Çiftçinin ürettiği çiğ sütün fiyatını devlet belirliyor. Yem başta olmak üzere çiftçinin kullandığı girdiler ise üreticileri veya ithalatçıları tarafından serbestçe belirleniyor. Çiğ sütten elde edilen içme sütü, yoğurt, peynir, tereyağı ve diğer süt ürünlerin de fiyatı yine üreticileri tarafından serbestçe belirleniyor. Çiftçi ürettiği sütün fiyatını kendisi belirleyemiyor.
Son 30 yıla bakıldığında, farklı yöntemler uygulansa da çiğ süt fiyatının belirlenmesi her defasında bir krize neden oluyor. Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu 30 Ekim 2026 tarihinde toplandı ve çiğ süt referans fiyatının güncellenmesi, artırılması konusunda karar bekleniyordu. Ancak, güncelleme yapılamadan toplantı sona erdi. Bir hafta sonraya bırakıldı. Bu yazı yayınlandığında fiyat açıklanmış ta olabilir. Zaten fiyatın ne kadar olduğundan çok belirlenme ve açıklanma biçimi önemli.
Süt fiyatının belirlenme süreci
Çiğ süt referans (tavsiye) fiyatını kamuoyuna açıklayan Ulusal Süt Konseyi(USK) 2009 yılında kuruldu. Öncesinde çiğ süt fiyatı, Köy-Koop Birliği ile büyük süt sanayicileri arasında yapılan ihale ile belirleniyordu. İhalede belirlenen fiyat ülke genelinde baz alınır ve süt fiyatı buna göre oluşturuluyordu. Fakat ihale sisteminde de çok sorun yaşandığı için, üretici, sanayici ve diğer aktörlerin yer alacağı ortak bir platformun oluşturulması fikri ortaya çıktı. Ulusal Süt Konseyi bu amaçla kuruldu.
Ulusal Süt Konseyi’nin kuruluşunu öngören yönetmelik 23 Eylül 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu yönetmelik çerçevesinde 26 Ocak 2009’da toplanan Ulusal Süt Konseyi Kurucular Kurulu, geçici yönetim kurulunu seçerek göreve başladı. Böylece sektörde 10 yılı aşkın bir süre konuşulduktan, tartışıldıktan sonra Ulusal Süt Konseyi resmen kuruldu.
Çiftçinin süt fiyatı nasıl belirleniyor?
Piyasaya müdahale gücü, herhangi bir yaptırımı olmayan Ulusal Süt Konseyi, yapısı itibariyle yaşanan sorunlara çözüm üretmesi mümkün değildi. Geçen 15 sene bunu gösterdi. Ulusal Süt Konseyi’nin yönetimi 4 farklı gruptan oluşuyor. Yönetimde, sanayici alt grubu 3 üye, üretici alt grubu 3 üye, kamu alt grubu 3 üye ve sivil toplum kuruluşları/akademisyen alt grubu 3 üye ile temsil ediliyor. Yönetim Kurulu’ndaki toplam 12 üyeden sadece 3’ü çiğ süt üreticisi.
Konsey’in yaptığı en önemli iş, çiğ süt referans fiyatını belirlemekti. Yani çiftçinin ürettiği çiğ sütün fiyatını, sütü alan sanayici, sütle ilgisi olmayan bürokrat, üniversitedeki öğretim üyeleri belirliyor. Konsey yönetimindeki sanayici doğal olarak sütü en uygun fiyata almak ister. Bürokratlara bakıldığında, Hazine ve Maliye Bakanlığının temsilcisi var. “Süt fiyatı artarsa enflasyon artar” yaklaşımı ile fiyatın artmasını istemiyor.
Süt fiyatını belirleme yetkisi 2018’de Gıda Komitesi’ne verildi
Merkez Bankası’nın 2018 yılı ilk enflasyon raporunda çiğ süt fiyatındaki artış gıda enflasyonunun en önemli nedenlerinden birisi olarak gösterilmişti. Önlem olarak, çiğ sütte referans fiyatın belirlenmesi yetkisi Ulusal Süt Konseyi’nden alınarak Gıda Komitesi’ne verildi. O dönem Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olan Mehmet Şimşek, dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya Ulusal Süt Konseyi’nin 2017 yılı Eylül ayında çiğ süt referans fiyatını 1 lira 30 kuruştan 1 lira 40 kuruşa, Ocak’ta ise 1 lira 53 kuruşa yükseltilmesinden duyduğu rahatsızlığı bildirdi. Şimşek, enflasyonla mücadelenin temel hedef olduğunu ve bundan sapmamak için fiyat artışının yanlış olduğunu ifade ettiği ve bundan sonra çiğ süt fiyatının Merkez Bankası’nın koordinasyonunda çalışmalarını sürdüren Gıda Komitesi’ne verildi.
Çiğ süt fiyatı aylarca sabit tutuldu
O dönemki adıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 31 Ocak 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmeliği” değişikliği ile çiğ süt referans fiyatının belirlenmesi Ulusal Süt Konseyi’nden alınarak Gıda Komitesi’nin onayına bırakıldı. O dönemde enflasyon artmasın diye 15 Ağustos 2018’den 30 Nisan 2019’a kadar tam 11 ay çiğ süt referans fiyatı sabit tutuldu, artırılmadı. Gıda Komitesi, 3,5 yıl çiğ süt fiyatını belirleyip Ulusal Süt Konseyi’ne verdi. Konsey, kendisine verilen fiyatı açıklayan, içi boşaltılmış bir kuruma dönüştürüldü.

Şimdilerde Gıda Komitesi’nden bir fiyat dikte ediliyor. Ulusal Süt Konseyi, toplantılar yapıyor, maliyet hesaplıyor ve bunun sonunda bir referans fiyat açıklanıyor. Çoğunlukla üretim maliyetinin altında belirlenen bu fiyata kimse uymuyor. Üreticiden referans fiyatın altında fiyatla süt alınıyor. Alınan karar gereği 3 ayda bir toplantı yapılarak fiyatın güncellenmesi gerekiyor. Ancak bu bile yapılmıyor.
Tek tip üretim sözleşmesi de çözüm olmadı
Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Hayvansal Üretim Tip Sözleşmesi kapsamında 2025 yılı “Çiğ Süt Üretim Sözleşmesi” ve “Tarımsal Amaçlı Örgüt Aracılığı İle Yapılan Çiğ Süt Üretim Sözleşmesi”ni uygulamaya koydu.
Bu sözleşme, mevzuatta belirtilen yerlerde ve uygun şartlarda çiftlik hayvanlarından üretici tarafından üretilen alıcı tarafından satın alınacak çiğ sütün içeriği, üretim yeri, üretim şekli, miktarı, kalitesi,teslim şartları, teslim zamanı, teslim yeri, soğutma ve hizmet bedeli, primi, muayene ve kabul şartları, fiyatı ve ödeme koşulları ile tarafların diğer hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi ile ilgili konuları kapsıyor.
Sözleşmedeki fiyat, referans fiyatın altında olamaz
Sözleşmede çiğ sütün litre fiyatının nasıl belirleneceğine ilişkin 4 kriter yer alıyor;
a) Ulusal Süt Konseyi’nin ilan ettiği tavsiye fiyatına göre,
b) Kaliteye, içeriğe ve miktara göre,
c) Pariteye göre,
d) Pazarlık ile.
Sözleşmede bu kriterlere göre fiyat belirlenebileceği ifade edildikten sonra şöyle deniliyor: “Bu madde kapsamında belirtilen parametrelere göre belirlenecek fiyat hiçbir koşulda Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan tavsiye fiyatının altında olamaz. Ulusal Süt Konseyi’nin, Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi’nin görüşünü alarak ilan ettiği tavsiye fiyatı, bu sözleşme kapsamında üreticiye soğutma, nakliye ve benzeri yan giderler hariç ödenecek miktardır. Soğutma, nakliye ve benzeri yan giderler bu fiyata ilave edilir. Ulusal Süt Konseyi ihtiyaç halinde sözleşme süresi içerisinde yeni bir fiyat belirlemesi halinde, bu sözleşmede belirlenen süt fiyatı aynı oranda değişmiş olarak kabul edilecektir. Güncellemenin yapıldığı tarihten itibaren sözleşme sonuna kadar yeni fiyat geçerli olacaktır. Sözleşme dönemi içerisinde birden fazla fiyat güncellemesi halinde belirlenen son fiyat sözleşmenin güncel fiyatı olarak taraflar arasında herhangi bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın geçerli fiyat kabul edilecektir.”
Sözleşmelere de tam olarak uyulmadığı için çiğ süt fiyatının belirlenmesi hep sorun olmaya devam ediyor. Ulusal Süt Konseyi’nin Gıda Komitesi’nin isteği doğrultusunda açıkladığı referans fiyat bu anlamda önem kazanıyor. Çünkü tek kriter bu referans fiyat kabul ediliyor.
Süt fiyatı 6 aydır sabit, yem fiyatlarına zam serbest
Ulusal Süt Konseyi’nin 1 Mayıs 2026’dan geçerli olan litre başına 24 lira 30 kuruşluk çiğ süt referans fiyatı 6 aydır sabit tutuluyor. Yem fiyatlarına ise serbestçe zam yapılıyor. Bu konuda Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Yönetim Kurulu, 28 Eylül 2026 günü yaptığı açıklamada çiğ süt referans fiyatının Ekim ayında güncellenmesi gerektiğini kamuoyuna duyurdu. Güncelleme yapılmayınca bu kez 27 Ekim 2026 tarihinde ikinci bir açıklama ile 1 Kasım itibariyle çiğ süt fiyatının güncellenmesi gerektiğini duyurdu.
Türkiye süt hayvancılığı sektörünün, artan üretim maliyetleri karşısında zorlu bir süreçten geçerken, çiğ süt üreticilerinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) Kasım ayında çiğ süt tavsiye fiyatını güncellemesinin bir zorunluluk olduğuna dikkat çekilen açıklamada özetle şu bilgilere yer verildi: “Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ulusal Süt Konseyi tarafından gerçekleştirilen Süt Çalıştayı’nda çiğ süt tavsiye fiyatının üç aylık dönemler halinde değerlendirilmesi yönünde ortak bir yaklaşım benimsenmiş olmasına rağmen, 1 Mayıs’tan itibaren geçerli olan fiyatın sabit bırakılarak Ekim ayında tekrar değerlendirilecek şeklinde açıklanması ve halen bir açıklamanın olmaması üretici kesiminde ciddi bir memnuniyetsizlik yaratmıştır.”
Üretici fiyatı baskılanırken raf fiyatları artıyor
Çiğ süt üreticisinin satış fiyatı sabit tutulurken, süt ve süt ürünlerinin perakende satış fiyatlarında önemli artışlar yaşandığı belirtilen açıklamada:” İçme sütü, beyaz peynir, yoğurt ve diğer süt ürünlerinde tüketicinin karşılaştığı fiyat artışları devam ederken, çiğ süt üreticisinin gelirinin artmaması sektörün temel çelişkilerinden biri haline gelmiştir. Enflasyonla mücadele adına üretici fiyatlarının baskılanmasının sonuç vermediği açıkça görülmektedir. Üretici fiyatını sabit tutmak ne raf fiyatlarındaki artışı engellemekte ne de tüketiciyi koruyabilmektedir. Aksine bu yaklaşım, süt üreticisinin üretimden çekilme riskini artırmaktadır.” bilgisine yer verildi.
Artan maliyetler üreticiyi zorluyor
Geçen yılın bu dönemine göre yem satışlarında yüzde 15-20 düşüş olduğu belirtilen açıklamada özetle şu bilgilere yer verildi: “Yem satışlarındaki bu gerileme, üreticilerin hayvanlarını verim odaklı değil, yalnızca yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde beslemek zorunda kaldığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle birçok işletme artık üretimi artırmayı değil, işletmesini ayakta tutmayı hedeflemektedir. Bu durum süt üreticisinin ne denli zor şartlar altında faaliyet gösterdiğinin açık bir göstergesi olup, gerekli fiyat güncellemesinin daha fazla geciktirilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.”
Üreticilerin beklentisi ne?
Ulusal Süt Konseyi’nin 30 Ekim 2026’da zoom üzerinden yaptığı yönetim kurulu toplantısından fiyat güncellemesi çıkmayınca farklı kesimlerden fiyatın bir an önce güncellenmesi ile ilgili açıklamalar yapıldı.
Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı ve aynı zamanda Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Köten, Ulusal Süt Konseyi toplantısı sonrasında üreticilerin beklentilerini içeren bir açıklama yaptı. Açıklamada özetle şöyle şu bilgilere yer verdi: “ 30 Ekim tarihinde saat 11.00’de, yönetiminde yer aldığım Ulusal Süt Konseyi (USK) ile Zoom üzerinden bir toplantı gerçekleştirdik. Toplantıda yapılan değerlendirmeler sonucunda çiğ süt fiyatına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamış, kararın önümüzdeki hafta yapılacak toplantıya bırakılması kararlaştırılmıştır. Ancak bizler üretici temsilcileri olarak, toplantıda yalnızca çiğ süt fiyatını değil, sektörümüzün geleceğini doğrudan etkileyen ve acil çözüm bekleyen temel sorunlarını da gündeme taşıdık.”
Yem fiyatlarına her hafta zam yapılıyor
İlhan Köten gündeme taşıdıkları sorunları sıralarken her hafta yapılan yem zamlarına değindi. Köten açıklamasında şöyle dedi: “Yem fiyatlarındaki kontrolsüz artış ve süt fiyatıyla oluşan zamanlama çelişkisi. Bugün hayvancılık sektörünün en önemli sorunlarının başında yem maliyetleri gelmektedir. Yem fiyatlarına neredeyse her hafta zam yapılırken üreticilerimiz bu artışlar karşısında giderek daha fazla zorlanmaktadır. Özellikle küçük aile işletmelerimizde, yem maliyetlerinin baskısı nedeniyle hayvanların ihtiyaç duyduğu beslemeyi karşılamakta güçlük çekildiğini görüyoruz. Hatta bazı işletmelerde hayvanların ancak yaşam payını karşılayabilecek düzeyde beslendiğine şahit oluyoruz. Bunun sonucu ise süt veriminde düşüş, üretimde kayıp ve işletmelerin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girmesidir.
Diğer taraftan, Ulusal Süt Konseyi tarafından yeni bir çiğ süt fiyatı açıklandığında, yem fiyatlarının aynı gün veya hemen sonrasında artırılması üreticilerimizde ciddi bir haklı tepkiye neden olmaktadır. Üreticinin henüz açıklanan yeni süt fiyatından gelir elde etmeye başlamadan yem fiyatları artırılmakta, böylece yapılan fiyat artışının önemli bir bölümü daha üreticinin cebine girmeden geri alınmaktadır. Bu nedenle yem piyasasındaki fiyat oluşumunun şeffaf, öngörülebilir ve denetlenebilir olması gerektiğini düşünüyoruz. Üreticinin korunması için yem fiyatlarındaki artışların gerekçeleri ortaya konulmalı, haksız ve spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçilmelidir. Yem fiyatları ile çiğ süt fiyatı arasında üreticiyi koruyacak bir mekanizma oluşturulmalıdır.”
Enflasyonun faturası üreticiye kesilemez
Üretici örgütlerini temsilen Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi olan İlhan Köten, yıllardır kamuoyunda çiğ süt fiyatlarındaki artışın enflasyonu tetiklediği yönünde bir yaklaşım sergilendiğini hatırlatarak: “ Enflasyonun sorumlusu yalnızca üreticinin ürettiği süt müdür? Girdi maliyetleri sürekli artarken üreticiden bu artışları karşılamadan üretime devam etmesini beklemek ne kadar doğrudur? Enflasyonla mücadele etmenin yolu, üreticinin emeğini ve alın terini değersizleştirmek, süt fiyatlarını baskılamak olmamalıdır. Üretici enflasyonun sebebi değil, artan maliyetlerin doğrudan mağdurudur. Üretimin devamlılığını sağlamak istiyorsak üreticinin sürdürülebilir bir gelir elde etmesini güvence altına almak zorundayız”dedi.
Adil, dengeli ve sürdürülebilir bir üretim modeli olmalı
Üreticilerin amacının sütü fahiş fiyatlarla satmak olmadığını belirten Köten sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim isteğimiz; girdi maliyetlerinin makul seviyelere gelmesi, emeğimizin karşılığını alabilmemiz ve ailemizi helalinden kazandığımız gelirle geçindirebilmemizdir. Elbette tüketicimizi de sanayicimizi de düşünmek zorundayız. Ancak üreticinin ayakta kalamadığı bir sistemde ne sanayicinin ne tüketicinin uzun vadede kazanması mümkündür. Önümüzdeki hafta yapılacak Ulusal Süt Konseyi toplantısından ve bundan sonraki süreçten beklentimiz açıktır: Üreticiyi, sanayiciyi ve tüketiciyi karşı karşıya getiren değil; her üç tarafın da haklarını gözeten, hakkaniyetli ve sürdürülebilir kararların alınmasıdır. Unutulmamalıdır ki süt üretimi yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, ülkemizin gıda güvencesi ve kırsal kalkınması açısından da stratejik bir meseledir. Üreticinin kazanamadığı, üretimin sürdürülemediği bir sektörde geleceği konuşmak mümkün değildir. Bizler üretmeye devam etmek istiyoruz. Tek beklentimiz, emeğimizin karşılığını alabileceğimiz adil bir üretim düzeninin kurulmasıdır.”