhurbaşkanı Kararı ile tarımsal amaçlı üretici birliklerine de düşük faizli tarımsal krediler sağlanması öngörülüyor. Ayrıca karar kapsamında yalnızca Türkiye Cumhuriyeti sınırları (kara sınırı ve karasuları) içerisinde yapılan tarımsal üretim faaliyetleri için yatırım ve işletme kredisi kullandırılacağı belirtiliyor.

Sütçü ve kombine sığır yetiştiriciliği

Daha önceki uygulamada kredi üst limiti 12 milyon 500 bin lira olan sütçü ve kombine sığır yetiştiriciliği yatırım ve işletme kredisi limiti 25 milyon liraya çıkarıldı. Daha önceki karar kapsamında yatırım kredilerinde kademeli olarak yüzde 100 ile yüzde 50 arasında, işletme kredisinde ise yüzde 100 ile yüzde 25 oranında faiz indirimi uygulanıyordu. Buna göre 100 bin liraya kadar kredi kullananlar faiz ödemiyordu.

Yeni kriterler ve puanları

Cumhurbaşkanlığının yeni kararında ise sütçü ve kombine sığır yetiştiriciliğinde kredi üst limiti 25 milyon lira. Yatırım ve işletme kredisi faiz indirimi yüzde 50 olacak. Ancak, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenecek öncelikli bölgede yatırım yapacaklar ilave yüzde 10 faiz indirimi alacak.Atıl işletme alanlara yüzde 10,yurt içinde doğan hayvan alımı ve kullanımında yüzde 10,kendi yemini üretene yüzde 10, jeotermal,yenilenebilir,atık enerji kullananlara yüzde 10, organik tarım ve iyi tarım uygulamalarına yüzde 10, genç çiftçilere 40 yaşında ve altında olanlara ilave yüzde 10, kadın çiftçi ve girişimcilere ise yine yüzde 10 ilave faiz indirimi uygulanacak. Yatırım kredilerinde 6, işletme kredilerinde 7 kriterin hepsini yerine getirenlere yüzde 120 veya yüzde 110 faiz indirimi uygulanacak gibi görünüyor. Ancak, kararnamede indirim oranı yüzde 100 ile sınırlandırılıyor. Belirlenen kriterlerden sadece bir tanesi uygun olan çiftçi veya yatırımcı yüzde 60 faiz indirimi alabilecek.İki kritere uygun olanlar yüzde 70, 3 kritere uygun olanlar yüzde 80,4 kriteri karşılayanlar yüzde 90, 5 kriter veya 7 kritere kadar uygun olanlar yüzde 100 faiz indiriminden yararlanacak.

Damızlık düve yetiştiriciliği

Damızlık düve yetiştiriciliğinde 7.5 milyon lira olan kredi üst limiti 10 milyon liraya çıkarıldı. Önceki kararda damızlık düve yetiştiriciliği yatırım kredisi yüzde 100 faiz indirimli, işletme kredisi ise yüzde 75 faiz indirimliydi. Yeni karar ile her iki kredinin normal faiz indirimi yüzde 75 olacak.Yatırım kredilerinde her biri yüzde 10 olmak üzere 4 kriter, işletme kredilerinde ise 5 kriter var. Ancak burada da uygulanabilecek en yüksek faiz indirimi yüzde 100 olacak.

Büyükbaş hayvan besiciliği

Önceki kararda üst limiti 5 milyon lira ve faiz indirimi yüzde 50 olan büyükbaş hayvan besiciliğinde kredi limiti yüzde 100 artışla 10 milyon liraya çıkarıldı. Büyükbaş hayvan besiciliğinde de yatırım kredilerinde öncelikli bölge yatırımı,atıl işletme alımı, genç ve kadın girişimciye her birine yüzde 10 ilave faiz indirimi uygulanacak.Faiz indirim üst limiti yüzde 90 olacak. İşletme kredisinde ise 5 kriterin tamamını yerine getirse de yüzde 100 faiz indirimli kredi alabilecek.

Küçükbaş hayvancılık

Kredi üst limiti 5 milyon lira, yatırım kredisinde yüzde 100 ve işletme kredisinde yüzde 75 olan faiz indirimi, yeni kararname ile kredi limiti 15 milyon liraya ve faiz indirimi ise her iki kredi için de yüzde 75 olarak belirlendi. Diğerlerinde olduğu gibi kriterler var. Her birisi için 5 kriterden hangisi karşılıyorsa yüzde 10 ilave faiz indirimi uygulanacak. Ancak uygulanacak en yüksek faiz indirim oranı yüzde 100’ü aşamayacak.

Kredi limitlerindeki artışlar

Arıcılıkta 1.5 milyon lira olan kredi üst limiti 2.5 milyon liraya, kanatlı sektöründe 3 milyon lira olan kredi limiti 5 milyon liraya, kanatlı sektörü damızlık yetiştiriciliğinde 7.5 milyon lira olan kredi üst limiti 10 milyon liraya çıkarıldı.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde kredi limiti yüzde 100 artışla 5 milyon liradan 10 milyon liraya çıkarıldı. Diğer kredilerde de limit artışları yapıldı.

Karar 3 yıl uygulanacak

Bakanlar Kurulu Kararı ile 8.1.2018’de yürürlüğe giren “T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Karar” 31.12.2020 yılına kadar uygulanması öngörülmüştü. Ancak bu süre dolmadan yeni karar yayınlandı. Böylece o karar iki yıl uygulanmış oldu. Resmi Gazete’nin 3 Ocak 2020 tarihli sayısında yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ise 1 Ocak 2020-31 Aralık 2022 tarihleri arasında uygulanması öngörülüyor.

Önceki karar kapsamında ( 8/1/2018 tarihli ve 2018/11188 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı) yatırım kredisi tahsis edilmiş ancak kredilerinin tamamını veya bir kısmım kullanamamış üreticiler, kullanamadıkları kısım için, 2020 yılı sonuna kadar, söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı hükümlerinden yararlanmaya devam edecekler. 1/1/2020-31/12/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dahil) tahsis edilecek kredilerde ise Cumhurbaşkanı Kararı hükümleri uygulanacak.

Kriterlere uyulursa tarıma katkı sağlar

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarım sektörünün finansmanında çok büyük bir paya sahip. Bu nedenle verdikleri krediler, uygulamaları çiftçileri ve tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Cumhurbaşkanı Kararı ile düşük faizli tarımsal kredilere yönelik önemli kriterler getirildi. Bu kriterlere bakıldığında hemen hepsi yerli üretimi destekleyecek, üretimi artıracak kriterler olarak görünüyor. Doğru uygulanırsa tarıma ciddi katkılar sağlayabilir.

Yıllardır yazıyoruz,konuşmalarımızda anlatıyoruz, yerli üretime dayalı bir politika uygulanmalı. Cumhurbaşkanı Kararı’na bakıldığında öncelikli bölge yatırımı,yurt içinde doğan hayvan alımı ve kullanımı,kendi yemini üretme ve mera kullanımı, jeotermal, yenilenebilir ve atık enerji kullanımı, genç çiftçiliğin ve kadın çiftçilerin desteklenmesi, traktör ve tarım makinalarında yerli üretimin desteklenmesi gibi kriterler doğru uygulanırsa ülke için yararlı olur. Ayrıca sadece kredilerde değil her alanda yerli üretimin desteklenmesi gerekir.

Kriterlere uymayanlar zararlı çıkacak

Daha önceki kararlarda kriterler olmadığı için kredi kullananlar yüzde 100’e kadar faiz indiriminden yararlanabiliyordu. Şimdi kriterler gelince ancak belli bir kesim, kriterlere uyanlar yüksek faiz indiriminden yararlanabilecek. Örneğin, genç ve kadın çiftçi olmayanlar daha yüksek faizle kredi kullanacak.

Avrupa Birliği’nde tarım ve gıdanın gelecek 10 yılı

Avrupa Birliği’nde tarım ve gıdanın gelecek 10 yılı

Yeni yılın ilk yazısı. Tarımda 2019’da neler olduğunu geçen hafta, 2020’de neler olabileceğini ise dün yazdık. Tarımdaki gelişmeleri doğru değerlendirmek için dünyadaki gelişmelere de bakmak gerekiyor. Özellikle Türkiye’nin tarım ve gıda ürünleri dış ticareti bakımından önemli pazarlardan birisi olan Avrupa Birliği’nde neler olduğuna yakından bakmak yararlı olur.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin önceki Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, bu görevden ayrıldıktan sonra tarımdaki gelişmeleri düzenli olarak Tarım Ürünleri Piyasa Analiz Bülteni olarak yayınlıyor. 2019 biterken yayınladığı özel sayıda Avrupa Birliği tarımı üzerine önemli verilere yer verdi. Bu verileri özetleyerek paylaşıyoruz.

AB’de tarım sektörünün önemi

Avrupa Birliği’nde tarım ve gıda ile ilişkili endüstriler ve hizmetler 44 milyon kişiye iş sağlıyor. Sadece tarım sektöründe daimi çalışan sayısı 22 milyon kişi.

Gıda üretimi ve işleme sektörü istihdamın yüzde 7.5’ini sağlarken, Avrupa Birliği’nin Gayri Safi Hasılası’na yüzde 3.7 katma değer üretiyor.

Avrupa Birliği tarım sektörü, 2017’de 427 milyar Euro değerinde üretim gerçekleştirdi.

Hububat üretimi 10 yılda yüzde 5 artacak

Avrupa Birliği’nin hububat üretimi 2030’da yüzde 5 artışla 320 milyon tona ulaşması bekleniyor. Üretim artışının mısırda ve ekmeklik buğday ve kaba yem hammaddelerinde yüzde 6 ve arpada yüzde 2 olması, makarnalık buğday üretiminin ise yüzde 4 azalması tahmin ediliyor.

Üretilen hububatın tüketim tahminlerine bakıldığında, 2030’da; buğday, arpa ve mısırın yüzde 60’ının yem olarak tüketilmesi, yüzde 38.7’sinin ise gıda olarak tüketilmesi öngörülüyor. Kalanı ise biyoyakıt üretiminde değerlendirilecek.

Yağlı tohumlarda üretim azalacak ithalat artacak

Avrupa Birliği yağlı tohumlar üretimi ise 2030’da, 2015-19 ortalamasına göre yüzde 3.2 azalması; tüketimin yüzde 6.6 ve ithalatın yüzde 14.6 artması bekleniyor. Aynı dönemde kolza üretimi yüzde 13.5 azalırken soya fasulyesi üretiminin yüzde 54 artacağı tahmin ediliyor.

Avrupa kırmızı etten beyaz ete yöneliyor

Avrupa Birliği’nde tüketiciler kırmızı et ve domuz eti yerine daha çok beyaz et tüketme eğiliminde. Kişi başı et tüketiminin son 10 yılda, yüzde 4 artışla 69 kiloya ulaştı. Domuz eti tüketiminde yüzde 4 ve kırmızı et tüketiminde yüzde 11 azalma olurken beyaz et tüketimi yüzde 20 arttı.

Gelecek 10 yılda, Avrupa Birliği’nde kişi başı et tüketiminin yüzde1 gerilemesi bekleniyor. Domuz etinde yüzde 4 ve kırmızı et tüketiminde yüzde 7 azalma olacağı tahmin edilirken beyaz et tüketiminin yüzde 4 artması bekleniyor.

Et ithalat artacak

Avrupa Birliği’nde yem fiyatlarının artması ve büyükbaş hayvancılıkta kârlılığın azalması nedeniyle buzağı yetiştiriciliği son yıllarda geriliyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde; toplam inek sayısının yüzde 5, et üretiminin yüzde 8, canlı hayvan ihracatının yüzde 15 azalması, dana karkas et ithalatının yüzde 24 ve ihracatının yüzde 10 artması bekleniyor.

Tüketicilerde beyaz etle ilgili olarak sağlıklı, ucuz, sera gazı salınımının az olduğu imajı yaygın olması nedeniyle Avrupa Birliği ülkelerinde son yıllarda kırmızı ete göre beyaz et daha çok tercih ediliyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde; beyaz et üretimin yüzde 5, kişi başı tüketimin yüzde 5,ithalatın yüzde 12, ihracatın yüzde 7 artması öngörülüyor.

İnek sayısı azalacak,süt üretim, artacak

Önümüzdeki 10 yıl içinde;Avrupa Birliği’nde süt ineği sayısının yüzde 6 azalması, süt ineği veriminin yüzde 14 artışla yıllık inek başına 8 bin 342 kilo olması bekleniyor. İnek sayısı azalmasına rağmen süt üretiminin yüzde 6 artması öngörülüyor.

Avrupa Birliğinde tüketicilerin protein ihtiyacını karşılamada kırmızı et tüketiminden beyaz et ve yumurta gibi kanatlı ürünlere ve bitkisel protein kaynakları bakımından ise bakliyat tüketimine yönelmesi bekleniyor. Bu çerçevede yumurta sektörüne ilişkin gelecek 10 yılda; üretimin yüzde 9, kişi başı tüketimin yüzde 8, ithalatın yüzde 26, ihracatın yüzde 28 artması tahmin ediliyor.

Özetle, Avrupa Birliği, tüketici tercihleri doğrultusunda tarım ve gıdada üretimini yönlendiriyor. Bazı ürünlerde üretim artışı beklenirken bazı ürün gruplarında ithalatında ciddi artışlar olacak. Türkiye’nin Avrupa pazarını yakından izleyerek, tüketici tercihlerine uygun tarımsal üretimini yönlendirirse ihracatını artırabilir. Avrupa Birliği, Türkiye için çok önemli pazar.

Tarımda 2020’de neler olacak?

Tarımda 2020’de neler olacak?

Bir yılın daha sonuna geldik. Tarım sektörü için 2019 zor bir yıl oldu. Geçen hafta tarımda 2019’da neler olduğunu ana hatlarıyla paylaştık. Bu yazıda 2020’de tarımda neler olabileceğini mevcut bilgiler ışığında deneyimlerimiz ve tahminlerimiz çerçevesinde değerlendireceğiz:

Tarımsal destekler artacak

1- Cumhurbaşkanlığı 2020 Programı verilerine göre, 2019 yılında 16 milyar 974 milyon lira olan tarımsal destekler yüzde 29.4 oranında artışla 21 milyar 968 milyon liraya çıkacak. 2020 yılı bütçesinde de tarımsal desteklemelere ayrılan kaynak 22 milyar lira olarak belirlenmişti. Tarımsal desteklerle ilgili ayrıntılara bakıldığında en yüksek destek yine hayvancılığa verilecek. 2019 yılında 4 milyar 693 milyon lira olan hayvancılık destekleri 2020’de 6 milyar 602 milyon lira olacak. Artış oranı yüzde 40.7 olacak. Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar,çay ve diğer fark ödemesi yapılan ürünlere yönelik desteklerde ise yüzde 27.3 oranında artışla 4 milyar 590 milyon liradan 5 milyar 842 milyon liraya yükselecek. Gübre, mazot, fındık,organik tarım,iyi tarım,toprak analizi gibi desteklerin yer aldığı alan bazlı tarımsal destekleme ödemeleri 4 milyar 439 milyon liradan yüzde 24.9 artışla 2020’de 5 milyar 546 milyon lira ödeme yapılacak. Destek miktarı azalan tek ürün grubu organik tarım olacak. 2019’da 369 milyon lira olan organik tarım desteği yüzde 37.2 azalma ile 232 milyon liraya düşecek.

2- Kırsal kalkınma destekleri kapsamında, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri alanlarında eğitim veren meslek yüksek okulu veya üniversite mezunu girişimcilere 100 bin liraya kadar hibe desteği sağlanacak. Hibe desteği pilot uygulama ile Amasya,Düzce,İzmir ve Mardin’de uygulanacak.

İklim ve ithalat ve girdiler çok konuşulacak

3- İklim değişikliğinin etkileri 2020 yılında da artarak devam edecek. Özellikle sonbaharda yaşanan şiddetli kuraklığın üretimi olumsuz etkilemesi bekleniyor. Sadece kuraklık değil, aşırı yağış, fırtına, hortum, sel, dolu,aşırı sıcak ve benzeri iklim olaylarının tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceği bir yıl olması bekleniyor.

4- İthalat yine ana gündem konularından birisi olacak. Toprak Mahsulleri Ofisi’ne her yıl olduğu gibi verilecek ithalat yetkisi ile sıfır gümrükle buğday,arpa,mısır,hububat ve bakliyat ürünleri ithal edilecek. 2019’un sonunda durdurulan besilik hayvan ve kırmızı et ithalatının 2020’de yeniden açılması gündeme gelebilir. Hayvancılık sektörü açısından zor bir yıl olacak.

5- Çiftçi için yüksek girdi fiyatları nedeniyle üretim yapmak zor olacak. Üretici yüksek maliyetle ürettiği ürünü satamamaktan, tüketici fiyatların yüksek olmasından şikayet edecek ve gıda fiyatları yine ana gündem konularından birisi olacak.

6- Sulama amaçlı kullanılan elektriğin fiyatındaki artış nedeniyle üreticiyi en çok zorlayacak girdilerden birisi olacak. Elektrik zamları 2019’da olduğu gibi devam ederse üretici sulu tarım yerine kuru tarıma yönelecek. Ayrıca su sorunu nedeniyle üretim deseninde değişiklikler beklenebilir.

Sözleşmeli üretim yaygınlaşacak

7- Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin daha önce bize yaptığı açıklamada ifade ettiğine göre, tarımının ana sorunları olarak,planlama, girdiler, örgütlenme, finansman, gıda güvenliği, ulaşılabilir fiyatlar ve ürünün pazarlanması konuları öne çıkıyor. Bu sorunlara çözüm üretmek için 2020’de üretici örgütleri aracılığıyla sözleşmeli üretim modeli yaygınlaştırılacak. Öngörülen modele göre;çiftçi ortağı olduğu kooperatif veya üretici örgütüyle sözleşme yapacak. Örgüt, hasat vadeli sıfır faizle çiftçiye girdi temin edecek. Çiftçinin ürettiği ürünü pazarlayacak. Tarım ve Orman Bakanlığı sözleşmeli üretim yapan üretici örgütlerini destekleyecek. Sözleşmeli üretim yapan çiftçi tohum, gübre, ilaç vb. girdileri kooperatifinden,üretici örgütünden para vermeden alacak, tarımsal üretimi yapacak ve hasatta faiz yansıtılmadan mahsup edilecek.

8- Seracılık faaliyetleri yaygınlaşacak. Ziraat Bankası’nın 2019’da başlattığı seracılık kredi paketi ve Tarım Kredi Kooperatifleri bünyesinde kurulan Sera A.Ş’nin üreticiden tüketiciye olan zincirde sözleşmeli üretimle aktif rol alması ile 2020’de seracılık ön planda olacak.

Kooperatifçiliğin yılı olacak

9- Cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle Atatürk döneminde kooperatifçilik konusunda önemli adımlar attı. Tarım Satış Kooperatifleri ve Tarım Kredi Kooperatifleri Yasası 1935’te çıkarıldı. Kooperatifçilik konusunda iyi bir altyapı oluşturuldu. Fakat sonraki yıllarda bu sürdürülemedi. Kooperatifçilik göz ardı edildi. Son yıllarda İzmir’de Aziz Kocaoğlu’nun başlattığı “Yerelde Kalkınma Modeli” ile kooperatifçilik yeniden ülke gündemine girdi. Merkezi hükümet de nihayet kooperatifçiliğin önemini anladı. Tarım Bakanı Pakdemirli, 2020’de kooperatifçiliğe destek verileceğini söylüyor. Ayrıca yerel yönetimlerin de bu konudaki duyarlılığı artıyor. Dolayısıyla, “2020 kooperatifçiliğin yılı olacak” diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2020 yılında Tarım Kredi Kooperatifleri’nin 500 kooperatif marketi ile gıda ürünlerini daha uygun fiyata satışa sunacağını açıklamıştı. Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Eskiyörük’ün gündeme getirdiği her belediye bi,r kooperatif mağazası açsın talebi yerine getirilirse çok önemli bir adım atılmış olacak.

10- Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amacıyla 2020 yılında arazi bankacılığı uygulaması yaygın olarak uygulanacak. Arazi bankacılığı uygulaması ile 3.2 milyon hektar atıl tarım arazisinin üretime kazandırılması hedefleniyor.

11- Yasal değişiklik yapılarak gıdada taklit ve tağşişle daha etkin mücadele edilecek. Cezalar caydırıcı hale getirilecek.

12- Tarımda teknoloji kullanımının artacağı, akıllı tarım,yapay zeka,sensör gibi kavramları daha yaygın kullanılacağı bir yıl olması bekleniyor.

Özetle, tarımda yine zor bir yıl bizi bekliyor. Türkiye’nin tarımsal potansiyeli dikkate alındığında her zaman ifade ettiğimiz gibi üretim merkezli bir politika ile tarımda sorun değil değer üreten bir ülke olabiliriz. “Çiftçinin karnını yarmışlar kırk tane gelecek yıl çıkmış” diye atasözü olan bir ülkenin geleceğe ilişkin karamsar olması mümkün mü?

Bereket,sağlık,barış ve mutluluk getirmesi dileği ile yeni yılınız kutlu olsun.

Tarımda 2019’da neler oldu?

Tarımda 2019’da neler oldu?

Tarım sektörü açısından 2019 çok hareketli bir yıl oldu..Yerel seçim,15 yıl sonra yapılan 3.Tarım ve Orman Şurası,ithalat kararnameleri, gıda fiyatları, destekler ve daha bir çok konu gündem oluşturdu.
Tarımda hemen her gün bir olay,bir gelişme oldu. Biz bunlardan sadece 19 tanesini paylaşabiliyoruz. Tarımda 2019’daki gelişmeleri satırbaşlarıyla şöyle sıralayabiliriz:

1- Geçmiş yıllarda olduğu gibi 2019’da da ithalat kararları tarımda en çok konuşulan,tartışılan konular oldu. Yılın hemen başında 16 Ocak’ta Cumhurbaşkanlığı kararı ile Toprak Mahsulleri Ofisi’ne sıfır gümrükle 1 milyon ton buğday,700 bin ton arpa,700 bin ton mısır,100 bin ton pirinç ve 100 bin ton bakliyat(nohut,mercimek,kuru fasulye,bakla) ürünleri olmak üzere toplamda 2.6 milyon tonluk ithalat yetkisi verildi. Kararda 15 Aralık 2019’da yapılan değişiklikle buğday için verilen 1 milyon tonluk ithalat yetkisi 1.5 milyon tona çıkarıldı. Soğan ithalatı için yüzde 49.5 olan gümrük vergisi 15 Ocak’ta sıfırlandı. Ayrıca 200 bin ton patates ithalatına izin verildi. Resmi Gazete’de 3 Mayıs’ta yayınlanan karar ile 100 bin ton ayçiçeği tohumunun sıfır gümrükle ithalatına izin verildi.

2- Gıda fiyatları yıl boyu tartışıldı. Ocak ayında yüzde 6.43 ile gıda fiyatları son 16 yılın en yüksek seviyesine ulaştı..

3- Yaş sebze meyve fiyatlarındaki artışın önlenmesi ve fiyat istikrarının sağlanması amacıyla Ziraat Bankası seracılık yatırımlarının desteklenmesi için kredi paketi uygulamaya başladı.

Semerat Holding rafa kalktı

4-Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “Tarımda Milli Birlik Projesi” 25 Nisan 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile Külliye’de kamuoyuna açıklanacaktı. Duyurular yapıldı,davetiyeler gönderildi. Bu toplantıdan 8 gün önce Tarımda Milli Birlik Projesi’ni ele geçirerek 17 Nisan’da Dünya Gazetesi’nde manşetten yayınladık. Semarat adında bir holdingin kurulması, tarımın büyük ölçüde bu holdinge devrini öngören, bakanlığın taşra teşkilatının kapatılmasını, tarımda birlik ve örgütlerin yer almayacağı bu modele tarım sektöründen, bakanlık taşra teşkilatından ve bir çok kesimden büyük tepki gördü.Sektör temsilcileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ulaşarak bu projenin uygulanamayacağını söyledi. Türkiye Tohumcular Birliği projenin anayasaya aykırı olduğunu duyurdu. Cumhurbaşkanı 25 Nisan’daki toplantıyı iptal etti ve proje rafa kaldırıldı.

Ziraat Bankası faiz artırdı

5- Ziraat Bankası tarım kredilerinde uyguladığı faiz oranlarını 2013 yılından bu yana ilk kez artırdı. Bakanlar Kurulu kararı ile Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından tarımsal üretime dair düşük faizli yatırım ve işletme kredilerinin faiz oranları da değişti.Buna göre, 2 Mayıs 2019 tarihi itibariyle tarım kredilerinin faiz oranı yüzde yüzde 16’ya çıkarıldı. Daha önce yüzde 8 ile 12 arasında değişen faiz oranları tüm kredilerde yüzde 16’ya çıkarıldı. Faiz indirimi yüzde 16 üzerinden yapılıyor.

Canlı hayvan ve ette ithalat arttı zarar büyüdü

6- Et ve Süt Kurumu’nun “2018 Sektör Değerlendirme Raporu”na göre kırmızı et ithalatı 2018’de miktar bazında yüzde 233 artarken değer bakımında yüzde 106 oranında artış gösterdi. 2018 yılında kemiksiz kırmızı et ithalatındaki artış yüzde 3 bin 488 olduğu dikkat çekti .Canlı hayvan ithalatında yüzde 54 oranında artış kaydedildi. Et ve Süt Kurumu, 2017 yılında 279 milyon lira kar açıklarken, 2018’de 491 milyon lira net zarar açıkladı.

7- Kırmızı ette tam bir skandal yaşandı. Türkiye, bir yandan canlı hayvan ve et ithal ederken Et ve Süt Kurumu depolarında oluşan 60 bin tondan fazla kırmızı eti ihraç etmeye çalıştı. Yapamadı.

İlk elektrikli traktör üretildi

8- Türkiye’nin ilk yerli üretim elektrikli traktörün prototipi üretildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Polatlı’da Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği geleneksel 69.Hasat Şenliği kapsamında elektrikli traktörün tanıtımını ve ilk deneme sürüşünü yapıldı. Traktörün pilinin 50 bin dolar olduğu öğrenildi.

9- Ülkenin her tarafında tarım arazileri,ovalar,ormanlar,su kaynakları,göller yoğun baskı altındaydı. Kazdağları’ndan Munzur’a, Salda Gölü’nden Alpu Ovası’na,Ege’nin verimli ovalarından Ergene’ye, Karadeniz’e yaşama dair ne varsa rant uğruna yok edilmek istenen ve buna karşı da mücadelenin sürdüğü bir yıldı 2019.

10- Sarımsak fiyatı 70 liraya ulaşınca en çok tartışılan ürünlerden birisi oldu.

11- Sayıştay’ın Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 Raporu’nda özellikle hayvan ithalatı ile ilgili çarpıcı bulgular yer aldı. Genç Çiftçi Projesi’ndeki usulsüzlükler öne çıktı

12- Ulusal Süt Konseyi, soğutulmuş çiğ süt referans fiyatını 15 Kasım 2019’dan geçerli olmak üzere Aralık 2020’ye kadar litre başına 2 lira 30 kuruş olarak belirledi. Yerel seçimden önce litre başına 25 kuruş olan çiğ süt primi Mayıs itibariyle 10 kuruşa düşürüldü.

13- Çiftçi mazot,gübre,ilaç gibi girdilerdeki yüksek fiyattan şikayet ederken bu senenin zam şampiyonu yüzde 100 artışla elektrik oldu. Sulamada kullanılan elektriğe gelen zam üretimi tehdit eder noktaya ulaştı.

Destekler 24 Ekim’de açıklanabildi

14- Tarım destekleri 24 Ekim 2019 ‘da açıklanabildi. Mazot desteğindeki artışlar dışında dikkat çekici bir artış yapılmadı. Dane zeytin ve organik gübre ilk kez destekleme kapsamına alındı. Organik tarım destekleri ise yarı yarıya azaltıldı.

15- Besilik hayvan ve kırmızı et ithalatı 26 Ekim itibariyle durduruldu.

16- Irak, Mayıs ayı başında Türkiye’den yumurta ithalatını durdurunca sektör büyük krize girdi.

17- Tarım Şurası 15 yıl aradan sonra toplandı. Sektörün gelecek 5 yılını planlamak üzere 60 maddelik sonuç bildirisi, yayınlandı.

18- Türkiye, ilk 10 ayda 7.6 milyon ton buğday ithalatı ile tarihi rekora ulaştı.

19- Rusya Federasyonu ilk kez Türkiye ve Yunanistan’a şeker ihraç ettiğini duyurdu.

Özetle, 2019 tarımda zor bir yıldı. Umarız 2020 daha bereketli daha verimli bir yıl olur. 2020 beklentilerini gelecek yazıda paylaşacağım.

Tarım Bakanı balı kuşkuyla yiyorsa biz neler yiyoruz neler

Tarım Bakanı balı kuşkuyla yiyorsa biz neler yiyoruz neler

Gıda sektörünün en önemli sorunlarından birisi taklit ve tağşiş. Yani sahtekarlık. Sahtekarlığın en çok yapıldığı ürünlerden ikisi zeytinyağı ve bal. İkisi de sağlık açısından çok değerli.Fiyatı da alternatiflerine göre yüksek. Bu nedenle sahtekarlık yapanların en fazla para kazandığı iki ürün.

Zeytinyağının litresi 25 -30 liradan satılıyor. Litresi 1-2 lira olan yağları zeytinyağı diye satanlar çok büyük paralar kazanıyor. Yıllardan beri bu sahtekarlık önlenemedi. Firmalar teşhir edilse de sonuç alınamadı.

Benzer durum bal için de geçerli. Bazen en güvenilir sanılan markalar bile tağşişli diye Tarım Bakanlığı tarafından teşhir ediliyor. Tüketici yüksek fiyat vererek aldığı balın veya zeytinyağının sahte olduğunun çoğu zaman farkına bile varmıyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli geçen hafta İzmir’de Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin düzenlediği toplantıda tağşişle ilgili çok önemli açıklamalar yaptı. Bakan Pakdemirli, her sabah yediği bir kaşık baldan bile kuşkulandığını söyledi.

Bakan,her sabah bir kaşık bal yiyor

Sağlık için her sabah bir kaşık bal yediğini belirten Pakdemirli şunları söyledi: “Her sabah yediğim balı çok özel bir yerden getirtiyorum. Çok güvendiğim bir yer. Yerini söylemeyeceğim.Ama, baldaki tağşiş öyle boyutlara varmış ki, ben de her gün o bir kaşık balı yerken kendi kendime acaba diyorum.”

Bakan Pakdemirli’nin anlattıklarını endişeyle dinlerken,ülkenin tarım bakanı bile yediği bala kuşkuyla bakıyorsa bizler neler yiyoruz neler diye düşünüyor insan.

Taklit ve tağşişin yarattığı bu korku nasıl aşılacak?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, taklit ve tağşiş konusunda yasaların verdiği cezaları son raddesine kadar kullandıklarını söyledikten sonra şu bilgileri verdi: “Biz yasaların öngördüğü en ağır cezayı kesiyoruz. Fakat, kanunları arkadan delenler var. Yeni yılda yeni yasal düzenlemeler yapacağız. Tağşiş yapanları yaşatmayacağız.Tağşiş en önemli konumuz olacak. Zeytinyağında bugüne kadar 323 işletmede 3 bin 756 denetim yapıldı. Bu denetimlerde 1620 numune alındı. Yapılan 718 analiz sonucunda 156 ürün ifşa edildi.Cezalar kesildi. Fakat, her gün yeni bir metot bulup tağşişe devam ediyorlar. Her gün yeni bir metot bulup gerçek zeytinyağı satanlarla savaş halindeler. Zeytinyağına göre baldaki durum daha da vahim.”

Bal aromalı şurup, nar ekşili sos olmaz

Bal aromalı şurup,nar ekşili sos gibi ürünlerin olmaması gerektiğini belirten Pakdemirli, bunların hepsinin yasal olduğunu,bu ürünler için kodeks oluşturulduğunu ,ancak nar ekşili sos yerine nar ekşisi tüketilmesi gerektiğini anlattı.

Nar ekşili sos,bal aromalı şurup ve benzeri ürünler için de yeni düzenlemeler yapılacağını vurgulayan Pakdemirli, baldaki denetim ve cezalar hakkında şu bilgileri verdi: “2019 yılı Ocak-Aralık döneminde arıcılık ürünleri ile ilgili 1980 denetim yaptık, bu denetimlerden 860 adet numune aldık. Alınan numunelerin 96’sında uygunsuzluk tespit edildi. 2019 yılında arıcılık ürünleri ile ilgili 115 idari işlem uygulayarak 2 milyon 245 bin lira para cezası kestik. Fakat görüyorum ki bu cezalar caydırmıyor. Vatandaşımızın sağlığıyla oynayanların, hakiki arıcıların emeğiyle oynayanların ciddi ciddi canını yakacağım. Cezalar ağır. Fakat, bu işi yapanlar iki üç kez yakalanmazsa parayı fazlasıyla kazanıyor.2020’de bal çalıştayı düzenleyerek bu konuları daha detaylı ele alacağız.”

Zeytinyağı primi 40 sentten nerelere geldi?

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Davut Er, bu yıl ilk kez dane zeytine kilo başına 15 kuruş destek verilmesinden memnun olduklarını dile getirdi. Zeytinyağına verilen destekleme priminin son 3 yıldır 80 kuruş olduğunu hatırlatan Er, Avrupa Birliğinde destekleme priminin litre başına 1 Euro civarında olduğunu ve Türkiye’de de en azından bunun yarısı kadar olması gerektiğini söyledi.

Avrupa Birliği’nde destekler artarken,Türkiye’de zeytinyağına verilen primin nasıl azaltıldığını anımsatalım.

Türkiye’de, zeytinyağı primi ilk kez 1998 yılında uygulamaya konuldu. O zaman Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez’di. Zeytinciler büyük mücadeleler sonucunda zeytinyağına litre başına dolar bazında 40 sent destek almayı başardı. Böylece 1998 ürünü zeytinyağına litre başına 40 sent prim verildi. Ertesi yıl 1999’da zeytincilikte “yok yılı” olunca ürün az diye fiyat yükseldi. Prim verilmedi. 2000 yılında ise zeytinyağına bu kez litre başına 28 sent prim verildi. 2001 krizi ile dolar fırlayınca dolar bazında destekten vazgeçildi ve destekleme primi 15 kuruş olarak açıklandı. 2002’de 17.5 kuruş,2003’te 20 kuruş,2004’te 25 kuruş olan destekleme primi, Mehdi Eker’in Tarım Bakanı olduğu 2005’te 10 kuruşa düşürüldü. Ertesi yıl 2006’da sadece 1 kuruşluk artışla 11 kuruş prim verildi. 2007’de 20 kuruşa çıkarılan destek 2008’de tekrar düşürülerek 18.9 kuruş olarak uygulandı. 2009’da 25 kuruş,2010’da 30, 2011 ve 2012’de 50 kuruş ve 2013’te 60 kuruş olan zeytinyağı primi 2014’ten 2016’ya 3 yıl 70 kuruş olarak ödendi. Son 3 yıldan bu yana 2017,2018 ve 2019’da ise 80 kuruş prim veriliyor. Primin uygulandığı ilk yıldaki gibi litre başına 40 sent korunabilseydi üretici bugün 2 lira 36 kuruş prim alacaktı.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği. Başkanı Davut Er’in de söylediği gibi zeytincilikte en önemli sorun yüksek girdi maliyetleri. Girdi maliyetleri düşürülmedikçe Türkiye’nin bu fiyatlarla, bu desteklerle rekabet etmesi çok zor.

Özetle, zeytin ve zeytinyağında Türkiye, dünyanın en önemli üreticisi,ihracatçısı, tüketicisi olmak istiyorsa öncelikle üretimin önündeki engellerin kaldırılması ve çiftçinin para kazanarak bu işi sürdürmesi gerekiyor.

Rusya’dan şeker ithalatına ihtiyaç var mı?

Rusya’dan şeker ithalatına ihtiyaç var mı?

Rusya Federasyonu ilk kez Türkiye ve Yunanistan’a şeker ihraç ettiğini duyurdu. Şeker ithalatı Türkiye’nin gündemine oturdu.İthalat bir kaç yıldan beri yoğun olarak devam ediyor. Büyük bölümü Dahilde İşleme Rejimi kapsamında olmak üzere Türkiye, 2019’un ilk 10 ayında 132 bin 915 ton kristal şeker ithal ederken 318 bin 513 ton beyaz şeker eşdeğeri yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithalatı gerçekleştirdi.

Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi,şeker pancarı ve şeker üretiminde kota uygulanması nedeniyle üreticiler ve tüketiciler haklı olarak “üretim kısıtlanırken neden ithalat yapılıyor” diye soruyor. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, geçen Pazartesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe görüşmelerinde saman ithalatı haberleri ve söylemlerinin çiftçinin moralini bozduğunu söylemişti. Rusya’dan şeker ithalatı gösterdi ki,haberler değil,ithalatın yapılması hem çiftçinin hem de tüketicinin moralini bozuyor.

Dünya Şeker üretimi

Dünyada temel olarak iki önemli bitkiden şeker üretiliyor. Kamış ve pancar. (Son yıllarda doğal şeker bitkisi olarak bilinen Stevia’dan da şeker üretiliyor.).Dünyada 2019-2020 sezonunda 172 milyon ton olacağı tahmin edilen şeker üretiminin yüzde 72’si kamıştan,yüzde 22’si şeker pancarından elde ediliyor. Dünya kamış şekeri üretimi 135 milyon ton, pancar şekeri üretimi ise 37 milyon ton.

Rusya en büyük pancar şekeri üreticisi

Türkiye’ye ilk kez şeker ihraç ettiğini duyuran Rusya Federasyonu, pancardan şeker üretiyor. Hem de, pancardan şekeri en çok üreten ülke. 2017 verileri ile 1 milyon 175 bin hektar alanda yaklaşık 52 milyon ton şekerpancarı üretiyor. Dünya şekerpancarının yüzde 17’sini üretiyor. Pancardan şeker üretimi ise yaklaşık 7 milyon ton.

Buna karşılık Türkiye, 339 bin hektar alanda 20.8 milyon ton pancar üretiyor. Bu üretimi ile dünya şekerpancarı üretimindeki payı yaklaşık yüze 7. Pancardan şeker üretimi ise 2.7 milyon ton.

Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı verilerine göre,2019-2020 sezonunda 10 Aralık itibariyle 33 şeker fabrikası toplam 17.5 milyon ton pancar alımı yaparak 1 milyon 924 bin ton şeker üretti. Sezon devam ediyor. Bu sezon 2.5 milyon ton pancar şekeri üretimi bekleniyor. Nişasta bazlı şeker kotası ise, 67 bin 500 ton olarak belirlendi.

İthalat 2015’te patladı

Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. tarafından hazırlanan, “2018 Sektör Raporu” verilerine göre, 2011 yılında sadece 4 bin 700 ton olan pancar şekeri ithalatı, 2012’de 5 bin 500 tona,2013’te 9 bin tona çıktı. 2014’te gerileyerek 4 bin 600 tona düştü. 2015’ten sonra ithalatta deyim yerindeyse patlama oldu. 2015 yılında 170 bin ton, 2106’da 279 bin 900 ton pancar şekeri ithal edildi. 2017’de 230 bin ton ve 2018’de ise 201 bin ton ithalat yapıldı.

İthalatın büyük bölümü DİR kapsamında yapılıyor

Türk Şeker verilerine göre, 2015 yılında yapılan 170 bin ton pancar şekeri ithalatının 165 bin 900 tonu Dahilde İşleme Rejimi(DİR) kapsamında şekerli mamul bünyesinde ihraç edilen şeker olarak kayıtlara geçti. Geriye kalan 3.7 bin ton şeker ise yurtiçinde üretimi yapılamayan özel amaçlı (ilaç, laboratuvar vb.) şekerler olduğu belirtildi. 2016’da ithal edilen 279.9 bin ton pancar şekerinin ise 240 bin tonu DİR kapsamında şekerli mamul bünyesinde ihraç edilen şeker, 39 bin 500 tonu ise doğrudan ithalat lisansı ile yapıldığı, kalan 400 ton şeker yurtiçinde üretimi yapılamayan özel amaçlı şekerler olduğu belirtiliyor. 2017’de ithalat 230 bin ton olurken,bunun 227,8 bin tonu Dahilde İşeme Rejimi kapsamında ithal edildi. Kalan 2 bin tonu ise yurt içinde üretimi yapılamayan özel amaçlı (ilaç, laboratuvar, vb.) şekerler olduğu ifade ediliyor.

İthal şeker ve tatlandırıcı 30’dan fazla üründe kullanılıyor

Şekerleme sanayinde faaliyet gösteren imalatçı-ihracatçı firmaların yurtdışında rekabet ederek Türkiye’ye döviz kazandırmaları için şeker tahsisatı yapılıyor. Tahsisi yapılan şeker daha önce Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. tarafından karşılanıyordu. Fakat son yıllarda bu tahsisatların büyük bölümü Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithal ediliyor. İthal edilen şeker, bisküvi, kek, gofret,çikolata,bonibon, helva,lokum,sakız,gazlı içecekler,limonata ve benzeri 30’dan fazla üründe kullanılıyor. Bu ürünler ihraç ediliyor.

Tatlandırıcı ithalatı artıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi verilerine göre ise, 2018’in ilk 10 aylık döneminde 178 bin 177 ton kristal şeker ithal edildi. 2019’da aynı dönemde 132 bin 915 ton kristal şeker ithalatı yapıldı. Aynı dönemde 2018’de 267 bin 348 ton beyaz şeker eşdeğeri yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithal edildi. Bu yılın ilk 10 ayında 318 bin 513 ton beyaz şeker eşdeğeri yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithal edildi.

İhracat düştü

Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi verilerine göre, 2018’de ilk 10 ayda 34 bin 280 ton kristal şeker ihraç edildi. Bu yılın ilk 10 aylık döneminde ise 29 bin 891 kristal şeker ihraç edildi.

Rusya’dan ilk kez ithalat yapıldı

Rusya Federasyonu yetkilileri; Türkiye ve Yunanistan’a ilk kez şeker ihraç ettiklerini açıkladı. Deniz yolu ile Türkiye’ye 1400 ton,Yunanistan’a 591 ton şeker ihracatı gerçekleştirdiklerini açıklayan Rus yetkililerin bu haberi Rusya’dan daha çok Türkiye’de yankılandı. Şeker fabrikaları özelleştirilirken, pancar üretimi ve şeker üretimi kota ile sınırlandırılırken şeker ithal edilmesi kamuoyunda doğal olarak tepkiyle karşılandı. Rusya’dan az da olsa şeker ithal etmek hem üreticinin hem tüketicinin moralini bozdu.

Çiftçinin moralini haberler değil ithalat bozuyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, hafta başında Türkiye Büyük Millet Meclisi enel kurulunda bakanlığın bütçe görüşmeleri sırasında saman ithalatı örneğini göstererek ithalat haberleri ve söylemlerinin çiftçinin moralini bozduğunu ve kimsenin çiftçinin morali bozmaya hakkı olmadığını dile getirmişti. Rusya’dan şeker ithalatı gösterdi ki, ithalat haberleri değil,asıl ithalatın kendisi hem çiftçinin hem de tüketicinin, toplumun moralini bozuyor.

Türkiye’nin ithalata ihtiyacı yok

Yıllık 2.5 milyon ton pancar şekeri üreten, Türkiye, büyük bölümü Dahilde İşleme Rejimi kapsamında olsa da şeker ve tatlandırıcı ithalatı yapıyor. Rusya’dan yapılan 1400 ton pancar şekeri ithalatı bu rakamlar yanında çok çok küçük olsa da toplumun moralini bozuyor. Toplumun moralini bozan ithalata izin verilmemeli. Türkiye, 1400 ton bir yana en az 1 milyon ton daha pancar şekeri üretebilir. Pancar kooperatifleri bu konuda çok başarılı çalışmalar yapıyor. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu pancarı da,şekeri de üretecek potansiyel fazlasıyla var.

Tarım uzmanlarına 4 ilde 100 bin lira hibe verilecek

Tarım uzmanlarına 4 ilde 100 bin lira hibe verilecek

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri alanlarında eğitim veren meslek yüksek okulu veya üniversite mezunu girişimcilere 100 bin liraya kadar hibe desteği sağlanacak. Hibe desteği 2019-2020 dönemi için pilot uygulama ile Amasya,Düzce,İzmir ve Mardin’de uygulanacak.

Hibe desteğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı 12 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. Uygulama tebliği ise 17 Aralık 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projelerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” e göre, 100 bin liraya kadar hibe desteği, 2019-2020 yılı için pilot uygulama olarak Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin illerinde kırsal alanda yaşayan/yaşamayı taahhüt eden; tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksek okul veya üniversite mezunlarının mahallinde uygulayacağı bitkisel ve hayvansal üretim, su ürünleri üretimi, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimi ile bu ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelere verilecek.

Hangi projeler desteklenecek?

Öncelikle 4 ilde pilot uygulama ile başlayacak olan “Uzman eller” projesi başarılı olursa ülke geneline yaygınlaştırılması hedefleniyor. Proje kapsamında 100 bin liraya kadar hibe desteği verilecek proje konuları şöyle belirlendi:

1- Hayvansal üretime yönelik destekleme projeleri kapsamında;

– Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği
– Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği
– Arı yetiştiriciliği ve bal üretimi,
– Arı sütü, ana arı, polen ve benzeri arı ürünleri üretimi,
– İpekböceği yetiştiriciliği ve tesis yapımı

2- Maksimum üretim kapasitesi 29 ton/yılı aşmamış olması koşuluyla, su ürünleri üretimine yönelik destekleme projeleri kapsamında;

– Alabalık, yayın balığı, sazan, mersin balığı, tilapya, karabalık entansif üretim tesisleri ve/veya kuluçkahaneleri,
– Midye ve kara salyangozu entansif üretim tesisi,

3- Bitkisel üretime yönelik destekleme projeleri kapsamında;

– Kapama meyve bahçesi tesisi,
– Fide, fidan, iç ve dış mekân süs bitkisi yetiştiriciliği,
– Kontrollü örtü altı yetiştiriciliği,
– Kültür mantarı üretimi ve tesis yapımı,
– Ormancılık projeleri,
– Orman ürünleri ve tesislerine ait projeler,
– Odun dışı orman ürünleri projeleri,

4- Yöresel ürünler ile tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik destekleme projeleri kapsamında;

– Tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesi,
– Coğrafi işaretli, organik veya iyi tarım uygulamalı bitkisel ve hayvansal üretim,

5- İşleme,depolama ve paketleme tesisi; Yukarıda belirtilen hayvansal üretim,bitkisel üretim, su ürünleri üretimi, yöresel tarım ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitki üretimine yönelik işlenme, depolanma ve paketlenmesine yönelik proje konularına hibe desteği sağlanacak.

Kimler başvurabilir?

Tebliğe göre,başvuru yapacak kişilerde aranan şartlar şöyle; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak. Tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri eğitimi veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunu olmak. Desteklenecek proje konularında daha önce Tarım ve Orman Bakanlığının hibe programlarından yararlanmamış olmak. Başvuru tarihi itibariyle askerlik görevi ve cezai hükümlülüğü devam eden veya denetimli serbestliği olan kişi olmamak. Ücretli çalışan, emekli ve vergi mükellefi olmayanlar başvurabilir.

Hibe desteğinin koşulları

Hibe desteğinin üst limiti 100 bin lira olacak.Proje bütçesi katma değer vergisi (KDV) hariç hazırlanacak.Hibe ödenebilmesi için hibe sözleşmesinin imzalanması ve proje yatırımının tamamlanması şartı var. Başvuru yapan herkese hibe desteği verilmeyecek. Tebliğe göre, oluşturulacak komisyon tarafından projesi kabul edilen ve sözleşme imzalanan projelere hibe verilecek. Hibe desteği Türk Lirası olarak ödenecek.

Hangi giderler desteklenecek?

Hibe sözleşmesinden sonra ve süresi içerisinde gerçekleştirilen traktör ve bahçe traktörü haricindeki makine, ekipman, donanım, malzeme, fide, fidan, tohum, misel, torf, arılı kovan, yeni tesis, hayvancılık projelerindeki canlı hayvan alımı giderleri, su ürünleri üretiminde havuz inşaat malzemesi giderleri, kuluçkahane dolabı, su ürünleri yetiştiricilik belgesi olan tesislerden faturalı olarak alınmış olması şartıyla yavru ve/veya anaç alımı giderleri bu tebliğde belirtilen esaslar çerçevesinde hibe desteği kapsamında değerlendirilecek.

Büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği projeleri uygulayacak olan hak sahipleri, canlı hayvan alımlarını kooperatif, birlik, damızlık gebe düve üretim işletmeleri başta olmak üzere, fatura kesebilen tüzel kişiliklerden/kurumlardan kendileri gerçekleştirecekler.

Başarılı olabilir mi?

Kırsal kalkınma konusunda bugüne kadar pek çok proje uygulandı. Bazıları başarılı oldu. Bazıları da başarısızlıkla sonuçlandı. Genç çiftçi projesi büyük umutlarla başladı,fakat sonra ithalat projesine döndü. Sayıştay 2018 Raporu’nda da yer aldığı üzere devşet genç çiftçileri çiftçiler devleti dolandırdı.

Tarım,hayvancılık,ormancılık gıda ve su ürünleri konusunda yüksekokul veya üniversite mezunu gençlerin kırsalda yatırım yapmalarını sağlamak açısından önemli bir adım. Tarımda yaşlanan nüfus ve işsiz üniversiteliler dikkate alındığında gençlerin sektöre kazandırılması gerekiyor. Projeler seçilirken dikkat edilmeli. Genç Çiftçi Projesi’nde olduğu gibi yüzde 90’dan fazlası hayvancılık projesi olmamasına dikkat edilmeli.

Özetle, kırsalda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden uzman ellere sağlanacak 100 bin liraya kadar hibe kredisi 4 ilde doğru uygulanırsa diğer illere de yaygınlaştırılmış olur. İşin uzmanları başarılı olursa köyde,kırsalda yaşayanlara da örnek olur.

Soframızdaki madencilik

Soframızdaki madencilik

Muğla, Türkiye’nin en önemli turizm kentlerinden birisi. Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Köyceğiz ve diğer ilçeleri her birisi marka olmuş.

Tarım ve hayvancılıkta da Muğla, önemli kentlerimizden birisi. Sadece Türkiye’nin değil,dünyanın en önemli çam balı üretim merkezi. Zeytincilikte çok iyi bir yerde. Milas’ın zeytinyağına Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret almak için başvuru yapıldı.

Madencilik ve enerjide de Muğla’nın çok büyük potansiyeli var. Türkiye’deki 19 termik santralin 3’ü Muğla’da. Madencilikte kömür, mermer,feldspat,krom ve kuvars rezervleri yüksek.

Orman sahaları,zeytinlikleri, özel çevre koruma alanları ile Muğla, turizm,tarım ve madenciliği birlikte yapmaya çalışıyor. Madencilik ve termik santrallerin işletilmesinde kurallara uyulmadığında -ki genellikle uyulmuyor.Çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Vahşi madencilik, termik santraller Muğla’da yaşayanların sağlığını ciddi olarak tehdit ediyor. Kanser,solunum yolları hastalıkları yaygın.

Geçen Cumartesi günü bir kez daha Muğla’daydım. Cumhuriyet Halk Partisi Denizli Milletvekili ve Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer, Türkiye’de nerede doğa,çevre ile ilgili bir sorun yaşansa orada çevreye,doğaya sahip çıkıyor.

Geçen yıl Aralık ayında Muğla’da O’nun çabaları,Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ve ekibi ile birlikte “Doğa Hakları Çalıştayı” düzenlendi. Geçen Cumartesi ise “Madenciliği Konuşuyoruz” başlığı ile yine önemli bir çalıştay yapıldı. Madencilik sektörü temsilcileri, çevre hareketinin temsilcileri, bilim insanları, gazeteciler,hukukçular Muğla Milletvekilleri,ilçe belediye başkanları çalıştayda görüşlerini paylaştı. Biz de “Soframızdaki Madencilik” başlığı ile tarım ve madencilik sektörünün ekonomisini karşılaştırdık. Vahşi madenciliğin zeytinciliğe,tarıma verdiği zararı, soframıza kadar nasıl ulaştığını anlatmaya çalıştık.

Belediye Başkanı Osman Gürün’ün isyanı

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, çok çarpıcı bilgiler verdi. Muğla’nın turizm,tarım ve doğal yaşamı koruyarak maden kaynaklarını da değerlendirmesi için siyaset seviyesinde değil, bilim seviyesinde tartışması gerektiğini belirterek özetle şunları söyledi: ” Muğla’nın yüzölçümü 13 bin 338 kilometrekare. Toplam maden ruhsatlı alan 3 bin 523 kilometrekare. Ruhsatlı maden alanlarının ilimizdeki yüzölçüme oranı yüzde 27. İlimiz genelinde toplam 641 maden ocağı var.Bu madenlerin 333 tanesi ormanlarımızda yer alıyor. Ruhsatlı maden alanlarının yüzde 9.3’ü Arkeolojik Sit,Kültürel Sit ve Özel Çevre Koruma Alanlarında bulunuyor. Madencilikle ilgili verilen bu ruhsatların hiçbirinde bizden görüş alınmadı. Bırakın görüş almalarını, hangi alanlara ruhsat verildiğini öğrenemiyoruz. Bilgileri hırsız gibi oradan buradan çalıyoruz. Resmi olarak yazdığımız yazılarımıza yanıt verilmiyor. Karanlık bir iş. Bu kadar geniş alanlar, yerel yönetime sorulmadan,bilgi verilmeden padişah fermanı gibi dağıtılıyor. Burayı Ahmet’e,burayı Mehmet’e verdim diyorlar. Ben plan yaparken 13-14 kuruluştan görüş alıyorum.Bunlar bizden bilgi almıyor,sormuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığına bile sormuyorlar. Arkeolojik Sit alanlarına maden ruhsatı veriliyor. Enerji tarafına bakıyoruz.Yıllarca, Yatağan Termik Santrali’ne filtre takılmadı.Akciğer hastalıkları, solunum yolları ve diğer hastalıkları yıllarca açıklayamadık. Filtre takıldı.Ama baca gazı değerlerini bilmiyoruz. Filtre hangi kalitede çalışıyor, bilmiyoruz. Emisyon değeri nedir bilmiyoruz.Yazılı başvuruyoruz,bilgi alamıyoruz. Bu karanlığa son vermeliyiz.”

Tarım ve madencilik

Tarım ve madencilik ülke ekonomisi için çok önemli iki sektör. Aynı alanda faaliyet söz konusu olunca, iki sektör karşı karşıya geliyor. Maden toprağın altında, tarımsal faaliyet toprağın üstünde. Yerin altındakini mi tercih etmeliyiz,yerin üstündekini mi? Buna karar vermek için çok yönlü değerlendirme gerekiyor.

Nüfus artışı, gelecek kaygısı, iklim değişikliği tarımın ve gıdanın önemini artırıyor. Günümüzde ekonomik yaptırımlar,ticaret savaşları gıda ve tarım odaklı.Tarımsal üretim binlerce yıl sürdürülen, kuşaktan kuşağa aktarılan insanın gıdasını üreten bir faaliyettir. Maden ise yeraltındaki rezervle sınırlıdır,bir kez çıkarırsınız, rezerv bitince faaliyet de biter.

Tarımsal üretim genellikle aile işletmeleri, bölgede yaşayan hemen herkesin ekonomik fayda sağladığı, kendi yaşamını sürdürmek için, gıdasını ürettiği bir üretim faaliyetidir. Madencilik, katmadeğer, istihdam vb. katkıları olsa da kazancı daha çok işleten şirketindir. Ekonomik ve sosyal yönden de tarım, madenciliğe göre daha çok toplumsal fayda sağlar.

Madencilik,ciddi çevresel sorunlar yaratır, toprağın, suyun kirlenmesi, bitkisel üretimin,hayvancılık faaliyetlerinin olumsuz etkilenmesine neden olur.

Kural,yasa tanımadan yapılan vahşi madencilik, sadece bugünü değil geleceği de karartır,yok eder.

Altın,kömür,zeytin

Türkiye’de madencilik ve tarım tartışması ağırlıklı olarak kömür madenleri, kömüre dayalı termik santraller, altın madenciliği ve zeytinlik sahaları üzerinden yapılıyor. Madenciler için en büyük engellerden birisi Zeytincilik Yasası’dır. Bu nedenle son 10 yılda 7 kez yasayı değiştirmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa teklifi verildi. Her seferinde muhalefet ve iktidar milletvekilleri tarafından red edildi.

Dünyada çok az coğrafyada yetişen zeytinin ana yurdu Türkiye. Zeytin ve zeytinyağı dünyada üretimi ve tüketimi artan önemli iki ürün. Zeytinciliği altına feda edemeyiz.

Yapılan vahşi madencilik sadece toprağımızı,suyumuzu,yaşam alanlarımızı yok etmekle kalmıyor, altının ayrıştırılmasında kullanılan siyanür, atıklar, termik santrallerde, jeotermal enerji santrallerinde olduğu gibi çevreye yayılan ağır metallerle, suya karışan ağır metaller soframıza kadar geliyor. Doğal yaşamı,insanları,bitkileri,hayvanların yaşamını tehdit ediyor.Yok ediyor.

Bütün bunlar ne uğruna yapılıyor? Dünyanın terk etmeye başladığı fosil yakıtlardan enerji üretmek için. Yeraltındaki madenleri çıkarıp ham olarak ihraç etmek için. Ham olarak sattığımız madenleri sonra 10 katı 20 katı para ödeyerek mamul olarak,hammadde olarak ithal ediyoruz. Yabancı şirketler çıkardıkları altının yüzde 95’ini ülkelerine götürüyor.Bize siyanür havuzları, rehabilite edilmemiş çevre manzaraları, ölüm saçan atıklar kalıyor. Türkiye’nin tarım ve madencilik politikasını radikal bir biçimde değiştirmezse soframızda gıdalarla birlikte ağır metalleri tüketmeye devam ederiz.

TMO’ya ilave 500 bin ton buğday ithalat yetkisi

TMO’ya ilave 500 bin ton buğday ithalat yetkisi

Türkiye buğday ithalatına doymuyor. Bu yılın ilk 10 ayında 7.6 milyon ton ile buğday ithalatında tarihi rekor kırılırken, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne sıfır gümrükle verilen 1 milyon ton buğday ithalat yetkisi 500 bin ton artışla 1.5 milyon tona çıkarıldı.
Resmi Gazete’de bugün(15 Aralık 2019) yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Toprak Mahsulleri Ofisi’ne 16 Ocak 2019’da Resmi Gazete’de yayınlanan Karar ile verilen 1 milyon ton buğday ve mahlut ithalat yetkisi 1 milyon 500 bin tona çıkarıldı.

Türkiye 2019’un ilk 10 aylık döneminde 6 milyon 750 bin ton ekmeklik ve 902 milyon ton makarnalık olmak üzere toplamda 7 milyon 652 bin ton buğday ithalatı yaptı. Bu tarihi rekor, üretimin azalmasından kaynaklanıyor.

Geçen yıl ilk 10 ayda 4.3 milyon ton olan ekmeklik buğday ithalatı bu yıl aynı dönemde yüzde 57 artışla 6 milyon 750 bin tona ulaştı. Makarnalık buğday ithalatı ise aynı dönemde yüzde 148 artışla 364 bin tondan 902 bin tona çıktı.

Üretim azalıyor

Son 5 yıllık verilere bakıldığında Türkiye’nin buğday üretimi azalıyor. 2015 yılında 22 milyon 600 bin ton olan buğday üretimi 2016’da 20 milyon 600 bin tona düştü. 2017’de 21 milyon 500 bin ton olan üretim 2018’de 20 milyon tona, 2019’da da 19 milyon tona geriledi. Türkiye’nin buğday tüketimi de 19 milyon ton. Üretimle tüketim başabaş noktasına geldi.

Tarım Bakanlığına göre üretimdeki düşüşün nedenleri

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin talimatıyla stratejik öneme sahip bazı tarım ürünleri hakkındaki gelişmelerin izlenmesi için oluşturulan ürün takip masalarının hazırladığı Buğday Raporuna göre üretim alanlarının daralması ve üretimdeki düşüşün nedenleri şöyle ifade ediliyor: “Buğday ekim alanlarında yaşanan azalma en yüksek seviye çıkarak toplam buğday ekiliş alanları 70 milyon dekarın altına gerilemiştir. Geçen sezon kuraklığa bağlı yaşanan üretim azalması, fiyatların düşük seyretmesi, girdi fiyatlarının aşırı yükselmesi, bu sezon için buğday üreticisinin alternatif ürünlere yönelmesine sebep olmuştur.”

Mazot,gübre ve ilaç fiyatları yüksek

Girdi fiyatlarının yüksek olmasının da üretimdeki düşüşte etkili olduğu belirtilen raporda: “Ayrıca yine yüksek mazot, gübre ve ilaç fiyatları yüzünden çiftçi ürününe yeterli özeni gösterememiş, tohum yatağını düzgün hazırlayamamış, daha düşük miktarda gübre kullanıp, yeterli ilaçlama yapamamıştır. İklimsel olarak şartların normal gitmesine ve bölge ülkelerindeki üretim artışına rağmen ülkemiz üretiminde alan azalmasından ve ürüne yetersiz bakımdan kaynaklı üretim azalması yaşanmıştır.” denildi.

Mamul madde ihracatı

İthal buğdayın büyük bölümü un,makarna,irmik ve diğer ürünlerde kullanılıyor ve bu ürünlerin de büyük bölümü ihraç ediliyor. Türkiye Makarna Sanayicileri derneği verilerine göre, bu yılın ilk 10 aylık döneminde makarna ihracatında yüzde 8.63 oranında artış sağlandı.Makarna ihracatı 1 milyon 70 bin tona ulaştı. Un ihracatı ise 2019 yılının ilk 9 ayında 2 milyon 380 bin ton olarak gerçekleşti.Geçen yıl aynı dönemde un ihracatı 2 milyon 460 bin tondu.

Buğday üretimi ve ithalatı (bin ton)
YIL ÜRETİM İTHALAT
2015 22.600 4.349
2016 20.600 4.225
2017 21.500 4.990
2018 20.000 5.781
2019* 19.000 7.652

* İlk 10 ay
Kaynak: TÜİK

Sudan’da arazi kiralandı,şirket kuruldu, üretim yerine ithalat yapılacak

Sudan’da arazi kiralandı,şirket kuruldu, üretim yerine ithalat yapılacak

Hükümet, Sudan’a özel ilgi gösteriyor. Özellikle tarım konusunda bu ülkeyle işbirliği için çalışmalar yıllardır sürdürülüyor. Önemli anlaşmalar imzalandı. Sudan’da 99 yıllığına 780 bin 500 hektar tarım arazisi kiralandı. Bu arazilerde hem devlet hem özel sektör tarımsal üretim yapacaktı.Bunun için şirkette kuruldu. Fakat, üretim yerine iş dönüp dolaştı ve bu ülkeden tarım ürünleri,canlı hayvan ithal etmeye döndü.

Bakanlar Kurulu’nun 9.11.2015 tarih ve 2015/8234 sayılı kararı ile onaylanan ” Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İkili Tarımsal İşbirliği ve Ortaklığına İlişkin Anlaşma”ya dayanarak “Türk Sudan Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Anonim Şirketi kuruldu. Şirket sermayesinin yüzde 80’i, Tarım Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne, yüzde 20’si Sudan’a ait.

Türkiye-Sudan Ticaret ve Ekonomik Ortaklık Anlaşması Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 24 Aralık 2017 tarihinde Sudan’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında dönemin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ve Sudan Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Hatim El Sir Ali tarafından imzalandı.

Bu yıl Nisan ayında Sudan’da darbe ile yönetim devrilince, Türkiye’nin bu ülkedeki tarımla ilgili faaliyetleri belirsizlik sürecine girdi.

Bu hafta Sudan ile imzalanan Ekonomik Ortaklık Anlaşması bir kez daha gündeme geldi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu’nun 4 Aralık’ta Komisyon Başkanı Volkan Bozkır başkanlığındaki toplantıda “Türkiye Cumhuriyeti ve Sudan Cumhuriyeti Arasında Ticaret ve Ekonomik Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Yetki Verilmesine İlişkin Kanun Teklifi” ele alındı.

Ziraat Katılım şube açacak

Toplantı tutanaklarına göre, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Sudan’la Osmanlı’ya uzanan çok köklü bir tarihi ve kültürel işbirliği olduğuna dikkat çekerek özetle şu bilgileri verdi: ” Şu an firmalarımız Sudan’da 70’e yakın proje üstlendiler. Ülkemizde de Sudan sermayeli 100 firma faaliyet gösteriyor. Sudan’da hâlihazırda yaklaşık 350 milyon dolar değerinde yatırımımız bulunuyor. Öte yandan, Ziraat Katılım Bankamızın Hartum Şubesinin açılışına ilişkin süreç de tamamlanmak üzere. Ticaret hacmimiz 2002’de yaklaşık 72 milyon dolardı, geçtiğimiz yıl 435 milyon dolar düzeyine ulaştı. Tabii bunu yeterli bulmuyoruz. Sudan’a gıda maddeleri, sanayi malları, makine ve teçhizat, tekstil ürünleri, buğday, rafineri ve ulaşım araç gereçleri, ilaç ve kimyasal ürünler ihraç ediyoruz. Sudan’dan da yine, altın, petrol ve petrol ürünleri, pamuk, susam, Arap zamkı, şeker ve yer fıstığı ithal ediyoruz.”

Tarımda 802 ürün için gümrük vergisi tavizi verildi

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürü Hüsnü Dilemre ise, Sudan ile Avrupa Birliği arasında serbest ticaret anlaşmasının imzalandığını hatırlatarak :”Bu çerçevede anlaşmayla karşılıklı pazar açılımlarının sağlanmasını teminen ülkemiz, Sudan’dan ithal edeceği tarım ürünlerinde, gümrük vergisine tabi 802 üründe gümrük vergilerini kaldırmayı taahhüt etmiştir. Bu ürünler Sudan’dan tarım ürünleri ithalatımızın yüzde 8’ine, 3.5 milyon dolara denk gelmektedir. 35 adet üründe ise gümrük vergilerinde yüzde 50 oranında indirim taahhüt ettik. Bunlarda Sudan’dan ithalatımız bulunmamaktadır. Buna karşılık olarak Sudan tarafı, ticarete konu olan hem sanayi hem tarım ürünlerinin yüzde 87’sinde ülkemize taviz vermiştir. Söz konusu ürünler Sudan’a ihracatımızın yüzde 55’ine, yaklaşık 103 milyon ABD dolarına tekabül etmektedir. Sudan mevcut gümrük vergilerini 6 farklı ürün listesi kapsamında kademeli olarak 2028 yılına kadar kaldıracaktır. ” bilgisini verdi.

İthal edilecek tarım ürünleri ve miktarları

Komisyonda söz alan Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu Üyesi Ahmet Ünal Çeviköz, anlaşmanın eklerine bakıldığında, Türkiye’nin tarım ürünlerinde kota bazlı tavizlerini içerdiğini belirtti. Çeviköz şunları söyledi: “Bu belge ve yüzde 100 kota içi tarife indirimi uygulanarak Sudan’dan ithal edilecek ürünlerin hangileri olduğunu ve ne kadar miktarda ithal edileceklerini açıklıyor. Bunlar ilginç; 50 bin büyükbaş, 2 bin küçükbaş hayvan, 8 bin ton et, 2 bin ton tereyağı, 2 milyon yumurta, 500 ton bal, 5 bin ton patates, 5 bin ton domates, bin ton sarımsak –Taşköprü için özellikle üzülüyorum- 2 bin ton üzüm, her biri 5 biner ton olmak üzere buğday, arpa, yulaf, mısır ve 2 bin ton buğday unu bu listenin içinde bulunuyor.”

Bu ürünlerin tamamının Türkiye’de üretildiğini hatırlatan Çeviköz: ” Bu ürünlerin tamamının Türkiye’de üretilmesi ve yetiştirilmesi göz önüne alınırsa Sudan’dan yapılacak bu ithalatın bu şekilde düzenlenmesi Türkiye’deki üreticiyi olumsuz şekilde etkiliyor. Yani iç piyasamızın ve üreticilerimizin aleyhine olan bir durumu bu anlaşmayla aslında tescil ediyoruz. Tarım ve hayvancılık sektöründeki sorunlarımız malum, üreticilerimizi korumayı esas alan bazı kapsamlı politikalar geliştirmek ve bu sorunları bu şekilde aşmak yerine et ithal ederek fiyatları düzenlemeye çalışmak zannediyorum Türkiye için çok olumsuz bir tablo oluşturuyor. Türkiye’nin bu şekilde düzenlenen anlaşmalar yoluyla giderek ithalata daha bağımlı bir ülke hâline gelmesine onay vermek istemiyoruz.” dedi.

Çiftçiye 2018 buzağı desteği ödenmedi

Türkiye bir yandan atıl arazilerini değerlendirmek için çaba gösterirken, kendi çiftçisine yeterli destek sağlayamazken Sudan’dan tarım ürünleri ithal etmesi üretim yapan çiftçiye zarar verecektir. Belirlenen ithalat miktarları belki çok yüksek değil, ancak dünyanın yedinci, Avrupa’nın 1. ülkesi olan Türkiye’nin Sudan’dan ithalat yapması kabul edilebilir bir durum değil.

Özetle, kendi çiftçinize 2018 yılı buzağı desteğini bile ödeyemezken Sudan’dan canlı hayvan, tereyağı,sarımsak,patates,domates ve diğer tarım ürünleri ithal etmek çiftçiye büyük haksızlık olur. Ayrıca, ister ülke bazında isterse şirket bazında olsun, bir başka ülkenin arazisini kiralayıp veya satın alarak tarımsal üretim yapmanın o ülkedeki halka haksızlık olduğunu da vurgulamamız gerekiyor. Bugün açlık yaşanan Afrika’da, arazilerin başka ülkeler veya şirketler tarafından kullanıldığını unutmayalım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bizi Takip Edin!

11,915TakipçilerBeğen
9,608TakipçilerTakip Et
3,915TakipçilerTakip Et
74,521TakipçilerTakip Et
1,330AboneAbone Ol
- Advertisement -
Reklam Ver

Yazar Hakkında

Ali Ekber Yıldırım kimdir? Dünya Gazetesi'nde 30 yıldan beri gazetecilik yapıyor. Muhabir,haber müdürü ve İzmir Temsilcisi olarak çalıştı. Tarım konusunda uzmanlaştı ve 22 yıldır tarım yazıyor. Tarım,gıda,hayvancılık konularında ulusal ve yerel televizyonlarda sıklıkla görüşüne başvuruluyor.