Paylaş
Tarım Gazetesi ihracat seracılık

Yaş sebze ve meyvede üretim artışı ihracata yeterince yansımıyor

İklim krizi nedeniyle yaş sebze ve meyve üretiminde ciddi bir dalgalanma yaşanırken, yüksek girdi maliyetleri, döviz kurunun baskılanması nedeniyle ihracatta rekabet şansı azalıyor. Buna bağlı olarak ihracat miktar bazında azalırken, değer olarak artıyor. Ticaret…

Yaş sebze ve meyvede üretim artışı ihracata yeterince yansımıyor

İklim krizi nedeniyle yaş sebze ve meyve üretiminde ciddi bir dalgalanma yaşanırken, yüksek girdi maliyetleri, döviz kurunun baskılanması nedeniyle ihracatta rekabet şansı azalıyor. Buna bağlı olarak ihracat miktar bazında azalırken, değer olarak artıyor. Ticaret Bakanlığı’nın Yaş Sebze ve Meyve Raporu’na göre 2022 yılında 1,7 milyon ton yaş sebze ve meyve ihracatı karşılığında 2,7 milyar dolar gelir elde edilirken 2025’te ihracat miktarı 3 milyon tona gerilerken elde edilen döviz 3,2 milyar dolara ulaştı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) verilerine göre Türkiye, sebze üretiminde dünyada 4. Sırada yer alırken meyve üretiminde 6.sırada. Üretim, iklim şartlarına bağlı olarak dalgalı bir seyir izlemesine rağmen Türkiye’nin ihtiyacını karşılamasının yanı sıra önemli bir ihracat kalemi.

Zaman zaman ürün bazında önemli sıkıntılar yaşanmasına rağmen yaş sebze ve meyvede genel olarak üretimde miktar olarak ciddi bir sorun yaşanmıyor. Türkiye üretiyor. Ancak artan maliyetler nedeniyle üretici para kazanamamaktan şikayet ediyor. İhracatta ise yüksek maliyet ve dövizdeki baskı nedeniyle pazarları kaybetme riski artıyor.

Artan üretime rağmen ihracat miktar olarak azalırken değer olarak artıyor. İhracatın miktar olarak azalması sebze ve meyve üreticilerine olumsuz yansıyor. Yaş sebze ve meyve ile ilgili sadece 2025 yılını baz alarak yapılacak değerlendirmeler yanlış sonuçlar doğurabilir. Özellikle zirai don nedeniyle 2025’te yaş sebze ve meyve üretiminin azalması ve buna bağlı olarak ihracatta da düşüşler yaşandı. Bu yıl üretim geçen yıla göre rekor seviyeye ulaştı. İhracatta toparlanma oldu. Ancak ihracatta yüksek maliyet ve döviz kurunun baskı altında tutulması ile pazarlar kaybediliyor.

Yaş sebze ve meyvede üretim artışı ihracata yeterince yansımıyor - 1

Amerika Tarım Bakanlığı(USDA)’nın yeni yayımlanan Türkiye Sert Çekirdekli Meyve Raporu’nda da yüksek girdi maliyetleri ve düşük değerli lira nedeniyle Türk üreticilerin, geçen yılki düşük seviyelerden toparlanan taze kiraz ve şeftali/nektarin ihracatına rağmen, İspanya, İtalya, İran ve diğer rakiplerle rekabet etmekte zorlandığı ifade ediliyor.

Ticaret Bakanlığı yakın zamanda Yaş Sebze ve Meyve ile ilgili önemli bir rapor yayınladı. Dünya ve Türkiye üretimi ve ihracatını ayrıntılı olarak ele alan bu rapor sektördeki genel durumu yansıtıyor. Raporun ayrıntılarını özetleyerek paylaşıyorum:

Dünya yaş sebze üretimi 1,1 milyar ton

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya yaş sebze üretimi son yıllarda artış eğilimini sürdürmektedir. FAOSTAT verilerine göre, 2023 yılında küresel yaş sebze üretimi 1,174 milyar ton seviyesinde gerçekleşirken, 2024 yılında yaklaşık yüzde 1,7 oranında artarak 1,194 milyar tona yükseldi.

Dünya yaş sebze üretim desenine bakıldığında, 2024 yılı itibarıyla en yüksek üretim hacmine sahip ürünün 390,4 milyon ton ile patates olduğu görülmektedir. Patates ürününü sırasıyla domates (195,0 milyon ton), kuru soğan (116,3 milyon ton), hıyar ve kornişon (99,2 milyon ton) ile lahana (72,5 milyon ton) takip etmektedir. Söz konusu ürünler, küresel yaş sebze arzının temel bileşenlerini oluşturmakta olup; patlıcan, havuç, biber, karnabahar ile marul ve hindiba ürünleri de üretim hacmi bakımından öne çıkan diğer ürün grupları arasında yer almaktadır.

Yaş sebze üretiminin yüzde 90’ı 10 üründen oluşuyor

Dünyada en fazla üretilen ilk 10 yaş sebze ürününün toplam üretimi 2024 yılında yaklaşık 1,07 milyar ton düzeyine ulaşmış olup, bu miktar toplam dünya yaş sebze üretiminin yaklaşık yüzde 90’ına karşılık gelmektedir. Bu durum, küresel yaş sebze üretiminin belirli ürün gruplarında yoğunlaştığını göstermektedir.

Ülke bazında değerlendirildiğinde, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) küresel yaş sebze üretiminde lider konumunu sürdürmektedir. FAO verilerine göre, Çin’in 2024 yılı yaş sebze üretimi 649,8 milyon ton olarak gerçekleşmiş olup, ülkenin dünya toplam üretiminden aldığı pay yüzde 54,4 seviyesine ulaşmıştır.

Çin’in üretimdeki baskın konumu; geniş tarım alanları, yüksek verimlilik düzeyi, yoğun girdi kullanımı ve farklı agro ekolojik bölgelerde yıl boyunca üretim yapılabilmesine imkân sağlayan iklim çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Çin’i sırasıyla Hindistan (142,5 milyon ton), Amerika Birleşik Devletleri (31,9 milyon ton) ve Türkiye (31,6 milyon ton) izlemektedir. Türkiye, 2024 yılı itibarıyla dünya yaş sebze üretiminde dördüncü sırada yer almakta olup, küresel üretimden aldığı pay yüzde 2,65 düzeyindedir. Türkiye’yi Rusya Federasyonu, Mısır, İran, İspanya, Endonezya ve Meksika takip etmektedir.

Dünyada yaş sebze üretiminde öne çıkan ilk 10 ülkenin toplam üretimi 2024 yılında yaklaşık 1,009 milyar ton olarak gerçekleşmiş olup, söz konusu ülkeler dünya toplam yaş sebze üretiminin yüzde 84,5’ini tek başına karşılamaktadır. Buna karşılık diğer ülkelerin toplam üretimi yaklaşık 185 milyon ton seviyesinde kalmıştır. Bu yapı, küresel yaş sebze üretiminde belirli ülkelerin yüksek düzeyde yoğunlaşmış üretim kapasitesine sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Yaş sebze ve meyvede üretim artışı ihracata yeterince yansımıyor - 2

Dünya yaş meyve üretimi 945 milyon ton

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya taze meyve üretimi son yıllarda istikrarlı büyüme eğilimini sürdürmektedir. FAOSTAT verileri esas alındığında, 2023 yılında küresel taze meyve üretimi yaklaşık 929 milyon ton seviyesinde gerçekleşirken, 2024 yılında üretim miktarı yüzde 1,6 oranında artarak yaklaşık 945 milyon tona yükseldi.
2024 yılı itibarıyla dünyada en fazla üretilen taze meyve ürünü 137,6 milyon ton ile muz olmuştur. Muz ürününü sırasıyla karpuz (105,4 milyon ton), elma (98,1 milyon ton), portakal (79,3 milyon ton) ve üzüm (78,5 milyon ton) takip etmektedir. Mango, mandalina, ananas, papaya ve armut ürünleri de küresel taze meyve üretiminde öne çıkan diğer ürün grupları arasında yer almaktadır.

Yaş meyvenin yüzde 80’nini sadece 10 ülke üretiyor

Dünyada en fazla üretilen ilk 10 taze meyve ürününün toplam üretimi 2024 yılında yaklaşık 712 milyon ton düzeyine ulaşmış olup, bu miktar toplam dünya taze meyve üretiminin yaklaşık yüzde 75’ine karşılık gelmektedir.

Ülke bazında değerlendirildiğinde, yaş sebze de olduğu gibi yaş meyve üretiminde de Çin Halk Cumhuriyeti lider konumunu sürdürmektedir. FAO verilerine göre Çin’in 2024 yılı taze meyve üretimi yaklaşık 325 milyon ton olarak gerçekleşmiş olup, dünya toplam üretiminden aldığı pay yüzde 34,4 seviyesine ulaşmıştır. Çin’in üretimdeki güçlü konumu; geniş üretim alanları, farklı agro-ekolojik bölgeler, yüksek verimlilik düzeyi ve gelişmiş tedarik altyapısından kaynaklanmaktadır.

Çin’i sırasıyla Hindistan (118 milyon ton), Brezilya (45 milyon ton), Amerika Birleşik Devletleri (39 milyon ton) ve Endonezya (28 milyon ton) takip etmektedir. Türkiye yaklaşık 27 milyon tonluk üretim hacmi ile dünya taze meyve üretiminde üst sıralarda yer almakta olup, küresel üretimden aldığı pay yaklaşık yüzde 2,9 seviyesindedir.

Dünyada taze meyve üretiminde öne çıkan ilk 10 ülkenin toplam üretimi 2024 yılında yaklaşık 760 milyon ton olarak gerçekleşmiş olup, söz konusu ülkeler dünya toplam taze meyve üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini karşılamaktadır. Bu durum, küresel taze meyve üretiminde belirli ülkelerin yüksek düzeyde yoğunlaşmış üretim kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir.

Türkiye, üretimde ve ihracatta önemli ülkeler arasında

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan “Yaş meyve ve Sebze Sektör Raporu” nda Türkiye’nin durumu ise özetle şöyle dile getiriliyor: “ Bitkisel üretim, Türk tarım sektörünün temel ve stratejik alanlarından biri olup yaş meyve ve sebze ürünleri sektörün en dinamik bileşenleri arasında yer almaktadır. Türkiye’nin sahip olduğu farklı iklim ve ekolojik koşullar sayesinde ılıman iklim ürünlerinin yanı sıra subtropikal ve bazı tropikal ürünlerin de yetiştiriciliği yapılabilmektedir.

Yaş sebze ve meyvede üretim artışı ihracata yeterince yansımıyor - 3

Türkiye, dünya taze meyve ve sebze ticaretinde önemli üretici ve ihracatçı ülkeler arasında yer almaktadır. Özellikle taze incir üretimi ve ihracatında güçlü bir konuma sahip olan Türkiye’de, Bursa’da yetiştirilen “Bursa Siyahı” ile Mut yöresinde yetiştirilen “Mut İnciri”, kalite ve aroma özellikleriyle uluslararası pazarlarda öne çıkan çeşitler arasında bulunmaktadır.

Salatalık, Türk seracılığında geleneksel olarak yetiştirilen önemli sebze ürünlerinden biridir. Özellikle “çıtır salatalık” olarak bilinen çeşit; sulu yapısı, aroması ve raf ömrü avantajı nedeniyle uluslararası pazarlarda yoğun talep görmektedir.

Seracılıktaki gelişme ihracatta süreklilik sağlıyor

Seracılık teknolojilerindeki gelişmeler ve modern üretim tekniklerinin yaygınlaşması sayesinde domates, salatalık, biber, patlıcan ve kabak gibi birçok sebze ürünü yıl boyunca üretilebilmektedir. Modern sera yatırımları, verimlilik ve kalite artışının yanı sıra ihracatta ürün sürekliliğine de katkı sağlamaktadır.

Organik ürünlere yönelik küresel talebin artması, Türkiye açısından yeni ihracat fırsatları yaratmıştır. Türkiye, sahip olduğu yüksek üretim kapasitesi ve uygun ekolojik koşullar sayesinde organik yaş meyve ve sebze üretiminde de önemli bir gelişim göstermektedir.

Türk yaş meyve ve sebze ihracatçıları; kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim kriterlerine uyum konusunda uluslararası standartları benimsemektedir. ISO 9001, ISO 22000, HACCP ve GLOBALG.A.P. gibi sertifikasyon uygulamaları, sektörün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü destekleyen önemli unsurlar arasında yer almaktadır.

Zirai don, 2025’te meyve üretimini yüzde 30,9 düşürdü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılında yaşanan don olayları ve olumsuz iklim koşulları nedeniyle yaş meyve üretimi bir önceki yıla göre yüzde 30,9 oranında azalarak yaklaşık 19,6 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir.

Başlıca meyve ürünlerinde üretim miktarları incelendiğinde; elma, şeftali, nektarin, kiraz ve üzüm üretiminde önemli düşüşler yaşanırken, turunçgil grubunda mandalina üretimi artış göstermiştir. Buna karşılık portakal ve limon üretiminde gerileme kaydedilmiştir.

2025 yılında yaş sebze üretimi ise bir önceki yıla göre 0,9 oranında azalarak 33,3 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Alt ürün grupları incelendiğinde yumru ve kök sebzelerde artış görülürken, meyvesi için yetiştirilen sebzelerde düşüş yaşanmıştır.

Sebze grubunun önemli ürünlerinden domates üretimi yüzde 7,6 oranında azalarak 13,5 milyon ton seviyesine gerilemiştir. Hıyar üretiminde sınırlı düşüş yaşanırken, patlıcan ve kabak üretiminde artış kaydedilmiştir.

Tarımsal ihracatın yüzde 10’u yaş sebze ve meyveden

Toplam tarımsal ihracatın yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan yaş meyve ve sebze sektörü ihracatı, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,3 artış göstererek yaklaşık 3,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Turunçgiller, yaklaşık 1,5 milyar dolarlık ihracat değeriyle sektörün en güçlü ürün grubu olmayı sürdürmektedir. Mandalina, yaklaşık 950 milyon dolar ile narenciye ihracatında ilk sırada yer almakta olup başlıca ihraç çeşidi “Satsuma”dır. Türk limonu ise yaklaşık 413 milyon dolar ihracat değeriyle öne çıkmakta; “Interdonato” ve “Lamas” çeşitleri dış pazarlarda yoğun talep görmektedir. Domates, 402,4 milyon dolar ihracat değeri ve yüzde 12,5 pay ile sektörün en önemli ihraç ürünlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Nar, şeftali, elma ve üzüm de ihracatta öne çıkan diğer ürünler arasında yer almaktadır.

Yaş sebze ve meyvede üretim artışı ihracata yeterince yansımıyor - 4

Mandalina, biber ve nar ihracatındaki artış dikkat çekiyor

Son dönemde özellikle mandalina, biber ve nar ihracatındaki artış eğilimi dikkat çekmektedir. Bununla birlikte sofralık üzüm çeşitleri arasında “Sultana”, uluslararası pazarlarda en fazla talep gören ürünlerden biri olmaya devam etmektedir. İncir, ayva ve nar gibi geleneksel Türk meyveleri ise yüksek kalite ve aroma özellikleri sayesinde dış pazarlarda giderek daha fazla tanınmaktadır. Yaş sebze grubunda ise salatalık-turşu, biber ve soğan ihracatı sektör açısından önemini korumaktadır.

Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ürünleri son yıllarda dünya genelinde geniş bir pazara ulaşmış olup, ürünler 120’den fazla ülke ve serbest bölgeye ihraç edilmektedir. Irak, Rusya Federasyonu, Almanya, Romanya ve Ukrayna sektörün başlıca ihracat pazarları arasında yer almaktadır. 2025 yılında Irak, 884,8 milyon dolar ihracat değeri ve yüzde 27,5 pay ile Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ihracatında ilk sırada yer almıştır. Rusya Federasyonu ise sektör açısından en önemli pazarlardan biri olmayı sürdürmektedir.

Raporun sonuçları doğru değerlendirilmeli

Ticaret Bakanlığı’nın “Yaş meyve ve Sebze Sektör Raporu” sektörün hem dünyadaki hem de Türkiye’deki durumunu özetliyor. Daha doğrusu sektörün fotoğrafını çekiyor. Rapordaki tablolara bakıldığında aslında görülmesi gereken önemli sonuçlar var.

Ürün bazlı yaş meyve ve sebze ihracatına bakıldığında görünen tablo şu; Türkiye ihracatta daha az ürünle daha yüksek döviz girdisi elde ediyor. 2022 yılında toplam yaş meyve ve sebze ihracatı 4 milyon 723 bin ton olurken elde edilen döviz 2 milyar 762 milyon 153 bin dolar. 2023 yılında ihracat miktarı 4 milyon 442 bin tona düşerken ihracat geliri 3 milyar 322 milyon dolara yükseliyor. 2024 yılında ihracat miktarındaki düşüş devam ediyor ve 3 milyon 922 bin tona geriliyor. İhracat geliri yine 3 milyar doların üzerinde 3 milyar 174 milyon dolar olarak gerçekleşiyor. 2025 yılında zirai don nedeniyle üretimdeki düşüş ihracata da yansıyor. İhracat miktarı 3 milyon 32 bin ton olarak gerçekleşirken yani ihracat miktarı 900 bin ton civarında düşerken ihracat geliri 2024’e göre artarak 3 milyar 222 milyon dolara ulaştı.

Türkiye daha az ürün ihraç ederek daha fazla gelir elde ediyor. Bunun piyasaya önemli yansımaları var. Yaş meyve ve sebze üretimi arttığı için ihracat miktarının azalması çiftçinin ürününe olan talebin düşmesine neden oluyor. Bu da çiftçideki fiyatların düşük seyretmesine ve artan maliyetler nedeniyle çiftçinin zarar etmesine neden oluyor. Bu uzun vadede üretimi olumsuz etkileyebilir. Çiftçi para kazanamazsa üretimden çekilir.

Bir başka yansıması ise, doğru değerlendirilirse Türkiye, daha yüksek katma değerli ürünlere yönelerek ihracat pazarlarında kalıcı bir yer edinebilir. Fakat özellikle maliyetlerdeki artış ve dövizin baskı altında tutulması bu seçeneği devre dışı bırakabilir. Konuştuğumuz bir çok ihracatçı pazarların kaybedilme riskinin her geçen gün arttığına dikkat çekiyor.

REKLAM

Yorum Yazın

Yorumunuz denetimden sonra yayımlanır. E-posta adresiniz gösterilmez.

REKLAM
Tarım Dünyası Bülteni

Gündemi kaçırmayın, düzenli özet e-posta olarak gelsin.

Neleri almak istersiniz?

Hepsini almak için hiçbirini işaretlemeyin.

İçeriğe Atla